@DSAkdag@WallStreetYolu Böyle düşünüyorsan borsa ya ilgin kumara düşkün olduğun anlamına mı geliyor, sataşmak değil amacım. İnsan hayatını kumar olarak gördüğü bir şeye adamaz
-Asgari ücret : 28.000
-Özel sektör ortalama: 50.000
-Memur maaşı: 70.000
-Deneyimli özel sektör:90.000₺ kazanıyor.
Öte yandan
-İnşaat amelesi: 100.000₺
-İnşaat ustaası: 200.000₺
-Döner ustası: 200.000₺
-Vinç Operatörü : 200.000₺
-Ayda 2 ev satan emlakçı: 250.000₺
-Berber: 250.000₺
-Kadın Kuaförü: 300.000₺
-Kalıpçı: 300.000₺
-Bireysel iş yapan Boyacı : 300.000₺
-Bireysel iş yapan Elektrikçi: 300.000₺
-Motosiklet tamircisi :400.000₺
-Kaportacı-Oto boya: 500.000₺
-Motor-Alt takım ustası: 500.000₺
-Ayda 4 ev satan emlakçı: 500.000₺
-Oto galerici: 500.000 ve üzeri kazanıyor.
Bence oturup bir düşünün. Yıllarca okumak mı ? yoksa bir işi erken yaşta öğrenmek mi daha avantajlı ?
Lütfen Unutmayın:
BOĞA piyasalarında herkes kendini DAHİ zanneder.
Gerçek yatırımcı sadece getiriye bakmaz. O getirinin oynaklığına da bakar.
Yüksek oynaklık ile gelen getiri, kumar getirisidir. Şans sonucudur.
Her gece yastığa başımı koymadan önce
sabah uyandığımda dünyada bir pandemi, ABD’de yeni bir 11 Eylül, Asya’da büyük bir kriz falan patlasa…
Elimde ne kadar nakit olsun isterdim? diye soruyorum kendime
Ve yıl boyunca o cash seviyesinin altına asla düşmüyorum.
Düzenli spor yapan biri olarak, geçirdiğim bir sakatlık yüzünden 3 haftadır hiç spor yapamadım. Bırakın spor yapmayı, arka arkaya sıralı 3 adım atamıyordum ilk zamanlar. Çok hareketsiz kaldım, yürümelerim azaldı. Bu durum düzenimi bozdu ve evde oturdukça daha çok karbonhidratlı yiyeceklere yöneldim. Aldığım enerjiyi yakamayınca uyku düzenim bozuldu. Doğal sonuç kilo aldım ve moralim bozuldu.
Tabii biliyorum, bu geçici bir şey ve ne şanslıyım ki, rahatsızlandığımda, şükredecek bir sağlığım olduğunu fark ettim. Bu noktada moralimi ve disiplinimi yeniden toparlamam gerekiyordu, yavaş yavaş yürüme mesafemi artırmaya başladım, geçen gün de ilk defa tekrar antrenman yaptım, yaptım diyorum ama tamamlayamadım, çünkü ağrılarım yeniden başladı ve yarıda bırakıp esneme hareketleri yaptım. Bugün ilk antrenmanımı yüksek performansla olmasa da çıkardım. Bazı tekrarlar eksik kaldı, bazı hareketler yarım oldu. Ama biliyorum bir sonraki daha iyi olacak. Mesele ne olursa olsun devam etmek. Bir planım var ve istikrarla onu uyguluyorum.
Bunun üzerine düşünürken, son aylarda piyasa düşerken motivasyonu kaybolduğu için piyasadan çıkan çok kişinin paylaşımlarına rastlamıştım. Başlarına bir şey geldi ve suçu hep ötekilerine attılar. Kendileri bir felaketle karşılaşmış ve yapacak hiçbir şeyleri yok gibi davrandılar. Çünkü motivasyonla hareket ediyorlardı ve bir stratejileri yoktu. Ne olursa ne yaparım stratejileri hazır değildi ve yatırım işinin istikrarla sürdürülmesi gerektiğinden bi haberlerdi.
Her zaman haklı çıkmaya, hep mükemmel olmaya çalışmak yerine, A, B, C oyun planlarınız hazır olmalı. Bundan sonra bu olursa şunu yaparım diyebiliyor musunuz?
