Stajyer Öğrencilerin İkisi de Hayatını Kaybetti
Antalya'nın Alanya ilçesinde staj yaptıkları otelin personel lojmanında meydana gelen patlama sonrası çıkan yangında ağır yaralanan meslek lisesi öğrencisi Süleyman Tuna Ergüler, 39 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti. Daha önce aynı olayda yaralanan Eymen Enes Aygece de 37 günlük tedavisinin ardından hayatını kaybetmişti. Böylece yangında ağır yaralanan iki stajyer öğrenci de yaşamını yitirirken, olayla ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.
Kaynsk: Orduda Haber
Çok acı çekiyorum.
Milas’ta yandı denilen ormanl‼️
Denize sıfır orman yangını demişti Metin Ergun.. Yakan da belli, yakma nedeni de belli ama unutulup gidicek, farkında mısınız Türk milleti ağaç konusunda artık hassas değil.
Tam istedikleri gibi, ülke yansa seyredecek bir halk oluşturdular.
@MetinErgun48 #SONDAKİKA #ormanyangını #Milas
Restorana köpeği ile girdiği yetmezmiş gibi bir de çatalla yemek yediriyor. Market, kafe ve restoranlara hayvan girişi kesinlikle yasaklanmalı. Hayvan sahiplenmeye de ehliyet şartı getirilmeli. Halk sağlığı bunların keyfine bırakılamaz. @ibrahimyumakli
Geçen yıl Elazığ'da kaldırıma dökülen yemek artıklarından 4 köpek zehirlenerek telef olunca valilik adeta seferberlik ilan etti.
Geçen ay Van'da başıboş köpekler Hamza'yı parçalayarak öldürdü, Valilik açıklama yapmaya bile tenezzül etmedi. Ölüm haberi TRT'den sildirildi. Bu ülkede çocukların köpek kadar değeri yok muydu? @mustafaciftcitr@RTErdogan
ERİK DALI KATİLLERİ.
Yobaz katil!..
Ankara Keçiören Katip Çelebi Lisesi 10. sınıf öğrencilerinden 15. Yaşındaki gencecik bir kız, sınıfın boş olduğu bir anda, arkadaşlarıyla birlikte “Erik Dalı” isimli türküyü çalarak dans etti. Eğlencelerini videoya çeken genç kız, videoyu bir sosyal medyada paylaştı.
Kendini öğretmen değil de ahlak polisi zanneden, sistemin yetiştirdiği bir yobaz Din Bilgisi öğretmeni videoyu gördü ve o andan itibaren kızın hayatını zindan etmeye başladı.
Sistematik şekilde kızı tehdit ediyor, şantaj yapıyor, bir taraftan da, çenesi durmuyor konuyu önüne gelene anlatıyordu. Afişe olmuştu zavallı çocuk.
Bu sefer de ailesiyle tehdit etmeye ve videoyu silmezse ailesini okula çağıracağını söyledi. Sildi kız videoyu ama namus bekçisi yobaz aileyi okula çağırdı.
Dünyası yıkılmıştı kızın çünkü ailesinden de korkuyordu, nedense.
Ders yine Din Bilgisiydi. Hoca girdi sınıfa. Kız kararını çoktan vermişti. “Astımım var, nefes alamıyorum. Pencereyi açar mısınız,” dedi. Açtı arkadaşları ve kız hiç duraksamadan penceren atladı Üçüncü kattan.
Ambülans çağırıldı. Arkadaşları kızın ambülansa taşınmasını ve hastaneye kaldırılışını videoya çektiler.
Okul yönetimi hemen gereken önlemleri aldı. Kapıları kapattı. Bütün öğrencileri tehdit etti: “Bu olay hiç kimseye söylenmeyecek, kimse duymayacak.”
Ama duyuldu. Kızcağız başına aldığı darbeler yüzünden hastanede öldü.
Ankara valiliği hemen bir bildiri yayınladı. Dedi ki,” Söz konusu iddia, bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında paylaşıldığı gibi gerçeği yansıtmamaktadır.” Yansıtmıyorsa, sen yansıtsana gerçeği. İşin ne?
