*“Ben Müslimim. İsmimin önünde hiçbir sıfat yok. Ne şu’cu, ne bu’cu, ne şura’lı, ne bura’lıyım. Sadece Müslimim. Yolum; ihdinassırat-elmustakim, ıslah,inşa
SON UYARIMDIR!
ŞİMDİYE KADAR İSİM VERMEDEN ÇOK UYARDIM! ARTIK YETER!
1️⃣Cumhurbaşkanımızın paylaşımlarını RT yapmayan, alıntılamayan. paylaşmayan tüm @Akparti Milletvekillerine ve Genel Merkeze söylüyorum!
SİZİ İSİM İSİM REZİL EDERİM!
2️⃣ Teşkilatlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı @abuyukgumus ! NEDEN TEŞKİLATLARIN SOSYAL MEDYADA REİSE DESTEKLERİNİ SAĞLAMIYORSUN? İSRAİL LİDERİ’NİN “SAVAŞ SAHASI” DEDİĞİ MECRADA TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI’NIN RT SAYILARI UTANÇ VERİCİ! BUNDAN DAHA KRİTİK GÖREV NE OLABİLİR?
3️⃣ Tanıtım Medya Başkanı @acarfaruka Sen Reisi RT etmezsen kime ne diyeceğiz biz!
4️⃣ İletişim Başkanı @burhanduran NEDEN BU REZİLLİĞİ REİSE RAPORLAMIYORSUN? BİLSE İÇİNDEN GE��ER HERKESİN! BÖYLE BİR SALMIŞLIK REİSE İLETİLMEZ Mİ?!
📌AÇIK AÇIK SÖYLÜYORUM!
HİÇKİMSE CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’I, SÖZLERİ PAYLAŞILMAYAN, DEĞERSİZ BİR LİDER KONUMUNDA GÖSTERME HAKKINA VE HADDİNE SAHİP DEĞİL!
FARKLI KIYASLARA VE DAHA AĞIR KONULARA GİRMEDEN SON KEZ UYARIYORUM!
O TELEFONLARINIZ REİSİ PAYLAŞMAYA YARAMIYORSA HİÇBİR İŞE YARAMIYORDUR! PROTESTO EDİLMENİZİ SAĞLAMAK ÜZERE PAYLAŞIRIM VE TÜM TÜRKİYE’DEN MİLYONLARCA KİŞİ TARAFINDAN KİLİTLENİRSİNİZ, BU ORGANİZASYONU BİZZAT YAPARIM!
ARANIZDAKİ TARTIŞMALAR, SAFLAŞMALAR BENİ HİÇ İLGİLENDİRMEZ!
BENİ REİSTEN BAŞKA HİÇBİR ŞEY VE HİÇKİMSE İLGİLENDİRMEZ!
SONRA UYARMADI DEMEYİN!
BU SON UYARIM!
SOSYAL MEDYA YAPILANMANIZ İÇİN 3 GÜN VERİYORUM!
1 EYLÜL’DEN İTİBAREN BAŞKAN ERDOĞAN’IN HER PAYLAŞIMI 10 BİNLERCE, BAZILARI 100 BİNLERCE PAYLAŞILACAK!
X’İN SANSÜRÜ VARSA DA UYARILMIŞ VE YÖNLENDİRİLMİŞ TEŞKİLATLA, ORGANİZASYONLA DELİNECEK!
KOLAY GELSİN!
Oyuncu Abidin Yerebakan:
"İsrail terör devletini kınamaktan vazgeçin. Tavır koyun, safınız belli olsun. İsrail ürünü kullanmayın, boykot edin. İsrail'i sevenleri sevmeyin."
ERDOĞAN'A İFTİRA ATAN
SAADET'LİLER CEVAP❗
İFTİRA-1: Tayyip Zinayı Suç Olmaktan Çıkardı...Yalan...Çünkü;
•Evli erkeğin zina yapması
1996 yılında,
•Evli kadının zina yapması
ise 1998 yılında suç
olmaktan çıkarıldı.
**
1926 yılında kabul edilen Türk Ceza Kanunu'nun 441. maddesi;
1996 yılında Anavatan Partisi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Işılay Saygın'ın döneminde Anayasa Mahkemesi'ne götürüldü...
**
Mahkemenin kararıyla evli erkeğin zina yapması suç olmaktan çıkarıldı...
Kararı onaylayan ve resmî gazetede yayımlayan ise Süleyman Demirel'di...
