Her nimet bir şükür ister. Bir Müslüman için en büyük nimet, Hz. Muhammed'in (sav) ümmetinden olmaktır. Bu nimet de şükür ister. Bu nimetin şükrü;
Allah resulünü (sav) tanımak, sevmek, sevdirmek, onun sünnetini hayat yolu olarak benimsemek ve onun davasını dert edinmektir.
"Kim Allah'ın kalbini açmasını veya nurlandırmasını isterse; kendisini ilgilendirmeyen boş konuşmayı bıraksın, günahlardan sakınsın ve Allah ile kendi arasında gizli tuttuğu (sadece Allah'ın bildiği) güzel bir ameli bulunsun."
İmam Şâfiî
SÜLEYMANLILARA ÇAĞRI...!
Tekâmül mezunu bir Süleymanlı olan Erdal Arıkan’dan, Süleymanlılara devletin yanında olmaları yönünde çağrı...
Özetle, mealen:
“Yabancı istihbaratın ve FETÖ’nün ele geçirdiği yapılardan, Kurişçilerden uzak durun. FETÖ’nün yaptığı hatayı tekrarlayıp devlete savaş açmayın.”
"Namazın başından sonuna kadar namazdan gafil kalmamak için kalbini namaza bağlı kılma konusunda nefsinle mücadele et. Çünkü kişi namaza ne kadar aklını/gönlünü verirse kendisine o namazdan o kadar yazılır."
Gazalî, el-Erbeîn, s. 101.
Bu soykırımı engellemediği için,
İsrail'e bedel ödetmediği için,
Bütün mlletler,
SINANACAK!
İnsan ırkı hiç bir zaman bu kadar kötü sınav vermedi.
Biz insanlık ailesi,
Bu kadar çaresiz miydik!
KORKUNÇ!
BARBARLIĞIN BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ!
Hiroşima'ya yapılan bombardımanın üzerinden 81 yıl geçti; burada ABD, 900 kilometrekarelik bir alanda 15.000 ton bomba kullandı.
"İsrail" Gazze'ye 350 kilometrekarelik bir alanda en az 200.000 ton bomba attı, bu da Hiroşima'nın 13 atom bombasına eşdeğer!
Bunun bedelini çok ağır ödeyeceksiniz ey aşağılık mahlukatlar!
Mazlumun âhı perişan edecek sizi!
Kahredecek!
Birkaç hafta önce Trakya bölgesindeydim. Bir çiftçiyle karşılaştım.
Kısa bir tanışmanın ardından, yanında durduğu biçer döveri yeni aldığını söyledikten sonra gözümün alabildiğine gördüğü tüm tarlaların kendisine ait olduğunu söyledi.
10 saniyelik bir duraklamadan sonra Erdoğan'ın kendilerini aç bıraktığını söyleyip eleştirmeye başladı 😀
Anlıyorsunuz değil mi, bu ülkede Erdoğan ne yaparsa yapsın asla iyi yaptı demeyecekler.
Ne kadar zenginleşirlerse zenginleşsinler Erdoğan'a bir kere bile teşekkür etmeyecekler.
O yüzden Erdoğan'a yönelik yapılan eleştirilerin çoğunun haksız olduğunu düşünüyorum. Bir alışkanlık olmuş, CHP'li olsun veya olmasın mutlaka her ağızını açan Erdoğan'a veryansın ediyor.
Yemin ediyorum adamın cebi ve bankası para dolu olup, lüks araca binip Erdoğan beni mağdur etti diyeni bile biliyorum.
Ben hiçbir dönem bu kadar nankörlük görmedim.
Ak Parti'de en ufak bir yetkim yoktur. Yetkili değilim. Ama Erdoğan ile ilgili yapılan haksız eleştirilerin, özellikle de kriptoların algısal saldırılarının bu yüzden karşısında durmaya devam edeceğim.
Dediğim gibi sıradan bir vatandaşım ve CHP iktidar olsa bu milleti bir haftada 100 yıl geri götüreceğinin bilincinde biriyim.
Ünlü tarihçi Justin McCarthy’den ezber bozan tespitler:
"Dünyada en büyük soykırım Osmanlı Türklerine karşı yapıldı. 1821'den 1922'ye kadar 5.5 milyon Osmanlı türkü balkanlardan sürüldü. 5 milyondan fazlası ise öldürüldü. Bunları kimse bilmez. Tarih kitapları yazmaz."
Neden yazmaz bunları tarih kitapları?
OKUYUN LÜTFEN...
MASKELERİ DÜŞTÜ...
Tayyip Erdoğan'ın bu ülkedeki en büyük icraatı, Osmanlı'nın yıkılmasına çok az kala startı verilip bir buçuk asırdır aralıksız devam eden maskeli baloya son vermesi ve tüm maskeleri düşürmesidir.
