SPK’nın fon mevzuatına ilişkin çalışmayı tamamlayıp önümüzdeki hafta kamuoyuyla paylaşacak olması, sermaye piyasalarımız adına sevindirici bir adım.
Fon ekosisteminin gelişimi, yalnızca ürün çeşitliliğiyle değil, bu ürünlerin işleyişini şeffaf ve öngörülebilir kılan, uluslararası standartlarla uyumlu sağlam bir düzenleyici çerçeveyle mümkün olur.
SPK’nın bu çalışmayı bu denli somut bir zaman planıyla tamamlamayarak uluslararası bir medya kurumu üzerinden duyulmasını sağlaması, kurumun konuya verdiği önemi ve piyasa aktörleriyle kurduğu diyaloğun niteliğini gösteriyor.
Yatırımcı güveni, büyük söylemlerle değil, evrensel standartlara uygun, yatırımcı menfaat ve taleplerini önceleyen, istikrarlı ve zamanında atılan adımlarla inşa edilir.
Ülkemiz mevzuatlarını dünyada sermaye piyasalarının en gelişmiş olduğu ülkelerdeki standartlara çıkartmayı hedefleyen her türlü girişimi gönülden destekliyoruz.
Haftaya açıklanacak düzenlemeyi hem sektör hem de yatırımcılarımız adına yakından takip ediyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
İthal ekonomik modellerle Türkiye’nin sorunları çözülmüyor. Başkasının hastalığı için yazılmış ilaçla iyileşmeyi bekleyemeyiz.
Türkiye yıllardır başka ekonomilerin sorunları için yazılmış reçeteleri deniyor. IMF kalıpları, ortodoks şablonlar, ithal çerçeveler… Hiçbiri bu ülkenin üretim yapısına, demografisine ve potansiyeline göre tasarlanmadı.
Enflasyonu da, cari açığı da, gelir dağılımını da çözecek olan şey tercüme edilmiş modeller değil; Türkiye’nin kendi gerçeklerinden doğan, teknolojiyi, üretimi ve bolluk ekonomisini merkeze koyan yeni bir Türkiye Ekonomi Modeli’dir.
Yapısal dönüşüm bir cümle değil, cesaret ister. O cesaret de kopyalamakta değil, inşa etmekte.
Tera Grubu nedir, nerelere yatırım yapar; bu konuya açıklık getirmek istedim.
Tera kendine üç ana stratejik sektör belirlemiş ve bu alanlarda kalıcı olarak faaliyet göstermektedir. Bunlar finans, teknoloji ve tarım/gıdadır. Ayrıca gayrımenkul sektöründe de kurumsal bir şekilde GYO çatısı altında uzun vadeli değer üretmeye devam edecektir.
Yakın zamanda bünyesine kattığı Topkapı üniversitesi de Grup açısından bir çarpan etkisi yapmaktadır.
Kurumsal organizasyonumuzu da bir holding çatısı altında üç ayrı (finans, teknoloji ve tarım/gıda) alt holding olarak planladık.
Özetle Tera bu sektörlerde uzun vadeli, vizyon geliştiren bir aktör olmak için vardır, kesinlikle stratejik alanlarda şirketlerimiz çok değerlendi artık buradan kar alıp satalım mantığıyla hareket etmemektedir. Eğer grup bir finansal yatırım yapacaksa bunları farklı yapılar üzerinden yapacaktır (GSYF, GSYO vbg).
Olası kafa karışıklıklarını gidermek için bu paylaşımı yapmak istedim. Tüm takipçilerime iyi bir hafta diliyorum.
Üniversitemizle gurur duyuyoruz. Topkapı üniversitesi kalitesiyle dünyanın sayılı üniversiteleri arasında daha da üst seviyelere çıkmaya devam edecek. Eğitim alanında da ülkemiz geleceğinin inşası için çalışmaya devam ediyoruz.
Verimli bir Konsey toplantısı gerçekleştirdik. İki ülke arasındaki ekonomik faaliyetlerin daha da geliştirilmesi için Konsey olarak yoğun bir çalışma temposu bizi bekliyor.
İnsanlık tarihinin en dönüştürücü teknolojik gelişmesinin yapay zeka olduğu artık iyice netleşti.
Bu teknolojinin somut sonuçları da artık görülmeye başlandı.
Özellikle beyaz yaka meslekler YZ etkisiyle ciddi risk altında (bazı uluslararası bankalardan YZ kaynaklı işten çıkarmalar başladı bile). Ve bunun etkilerini daha yeni yeni görmeye başladık.