**
Bundan 2 yıl sonra da;
1998 yılında 440.madde yine Anayasa Mahkemesi tarafından evli kadının zina yapması suç olmaktan çıkarıldı...
Onaylayan yine Demirel'di...
**
2004 yılında ise;
Erdoğan ve Ak Parti meclise sunduğu önerge ile, bunların tekrar suç sayılmasını istedi.
O dönemde CHP'nin başında bulunan Deniz Baykal kıyametleri kopararak, bunun kabul edilmesi halinde meclisi hükûmetin başına yıkacaklarını söyleyip, tasarıyı reddetti...
**
Ak parti de tasarıyı geri çekmek zorunda kaldı..
Bugün bu iftirayı atan Saadet'li yöneticiler, CHP'lilerle aynı safta.!
**********************
İFTİRA-2: Tayyip Erdoğan Domuz Etini Serbest Bıraktı...Yalan...Çünkü;
Türkiye'de domuz hayvanının kesimi Osmanlı döneminden beri var...
Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethinden sonra, gayrimüslim azınlıklara tanıdığı bu hak,
Yıllardır devam ediyordu.
Yani Türkiye'de domuz kesimi,Osmanlı'dan beri serbesttir.
**
Erdoğan'ın yaptığı şey;
Bunu kayıt altına alması ve normal kesim yapan kesimhanelerden vergi aldığı gibi,domuz kesen kesimhaneleri de vergiye tabi tutmasıdır...
**
Bu şekilde hem kayıt dışı kesim yapılmasını engellemiş hem de vergilendirmedeki adaletsizliği gidermiştir.
**
Normal hayvan kesen vatandaş vergisini verirken, domuz kesenlerden vergi almayan devlet, Erdoğan sayesinde gayrimüslim kesimcilerden de vergi almaktadır...
**
Bu iftirayı atan Saadet'li mufterîler bugün;
Kocası 7 dakikada çeyrek domuzu yiyenlerle aynı saftadır...
**
Kurban olduğum Rabbim'in adalet terazisi öyle hassastır ki;
Bu müfterîleri,iftira attıkları adamla değil, iftiralarına alkış tutan fâsık ve mürtedlerle aynı safta buluşturmuştur...
Adalet Bakanı Akın Gürlek:
“Muhsin Yazıcıoğlu olayında FETÖ'nün bir organizasyon yaptığını gördük. Pilot, pilotun eşi, pilotun da dâhil olduğu Elazığ'da toplantı yapılıyor.
Bu toplantıya Adil Öksüz de katılıyor. Adil Öksüz, cinayetten bir gün önce yurt dışına gidiyor. Artık cinayet diyebiliyoruz. Çok kuvvetli şüpheler var.
Operasyon ve soruşturma derinleşecektir. Muhsin Yazıcıoğlu'nu çok severdim. Türkiye'nin yetiştirdiği önemli bir değerdir, güçlü bir liderdir.
Sonuna kadar gideceğiz, ucu nereye dokunursa dokunsun. FETÖ'nün yaptığı bir eylemdir. Öyle görünüyor.”
Rad 3
Yeri döşeyen, onda ağırlıklar* ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz ki bunlarda düşünen bir toplum için dersler vardır.
@dinireddiyeler bu iki sûre zaten hiçbir zaman geleneksel muqatta'a listesinde yer almamıştır.** Demir'in teorisi sadece harfleri değil, sûreleri de kümeye zorla katmak zorunda kalıyor — bu, teorinin ikinci kez metne dayatıldığının göstergesi.
@dinireddiyeler hâ, yâ, ayn, sîn, tâ, nûn) sabit bir küme oluşturur. Mü'minûn (23) ve Mücâdele (58) bu 29'luk kümenin **dışındadır** — çünkü bu iki sûre, tek başına yazılan kesik harflerle değil,
@dinireddiyeler doğrudan tam bir cümleyle başlar: "قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ" (Mü'minûn 23:1) ve "قَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّتِي..." (Mücâdele 58:1).
Yani metindeki "sistem dışı kalan harfler zorla sisteme dahil ediliyor" tespiti doğru, ama bunu güçlendirecek asıl delil şu:
KUYRUKLU BİR YALAN DAHA…
Ramazan Demir’in hurûf-ı mukattaa üzerine yaptığı videoları izleyenler, meselenin aslında hurûf-ı mukattaa araştırmasından çok daha farklı bir noktaya taşındığını görecektir.