Bizlere Türkiye'nin bağımsız ve özgür bir ülke olmadığını,
CHP'nin bir parti olmadığını,
Sanatçıların sanatçı olmadığını,
Gazetecilerin gazeteci olmadığını,
Bilim adamlarının bilim adamı olmadığını,
Tam bir asır boyunca ülkemizi Türklerin değil, Selanik'ten ülkemize göç eden Sabetayist Yahudi göçmenlerin yönettiğini,
Ülkenin en kıdemli mevkilerinde ve yönetim mekanizmalarında bu Sabetayist göçmenlerin görevlendirildiğini,
Eğitim sistemimizin Yahudilerin elinde olduğunu,
Bu ülkede belli mevkilerde görev almanın başarıya değil, aile kütüğüne bağlı olduğunu,
Millî bayram diye bize kutlattırılan bayramların Avrupa ülkelerinde kutlanmadığını,
Bu tür bayramların sadece Müslüman olan ülkelerde birilerini ve bir sistemi bize şirin göstermek adına kutlattırıldığını,
Eğitim sistemimizde bizlere üretim değil, tüketim toplumu olmanın aşılandığını,
Bize raflarda tükettirilen ürünlerin tamamının kimyasal olduğunu,
Raflardaki ürünleri üreten ve sağlığımızı bozan firmalarla, sağlığımızı düzeltmek için kurulan ilaç firmalarının aynı siyonist yapıya ait olduğunu,
Paramızın üzerinde "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" yazdığını ve bizim millî bankamız olarak bildiğimiz Merkez Bankası'nın aslında hiçbir zaman bize ait olmadığını, üç tane siyonist ortağının daha bulunduğunu,
Sanayimizin tamamının Yahudilere ve Hristiyanlara bağlı olduğunu,
Türkiye'nin üretim değil, distribütör ve antrepo ülkesi olduğunu,
Ordumuzun ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın siyonist Yahudilerin ve İngilizlerin istilası altında olduğunu,
Kanunlarımızın İsviçre'ye, harflerimizin Latin ülkelerine, kılık kıyafetlerimizin ise Batılı ülkelere ait olduğunu,
Harf İnkılabı'nın çağdaşlaşma adına değil, tarihimizle bağımızı koparmak için yapıldığını,
Deniz kenarlarında ve en kallavi mekânlarda zengin olanların değil, Sabetayist Yahudilerin ve Ermenilerin yaşadığını,
Medya sistemimizin tamamen siyonist Yahudilerin güdümünde olduğunu,
Sanatçı, gazeteci veya medyatik olmak ve bu işten para kazanmak için mutlaka siyonist Yahudilerin kurduğu sistemin yöneticilerine belli sözler verilmesi gerektiğini; aksi takdirde ne kadar başarılı olursanız olun, medyayı kullanmanıza izin verilmediğini,
Derneklerin ve vakıfların Yahudilerin ve İngilizlerin istilası altında olduğunu,
Bu ülkenin insanlarının en güzel dinle kandırıldığını anlayan Yahudilerin, dinî cemaat kisvesi altında yapılar kurarak İslamiyet'i içeriden tahrip ettiğini,
Yani Ahmet'in Ahmet olmadığını, Mehmet'in Mehmet olmadığını, Ayşe'nin Ayşe olmadığını, Fatma'nın da Fatma olmadığını bizler Erdoğan'dan sonra öğrendik.
Yani anlayacağınız, Erdoğan sadece bu ülkenin başkanı değildir.
Aynı zamanda MASKELERİ DÜŞÜREN ADAM'dır.
Bu yüzden Erdoğan'a "diktatör" diyorlar ve onun gitmesini istiyorlar.
Evet, Erdoğan gerçekten diktatördür.
Çünkü onların kurduğu düzeni yerle yeksan etti.
Peki, bunu tek başına mı yaptı?
Tabii ki hayır.
Milletimiz, millî derin devletimiz, Erdoğan, Bahçeli ve millî, yerli siyasetçilerimiz hep beraber bu işi başardık.
Ve Asr Suresi'ne yemin olsun ki bu saatten sonra çark etmek gibi bir niyetim yok.
Onu bu kutlu yolda yalnız bırakmak, ülkeye ihanettir.
İhanet edenlerden olmayacağım...
Sultan Abdülaziz'in bileklerini kim kesmişse,
Sultan Abdülhamid Han'ı tahttan kim indirmişse,
Adnan Menderes'i kim asmışsa,
Turgut Özal'ı kim zehirlemişse,
Necmettin Erbakan'ı darbeyle kim görevden uzaklaştırmışsa,
Muhsin Yazıcıoğlu'nu Maraş dağlarında kim katletmişse,
Recep Tayyip Erdoğan'a düşman olan onlardır!
Kinlerinden yarılsalar da, zafer Müslüman Türk milletinin, zafer İslam'ın olacaktır. 🇹🇷
Seni Sultan Abdülhamid'in yalnızlığına bırakmayacağız, Reis. ☝️🇹🇷
Yolun yolumuz,
Davan davamız,
Mücadelen mücadelemizdir.