Bana hayattaki başarılarımı hazırlıklı olmak ve istikrarla devam etmek getirdi. Bir de uyum sağlamak... "Ben böyle düşünüyorum, böyle olacak" demek yerine; "Bunlar olursa böyle yaparım" diyebilmek tam olarak bu. Zaten doğanın kanunu da bu:
Survival of the strongest ❌
Survival of the most intelligent ❌
Survival of the fastest, slowest, tallest, smallest ❌
Survival of the fittest 🍀
Bu paylaşım da öyle içimden geldi. ✨
Bir Şirketin Gelir Tablosu Nasıl Okunur?
Gelir tablosu bir şirketin finansal sağlığını anlamanın en temel yollarından biri. Gelin hepinizin aşina olduğu bir şirket üzerinden bakalım. Apple.
Öncelikle bu tabloyu nereden bulabiliriz?
Şirketlerin gelir tablolarını görmek için Yahoo Finance, stockanalysis, Finviz gibi istemediğiniz kadar bedava site var. Fakat bunları kullanmak genel olarak çok iyi bir alışkanlık değil. Ben de arada stockanalysis'i kullanıyorum ama bu sitelerde bir şirketi gerçekten doğru bir şekilde analiz edebilecek kadar bilgi genelde olmuyor. Aynı şekilde bilgiler hatalı da olabiliyor. Bunların dışında eğer erişiminiz varsa CapitalIQ, Bloomberg Terminal, FactSet gibi araçları kullanabilirsiniz ama bu sistemlere erişimi olan kişilerin zaten gelir tablosu okumayı bildiğini varsayıyorum.
Bu yüzden benim tavsiyem halka açık her şirket için bulunması zorunlu olan investor relations sayfalarını kullanmanız. Burada aramanız gereken formlar 10-K ve 10-Q formları. 10-K yıllık, 10-Q ise çeyreklik formlardır. Eğer her şey bir yerde olsun istiyorsanız bu formları https://t.co/Cvn3akeePc üzerinden de bulabilirsiniz. Bu süreci daha kolay yapan BamSEC gibi platformlar da mevcut. Bu formlarda gelir tablosu Item 8'in içinde olur.
Aşağıya Apple'ın gelir tablosunu fotoğraf olarak [1] bırakıyorum.
Tek tek buradaki satırlar ne anlama gelir, nasıl hesaplanır ve nasıl okunur bakalım.
Eğer zamanınız kısıtlıysa ve tablonun tamamına bakamayacaksanız en azından üç kaleme bakın. Revenue (gelirler büyüyor mu), Operating Income (ana işten ne kadar para kazanılıyor) ve Net Income (tüm giderlerden sonra elde ne kalıyor). Bu üçünün trendi size bir şirketin genel sağlığı hakkında hızlı bir fikir verir.
Sales/Revenue (Gelir/Ciro)
Genellikle şirketler için en önemli rakam budur. Eğer satışlar düşüyorsa veya beklenen kadar yükselmiyorsa, bir şirketin kârı ne kadar iyi gelirse gelsin o şirket sağlıklı bir pozisyonda değildir. Çünkü satışlar yükselmeden kâr marjları ancak bir yere kadar yükselebilir. Apple'ın gelir tablosuna baktığımızda bunu Products ve Services diye iki kategoriye ayırdıklarını görüyoruz.
Peki bu rakama bakmak yeterli mi? Hayır. Bir şirketin satış rakamlarına bakarken aynı zamanda bu satışların nereden geldiğini anlamak çok önemli.
Biraz daha aşağı indiğimizde Apple'ın bu satışların nereden geldiğini de raporladığını görüyoruz. Bunun da fotoğrafını [2] aşağıya bırakıyorum.
Bu tabloya baktığımızda gelirlerin büyük bir kısmının iPhone ve Services üzerinden geldiğini görüyoruz. Services istikrarlı bir şekilde büyürken diğer satırların biraz daha döngüsel olduğunu da görebiliyoruz.
