@ixbaran_idteepd Öcalan kendi varlığını Kürt milletinin yokluğu üzerine kuruyor.
Hamdi Ulukaya'nın Öcalan gibi Kürt milletine düşmanlığı yoktur.
Ulukaya tipik ezilmiş milletlerin fertlerinde görülen akıl tutulması yaşayan karakteri gösteriyor sadece.
This wealthy Kurdish individual is more likely conforming outwardly for business or safety rather than deep, psychological identification with the aggressor.
He probably buys security, which reduces the absolute helplessness.
Devletsiz Kürt, zengin de olsa, maruz kaldığı travmatik baskıdan ve çaresizlik hissinden kurtulmak için, kendisini tehdit eden gücün değerlerini, tutumlarını ve kimliğini içselleştirerek savunma mekanizması geliştirir; böylece kurban rolünden güçlü olanın tarafına geçerek sembolik bir hayatta kalma ve kontrol sağlama yanılsamasına düşer.
Bu düşkünlerin durumuna eskiden Stockholm Sendromu diyor, bu işbirlikçi ruhu hiç değilse mahkum ediyorduk. Oysa şimdi hastalık o kadar çok yayıldı ki bazı işgüzarlar da köleliği meşrulaştırmanın teorisini yazıyor.
@ixbaran_idteepd This wealthy Kurdish individual is more likely conforming outwardly for business or safety rather than deep, psychological identification with the aggressor.
He probably buys security, which reduces the absolute helplessness.
"As the Lozan Kurdish Institute, we are participating in the first congress of the International Kurdish Language Federation, of which we are a member, held in Düsseldorf, Germany.
A total of 200 participants, including around 130 members, attended the congress."
Lozan Kürt Enstitüsü olarak, kongre üyesi olduğumuz Uluslararası Kürtçe Dil Federasyonu'nun Almanya Düsseldorf'ta düzenlenen birinci kongresine katılıyoruz. Kongrede 130 civarında üye olmak üzere toplamda 200 katılımcı yer alıyor.
Asaletli Kurd,
Arastirdim ve buldum Amed'in en eski adi Kurdlere ait Amadanu'dan geliyor. M.O. 1200.
Asuriler M.O 6 yuzyilda Amida demis,
ama,
M.O. 1233 yilinda kayitlarda Amadanu var, ki bu Mittani ve Hurri'lerin donemine denk geliyor.
Resme bakin. Kitabin PDF'ini asagi ekliyorum. Kitabin adi: Hurriler
@BehroozShojai
"Bölgede 1970’lere kadar Azerbaycan Türkçesi konuşuluyordu."
Bu doğru değil. Tam aksine bölgede yoğun bir Kürt nüfusu vardı ve Kürtçe en çok konuşulan dildi. Bu sebeple Osmanlı, bölgede görev yapacak Kürtçe'yi lisansları ile bilen memur bile aramıştır. Belgesi:
Diyarbakır halkının çoğunluğunun Kürt ve aşiret mensubu olması nedeniyle, yerel dili (Kürtçe) ve lehçeleri iyi bilen bir tercümana ihtiyaç duyulduğu ile ilgili 1820 tarihli belge burada:
--
Diyarbekir meşayihine
Diyarbekir ahalisinin ekseri Ekrad ve aşayirden ibaret olup bu lisanı bilen bir nefere hacet görülmüş olduğuna binaen, kaimmakamları olan din-i düvel hizmet-i mezkurede Diyarbekir ahalisinden Fettah Ağazade istihdam edilerek badehu mezkur lisanı asabesiyle lehçe-i şive-i tekellümana hayli vukufu olduğu anlaşıldığı cihetle idare-i lisan-ı mezkure mumaileyh kaimmakam lisanından meşhur ve bedih olduğu cihetle mahalli lisanının istihdamı esnaf-ı âmme...
---
Diyarbakır şeyhlerine/ileri gelenlerine
Diyarbakır halkının çoğunluğu Kürtler ve aşiretlerden oluştuğu ve bu dili (Kürtçe) bilen bir kişiye ihtiyaç duyulduğu için, kaymakamları olan devletin dini/idari hizmetinde Diyarbakır halkından Fettah Ağazade görevlendirildi. Sonradan adı geçen kişinin bu dili kendi lehçesiyle konuşma şivelerine de oldukça vakıf olduğu anlaşıldığı için, bu dilin idaresi adı geçen kaymakam tarafından bilindiği ve açık olduğu cihetle yerel dilin istihdamı herkes için gereklidir.
KOÇ ailesini, Kürtlerin namusu ve ırzına düşman, radikal örgütlere zırhlı araç ve silah vermekle tanıyoruz.
Rahmi Koç'un anlattığı, Binali Yıldırım'ın kahkahayla karşıladığı tüm Kürt kadınların namusunu hedef alan "Kürt kadın" fıkrası salt bir fıkra değildir. Türkiye'de Devlet, sermaye ve siyaset düzleminde yerleşmiş "Kürt karşıtı kodların" dile gelmiş hâlidir.