Her şey ortaya çıkınca “intihar” dediler. Hayır intihar değil, o kendini öldürdü, katili de sizsiniz. Hem de müteselsilen hepiniz katilsiniz.
• Katilsin Sistem: Ülkenin geleceği olan gençliği eğitmek için, beyni boş yobaz militanlar yetiştirip, okullara öğretmen diye gönderdiğin için katilsin.
• Katilsiniz Okul Yönetimi: Olayı başından sonuna kadar bildiğiniz halde sustunuz!.
Mesut Kaptan..
Nilüfer hocamız yine o pamuk gibi ses tonuyla başıboş köpeklerin sadece ısırarak değil yaydığı hastalıklarla da milli güvenlik sorunu haline geldiğini çok güzel anlatmış. Üşenmeden izleyin korkunç bir tehdit altındayız.
@_Cooncoon_@SelimBircan8 Besicilik yapanın hayvanları yendi ve besici köpeği vuramadı vurunca ceza aldı bu yeter ki mı hemde bu okay sadece tv ye çıkan Bir kaç tanesi oldu..
Dostoyevski, gözleri bağlı, elleri bağlı bir şekilde kurşuna dizildiğinde 28 yaşındaydı. Tüfeklerin doldurulduğunu duyabiliyordu.
Son anda atlı bir haberci geldi. Çar, cezasını hafifletmişti. Tüm infaz sahnelenmişti. Onu kırmak için tasarlanmış psikolojik bir işkenceydi.
İşe yaradı. Olay yerinde nöbet geçirdi.
Onu Sibirya'da bir çalışma kampına gönderdiler. 4 yıl. Donarak, aç kalarak, katillerin yanında tahta kalaslar üzerinde uyuyarak. Epilepsisi kötüleşti. Kağıdı yoktu. Kalemi yoktu. Hiçbir şeyi yoktu.
Kamptan çıktığında parasızdı. İlk karısı ölmüştü. Kardeşi ölmüştü. Kardeşinin borçlarını miras almıştı. Paraya o kadar muhtaçtı ki, son teslim tarihini kaçırırsa yazdığı her şeyin haklarını devredecek bir yayıneviyle sözleşme imzaladı.
Bunu başarmak için Kumarbaz'ı 26 günde yazdı. 20 yaşında Anna adında bir stenografa dikte ettirdi. Üç ay sonra onunla evlendi.
Sonra asıl iş başladı. Suç ve Ceza. Budala. Şeytanlar. Karamazov Kardeşler. Rus dilinin tarihindeki en büyük romanlar. Belki de herhangi bir dilin.
Gözleri bağlı bir şekilde idam mangasının önünde duran, askerler izlerken yerde kasılan, Sibirya'da 4 yıl boyunca katillerin yanında uyuyan, borç ve keder içinde gömülen adam.
O adam şöyle yazdı: "Her dakika sonsuz bir mutluluk olabilir."
Bunu söyleme hakkını kazandı.
Asla bitmez. Asla pes etme dostum.
When butter was demonised, Unilever sold margarine.
When tallow was demonised, Procter and Gamble sold Crisco.
When eggs were demonised, Kellogg's sold cereal.
When red meat was demonised, Cargill sold soy.
When raw milk was demonised, Nestle sold infant formula.
When leather was demonised, BASF sold PVC.
When wool was demonised, ExxonMobil sold polyester feedstock.
When animal fat was demonised, the seed-oil industry grew from a niche product to the most consumed food ingredient on earth.
Every demonisation of an animal product made a specific group of shareholders very rich.
Every one of those products had been eaten by humans for thousands of years without incident.
The science changed the moment a substitute existed to sell.
Follow the money. The advice will start to make a lot more sense.
Activist: "Your cows are putting carbon into the atmosphere."
Farmer: "Where did they get it?"
Activist: "What?"
Farmer: "The carbon. Where did the cow get it before it put it anywhere."
Activist: "From... eating?"
