Dünden beri paylaşılıyor. Paylaşılmalı da… Selçuk abi bu konuşmayı Soma Katliamı’ndan sonra katledilenlerin ailelerinin avukatlığını yapmaya devam ederken, Yüksel Direnişi’nde Nuriye ve Semih haksız yere atıldıkları işlerine dönebilmek başlattıkları açlık grevindeyken yapmıştı. Artık beraber bir mücadelenin fitilini ateşlemesi umuduyla yaptığından eminim. Selçuk Kozağaçlı 7 yıldır tutsak, Soma’nın ve ihmal sonucu gerçekleşen bir çok katliam gibi cinayetin mağdurlarının diğer avukatı Can Atalay da öyle. Katliamlara sebep olanların ise hepsi serbest. Bu haykırışın üstüne ne felaketler yaşadık, ne canlar yitirdik. Bir kişi bile hesap vermedi! Ne kadar basit bir soru aslında değil mi?
“Ne için yaşıyoruz?”
Bizi yönetenler(!) karşımıza geçip ağız dolusu yalanlar söyleyebiliyorsa, ölenler, öldürülenler, kaybettiklerimiz; sorumlu bir tek kişinin bile umrunda değilse, bize yapılanların hesabını soramıyorsak, ölen öldüğüyle kalıyor ve kurumlar, yöneticiler sorularımıza cevap verme gereği dahi hissetmiyorsa hakikaten biz ne için yaşıyoruz?
memleket kocaman bir kadın mezarlığı. memleket kocaman bir çocuk mezarlığı. memleket kocaman bir işçi mezarlığı. ülke edirne’den kars’a her bir karışıyla baştan aşağı bir mezarlık. lanet olsun.
“Bak Mevlana’nın ne güzel bir sözü var;
Bir gün gelir, Açmaz dediğin çiçekler açar,
Gitmez dediğin dertler gider,
Bitmez dediğin zaman geçer.
Hayat öyle bir sır ki;
Önce şükür,
Sonra sabır,
Sonra da inanmak gerekir.”