Psikolog Yasemin Yalçın, narsist annelerin 4 alışkanlığını saydı.
• Birincisi, en büyük silahı suçluluk hissidir.
• İstediği olmadığında hasta olur küser mağdur olur ve seni suçlu hissettirir.
• İkincisi, sürekli kurban rolündedir.
• Evde ne yaşanırsa yaşansın en çok zarar gören odur.
• Konu dönüp dolaşır hep onun yaşadığına gelir.
• Üçüncüsü senden çocuğu değil kurtarıcısı olmanı bekler.
• Onun mutsuzluğunu düzeltmeni onun yükünü taşımanı ister.
• Üzerinde hep şu baskısı vardır "benim için bir şeyler yap".
• Son olarak dördüncüsü sana çöp kutusu gibi davranır.
• Kocasıyla yaşadığını sana anlatır aile içindeki yükleri sana taşıtır.
• Sen fark etmeden onun duygusal yüklerini taşımaya başlarsın.
Sosyolog Funda Gül Öcal, iyi bir ilişkinin kimyasını açıkladı.
• Her şey erkeğin duruşuyla şekillenir.
• Nokta.
• Erkek güven verirse kadın sorguya çekmez.
• Erkek sorumluluğunu bilirse kadın söylenmez.
• Erkek tutarlıysa kadın huzur bulur.
• Erkek netse kadın şüphe etmez.
• Erkek yönünü belirlediğinde kadın o yolda güvenle yürür.
• Erkek sağlam durduğunda kadın yumuşar.
• Ve erkek kendi eril enerjisinde kaldığında kadın da doğal olarak dişil haline geri döner.
• Bir kadının davranışları çoğu zaman karakteri değil, gördüğü muamelenin reaksiyonudur.
• Sana bir pusula bırakıyorum.
• Bir erkeğin ne söylediğine değil, senin yanındayken kendini nasıl hissettirdiğine bak.
Psikolog Ezgi Albaş Gürkan, ilk doğan erkek çocuklarının, annesinin erkek versiyonu olduğunu söyledi.
• Sevgiyi, insanlara nasıl güveneceğini, duygularını nasıl yaşayacağını ilk ondan öğrenir.
• Bu yüzden bazı erkekler annelerinin kaygılarını taşır.
• Bazıları ise annelerinin fedakarlıklarını.
• Bazıları da annelerinin sessiz kaldığı yerlerde susmayı öğrenir.
• Çünkü çocuklar nasihatlerle değil, gördükleriyle büyür.
• Ve yıllar sonra o erkek büyüdüğünde, ilişkilerinde annesinden izler taşımaya devam eder.
• Sevgi anlayışında, tartışma biçiminde, insanlara yaklaşımında onu büyüten kadına da bakmanız gerekir.
• Çünkü bazen bir erkeğin karakteri, annesinin yıllar önce bıraktığı izlerin hikayesidir.
Bir kadın, üzülerek fark ettiği bazı gerçekleri sosyal medyada paylaştı.
🔹 “Kuaförlerde işinizi çok çabuk halletmek istiyorsanız, her an problem çıkaracak çaçaron biri gibi görünmeniz gerekiyor.”
🔹 “Banka, gişe ve evrak işlerinde bakımlı görünmeniz gerekiyor.”
🔹 “Emniyet ve adliye gibi yerlerde işiniz çabuk görülsün istiyorsanız, önemli biri gibi görünmeniz gerekiyor.”
🔹 “Hastanede işinizin çabuk görülmesini istiyorsanız, nazik görünmeniz gerekiyor.”
Bugün benim evlilik yıldönümüm,eşime dedim ki iş çıkışı gel beni al,biraz erken çıkmış,bir geldi annesi önde oturuyor,önce dedim ki herhalde bir yere bırakacak,neyse gelsin tabi açtım kapıyı arkaya geçer misin dedim , çünkü anlamadı ,ya da anlamamazliga geldi, suratıma bakıyor++
Hayata karşı pısırık,sindirilmiş, bir şeyleri söyleyemeyen, çekinen kadın olmayın.Çat çat çat açıkça her şeyi söyleyin, emin olun hayat çok kolaylaşacak, artık ebeveynleriniz tarafından sindirilmiş bir kız çocuğu değilsiniz yetişkin bir kadın olarak kendi iplerinizi elinize alın.
Bu kalıbı farklı alanlarda hep gördüm. Fırsatlar hep çevrenizde.
Yapmanız gereken şey farkındalığınızı yükseltip hayata öyle bakmaya alışmak.
Bir ajansın birkaç haftalık işi, doğru gören tek kişiye 25 dakika. Aradaki fark fırsatı kullanma, edilen kar ise 11k.
