Merkezde bir siyasetçi olsam da gerçek solculara saygım büyük. Emek, sömürü, sendika, adil gelir dağılımı ve anti-emperyalist dış politika gibi konularda onlarla aynı çizgideyim.
Benim saygı duymadığım; emperyalizmin ürünü olan, Anadolu köylüsünden ve işçiden kopuk yaşayan Cihangir-Nişantaşı-Bağdat Caddesi’nin "sözde" liberal-solcuları. Bu marjinal grupları solcu olarak da görmüyorum.
Fikirlerime karşı tek bir mantıklı argüman üretemeyip işin kolayına kaçan, sinkaflı küfürlerle saldıran bu kesim, ancak ağzı bozuk birer alkolik zihniyetin yansımasıdır. @Merkez_Parti
Türkiye’nin gerçek birinci partisi, %40’lık oranla merkezdeki kararsız seçmendir. Vatandaşlarımız anketlerde kendilerini temsil edecek doğru alternatifi göremedikleri için "kararsız" olduğunu belirtmektedir.
Televizyonlarda yayımlanan anketlerin güvenilirliği sorgulanmalıdır; çünkü kararsız seçmenlerin oyları yapay şekilde diğer partilere dağıtılarak kamuoyu yanıltılmaktadır. Bu manipülasyonlara itibar etmeyiniz.
Gerçek merkez siyaseti için takipte kalın: @Merkez_Parti
Vize işleme tekeli VFS ve Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinin arşivlenmiş linklerini paylaştığım tweet’e de biraz önce mahkeme kararıyla erişim engellendi. Gerekçe aynı: “Milli güvenlik ve kamu düzeni”
Sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinde ele aldığımız vize işleme tekeli VFS ve onun Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini, milyarlık rant ilişkilerini ve serinin engellenme sürecini Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni @kemalgoktas ile konuştuğumuz yayından izleyebilir, dinleyebilirsiniz.
https://t.co/F9MdbTzyBu
CHP ve DEM, NATO’nun savaş ve ekonomi politikalarının yürütüldüğü NATO Parlamenter Asamblesi’nde yer alıyor. CHP ve DEM vekilleri NATO parlamentosunda Mevlüt Çavuşoğlu liderliğindeki Türk grubunda birlikte çalışma yürütüyor.
Sonra da utanmadan halka solculuk yalanı anlatıyorlar
Silineni buldum :))
arkadaşlar bu rapor öyle bir bomba ki, türkiye'de sansürle kapatılmaya çalışılması aslında her şeyin özeti. lighthouse reports öncülüğünde 14 medya kuruluşunun ortaklaşa yaptığı dev bir soruşturma. mevzu şu: vfs global diye bir şirket var. devletlerin vize işlemlerini dışarıya ihale ettiği, küresel çapta tekel gibi çalışan bir firma.
ama sorun şurada: bu şirket artık sadece evrak toplamıyor. insanların çaresizliğini, zorunlu ihtiyacını bir rant kapısına çevirmiş durumda. nasıl mı?
1. "isteğe bağlı" hizmetler diye bir tuzağın içindeyiz.
vfs'nin "value-added services" dediği şeylerin neredeyse tamamı zorunlu hale getirilmiş. çanta bırakma ücreti mi dersin 2.5 euro, sms bilgilendirme mi 3.5 euro. en korkuncu: belge tarama hizmeti için 150 euro istiyorlar. ulan 150 euro'ya uçak bileti alınır. eski çalışanların itiraflarına göre, bu hizmetleri zorla satmak için prim sistemi var, hatta habersiz faturaya ekleyenler bile olmuş.
bir de "premium lounge" diye bir saçmalık var. yaşlı, engelli, çocuklu insanlar standart randevu bulamadığı için mecbur premium alıyor. pune'da 71 yaşında bir kadın yağmurda geldiği merkezde "ya 35 euro öde ya da yeni randevu al" tehdidiyle karşılaşmış. bu nasıl bir vicdansızlık?