Demir, hurûf-ı mukattaayı Kur’an’ın yazısındaki işaretleri tanıtan bir sistem olarak ele alıyor ve bu sistem üzerinden Kur’an’ın noktasız ve harekesiz olduğundan hareketle kendince bir kıraat çıkarıyor. Bu birbirinden uyduruk kıraat örneklerine dair pek çoğunu daha önceki postlarımızda paylaşm��ştık. Elbette daha fazlası da vardır ve yeri geldikçe sizinle bölüşeceğiz.
Demir ilgili videoda Kâf sûresinin başındaki “ق” harfini örnek vererek bunun kaf olarak da okunamayacağı, Fâ olarak da okunamayacağı çünkü noktasız olduğu için belirsiz olduğunu iddia ediyor..
Videoda özetle söylenen şu: Kâf sûresinin başındaki işaretin noktasız yazılmış olması sebebiyle bunun “kâf” mı yoksa “fe” mi olduğu belli değildir.
Burada gerçekten kadim mushaf yazısının nasıl bir yazı olduğunu bilmek gerekiyor.
Noktasız yazılmış olması, bütün harflerin birbirinden tamamen ayırt edilemez olduğu anlamına gelmez. Arap yazısında harflerin şekilleri vardır. Üstelik bir harfin başta, ortada, sonda ve müstakil olarak yazılışları da aynı değildir.
Kâf sûresinin başındaki “ق” ayrık bir harftir. Kadim mushaflarda kâfın bu konumdaki şekli, özellikle aşağı doğru uzanan kuyruğuyla ayırt edici bir karakter taşır. Aynı şekli Yusuf 77'de bulunan kâflarda da görmek mümkündür. Buna karşılık fâ harfinin ayrık ve kelime sonundaki biçimi aynı değildir. Yani mesele yalnızca “üstünde nokta var mı yok mu?” meselesi değildir.
Örneğin Tâhâ 127'deki fâ’lara bakıldığında fâ harfinin kuyruğunun satıra paralel uzanan biçimi açıkça görülürken, Kâf sûresinin başındaki işarette kuyruğun aşağıya doğru uzandığını görüyoruz. Yusuf 77'deki iki kâf da aynı karakteristik biçimi taşımaktadır.
Dolayısıyla “nokta yok, o hâlde kâf mı fâ mı belli değil” demek, yazının kendisindeki ayırt edici şekilleri yok saymaktır.
Burada Demir’in iddiası açısından daha temel bir problem ortaya çıkıyor.
Eğer hurûf-ı mukattaa Kur’an’ın başında kitabın kullandığı bütün yazı işaretlerini tanıtmak için gelmişse, neden sadece bazı harfler tanıtılıyor?
Fa nerede, Vav nerede?
Dâl ve zâl nerede?
Diğer harflerin başta, ortada, sonda ve müstakil şekilleri nerede?
Bir kitabın yazısının bütün işaretlerini tanıtmak amacıyla kitabın başına birkaç müstakil harf koyduğunuzu söylemek, üstelik bu harflerin başta-ortada-sonda kullanılan biçimlerini göstermemek, açıklama değil eksik bir sistem ortaya çıkarır.
Halbuki böyle bir sisteme gerek yoktur daha basiti var:
Bir kitabın içinde kullanılan harfler zaten kitabın içerisinde defalarca yazılmışsa, kitabın başına birkaç harfi tek başına koyup “bunlar kitabın işaretleridir” demeye ihtiyaç yoktur.
Asıl mesele ise teorinin burada durmamasıdır.
Çünkü kurulan sistemin çalışabilmesi için Vavları da bu sisteme dahil etmek gerekiyor. Mü’minûn sûresinin başındaki Mücâdele sûresinin başındaki “قَدْ” için de bunların bildiğimiz “kad” edatı değil, hurûf-ı mukattaa olduğu söyleniyor.
Neden?
Çünkü teori bunu gerektiriyor.
Fakat burada artık hurûf-ı mukattaa ile kelime arasındaki en temel ayrım ortadan kaldırılmış oluyor.
Hurûf-ı mukattaa denilen şey, kendisinden sonra gelen ifadeyle kelime veya gramer bakımından anlamlı bir bütün oluşturamayan, harf isimleriyle okunan müstakil harflerdir.
Mesela bir sûrenin başındaki “الم” ile hemen ardından gelen “ذلك” arasında bir kelime bütünlüğü kurup “elif-lâm-mîm”i kelimenin bir parçası gibi okumuyoruz. Bunlar müstakil harflerdir.
Ama “قَدْ” dediğinizde arkasından gelen mazi fiille doğrudan gramatik bir ilişki kuruyor.
Aynı durum vav için de geçerli.