Eskiden bu işi bir ekip, bir ofis ve ciddi bir sermaye yapardı.
Bugün AI sayesinde gözü açık tek bir kişi yapıyor.
Toollar herkese açık, görme alışkanlığını edinmek sana kalıyor.
Bir süredir şunu fark ettim:
Kişisel gelişim;
motivasyon videosu izlemek değil,
kendini yontma sanatıdır.
Ve insanların çoğu gelişmek istemiyor.
Sadece sonuç istiyor.
Biraz konuşalım:
Hayat kimseyi kurtarmıyor.
Disiplinli olanı ödüllendiriyor.
İlham geçicidir.
Sistem kalıcıdır.
Bir zamanlar çocuk kitabı çıkarmak için:
yazar gerekiyordu,
çizer gerekiyordu,
yayınevi gerekiyordu.
Şimdi ise bir laptop yeterli olmaya başladı.
AI ile çocuk hikâye kitapları üretip Amazon’da satış yapan insanlar görmeye başladım ve sistem gerçekten ilginç.
Mantık şöyle çalışıyor:
Önce NotebookLM’e karakterleri, hikâye fikirlerini, masalları ve PDF kaynaklarını yüklüyorsun.
Yani AI’a bir hikâye evreni öğretiyorsun.
Sonra Gemini’nin Storybook özelliğini açıyorsun.
Burası normal chat değil.
Hem hikâyeyi yazıyor
hem görselleri sayfa sayfa oluşturuyor.
Daha sonra NotebookLM’i Gemini’ye bağlıyorsun.
Böylece AI artık rastgele üretmiyor, senin oluşturduğun karakterleri ve dünyayı kullanıyor.
Mesela şöyle prompt verebiliyorsun:
“6 yaş çocuklar için 12 sayfalık hikâye oluştur ve her sayfaya uygun görsel üret.”
İstersen kendi fotoğrafını bile karaktere dönüştürebiliyorsun.
Son aşamada Canva’ya geçip sayfaları yerleştiriyorsun.
PDF çıkar.
Sonra:
→ Amazon KDP’ye yükle
veya
→ Etsy’den sat
Stok yok.
Matbaa yok.
Başlangıç maliyeti yok.
AI tarafında işler gerçekten çok hızlı değişiyor.
Çalışkan, dürüst ve iyi ailelerde yetişen insanların en büyük sorunu, dış dünyayı da kendileri gibi adil ve şeffaf ilişkilerden oluşan bir yer olarak düşünmeleri ve kendilerini korumadan hareket etmeleridir. Oysa herkes sizin gibi değil. Herkesin ailesi sizin gibi ilkeli ya da terbiyeli değil. Herkes sizin gibi emeği, uzun süren çalışmaları, kendi bileğinin hakkıyla bir yerlere gelmeyi sevmiyor. Herkes insan onuruna, samimi değişime ve özgürlüğe de saygılı değil. Birçok insan kısa yoldan güç, avantaj ve menfaat peşinde. Siz en güzel duygularınızı bile cömertçe sunarken; birçok insan küçük bir tebriğin, artı bir kuruşun ya da ufak bir iyiliğin dahi hesabını yapıyor. Bu yüzden dikkatli olmalısınız. İyiler kendilerini koruyacak kadar zeki ve kurnaz olmalılar.
bu arkadaş terapist ve nasıl kendini daha "iyi" hissedeceğinizi, "duygusal olarak güvende olacağını" anlatmış. ben de anlattıklarını, kendimce sana aktarayım.
1 - kesin, net konuşayım... aşırı düşünmenin sebeplerinden biri acı çekme olasılığını kabul etmemen...
kronik gerginliğinin, anksiyetenin en büyük nedenlerinden biri, kendini duygusal acı hissetmekten bile koruman gerektiği düşüncesi.
tabii ki çok belli şeylerden kendini korumaya çalış ama unutma... insansın ve incinebilirsin.
bu düşünce yüzünden anksiyete devreye girer, seni korumaya çalışır ve aşırı düşünmemize neden olur.
ne yapıyorsun böyle olunca?
onaylanma arıyorsun, konuşmaları kafanızda tekrar oynatıyorsun, olası her sonuca hazırlanıyorsun.
ancak duygusal olarak güvenli insanlar, ne kadar dikkatli olurlarsa olsunlar, rahatsızlığın hayatın bir parçası olduğunu eninde sonunda fark ederler.
ve duygusal acıya, ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılması gereken bir şeymiş gibi davranmayı bıraktığın an, anksiyeten de sakinleşmeye başlar.