Buna bağlı olarak insansı robotlar da artık ciddi ciddi hayatımıza girmeye başladı. Bu da mavi yakalı meslekleri tehdit altına sokuyor. Süreç inanılmaz bir hızla devam edecek.
Sadece bu iki teknoloji bile hem işsizlik yaratacak hem de maaşlar üstünde baskı yaratacak. Bu tablo karşısında da istihdam sorununa net bir çözüm oluşturulmuş değil (UBI vbg çözüm önerilerinin derde deva değil sorunun bir parçası olacağını düşünüyorum).
Evet insanlığın yaratıcılığına güveniyorum ve hiç bir zaman kötümser değilim ama ciddi ciddi bu konularda düşünmek, çözüm önerilerini tartışmak gerekiyor.
Biz Tera Grubu olarak küresel megatrendlerin farkındayız ve bunlara yönelik hem şirketlerimiz hem de yatırımcılarımız için proje ve fikir üretmeye, ülkemizde bu alanda değer üretenlerden olmak için durmadan çalışıyoruz.
Aklımızda bazı somut projeler de var, gerçekleştikçe duyurularımızı da, inşallah yapacağız.
İlginç dönemlerden geçtiğimiz çok kesin; dünya bir kaç sene içinde bambaşka bir noktada olacak. Hazırlıklı olmak lazım.
Ecdadımız defalarca tarih yazmış, dünyaya yön vermiştir.
Yeniçeri ocağıyla tarihin ilk özel kuvvetler birliklerini kurmuş, Şahi toplarla kuşatma savaşını İstanbul’un Fethi esnasında kalıcı olarak değiştirmiştir.
Çaldıran’da topçuları meydan muharebesinde maharetle kullanarak oyun değiştirmiş, Mohaç’ta ateşli silahları entegre ederek Batı’nın kozu ağır süvarileri kullanılmaz hale getirmiştir.
Ne mutlu ki, devlet ve milletimiz bugün de inisiyatifi ele almış, Türkiyemizi döneminin askeri doktrinini belirleyen ülkelerden biri haline getirmeyi başarmıştır.
İstanbul’un Fethi de milletimizin medeniyet projesinin en stratejik ve aynı zamanda da sembolik aşamalarından biri olmuştur.
Bize bu gururu yaşatan Fatih Sultan Mehmet Han ve silah arkadaşlarının ruhu şad olsun. Nice yıl dönümleri nasip olsun.
Son gelişmeler ışığında döviz kurlarında bir panik havası yok. Etkili ve çok bilgili yabancı yorumcular da endişe edecek bir sebep olmadığını, ekonomik programın bu tür şoklara karşı dayanıklı olduğunu, gerekirse alınabilecek pek çok düzeltici tedbirler olduğunu net bir şekilde ifade ediyorlar. Eh bu şartlar altında bir dışsal şok karşısında niye diğer varlık sınıflarında panik olsun? O konuya pek yorum gelmiyor yabancılar tarafından, hatta dünya piyasalarına entegre pek çok yerli yorumcudan olumsuz yorumlar geliyor ama mantık oralarda da panik olmamasını gerektiriyor. Bakalım mantık mı duygu mu çalışacak. Paniğin hiç kimseye fayda getirmediğini biliyoruz, ama short pozisyon taşıyanlar panik pompalıyor ve yatırımcıları en iğrenç manipülasyonlara tabi tutuyorlarsa ve başarılı olurlarsa onu bilemem.
Yatırım yapmanın mutlak doğruları yoktur. Herkesin, beklentileri, yaşı ve risk algısı doğrultusunda yatırımlarını değerlendirmesi gerekir.
Hisse senetlerinde de YATIRIM yaklaşımıyla pozisyon bulundurmak elzemdir. Ciddi getiriler ancak doğru hisse senedi YATIRIMlarıyla mümkün olabilir.
Bu kapsamda genel dünya konjonktürünü dikkate almadan hisse senedi yatırımı yapmamak gerekir (top down analysis yapmak lazım; plaza Türkçesi konuşanlar da anlasın).
Dünyada değişen ana trend de teknolojidir!
Buna göre eskide kalmış, köhne, kendini yenilemekten aciz, teknolojiden bi haber, ve lidersiz şirketlerin hisselerinden kaçının.
Buna karşı aksi propagandalara rağmen teknoloji odaklı, büyüme hedefli, doğru yatırım yapan, dünya ve ülkemiz konjonktürüne uygun şirket hisselerine yatırım yapın.
Unutmayın değişmeyen tek şey değişimdir!
Eskiye (daha doğrusu eski kalanlara) rağbet olsa bit pazarına nur yağardı. Piyasalarda da aslında eskiye nur yağmaz; yağan bir şey varsa da yağan şey nur değildir…