Acaba önce bir sistem kurulup sonra Kur’an bu sisteme mi zorla yerleştiriliyor??
Çünkü sistemin dışında kalan harfler için açıklama gerekiyor, açıklama yetmeyince yeni harfler sisteme dahil ediliyor, gramer bakımından kelime olan yapılar da hurûf-ı mukattaa kabul ediliyor.
Bu, metni açıklamak değil; teoriyi metne kabul ettirmek olur.
İşte kaf suresi başındaki meselenin özünde de bu var.
Üstelik Demir bir taraftan hurûf-ı mukattaaların okunmadığını söylüyor. Oysa burada “okunmamak” ile “kelime olarak okunmamak” birbirine karıştırılmamalıdır. Elif-lâm-mîm okunur; kaf okunur ve bu konuda herhangi bir ihtilaf yoktur. Fakat “eliflâmîm” şeklinde bir kelime olarak değil, harf isimleriyle okunur.
Anlamının ne olduğu konusunda farklı görüşler bulunması, onların okunmadığı anlamına gelmez.
Dolayısıyla meseleye itirazımız hurûf-ı mukattaa üzerinde araştırma yapılmasına değildir.
Bilakis bu konuda araştırmaların devam etmesi gerekir. Harflerin sure yapılarıyla ilişkisi, sayısal analizler, kompozisyonel özellikleri ve daha başka yöntemler elbette araştırılabilir.
Ama bir teoriyi ispatlamak için önce kâfı fâ ile belirsiz hale getirmeye çalışmak, sonra vavı sisteme dahil etmeye, sonra da “kad” edatını (dal-zel de sisteme dahil olsun diye) hurûf-ı mukattaa ilan etmeye başlarsanız burada artık araştırmanın yönü değişmiştir.
Hurûf-ı mukattaa üzerinden Kur’an’ın yapısını araştırmak başka şeydir; Kur’an’daki işaretleri kurduğunuz sisteme uydurmak başka.
Sonuç olarak; Kur'an asırlar boyunca kitlelerin aktardığı kesintisiz bir tevatür zincirine dayanır.
Bu tevatür olgusunu bir kenara bırakıp yalnızca metnin kadim yazılış biçimine odaklandığımızda dahi, noktasızlık üzerinden manipülasyon üretenlerin ne büyük bir gaflet ve dalalet içinde oldukları açıkça görülmektedir.
Kur'an dilinin ve yazısının sahip olduğu mucizevi doku sebebiyledir ki bu tahrifçiler, bugüne kadar doğrunun yanından bile geçen tek bir makul uyduruk kıraat ortaya koyamamışlardır ve koyamacaklardır da. Çünkü mücadele ettikleri Allah'ın kitabıdır, Allah'ın kelamıdır, beğenmeyip yerine yenisini koymak istedikleri kelimeler Allah'ın kelimeleridir.
20 MİLYON TL ÖDÜLLE ARANIYOR!
RT EDELİM VE PAYLAŞALIM…
İSTANBUL’U KANA BULAYAN DARBECİ: MEHMET NAİL YİĞİT
İçişleri Bakanlığı Terör Arananlar Listesi güncel yönetmeliğine göre, Kırmızı Kategori’deyer alan eski Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit’in yakalanmasını sağlayan veya yerini ihbar eden kişilere tam 20.000.000 TL (Yirmi Milyon Lira) ödül verilecektir.
(Paylaşıma eklediğim görsellerde kendisinin askeri üniformalı resmi, sivil vesikalık görüntüsü ve tarafımca yaşlandırılmış hali yer almaktadır.)
15 Temmuz'un üzerinden tam 10 yıl geçti ancak bu hain halen firari. İşte kanlı geçmişi ve mahkeme dosyasındaki şok edici ifadeler... 👇
🛑MAHKEME DOSYASINDAKİ KAN DONDURAN İFADELER
Darbe davasında yargılanan kendi silah arkadaşlarının ve alt rütbeli personelin Mehmet Nail Yiğit hakkında verdiği ifadeler:
• Eski Yarbay Durdu Selim Ayaz:
"Mehmet Nail Yiğit kışlada tüm tabur komutanlarını topladı. Bize hitaben 'Arkadaşlar genelkurmay yönetime el koydu. Sıkıyönetim ilan edildi, itaat etmeyenler Divan-ı Harp'te yargılanır. Atatürk Havalimanı ve stratejik noktaları derhal kontrol altına alacaksınız' diyerek bizzat koordinasyon haritalarını önümüze koydu."