2- etki ile kontrol arasındaki farkı öğren.
ne diyorsun hocam?:D
acıların büyük bir kısmı, en başından beri hiçbir zaman tamamen kontrol edilebilir olmayan şeyleri kontrol etmeye çalışmaktan kaynaklanır.
yani elinde olmayanı nasıl kontrol edeceksin?
etki ise bir sonucun gerçekleşme olasılığını artırmak demektir.
biriyle nasıl iletişim kurduğunuzu etkileyebilirsin; nasıl tepki vereceğini kontrol edemezsin.
göstereceğin çabayı etkileyebilirsin; her sonucu kontrol edemezsin.
duygusal olarak güvenli insanlar, kendi değerlerini yalnızca sonuçlarla ölçmeyi bırakırlar.
3 - rahatsız edici duygularına tahammül etmeyi öğren.
pek çok sağlıksız davranış, aslında duygulardan kaçma çabasıdır.
insanlar her zaman durumlardan kaçınmaz.
bazen o durumlarda ne hissedeceğinden kaçarsın: reddedilme, utanma, üzüntü, öfke.
yapabileceğin en sağlıklı şeylerden biri, duygulara acil durummuş gibi davranmayı bırakmaktır.
bu yüzden hissettiğiniz şeyden hemen kaçmaya çalışmak yerine, onu onayla.
gergin hissetmem normal. utanmış hissetmem normal.
duygusuzlaşmana gerek yok.
4- dört numara, talepleri tercihlere dönüştür. nasıl yani? anksiyetenin, gerginliğin büyük bir kısmı talepkar ifadelerden gelir: "başarmalıyım." gibi.
"asla hata yapmamalıyım"
taleplerin sorunu, hayatın nasıl gitmesi gerektiği konusunda katı bir baskı oluşturması. ve gerçeklik buna uymadığında, ruh sağlığın kötü etkilenirdi.
daha sağlıklı bir yaklaşım, bu talepleri tercihlere dönüştürmeyi öğrenmek.
bunun olmasını istiyorum.
işlerin iyi gitmesini umuyorum.
talep etmeden de bir şeyleri önemseyebilirsin...
Dil kurslarına servet ödemeyi bırakın. 37 günde yeni bir dili hacklemenin yolunu anlatıyorum.
Geçenlerde bir içerik üreticisinin paylaştığı ve iddiaya göre sadece 37 günde akıcı konuşma sağlayan o meşhur stratejiyi inceledim.
Olayın sırrı uygulama indirip kovalamak değil. Sır, elinizdeki yapay zekayı (ChatGPT, Gemini veya Grok) 7/24 yanınızda olan "acımasız bir öğretmene" dönüştürmekte yatıyor.
Sıfırdan zirveye çıkmak için gereken o 6 kritik komut (Prompt) şunlar:
1. Kişisel Ders Tasarımcısı
Plansız çalışmak vakit kaybıdır. AI'a şunu yazın: "Benim için [Dil İsmi] dilinde gramer, konuşma ve dinleme odaklı, içinde pratik örnekler ve mini bir test olan 30 dakikalık yoğun bir ders programı hazırla."
2. Bağlam Odaklı Kelime Kartları
Kuru kuru ezber yapmayın. "Belirlediğim şu 20 kelimeyi kullanarak, yeni başlayanlar için akılda kalıcı ipuçları ve günlük hayattan kullanım örnekleri içeren dijital kartlar oluştur."
3. Simülasyon Modu (En Önemlisi)
Utangaçlığı yenmenin tek yolu budur. "Şu andan itibaren o dilin ana vatanından biri gibi davran. Seninle [Konu] hakkında sohbet edeceğiz. Her gramer veya kelime hatamı anında düzelt ve doğrusunu açıkla."
4. Hata Önleyici
Karmaşık kurallarda boğulmayın. "Bu gramer kuralını 5 yaşında birine anlatır gibi açıkla ve öğrencilerin bu konuda en sık yaptığı 3 hatayı vurgula."
5. Gelişim Dedektörü
Kendinizi kandırmayın, test edin. "Bu hafta çalıştığımız konulardan zorlayıcı 10 soruluk bir quiz hazırla. Ben cevap vermeden sakın doğru şıkkı söyleme."
6. Derinleşme Motoru
Sadece çeviri yapmayın, mantığını sorgulayın. "Bu metni hedef dile çevir. Ancak sadece çevirme; neden o kelimeyi seçtiğini ve alternatiflerini bana bir dilbilimci gibi analiz et."
Bu yöntem, geleneksel kurslara göre %300 daha hızlı ilerleme sağlıyor. Çünkü pasif dinleyici değil, aktif uygulayıcı oluyorsunuz.
Önemli olan uygulamadaki puanlar değil, gerçek dünyada kurabildiğiniz cümlelerdir.