Buradan ne çıkarabiliriz? iPhone en büyük gelir sürücüsü olduğu için bu alandaki satışların büyümesi kritik. Eğer iPhone satışları aşağı doğru bir trende girerse, geriye kalan kalemler bunu telafi edecek kadar büyüse bile piyasa bundan hoşlanmaz. Çünkü piyasa bu düşüş trendini gördüğü an gelecekteki satış düşüşlerinden korkmaya başlar.
Bu sadece ürün bazında değil bölgesel olarak da geçerli. Eğer bir şirketin gelirlerinin çoğu Amerika'dan geliyorsa, Çin gelirleri ne kadar hızlı büyürse büyüsün Amerika gelirleri düşmeye başladığı an piyasa bu şirketi iskonto ile fiyatlamaya başlayacaktır.
Cost of Sales/COGS (Satılan Malın Maliyeti)
Bir şirket para kazanmak için de para harcar. COGS, o geliri elde etmek için doğrudan katlanılan maliyetleri gösterir. Apple örneğinde düşünürsek bir iPhone'un üretim maliyeti, içindeki çipler, ekran, kasa, montaj ve lojistik gibi şeyler hep bu kalemin altına girer. Services tarafında ise veri merkezi maliyetleri, içerik lisans ücretleri gibi kalemler düşünülebilir.
COGS sadece hammadde ve işçilik gibi nakit maliyetlerden oluşmuyor. İçinde depreciation (amortisman) ve amortization da var. Yani Apple bir fabrika veya ekipman satın aldığında o maliyeti tek seferde yazmıyor, yıllar içine yayıyor ve bu yayılan maliyet COGS'un içine giriyor. Bu önemli çünkü COGS'un içindeki depreciation nakit olarak o dönem çıkan bir para değil. Bir şirketin gerçek nakit maliyet yapısını anlamak istiyorsanız bu ayrımı bilmeniz gerekiyor. Bu detayları şirketlerin 10-K formlarındaki notlarda bulabilirsiniz.
Apple'ın tablosuna baktığımızda 2025 yılında toplam satışlar 416 milyar dolar, toplam COGS ise 221 milyar dolar. Yani Apple her 1 dolarlık gelir elde etmek için kabaca 53 sent harcamış. Bu oran yıllar içinde çok fazla değişmemiş, bu da Apple'ın maliyet yapısını oldukça istikrarlı tuttuğunu gösteriyor.
Products tarafının COGS oranı Services'a göre çok daha yüksek. 2025'te Products geliri 307 milyar, maliyeti 194 milyar. Yani Products'ın brüt marjı yaklaşık %37. Services tarafında ise 109 milyar gelire karşılık sadece 27 milyar maliyet var. Bu da Services'ın brüt marjını yaklaşık %75 yapıyor. Apple'ın ve genel olarak piyasanın Services büyümesine bu kadar önem vermesi de bundan. Aynı gelir artışı Services tarafından geldiğinde şirketin kârlılığına çok daha büyük etkisi oluyor.
Gross Income (Brüt Kâr)
Formül: Brüt Kâr = Toplam Gelir – COGS
COGS'un altında Gross Margin yani Brüt Kâr satırını görüyoruz. Apple'ın 2025 brüt kârı 195 milyar dolar, bu da yaklaşık %47'lik bir brüt kâr marjına denk geliyor.
Brüt kâr marjı bir şirketin fiyatlama gücünü ve maliyet kontrolünü anlamanın en hızlı yolu. Apple'da bu oran 2023'te %44, 2024'te %46, 2025'te %47. Yani Apple marjlarını yavaş yavaş yukarı çekiyor. Bu ya maliyetleri daha iyi kontrol ettiğini ya da Services'ın toplam gelir içindeki payının arttığını gösteriyor. Büyük ihtimalle ikisi de.
Bir şirketi analiz ederken brüt kâr marjını mutlaka sektördeki rakiplerle karşılaştırın. Tek başına %47 iyi mi kötü mü anlamak zor ama aynı sektördeki şirketlerle yan yana koyduğunuzda o şirketin rekabet avantajı hakkında çok şey söylüyor.
Operating Expenses (Faaliyet Giderleri)
Formül: Operating Expenses = R&D + SG&A
Brüt kârdan sonra sıra şirketin günlük operasyonlarını yürütmek için harcadığı paralara geliyor. Bunlar ürünü üretmekle doğrudan ilgili olmayan ama işi ayakta tutmak için gerekli olan giderler.