Farmer: "From eating grass. And where did the grass get it."
Activist: "The soil?"
Farmer: "The air. The grass pulled it out of the air last spring. The cow ate the grass. The cow breathed some of it back out. It went back into the air it came from."
Activist: "But it's still going into the atmosphere."
Farmer: "It's going back. There's a difference between a thing going somewhere and a thing going back. You've described a circle and you're frightened of it."
Activist: "Then just don't have the cow."
Farmer: "The grass still dies in autumn. It rots where it falls. The carbon goes back into the air either way, just without anyone getting fed in the middle."
Activist: "It's not that simple."
Farmer: "It's grass, cow, breath, grass. Or it's grass, rot, air, grass. Same circle, fewer dinners. If that's complicated for you I'd stay away from the water cycle. That one's got clouds in it."
@MixMasterTR@Ceylanmed Bir bardak su içsen o bardaktan mı içilir süpürge yapsan öyle mi yapılır eşimle çay içeyim uyudu kaldı ise beni mi dişliyorsunuz oysa siz ağrısı dinince uyusun demişsinizdir bunlar ve daha fazlası...
Yoğun bakımda on yıl geçiren doktora sordular: "Verdiğin en ağır ölüm haberi
hangisiydi?"Bir anne ölmüştü.
Kapının önünde zihinsel engelli bakıma muhtaç oğlu
sessizce bekliyordu.
Ağır adımlarla yanına yaklaştım.Bir an sustu... sonra yavaşça ona:"Annen... artık yok. Dedim.++
🚨 BU BİR İHBARDIR!🚨
Bu magandalardan artık bıktık!
İstanbul’da bir motosikletlinin arkasında seyahat eden bu şahıs, başka bir sürücüye hiç çekinmeden silah gösteriyor.
Plaka ortada, şahısların yakalanıp yarın öbür gün birilerine zarar vermeden gerekenin yapılması şart.
Bartın'da 13 yaşındaki bir kız çocuğunu haraç mezat satarlarken 36 kişi bu çocuktan yararlanmaya çalışıyor:36 kişi ya! Havsala kabul etmez bir insanlık batışı... Yetmiyor; Kastamonu'da bir öğrenci, bir okul önündeki apartmanın çatısından aşağı atlıyor ve sonrasında Kastamonu Üniversitesinde bir ÖĞRETİM ÜYESİ olduğu söylenen şahıs nitelikli cinsel saldırı ve hürriyetinden yoksun kılma suçundan tutuklanıyor... Nasıl olur bu! Havsala akıl izan erdirebilen var mı bu yaşananlara!
Ne diyelim şimdi; kül olayım kalem tutan ellere mi yoksa deep seek girsin sizi vareden günlere mi?
Bir video seyrettim. Birkaç aile bir eve toplanmışlar. Herkes aynı renk giyinmiş. Aşırı samimi görünüyorlar. Kadınlar sırayla kocalarının aldıkları hediye paketlerini açıyorlar. Abartılı ve zoraki kahkahalar ardı ardına patlıyor. Hediyeyi açan kadın “Aşkım ya!” diye haykırıp kocasının kollarına atılıyor.
Birbirlerine değişik şakalar yapıyorlar. Mesela adam, başka bir adamın karısının yüzüne portakal kabuğu sıkıyor. Kadın gülerek adamı kovalıyor. Laubalilik paçalardan akıyor. Herkesin eli ayağı ayrı oynuyor. Halının üzerine bırakılmış küçük çocuklar ağlaşıyor.
"İyi de sana ne kardeşim? Millet eğleniyor işte. Sen niye rahatsız oluyorsun?"
Niye rahatsız olduğumu anlatayım:
Bu tip sahneler normalleştikçe doz artıyor. Etkileşimi artırmak için “Birbirimizin eşine birden sarılıp tepkilerini ölçtük” başlığıyla videolar yayınlıyorlar. Bunu da gördük maalesef. Rezaletin son perdesi diyeceğim ama alkış sürdükçe oyuna devam ediyorlar.