Bunu boşlukta söylemiyoruz. Afrin'de, çocuk yaştaki kızlara varana dek Kürt kadınlarına tecavüz eden silahlı çeteler, radikal örgütler vardı; bu, BM Soruşturma Komisyonu ve İnsan Hakları İzleme Örgütü raporlarına geçti. O çetelerin sahada kullandığı zırhlı savaş araçlarını ise Koç Holding'in şirketi Otokar üretiyor. Yani Rahmi Koç'un ağzından çıkan söz, Kürtler için tesadüfi bir gaf değildir; bu ailenin ve temsil ettiği gücün Kürtlerle kurduğu düşmanca ilişkinin bir devamıdır.
Nitekim Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, İzmir Balçova'da holdinge bağlı Amerikan Hastanesi'nin açılışında, Kürt kadınların namusunu hedef alan şu sözleri sarf etti:
"Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş. 'Hanımefendi, perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın demiş ki: 'Doktor Bey, ilk sen soyun.'"
Savcılık "halkın bir kesimini alenen aşağılama"dan soruşturma açtı, Koç özür diledi. Ama özür, söyleneni, söylenenin arkasındaki hakikatleri geri almaz.
🔴 Türkçesi⤵️
Amed–Muş yolunda Türk askerleriyle neden tartıştık?
Bu, rastgele gelişmiş bir olay değildi. Bunun arkasında bir bilinç, bir inanç ve bir dava anlayışı var. Bu, Kürdistan'ın yeni koşullarındaki en etkili mücadele yöntemidir.
Bu tür "pasif direniş" eylemleriyle Kürdistan'da Türk egemenlik sistemini protesto edeceğiz. Sosyal medya aracılığıyla bu eylemleri milletimize ve tüm dünyaya duyuracağız. Sosyal medyanın gücünün farkında olmak gerekiyor.
Instagram, Facebook, X, TikTok ve diğer tüm platformlarda bu tür eylemlere destek verelim; paylaşalım, yorum yapalım, elimizden geldiğince farklı insanlara ulaştıralım. Böylece sesimizi daha geniş kesimlere duyurabilelim.
Aynı zamanda insanlara yeni mücadele yöntemleri konusunda yol gösterip korkularını aşmalarına katkı sunalım. Bu yaklaşım halk içinde yaygınlaştıkça, herkes kendi imkanları ve koşulları ölçüsünde sistemi farklı biçimlerde protesto edebilecektir.
Örneğin dil meselesinde, zamanla insanlar Kürdistan'da tüm kişi ve kurumlarla Kürtçe konuşmakta ısrar etmeyi, sisteme karşı tepkilerinin bir ifadesi haline getirecek; bu da mevcut sistemin işleyişini zorlayarak tıkamaya başlayacak.
Hayatın her alanında bu tür pasif direniş eylemlerini kolektif biçimde sürdürmeye devam edeceğiz. İmkanlarımız ve koşullarımız doğrultusunda, Türk egemenlik sistemi kurumlarını kademeli olarak protesto edeceğiz.
#Kurd #Kurdish #Kurdistan #کورد #کوردستان
Lozan adı Kürtler için hukuk ve egemenlikle özdeştir. Anahtarın kaybedildiği yerdir.
Bu nedenle Lozan Kürt Enstitüsü odağına hukuku alır ve yeni nesil bir Kürt kurumsallaşmasını temsil eder.
Dünyanın her yerindeki her Kürt Lozan Kürt Enstitüsü'ne üye olabilir, destek sunabilir.
Birêzan
Di websayta me de formê endamtiyê heye. Hûn dikarin bibin endamê Enstîtuya Kurdî ya Lozanê.
Hûn dikarin formê endamtiyê bi awayekî dîjîtal yan bi awayekî fîzîkî temam bikin û ji me re bişînin.
✅ Bi hêvîya xurtkirina sazûmaniyê bi hevkariyê.
🌐 https://t.co/dMW2rfiA4K
Muhteşem Kürtçesiyle tanıdığımız Mem Ararat, Kürt Z-Nesli sanatçısıdır.
Kürt Z kuşağı post-materyalist, bireyci ve kurumsal otoriteden bağımsız bir kimlik bilinci taşımaktadır. Eski sanatçılarımız bir ideolojiye hizmet ediyordu. Mem Ararat ise kimliğine hizmet ediyor. İkisi arasındaki fark estetik değil, kuşaksal bir değer dönüşümüdür.
Kürt Z- nesline ulaşmak isteyen Kürt siyaseti ideolojik çerçeveyi değil, değer çerçevesini esas almalı; partiyi değil Kürdistanî duruşu, kolektif itaati değil bireysel özgünlüğü merkeze koymalıdır. Mem Ararat'ın "kimseye köle olmam" ifadesi Kürt Z-Neslinin siyasi manifestosudur ve bu manifesto yeni bir pedagojik dil talep etmektedir.
(Konuyu detaylı şekilde anlamak isteyenler, Inglehart'ın değer dönüşümü teorisi, Mannheim'ın kuşak sosyolojisi ve Bauman'ın akışkan modernite kavramını incelesinler.)