Apple'ın tablosunda bunları iki satırda görüyoruz. Research and Development (R&D) ve Selling, General and Administrative (SG&A).
Research and Development (Araştırma ve Geliştirme/Ar-Ge)
R&D bir şirketin geleceğe yaptığı yatırım. Yeni ürün geliştirme, mevcut ürünleri iyileştirme, yazılım mühendisleri ve donanım mühendislerinin maaşları, laboratuvar giderleri gibi şeyler buraya giriyor. Apple 2025'te R&D'ye 34.5 milyar dolar harcamış. Bu toplam gelirin yaklaşık %8.3'ü.
R&D harcamalarına bakarken önemli olan hem mutlak rakam hem de gelire oranı. Eğer bir şirketin R&D harcamaları gelirden daha hızlı büyüyorsa bu iki anlama gelebilir. Ya şirket yeni büyük bir alana giriyor ya da mevcut ürünlerini ayakta tutmak giderek pahalılaşıyor. Hangisi olduğunu anlamak için 10-K'daki dipnot açıklamalara bakmanız gerekiyor.
R&D'nin içinde de depreciation, amortization ve stock-based compensation (SBC) var. SBC (hisse bazlı tazminat) özellikle teknoloji şirketlerinde çok büyük bir kalem. Apple mühendislerine maaşlarının yanında hisse senedi de veriyor ve bu hisselerin maliyeti Ar-Ge giderlerinin içine yazılıyor. Bir şirketin Ar-Ge harcaması yıldan yıla çok arttıysa bazen bunun sebebi gerçekten daha fazla araştırma yapması değil, sadece SBC'nin artmış olması olabiliyor.
Selling, General and Administrative / SG&A (Satış, Genel ve Yönetim Giderleri)
SG&A şirketin ürünlerini satmak ve genel operasyonlarını yürütmek için harcadığı paraları kapsar. Apple 2025'te bu kaleme 27.6 milyar dolar harcamış.
Bu satır aslında birçok farklı gideri içinde barındırıyor. Bazı şirketler bunu daha detaylı ayırıyor. Sales and Marketing olarak pazarlama, reklam, satış ekibi maaşları ve komisyonları ayrı gösterilebiliyor. General and Administrative olarak ise üst yönetim maaşları, hukuk giderleri, muhasebe, ofis kiraları gibi şeyler ayrı gösterilebiliyor. Hatta bazı şirketlerde Distribution yani dağıtım giderleri de ayrı bir satır olarak çıkabiliyor. Apple bunların hepsini tek satırda toplamış ama 10-K notlarında daha detaylı kırılımı bulabilirsiniz.
SG&A'nın içinde de tıpkı Ar-Ge gibi SBC, depreciation ve amortization var. Yöneticilere ve satış ekibine verilen hisse bazlı tazminatlar bu kalemin içine giriyor.
SG&A'ya bakarken gelire oranının trendi çok önemli. Eğer gelirler büyürken SG&A oranı düşüyorsa bu şirketin ölçek ekonomisinden faydalandığını gösterir. Yani her 1 dolar daha fazla gelir elde etmek için giderek daha az satış ve yönetim giderine ihtiyaç duyuyor. Eğer tam tersi oluyorsa, yani gelir artarken SG&A oranı da artıyorsa, bu şirketin büyümek için giderek daha fazla para harcamak zorunda kaldığı anlamına gelir ki bu sürdürülebilir bir durum değil.
R&D ve SG&A'yı topladığımızda Apple'ın toplam faaliyet giderleri 2025'te 62.2 milyar dolar. Bu gelirin yaklaşık %15'i.
Operating Income/EBIT (Faaliyet Kârı)
Formül: Operating Income = Gross Income – Operating Expenses
Brüt kârdan toplam faaliyet giderlerini çıkardığımızda faaliyet kârına ulaşıyoruz. Apple'ın 2025 faaliyet kârı 133 milyar dolar. Bu da yaklaşık %32'lik bir faaliyet kâr marjı demek.
Faaliyet kârı bir şirketin ana işinden ne kadar para kazandığını gösterir. Faiz gelirleri, yatırım kazançları, vergi gibi şeyler henüz bu rakamın içinde yok. Bu yüzden bir şirketin operasyonel gücünü anlamak için en sağlıklı metriklerden biri bu.