2. randevu diye bir şey kalmamış, karaborsa dönüyor.
hindistan ve türkiye'de vize randevuları botlar tarafından kapılıyor. üçüncü parti acenteler randevuları 300 euro'ya kadar satıyor. yetmiyor, lüksemburg büyükelçiliği'nin denetimlerinde acentelerin sahte iş sözleşmesi ve sahte randevu belgesi sattığı ortaya çıkmış. yani sen adama güvenip evrak veriyorsun, o belgelerin yarısı uydurma.
3. veri güvenliği dediğin şey komple çökmüş.
avrupa denetim raporlarına göre hindistan'daki vfs merkezlerinde biyometrik veriler şifrelenmemiş cd'lerde taşınıyormuş. schengen kuralları "7 gün içinde sil" diyor, vfs aylarca saklıyor. gdpr falan filan dinleyen yok. senin parmağın, yüzün, imzan ortalıkta dolaşıyor resmen.
4. türkiye ayağı: sansür, akp'li iş insanları ve yüksek red oranları.
işin en vurucu kısmı burası. raporda türkiye'deki ortak gateway visa services'in sahibi halis ali çakmak'ın akp'ye yakın isimlerle ve mevlüt çavuşoğlu ile bağlantıları detaylıca anlatılıyor. hülya çavuşoğlu, çakmak'ın devraldığı bir üniversitenin mütevelli heyetindeymiş. yani vize tekelini tutan adamın doğrudan siyasi koruması var.
rakamlar ise yıkıcı:
türkiye'den yapılan başvurularda ret oranı 2015'te %3.9 iken 2025'te %14.6 olmuş.
son 10 yılda 1.5 milyon başvuru reddedilmiş.
reddedilen insanlar toplamda 511 milyon euro (yaklaşık 17.5 milyar tl) geri alınamaz ücret ödemiş.
şimdi bu ücretlerin nereye gittiğini düşün. vizeyi versen de vermesen de para vfs'de kalıyor. reddedilen her başvuru onlar için ekstra kar demek.
5. sansür: rapor yayınlandı, entry girildi, ertesi gün erişim engeli geldi.
rapor 28 mayıs'ta yayınlandı. 29 mayıs sabahı türkiye'den erişim engellendi. gerekçe: "ulusal güvenlik ve kamu düzeni". sadece rapor değil, gazeteci canan coşkun'un konuyla ilgili tweet'leri bile kapatıldı. btk, 5651 sayılı kanunun 8/a maddesini dayanak göstermiş.
sen şimdi "kamu düzeni"ni bozan şey ne lan burada? bir vize skandalını ortaya dökmek mi? yoksa o skandalın içinde siyasi iktidara yakın isimlerin olması mı?
sonuç? vfs global'in sahibi blackstone. arkasında abd'li dev bir özel sermaye şirketi var. 167 ülkede 4 binden fazla merkez. kurulduğu günden bu yana yarım milyardan fazla işlem yapmışlar. hindistan'da ek hizmetlerden elde ettikleri kar marjı %70.
bu bir vize şirketi değil arkadaşlar. bu bir imparatorluk. ve bu imparatorluk, devletlerin elinden tutup egemenlik hakkını kullanırken, arka planda siyasi bağlantılar kuruyor, insanların çaresizliğinden besleniyor, verilerini çalıyor ve eleştirenin ağzını sansürle kapatıyor.
türkiye'de bu raporun kapatılması, aslında içeriğinin ne kadar doğru olduğunun en büyük kanıtıdır.
(yazarken sinirden klavyeyi söktüm. umarım bu entry de silinmez.)
Türkiye’de vize almak her geçen gün zorlaşırken, perde arkasındaki "Vize İmparatorluğu" tartışması büyüyor. Küresel bir araştırmanın Türkiye ayağı, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun döneminde alınan kararları ve hızla büyüyen bir vize tekelini gündeme taşıdı. Üstelik bu iddiaları içeren yazı dizisi, "milli güvenlik" gerekçesiyle erişime engellendi.
Peki, bu sistem nasıl kuruldu ve iddiaların merkezinde ne var?
Her şey 2019 yılında başladı. 30 Nisan’da yayımlanan bir yönetmelikle, vize aracı kuruluşlarını belirleme yetkisi doğrudan Dışişleri Bakanlığı’na, yani o dönem bakan olan Mevlüt Çavuşoğlu’na verildi. Bu düzenlemenin ardından, VFS Global’in yerel ortağı olan Gateway Management şirketi hızla devleşti.