• Eski Binbaşı Fatih Sönmez :
"Tugay Komutanı Mehmet Nail Yiğit, kışlada kurulan kriz masasında siyasi isimlerin listesini bizzat elinde tutuyordu. İstanbul'daki bakanların ve belediye başkanının ev adreslerini çıkarttırarak, bu isimlerin zırhlı araçlarla gözaltına alınıp kışlaya getirilmesi emrini kesin bir dille verdi."
🛑 KANLI EMİRLER VE İSTANBUL'UN İŞGALİ
Mehmet Nail Yiğit'in kan donduran stratejisi sadece bunlarla sınırlı değildi:
📌 Atatürk Havalimanı, Vatan Caddesi (Emniyet Müdürlüğü) ve Bayrampaşa Çevik Kuvvet binalarını işgal eden tankların çıkış emrini bizzat verdi.
📌 Paletlerin altında sivil halkın ezilmesine ve 4 vatandaşımızın şehit düşmesine, onlarca kişinin yaralanmasına neden oldu.
📌 Kışla içinde darbecilere direnen ve vatanı savunan kahraman Kurmay Albay Sait Ertürk’ün şehit edildiği çatışmanın da bir numaralı sorumlusu ve azmettiricisidir.
🛑 SİVİL GİZLİ TOPLANTI VE FİRAR HİKAYESİ
📌 Adli kayıtlara göre Yiğit, hain girişimden bir gün önce (14 Temmuz) askeri üniformasını çıkarıp sivil kıyafetle Yeşilköy Hava Harp Okulu’na geçti.
📌Orada diğer 20 darbeci generalle birlikte İstanbul haritası üzerinde tankların hangi caddeleri kapatacağını bizzat kararlaştırdı.
📌Darbe planının aksamaması için, darbe karşıtı olduğunu bildiği alt rütbeli vatansever subayları darbeden hemen önce zoraki izinlerle İstanbul dışına sürerek tasfiye etti.
📌15 Temmuz gecesi halkın ve emniyetin direnişiyle darbe çökünce, hain planları başarısızlığa uğrayan Yiğit, kışlasını terk ederek sivil kıyafetlerle kayıplara karıştı ve izini kaybettirdi.
Halkın kanına giren, kendi vatansever albayını şehit ettiren ve devlet yöneticilerini kaçırmaya yeltenen bu firari 20 Milyon TL ödülle her yerde aranıyor !
#15Temmuz #FETÖ #TerörleMücadele #MehmetNailYiğit
Zümer 3
Dikkat edin! Arı duru din yalnızca Allah'a aittir. O'nun peşi sıra dostlar edinenler "Onlara, bizi yalnızca Allah'a biraz daha yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" (derler).* Şüphesiz ki Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir.
15. Hicr suresi
Rahmân, Rahîm[1] olan Allah'ın adıyla.[2]
1.
Elif. Lâm. Râ.* İşte şu(nlar), Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir.*
2.
Bir zaman gelecek, kâfir olanlar "Keşke biz de müslüman olsaydık." diye arzu edecekler.
REZİLLİĞİN İTİRAFINI PAYLAŞIN!
Ekrem İmamoğlu’na gazetecileri finanse etmesi soruldu.
Gizli Tanık Meşe:
“Murat Ongun’ un sürekli finanse ettiği gazeteciler vardır. Bu gazetecilere para teslimini de Emrah BAĞDATLI yapar.
Bahar FEYZAN, İsmail SAYMAZ, Yavuz OĞAN, Nevşin MENGÜ, Ruşen ÇAKIR, Batuhan ÇOLAK, Barış PEHLİVAN, Oda TV, Soner YALÇIN, Aslı AYDINTAŞBAŞ, Nagehan ALÇI, Şaban SEVİNÇ isimli kişi ve kurumları, ayrıca HALK TV’yi ve Cafer Mahiroğlu’nu finanse eder.”
Ekrem İmamoğlu: “Bu soruyu muhatap almıyorum.”
@baharfeyzan@ismailsaymaz@yavuzoghan@nevsinmengu@Nagehanalci@sabansevinc2@odatv@hsoneryalcin@asliaydintasbas@cakir_rusen@batuhancolak33@cafermahiroglu@halktvcomtr
https://t.co/v92PHHx75g
Hûd Suresi 96. Ayet
Arapça Metni: وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
Okunuşu: Ve lekad erselnâ mûsâ bi âyâtinâ ve sultânin mubîn(mubînin).
Meali: Andolsun ki biz Mûsâ'yı âyetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.