Bu tarz içeriklerin devamı için takip edin...
bunu öğrenmeyen adam 2026’da dijital iş kurarken gereksiz yere 6 ay kaybedecek.
eskiden basit bir ürün çıkarmak için html, css, js, backend, hata ayıklama, deployment derken aylarca sürünmek gerekiyordu. artık doğru prompt, temel kod mantığı ve biraz sabırla; mini araç, otomasyon, landing page, veri düzenleme scripti, bot, içerik sistemi veya basit bir web uygulaması çıkarabiliyorsun. anadolu üniversitesi’nin açıköğretimde "yapay zekâ destekli kodlama" önlisans programı açması bu yüzden önemli. program 120 akts’lik resmi bir yapı ve açıköğretim önlisans programları arasında yer alıyor. yani ai ile kodlama artık "internette birkaç meraklının oynadığı şey" değil, eğitim sisteminin içine giren bir beceriye dönüşüyor.
buradan mezun olan herkes yazılımcı olur mu? hayır. ama doğru kullanan biri için fırsat büyük. bu bölüme giren ya da dışarıdan bu alana çalışan biri sadece ders geçmeye odaklanmamalı; her ay küçük bir ürün çıkarmalı. bir hesap makinesi değil, gerçek ihtiyaca dokunan şeyler: teklif hazırlama aracı, fatura takip paneli, x içerik arşivi, müşteri takip sistemi, etsy ürün açıklaması üretici, excel temizleme scripti, otomatik rapor çıkaran küçük araçlar. çünkü ai çağında farkı diploma değil, “ben bunu yaptım, çalışıyor” diyebileceğin portföy açacak.
en net yol şu: önce temel kod mantığını öğren, sonra chatgpt/claude ile proje üret, çıkan kodu okumayı öğren, hatayı çözdür ama kör kopyalama, github’a koy, küçük küçük ürünleştir. ai kod yazabilir ama ne yapılacağını, neden yapılacağını ve kime yarayacağını sen bulacaksın.
bu bölümün asıl değeri de burada:
kod yazmayı değil, fikirden çalışan ürüne gitmeyi öğrenen kazanacak.
İş arkadaşlarınıza karşı kalkan ve strateji geliştirmek istiyorsanız bir gün onlara “günaydın” deyin, ertesi gün surat yapın. Bir gün “Ayy canım, sana kahve yaptım” diyerek gidin, sonra iki gün hiç konuşmayın. Bir hafta boyunca giydiklerini övün, ikinci hafta asla övmeyşn ve sürekli ayaklarına bakın. Toplu sigara molalarında ise tek başınıza köşede için. O sırada kimseye kimse hakkında konuşmayın şeker ikram edin. 4 ayda kıdemli yaparlar sizi
Bir psikolog olarak şunu söyleyebilirim:
Eğer biri geç cevap verdiğinde göğsün sıkışıyorsa ya da sessizlik sana reddedilmek gibi hissettiriyorsa, bu “fazla dramatik” olman değil. Bu, sinir sisteminin sevgiyi bir anda kaybetme korkusunu tekrar yaşatmasıdır. Bazı insanlar için beklemek sadece beklemek değildir. Terk edilmek gibi hissettirir. Çünkü geçmişte sevgi gerçekten aniden uzaklaşmıştır.
Terapistim bir keresinde şöyle demişti: “Öfke, seni en çok seven tarafındır. Kötü muamele gördüğünde, yok sayıldığında ya da saygısızlığa uğradığında ortaya çıkar. Sana zarar veren şeyden uzaklaşman gerektiğini söyleyen bir uyarı sinyalidir. İster bir ortam, ister bir iş, bir ilişki, isterse de eski bir sen ol... Öfke, ne zaman arkana bakmadan gitmen gerektiğini sana fısıldar. Eğer onu dinlemeyi, ona güvenmeyi ve onu kendine bir yol arkadaşı yapmayı öğrenirsen, artık sesini duyurmak için bu kadar yüksek sesle bağırmak zorunda kalmaz.” Bu konuşma zihnime kazındı ve kendime bakış açımı tamamen değiştirdi.
La maternidad está tan romantizada que a muchas mujeres les da miedo admitir esto:
Hay mamás frustradas trabajando...y hay mamás frustradas quedándose en casa. Porque mientras unas lloran por perderse la infancia de sus hijos por estar más de 8 horas trabajando, otras lloran en silencio porque dejaron sus sueños, su libertad y hasta su identidad por dedicarse 24/7 a criar. Y no, no eres mala mamá por sentirlo. Lo polémico es que la sociedad quiere mujeres productivas como si no tuvieran hijos...y mamás presentes como si no necesitaran dinero, descanso o estabilidad emocional. Al final, muchas terminan agotadas intentando cumplir expectativas imposibles. Y todavía esperan que sonrías y digas:"La maternidad es la etapa más feliz de la vida.