Şirketin sahibi Halis Ali Çakmak, daha 2017 yılında Irak’taki vize hizmetleri için Çavuşoğlu’na kamuoyu önünde teşekkür etmişti. Ancak iddialar sadece büyüme ile sınırlı değil. Araştırmaya göre, vize randevuları bot yazılımlarla bloke ediliyor, karaborsada 300 Euro’ya varan fiyatlarla satılıyor ve vatandaşlara zorunlu olmayan ek hizmetler dayatılıyordu.
İlişkiler ağı sadece vize süreçleriyle de bitmiyor; işin bir de üniversite ayağı var. Şirket sahibi Halis Ali Çakmak’ın işlettiği Alanya Üniversitesi’nin arkasındaki vakıfta, Mevlüt Çavuşoğlu "kurucu mütevelli heyeti" üyesi. Üniversitenin yönetiminde ise eşi Hülya Çavuşoğlu görev yapıyor. Dönemin Alanya Kaymakamı’nın da doğruladığı bu tablo, "çıkar çatışması" iddialarını iyice alevlendiriyor.
Aslında bu, vize şirketleriyle ilgili ilk kriz değil. 2022 yılında da Almanya’daki bazı Türkiye başkonsolosluklarının vize işlemlerini iktidara yakın bir şirkete yönlendirdiği iddiası Meclis gündemine taşınmış, Çavuşoğlu’na soru önergeleri verilmişti.
Bugün gelinen noktada vatandaşlar vize kuyruklarında ve randevu krizleriyle boğuşurken, Ticaret Bakanlığı 7 vize şirketini inceleme altına aldığını açıkladı. Gazeteci Canan Coşkun, bu büyük dosyanın tamamlanamadan erişime engellendiğini söylüyor.
Mevlüt Çavuşoğlu ve iddiaların odağındaki şirketlerden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Vize süreçlerindeki bu tekelleşme ve şeffaflık sorunu, Türkiye’nin gündeminde kalmaya devam ediyor.
1/ Bazı vatandaşlarımız, “Neden Özgür Özel ve arkadaşlarıyla birlikte hareket etmiyorsunuz?” diye soruyor.
2/Merkez Parti olarak, DEM hariç her partiyle ittifak yapabilecek demokratik olgunluğa sahibiz. Ancak ittifak, her şeyden önce bir vizyon ve sosyoloji ortaklığı gerektirir.
3/ Ben Merkez Parti Genel Başkanı olarak masaya büyük bir merkez vizyonu, sağ ve sol seçmeni açma tekniği ve 60 ilde teşkilat koyuyorum; bazı Özgür Özel taraftarı CHP’li kardeşlerim ise bize "Biz gerekirse İşçi Partisi'ne gideriz" diyerek kendi ufuklarının sınırlarını çiziyor.
4/Özgür Özel ve arkadaşlarının vizyonunun dar ve sol-liberal bir gettoya sıkışmış olduğunu gözlemliyorum.Edindiğim izlenim: Onlar, dindar ve muhafazakar seçmenden oy alabilecek, Türkiye'nin merkezini kucaklayacak bir iktidar formülü aramıyorlar.
5/Kendi ideolojik konfor alanlarından çıkmadan, yine marjinal sol bir tabela altında toplanmayı kurtuluş senaryosu olarak görüyorlar. Hatta İşçi Partisi altında dahi önümüzdeki seçimlere girmek bir seçenek olarak masalarında duruyor deseler hiç şaşırmayacağım. Yani bazı Özgür Özel taraftarları (kendisi olmasa bile) koskoca CHP'yi götürüp marjinal sol yapılara eklemlemeyi düşünüyorlar. Bu Türkiye sosyolojisini tamamen gözden çıkarmak demektir. CHP’nin bu dar sol-liberal akla teslim olmaması gerekir.