Bu rakamı EBIT (Earnings Before Interest and Taxes) olarak da duyabilirsiniz, aynı şey.
Bir de EBITDA var. EBITDA, EBIT'in üstüne depreciation ve amortization'ı geri eklediğiniz versiyon. Yani nakit olmayan giderleri çıkarıp şirketin operasyonlarından ne kadar nakit benzeri kâr ürettiğine bakıyor.
Peki ne zaman hangisine bakmalı? Aslında ikisi farklı sorulara cevap veriyor. EBITDA şirketin operasyonlarından ne kadar nakit benzeri kâr ürettiğini gösteriyor, depreciation ve amortization gibi nakit olmayan giderleri çıkardığı için. Bu yüzden özellikle iki benzer şirketi karşılaştırırken faydalı oluyor çünkü farklı varlık yaşlarına ve amortisman politikalarına sahip şirketleri aynı düzleme getiriyor.
Ama asıl önemli olan EBIT ve EBITDA arasındaki fark. Eğer bir şirketin EBITDA'sı çok iyi ama EBIT'i kötüyse bu ciddi bir uyarı sinyali. Bu demek oluyor ki şirket depreciation ve amortization yükü altında eziliyor. Yani geçmişte çok büyük sabit varlık yatırımları yapmış ve bu yatırımların maliyeti kârı yiyor. Sermaye yoğun sektörlerde, havayolları, telekomünikasyon, enerji gibi alanlarda bu çok sık görülür. Bu şirketlerde EBITDA güzel görünebilir ama EBIT'e baktığınızda şirketin gerçekte ne kadar kazandığını görürsünüz.
Apple gibi nispeten düşük sermaye yoğunluğu olan teknoloji şirketlerinde EBIT ve EBITDA arasındaki fark küçük olur. Bu da zaten EBIT'in yeterince temiz bir resim verdiği anlamına geliyor.
Bir not daha düşmek lazım. Her şirketin kârı düz bir çizgide büyümez. Madencilik, enerji, inşaat, otomotiv gibi sektörlerde kârlar ekonomik döngüye göre çok dalgalanıyor. Bu şirketlerde EBIT bir sene çok kötü göründü diye şirket kötü demek değil, belki sektörün dibindeler ve döngü döndüğünde kârlar tekrar patlayacak. Aynı şekilde EBIT çok iyi göründüğü sene de dikkatli olmak lazım çünkü döngünün tepesinde olabilirler.
Bu tarz şirketlerde tek bir yılın gelir tablosuna bakıp karar vermek yerine şirketin sermayesini ne kadar verimli kullandığına bakmak daha anlamlı. Benzer şekilde proje bazlı işlerde de IRR (yıllıklandırılmış bazda getiri oranı) ve MOIC (yatırdığınız paranın kaç katını geri aldığınız) gibi metrikler daha çok kullanılıyor.
Other Income/Expense (Diğer Gelir/Giderler)
Faaliyet kârının altında Other Income/Expense satırını görüyoruz. Apple'da 2025'te bu rakam eksi 321 milyon dolar. Bu satırda şirketin ana işi dışındaki gelir ve giderler yer alıyor. Faiz gelirleri, faiz giderleri, döviz kuru kazanç veya kayıpları, yatırım getirileri gibi şeyler buraya giriyor.
Bu satır ne zaman pozitif olur? Şirketin elindeki nakitten kazandığı faiz geliri ve yatırım getirileri faiz giderlerini aştığında. Ne zaman negatif olur? Şirketin borçları üzerinden ödediği faiz giderleri faiz gelirlerini aştığında veya döviz kuru kayıpları yaşandığında. Yatırım kazanç ve kayıpları da buraya giriyor. Mesela bir şirket başka bir şirkete yatırım yaptıysa ve o yatırımın değeri arttıysa bu artış henüz satılmamış olsa bile (unrealized gain) bu satıra yazılabiliyor. Aynı şekilde değer düşerse unrealized loss olarak buraya yansıyor. Bu yüzden bazı şirketlerde bu kalem çeyrekten çeyreğe çok dalgalanabiliyor, özellikle büyük yatırım portföyü olan şirketlerde. Bu dalgalanmalar şirketin ana işiyle ilgisi olmayan kağıt üzerindeki kazanç veya kayıplar olduğu için analiz yaparken bunu ayrı tutmak önemli.