Bu tablonun adı sosyalleşme olamaz. Herkesin birbirinin eşiyle, hediyesiyle, yatak odası sırrıyla içli dışlı olduğu bu laubalilik senfonisi, toplumsal bir patolojidir.
Bazı dükkanların önüne kocaman “KAPATIYORUZ” yazarlar. Niye? Son malları satıyoruz ve her şey çok ucuz imajı vermek için. Bu videolar da ona benziyor. Her şeyde tenzilat var. Kalitede, değerlerde, eğlence anlayışında… Ne var ne yok zararına veriyorlar! Pek kapanacakları da yok. Açıldıkça açılıyorlar.
“Ama biz çok samimiyiz. Ayrımız gayrımız yok! Eğleniyoruz ve bunu paylaşıyoruz.” Hayır! Öyle bir şey yok! Ailenin ayrısı gayrısı olur. Olmazsa zaten aile olmaz.
Aileyi bir panayıra, eşleri birer sergi nesnesine dönüştüren bu zihniyet, en büyük darbeyi o halının üzerinde ağlaşan çocuklara vurmaktadır.
🚨 HASSAS 🚨
Lütfen videoyu hemen açıp izlemeyin, kendinize önce bir çeki düzen verin.
Artık bu h*rto sorununu paylaşmaktan yorulduk. İstanbul’da iki grup arasında çıkan tartışma yine can aldı. 16 yaşındaki Abdülbaki Demirel, arkasından yaklaşan bir şahsın tam “17 b*çak darbesiyle” saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti.
Tek suçu da, “s*gara yok!” demesi…
Söyleyecek hiçbir şey yok şu habere, ne yazsak az kalır!
Klasik “Türkler bozkırda at sırtında doğmuş göçebe kavim” masalı da bitti diyor hocamız.
Türkler maden çıkarıp, tarım ve hayvancılık yapıyordu. Hatta tıbbi ameliyat yapıyordu.
DNA testlerine göre yüzde 100 Türk olan 3 bin 800 yaşındaki Türklerin büyükannesi Lolan Güzelinin mezarı ve çevresinde yapılan incelemelerde;
✅Mezarında ameliyat aletleri bulunmuş. Amerikalı doktorların tespitine göre dünyada ilk ameliyat veya operasyonlardan olarak kabul ediliyor.
✅Mumya tekniği ise antik Mısırdan daha ileri zira iç organları alınmamış. 3 bin 800 yıllık mumya çok iyi durumda.
✅Mumya mezar alanlarında bulunanlar arasında beyaz buğday taneleri, hint keneviri dahil olmak üzere tedavi amaçlı kullanılan bitkiler, tılsımlar ve ayinlerde kullanıldığı düşünülen kırmızı bağcıklarla bağlanmış çubuk demetleri, tekerlekli ahşap arabalar, sığır-koyun-keçi boynuzları,kuş kemiklerinden yapılmış kolyeler, hasır işleri, nefrit boncuklar, tahta taraklar, maskeler var.
✅Erkek mumyalara pantolon ve dize kadar boğazlı botlar giydirilmiş.
✅En önemlisi, mezarların yanlarında bulunan at kemikleri ve kavak ağacından yapılmış altı açık tabutların üzerini örten at derileri. Yani, Türklerin binlerce yıllık olmazsa olmazı, at kültürü burada da kendini gösteriyor. Bir mumyanın üzerinde ameliyat izi var, at kılıyla dikilmiş.
✅Bulgulara göre Tarım havzasındaki bu kadim topluluk buğday ekmiş, hayvancılık yapmış, tekerlekli araçlar kullanmış, maden işlemiş.
✅Erkek ve kadın mumyalarda, şaman olduklarını kanısını güçlendiren kimi aşırı sivri uçlu, kimi tepesi uzun keçe kaşmir şapkalar bulunmuştur.
🚀Türk yoktur, ya da barbar bozkır kavimidir diyenlere kapak olsun. Avrupalılar, Hırtlar , Araplar mağarada çölde yaşarken bizim atalarımız ameliyat yapıyordu...