6/Biz Merkez Parti olarak, “önce insan” diyen, o herkesi kucaklayan geniş ittifak modeline talibiz, bu marjinalleşmeye karşı merkezde güçlü bir baraj inşa edelim, diyoruz. Bizim felsefemiz, ideolojimiz insandır, bilime dayalı siyasettir, helal kulvarda, helal kazançla siyasettir.
7/Böyle pazarlıklarda, ben, Türkiye'yi yönetme iddiasıyla masaya oturuyorum, kim daha liyakatli, kim Türkiye’yi daha iyi yönetebilir, diyorum. Muhatabım ise meseleyi milletvekili aritmetiği üzerinden değerlendiriyor. İş milletvekilliği pazarlığına indirgeniyor. İşte tam da bu vizyon farkından dolayı bir ittifak kurulamıyor. Tüm dostane duygularımla ve tüm iyi niyetimle, CHP’nin bu mevcut ideolojik sıkışmışlıktan kurtulmasını diliyorum.
Prof. Dr. Pelin GÜNDEŞ BAKIR
Merkez Parti Genel Başkanı
1/ Malatya’da meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki deprem nedeniyle tüm Malatyamıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bir deprem mühendisliği profesörü ve Merkez Parti Genel Başkanı olarak, bölgedeki durumu hem bilimsel hem de idari açıdan yakından takip ediyorum.
2/ Teknik olarak; deprem Doğu Anadolu Fayı’nın daha önce kırılmamış bir segmentinde oldu. Burası Kuzey ve Doğu Anadolu faylarının kesişim bölgesine yakın olsa da, yaşanan sarsıntının bu iki büyük fayda biriken devasa enerjiyi boşalttığı şeklinde asla yorumlayamayız.
3/ Gerçek şu: Malatya’nın zemini zayıf, yapı stoku ise ardı ardına gelen depremlerle çok zarar gördü. Şehrin altındaki aktif faylar risk üretmeye devam ediyor. Bu yorgun yapıların ileride olabilecek daha büyük sismik hareketlere dayanması bilimsel olarak mümkün değildir.
4/ Bugünkü deprem sonrası ise büyüklüğü 4,5’in üstünde artçı depremler bekliyoruz. Anadolu’da maalesef hep aynı sorunla karşılaşıyoruz. Anadolu şehirleri, kaya zemindeki yüksek tepelere yapılacağına, zemini zayıf ovalara inşa edilmiş.
5/ Merkez Parti olarak çağrımız nettir: Malatya için derhal bir "Deprem Master Planı" hazırlanmalı, tüm binalarda -hiçbirini atlamadan- sokaktan tarama yöntemleri ile hasar tespiti yapılmalıdır. Geçmiş depremlerde orta ve ağır hasar alan yorgun binalar süratle yıkılmalı, yerlerine yenileri inşa edilmelidir.
6/Bilimin ışığında, deprem dirençli kentler inşa etmek siyasi bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. Malatya’mızın ve vatandaşlarımızın her zaman yanındayız. Geçmiş olsun Malatya! #Malatya #Deprem
19 Mayıs; bağımsızlık meşalesinin yakıldığı, Milletimizin kaderine kendi elleriyle yön verdiği gündür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm kahramanlarımızı, rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Cumhuriyetimizi sonsuza kadar yaşatacak olan Türk gençliğinin, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.
Prof. Dr. Pelin GÜNDEŞ BAKIR
Merkez Parti Genel Başkanı
Irak’ta yeni hükümet kurulurken, ülkenin asli unsurlarından biri olan Irak Türkmenleri bakanlık temsilinden mahrum bırakılmıştır. Bu yaklaşım, Türkmenlerin tarihi varlığını, fedakârlıklarını ve siyasi iradesini görmezden gelmektir.
Türkmenlere ayrılacak herhangi bir makamın mezhepsel ya da dini kimlik şartına bağlanmasını kabul etmiyoruz. Irak Türkmenleri hiçbir siyasi ya da mezhebi yapının arka bahçesi değildir. Türkmen milli kimliği, dar siyasi hesaplara teslim edilemez.
Bizim ortak paydamız Türkmen kimliği ve milli iradedir. Türkmenlerin temsil hakkına, geleceğine ve siyasi kararına yalnızca Türkmenler karar verir.