Kışları Ankarada,yazları Bodrum da yaşıyorum.TCMB dan emekli + 75 ,TCvatandaşı olmakla kıvanç duyan ve artık bu ülkede hiçbir şeye şaşırmayan bir ademim.
Memleketin gündem maddeleri
Güllü
Mehmet Akif Ersoy..
Bu arada gündemde yer alamayan; bürokratlar, masum insanlar, bomboş dosya ile seçilmişler, savunma hakları kodeste
Yoksulluk, hastalık zirvede ..
Biz nasıl iyileşiriz bunu bilemiyorum
Ama bu kötülük artık akla bünyeye ziyan
Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.
/ Ursula K. Le Guin
Nasıl gidiyor hayat? Benim şöyle: Türk Telekom iki yıllık anlaşmam aylık 200.50 idi, 476 oldu. (9 ay sonra 575 olacakmış). Elektrik faturam haziran 465, temmuz 845, ağustos 2250 oldu. 15 gün önce 8 bine anlaştığımız usta 10 bin aldı. Uçak düşüyor gibi bir his. Sıfır kontrol.
Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı kutlu olsun. 100. yılda, anneannemin Atatürk ile şu fotoğrafına bakıyorum. Ilk Cumhuriyet kadınları olacak kuşağın yüzündeki heyecana ve coşkuya, fotoğraftan fışkıran seslere ve enerjiye bakıyorum.
"Milletimizi refah gereçlerine sahip kılma hedefi" yolunda dahili ve harici bedhahlarla mücadelede ihtiyaç duyduğumuz, o heyecan ve coşkudur. Kaybedilmiş veya mahcup olunacak bir şey varmış gibi davrananlar, "Atatürk görse üzülürdü" muhabbeti yapanlar, "Atatürk'ten bana ne" diyenler kadar kendi milletine faydasız ve zaman kaybettiricidir. Onlar da, Atatürk ticareti yapanlar gibi, Atatürk'ü bir şekilde diline dolayıp aslında onun kimliğinden ve gösterdiği yoldan ayrılan diğerleri gibi, dahili ve harici bedhahlar (içeride ve dışarıda hain kötücül planlar yapanlar) kavramına dahildirler.
Umutsuzluk veren ve kendi etki alanı ne ise o alanda hareketsiz kalıp başkasına kabahat bulan, Atatürk'ü ve milletinin ihtiyacını anlamamıştır. Umut veren ve kendi imkanları dahilinde milletin ihtiyacına koşan, bir taş üstüne taş koyan, konunun siyasetle ilgili olmadığını, niyet ve gayretle, umut ve emekle ilgili olduğunu, siyaset sahnesinde o anda ne oluyor olursa olsun kişinin kendi bireysel alanında Atatürk yolundan ayrılmayabileceğini ve bizi hep birlikte refaha taşıyacak olanın, "milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacak" olanın bu bilinçteki insanların toplumun büyük çoğunluğu halini alması olduğunu anlayan, Atatürk'ü anlamıştır.
Atatürk elbette muasır medeniyet seviyesine ulaşma yolculuğunun zamana karşı yarış olduğunu en iyi bilendi. 10. yıl nutkunun her köşesini zaman bilincine boyaması hepimize en açık mesajıdır. "Az zamanda çok ve büyük işler yaptık." cümlesiyle "bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız." cümlelerini aynı tarihi metne alan liderin en ana kaygısının ve bilincinin zamana karşı yarış dinamiği olduğu, eğer eğitimle, köy enstitüleriyle, toplumun temelinden devrimci bir dönüştürücü iştah ve gayretle hızla bir eşik atlanamazsa muasır medeniyet seviyesine ulaşma yolculuğunun sonradan çok meşakkatli ve tehlikeli olacağı bilinci olduğu açıktır.
10. yılı idrak ederken yaptığı tarihi konuşmada en büyük gayreti umut vermek olan, zekisiniz, çalışkansınız, karakterlisiniz, yaparsınız diyen bir liderin, eğer bugün aramızda olsa ve bize 100. yıl konuşması yapıyor olsa "onu yapamamışsınız, bunu becerememişsiniz" demeyeceği ve milletin tüm unsurlarını tüm milletin refahı için kenetlendirmeye ilham veren sözler sarf edeceği, gözümüzün içine sevecenlikle bakıp "yine iyi yol gelmişsiniz, bozgun duygusuna mahal yok, daha hızlı ve daha etkili olmalıyız" diyeceği, Anadolu'dan ordu için erzak ve malzeme topladığı gibi bu sefer kişi kişi kurum kurum "sen kendin için değil milletin için daha fazla ne yapabilirsin" sorusuna yöneleceği, siyasetle değil toplum hareketiyle ilgileneceği, politikanın durumu ile değil insanın durumu ile ilgileneceği açıktır.
Bu toplu gayret için, siyasetin ve siyasetçilerin üzerine çıkarak refah konusunu kendi tekeline alan bir toplum yaratabilmek için, niyet için, gayret için, emek için, insan için, zaman kaybetmeden el birliğiyle ve beraberce ilk toparlamamız gereken duygu, şu fotoğraftaki heyecan, coşku, iştah ve umuttur. Bu sebeple, bugün coşkuyla, haykıra haykıra, keyifle, gururla, tereddütsüz, kol kola, yüzüncü yılımızı kutlayalım. Yarın yeni bir 100 yılımıza uyandığımızda, "ben milletin refahı için kendi alanımda daha fazla ne yapabilirim" sorusundan kaçınmadan, hep birlikte ellerimizi taşın altına daha fazla koymaya başlayalım.
Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun. Nice 100 yıllara, anneannemle büyük Atatürk'ün şu fotoğrafındaki coşku, heyecan ve iştahla, kol kola, beraberce, umutla, gayretle, emekle.