Cumanız mübarek gününüz bereketli olsun hayırlı sabahlar..
Ayasofya, 86 yıllık hicranın ardından yeniden asli hüviyetine 6 yıl önce bugün kavuştu…
Bu kutlu mabet, inşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süslemeye devam edecek…
Ayasofya’nın dirilişi mübarek olsun…
KAMUOYU ÇAĞRISI - PAYLAŞ
Siyasal Alevici Provokatör Mezhepçi Militan Serap Belovacıklı isimli Esadçı şahıs, sahibi FETÖ’den firarda olan Burak Akbay isinli şahsın kanalında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hükümetine “terör işbirlikçisi” imasında bulunmakta ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı kastederek: “Burası, bir katile kravat taktığınızda herkesin alkışlayacağı bir milletten oluşmuyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milletle birlikte kurduğu bir devlet burası. Öyle iki tane teröriste kravat takınca saygı duyduramazsınız. Burası Suriye değil.” demektedir.
Böylelikle hem 1905 senesinde kendi devletine darbe planladığı için hapishaneye atılan Mustafa Kemal isimli subayın ismini telaffuz edip gelecek olası eleştiriler üzerinden Dindar-Atatürkçü fat hattı üzerinden provokasyon çıkarmayı amaçlamakta, hem de 100 binlerce insanı katleden İngiliz işbirlikçisi BAAS’ın Ulu Önderleri Hafız ve Beşar El Esed’e duyduğu mezhepdaşlık aşkına yenik düşerek 24 milyon insanın yaşadığı Suriye’de 22 milyon Sünni‘nin lideri olan Ahmed Şara’ya terörist demek suretiyle, hem Türkiye’de halk arasında mezhepçi provokasyon yapmaya çalışmakta hem de Türkiye’nin Suriye devleti ve halkı ile olan ilişkisine ve iletişimine, tam da insanlık düşmanı İsrail’in ve FETÖ’nün medya planlarına paralel şekilde sabotajda bulunmaktadır.
Bu itibarla mezhepçi provokatör Serap Belovacıklı hakkında CİMER’e suç duyuruları yapılmalı, bu şahıs yargılanmalı ve sahibi FETÖ’den firarda olan bir kanalda halkı kışkırtmasının önü alınmalıdır.
LÜTFEN PAYLAŞINIZ!
Mehmet Metiner:
▪️ "Cumhurbaşkanımızı sadece Marmaris’te değil İstanbul Havaalanında sabah namazından sonra da askeri bir helikopterle öldürmeye geldiler.
▪️ Ben o olayın canlı tanığıyım.
▪️ Devlet konukevinin aprona bakan büyük odasındaydık. Sabah namazımızı henüz kılmıştık. Reis’in torunları uyuyorlardı.
▪️ Reis’imiz İstanbul Valimiz ile 1. Ordu Komutanımızı bekliyordu.
▪️ Aprona bir helikopterin yaklaştığını seslerden anladık. Çünkü kaldığımız salon aprona çok yakındı.
▪️ Korumalar çıkıp baktılar. Işıkları söndürülmüş, kapıları açık, ellerinde makineli tüfekleri olan FETÖ’cü darbeciler, helikopter zemine yakın bir mesafe.
▪️ Korumaları görünce korkuyla ve telaşla havalandılar. Üstümüzde bir kaç tur attılar.
▪️ O esnada Reis’imiz kuleye helikopterin kime ait olduğunu telsizle sordurttu. Yapılan telsiz anonslarına helikopterdekiler cevap vermediler. Sonra defolup gittiler.
▪️ O esnada makineli tüfeklerle salonu taramış olsalardı Allah muhafaza. O anda korumaların dikkati sayesinde öldürmeye gelen o FETÖ’cü tim amacına ulaşamadı.
▪️ Hiç unutmam: Emine Erdoğan hanımefendi derinden sarsılmıştı.
▪️ Marmaris’teki olayın hâlâ etkisi altındaydı. Ağlıyordu. Yanına yaklaştığımda bana aynen şöyle dedi: 'Mehmet bey bizi burada da öldürmeye geldiler.' Ben de, 'Bizi öldürmeden, cesedimizi çiğnemeden asla size bir şey yapamazlar.'
▪️ Bu olaydan sonra adeta bir sivil komuta merkezi olarak kullandığımız o salonu bırakıp arka taraftaki diğer salona geçtik.
▪️ O gece defalarca ve sık aralıklarla üzerimizden savaş uçakları geçip durdu.
▪️ Reis indikten sonra komuta merkezi olarak kullanılan o mekanda Reis’imizin büyük bir cesaretle ve kararlılıkla süreci telefonlarla nasıl yönettiğine tanık oldum.
▪️ O asırlık gecenin tarihi henüz tam anlamıyla yazılmayı bekliyor."