Çoğu şirket için bu satır toplam gelire göre küçük bir rakam olur ama bazı şirketlerde çok yüksek borç varsa faiz giderleri bu kalemi ciddi şekilde negatife çekebilir. Bu yüzden yüksek borçlu şirketlerde bu satıra ayrıca dikkat etmek gerekiyor. Bir şirketin interest coverage ratio'suna (faaliyet kârının faiz giderine oranı) bakmak o şirketin borç yükünü ne kadar rahat taşıdığını anlamanın en hızlı yolu.
Income Before Provision for Income Taxes / EBT (Vergi Öncesi Kâr)
Formül: EBT = Operating Income + Other Income (Expense)
Faaliyet kârına diğer gelir/giderleri eklediğimizde vergi öncesi kâra ulaşıyoruz. Bunu EBT (Earnings Before Tax) olarak da görürsünüz. Apple için 2025'te bu rakam 132.7 milyar dolar. Bir şirketin efektif vergi oranını hesaplamak istediğinizde kullandığınız rakam da bu. Ödenen vergiyi EBT'ye böldüğünüzde o şirketin gerçekte yüzde kaç vergi ödediğini görürsünüz.
Provision for Income Taxes (Gelir Vergisi)
Vergi öncesi kârdan şirketin ödediği vergiyi çıkarıyoruz. Apple 2025'te 20.7 milyar dolar vergi ödemiş. Bu da yaklaşık %15.6'lık efektif bir vergi oranına denk geliyor.
Efektif vergi oranı şirketler arasında çok farklılık gösterebiliyor. ABD'de kurumlar vergisi oranı %21 ama şirketler çeşitli vergi teşvikleri, uluslararası yapılanmalar ve Ar-Ge vergi kredileri gibi araçlarla bu oranı düşürebiliyor. Apple'ın %15.6'lık efektif oranı da bunun bir örneği. Bir şirketin efektif vergi oranı yıldan yıla çok dalgalanıyorsa bunun nedenini 10-K'daki vergi notlarında aramanız gerekiyor.
Finansal modelleme yaparken vergi oranı önemli bir varsayım. Çoğu analist şirketin geçmiş efektif vergi oranını baz alır ama eğer vergi yasalarında bir değişiklik beklentisi varsa veya şirketin uluslararası yapısı değişiyorsa bu oranı ona göre ayarlamak gerekiyor. Bazı modellerde NOPAT (Net Operating Profit After Tax) kullanılır. Bunu EBIAT olarak da görebilirsiniz. NOPAT basitçe faaliyet kârından vergiyi düşmüş hali, yani şirketin ana işinden vergi sonrası ne kazandığını gösteriyor. Faiz gelir/giderlerini tamamen dışarıda bıraktığı için şirketin operasyonel performansını sermaye yapısından bağımsız olarak değerlendirmek istediğinizde çok kullanışlı.
Net Income (Net Kâr)
Formül: Net Income = EBT - Taxes
Vergi öncesi kârdan vergiyi çıkardığımızda en alt satıra yani net kâra ulaşıyoruz. Apple'ın 2025 net kârı 112 milyar dolar. Bu da yaklaşık %27'lik bir net kâr marjı demek.
Net kâr bir şirketin tüm giderlerinden sonra elinde kalan para. Ama net kâra bakarken unutulmaması gereken bir şey var. Net kâr her zaman şirketin kasasına giren nakdi göstermiyor. İçinde SBC, depreciation, amortization gibi nakit olmayan kalemler var. Bu yüzden bir şirketin gerçekten ne kadar nakit ürettiğini anlamak istiyorsanız nakit akış tablosuna (cash flow statement) da bakmanız gerekiyor.
Earnings Per Share / EPS (Hisse Başına Kâr)
Formül: EPS = Net Income / Shares Outstanding
Net kârın altında EPS yani hisse başına kâr rakamlarını görüyoruz. Bu basitçe net kârı toplam hisse sayısına böldüğümüzde çıkan rakam.
Burada iki versiyon var. Basic EPS mevcut hisse sayısıyla hesaplanıyor. Diluted EPS ise henüz kullanılmamış opsiyonları, RSU'ları ve dönüştürülebilir menkul kıymetleri de hesaba katıyor. Yani şirketin çalışanlarına verdiği hisseler, opsiyonlar falan hepsi kullanılsa toplam hisse sayısı ne olurdu sorusuna cevap veriyor. Bu yüzden diluted EPS her zaman basic EPS'ten düşük ya da eşit olur. Yatırımcılar genelde diluted EPS'e bakar çünkü daha muhafazakar ve gerçekçi bir rakam.
Apple'ın 2025 basic EPS'i 7.49, diluted EPS'i ise 7.46 dolar. 2024'te diluted 6.08, 2023'te 6.13 dolardı. EPS'teki büyüme sadece kârın artmasından değil hisse geri alımlarından (buyback) da gelebilir. Apple agresif bir şekilde kendi hisselerini geri alıyor, bu da toplam hisse sayısını düşürüyor ve aynı net kâr daha az hisseye bölününce EPS yukarı çıkıyor. 2023'te diluted hisse sayısı 15.8 milyar iken 2025'te 15 milyara düşmüş. Yani EPS büyümesinin bir kısmı kâr artışından, bir kısmı da buyback'lerden geliyor. Bu ayrımı yapmak önemli.
Bu tabloyu sadece okumak değil, kendiniz bir Excel dosyasına aktarıp satır satır formülleriyle birlikte hesaplamak çok faydalı. Brüt kârı kendiniz hesapladığınızda, marjları kendiniz bölüp yüzdeye çevirdiğinizde, yıllar arası değişimleri kendiniz karşılaştırdığınızda rakamlar çok daha farklı oturuyor. Sadece bakarak geçtiğinizde gözden kaçan şeyler hesaplarken ortaya çıkıyor. Bir şirketin 10-K'sını açıp gelir tablosunu baştan sona formülleriyle birlikte Excel'e girmenizi tavsiye ederim, birkaç şirkette bunu yaptıktan sonra herhangi bir gelir tablosunu çok daha hızlı okumaya başlıyorsunuz. Aşağıya benim Apple için yaptığımı fotoğraf olarak [3] bırakıyorum.
Bir sonraki yazıda DCF valuasyon ve finansal modelleme nasıl yapılır yazıp yanında bir Excel template paylaşacağım. Önce gelir tablosu nasıl okunur anlatmadan ona girmek istemedim çünkü DCF'te kullanacağınız rakamların çoğu buradan geliyor.
Bunun dışında öğrenmek istediğiniz başka konular varsa yazmaktan çekinmeyin. Borsa ile ilgili önemli bulduğum her konu hakkında yazı yazıp yeni başlayanlar için güzel bir rehber oluşturmayı ve pinlemeyi düşünüyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Bu yazıdaki bilgiler ABD muhasebe standartları olan US GAAP (Generally Accepted Accounting Principles) çerçevesinde hazırlanmıştır. ABD borsalarında işlem gören tüm şirketler finansal tablolarını GAAP'e uygun olarak raporlamak zorunda. Bazı şirketler GAAP rakamlarının yanında "adjusted" veya "non-GAAP" rakamlar da paylaşıyor. Bunlar genelde SBC veya tek seferlik giderleri çıkararak şirketin operasyonel performansını daha iyi yansıttığını iddia eden rakamlar. Faydalı olabilirler ama her şirket kendi "adjusted" tanımını kendisi yaptığı için karşılaştırma yaparken dikkatli olmak lazım. GAAP rakamları standart olduğu için karşılaştırma için her zaman daha güvenilir bir zemin sağlar.
Türkiye'deki borsada işlem gören şirketler ise TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları) kullanıyor. TFRS, uluslararası standartlar olan IFRS'in (International Financial Reporting Standards) Türkçe uyarlaması. Genel yapı ve mantık US GAAP ile büyük ölçüde aynı, gelir tablosunun okunma şekli değişmiyor. Farklar daha çok bazı kalemlerin muhasebeleştirilme detaylarında ortaya çıkıyor.
Bu yazı tamamen eğitim amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir.