Sanatçılar “terörsüz Türkiye istemiyor” diye bir liste yapmışlar.
Benim adımı da listeye koyup hedef göstermişler…
Ben “Hepimiz kardeşiz” derken,
siz daha nerede durduğunuzu bile bilmiyordunuz.
O zaman biz, bu ülkede insanlar ölmesin analar ağlamasın diye her alanda dil döküyorduk.
Ama şunu bilin… Terörden daha büyük bir sorunu var bu ülkenin. O da, “YOLSUZLUK “
Yolsuzluk, terörden on kat daha tehlikelidir. İç çatışmaya harcanan paranın üç katı yolsuzluk yapıldı bu ülkede.
Bir çocuğa tecavüz edenle, bu halkın ekmeğini, geleceğini çalan hırsızın farkı yok.
Yolsuzluk yapan siyasetçi veya her kimse, en büyük teröristtir.
Asıl yolsuzluk yapanlar yüzünden 40 yılda ülkenin düştüğü derin yoksulluğu görmelisiniz! Sokağa çıkın, insanlara dokunun. Milletin anası ağlamış anası.
Bugün…
Emekliler yaşam mücadelesi veriyorlar. Bir profesörün, hakimin, savcının, doktorun, öğretmenin, askerin, memurun, işçinin aldığı maaş yürek yakıyor.
Ama bir avuç hırsız hâlâ bu ülkenin kaynaklarını göz göre göre çalıyor ve yiyip bitiriyor.
Ben yıllardır bu ülkenin barışı için filmler yaptım, şarkılar söyledim.
Şunu çok iyi bilin ki…
Bu ülkeye barış gelse bile, bu denli büyük yolsuzluk ve adaletsizlik olduğu sürece bu ülke asla iflah olmayacak.
Yolsuzluk terörle eş değerdedir.
Şimdi siz de…
Adamsanız,
bu yazdıklarımı da televizyonlarda ve köşe yazılarınızda yayınlarsınız.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticilerine yapılan ve 2. dalga şafak operasyonunda gözaltına alınan bürokratlara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'na geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bu operasyon siyasi bir operasyondur.
Türk halkı her geçen gün operasyonların haksız ve siyasi olduğuna daha fazla inanmakta ve kamu vicdanında mahkûm etmektedir.
@zaferpartisi@AliSehirlioglu@eczozgurozel@ekrem_imamoglu@herkesicinCHP
Hiçbir iddia, görüntü fikrimi değiştiremez.
Yok bavulmuş, para sayma makinesiymiş, sinyal kesiciymiş, oymuş, buymuş..
Belki doğru, belki yalan, belki komplo…
Farketmez.
Artık okumuyorum bile.
- Zira ben Türkiye’yi Dünya Yolsuzluk sıralamasında 107.’liğe kimin, nasıl düşürdüğünü biliyorum.
- İhale yasasını kimin 200 kere ve neden değiştirdiğini de biliyorum.
- Yabancı şirketlerin “Türkiye’de rüşvet verdik” itiraflarını soruşturma bile açılmadığını da biliyorum.
- Ses kayıtlarının montaj olmadığına da inanıyorum.
- İki yanlışın bir doğru yapmadığını da farkındayım.
Bu yüzden bir sonraki seçimde oyum kesinlikle, her kim olursa olsun, muhalefetin adayına.
📍“Terörsüz Türkiye” konusunda bütün ekip oradaymış!
📍Bunu sürdürebilmek için devam ediyorlarmış!
📍Terörsüz Türkiye’ye ulaşacaklarmış ama,
📍Oradan gelip bi tane drone atıyorlarmış, o da gelip bizim askerimize çarpıyormuş, askerimiz de şehit oluyormuş!
📍Yani şu anda takip ediyorlarmış…
👉Bunları söyleyen Milli Savunma Bakanı. Koskoca ülkenin düştüğü hale bakın!
RAKI İÇERKEN....
- sarhoş olunmaz.
-- konuşulan masada kalır, kayıt not tutulmaz.
-- fotoğraf çekilmez.. dışarıdan çekene kızılmaz.
-- telefonla konuşulmaz.. çalarsa rakı içiyorum der kapatılır.
-- telefonla oynanmaz masaya iPhone, Blackberry konulmaz.
-- muhabbette biçem, izlek, imgelem gibi kelimeler kullanılmaz
-- kadınlar silip oturur: rakı bardağında ruj izi olmaz.
-- lüzumsuz şirin olunmaz.
-- rakıda hızlı gidene karışılır, yavaş düşene karışılmaz.
-- argo konuşulur, asla küfür edilmez.
-- hey, hişt, pişt.. gibi ünlemler kimseye kullanılmaz.
-- memleketi herkes meşrebine göre kurtarır, karışılmaz.
-- yemek değil meze tırtıklanır, karın doyurulmaz.
-- şalgam suyu, soda, ayran yanına konur içine konmaz.
-- masada kitap, dergi, hele laptop asla bulunmaz.
-- isteyene zeki müren, isteyene giuseppe verdi sırayla dinlenir.
-- müzik duyulacak kadar açılır, bağırtılmaz.
-- hüzün ve neşe kardeştir masada.
-- masada ağlanmaz, ağlayan varsa konu değiştirilir, avutulmaz.
-- el kol fazla hareket etmez.
-- tartışılır, kalp kırılmaz.
-- aynı anda konuşulmaz, söz kesilmez.
-- masaya sigara dumanı üflenmez.
-- bir rakı içilirken başka marka övülmez.
-- rakı masasında sessizlik olmaz.
-- zırt pırt tuvalete gidilmez.
-- azıcık uçulabilir ama yalan dolan olmaz.
-- biradan başka cila olmaz, cila birası bir küçüğü geçmez.
-- rakı sonrası kahve, şekerli içilmez.
-- rakı yalnız içilmez, meyhanede bile biri eşlik eder.
-- garsona rakı doldurtulmaz.
-- rakıdan önce su, sudan önce buz konmaz.
-- rakı sek içilmez, fondip yapılmaz.
-- güneş tepeden inmeden önce rakı içilmez.
-- büyük konuşanla rakı içilmez.
-- çok konuşanla rakı içilmez.
-- sessiz duranla rakı içilmez.
-- şakadan anlamayanla rakı içilmez.
-- rakı sofrasında iş dedikodusu yapılır, iş konuşulmaz.
-- küllüğe limon kabuğu, zeytin çekirdeği konmaz.
-- tabakta asla sigara söndürülmez.
-- bardak boş bekletilmez, bardak seni hasretle bekler
-- izinsiz masadan tuvalete dahi kalkılmaz.
-- şerefe.. yeterlidir, kadeh tokuştururken yaratıcı olunmaz.
-- garsona yada yanındakine balık ayıklatılmaz.
-- personele ve mekan sahibine hatır sormadan rakıya başlanmaz.
-- içi görünmeyen kadehte rakı içilmez.
-- boğaza, yeleğe peçete takılmaz, dize peçete konmaz.
-- hiçbir durumda ve fikirde ısrar edilmez.
-- racon kesilmez.
-- muhabbette ukalalık, kıskançlık olmaz.
-- rakı sofrası süslenmez.
-- yan masanın muhabbeti dinlenmez.
-- başka masaya ve birine uzun bakılmaz.
-- masadan kopuk muhabbet edilmez.
-- çiftler el ele tutuşmaz, oynaşmaz.
-- sallanan masada içilir, sallanan insanla içilmez.
-- bunlar kendiliğinden olur, kasarak yapılmaz.
hepsinden önemlisi, bir kadınla içiyorsan, asla sarhoş olunmaz.. hesabını kitabını öyle yapıp içeceksin.. kadın sana güvenip sarhoş olabilir, onu adam gibi taşıyacak olan sensin!
(Aydın Boysan'a teşekkürler)👏
Aziz milletim;
Ya adalet, ya sefalet… Artık önümüzde başka seçenek yok.
Türk yargı tarihinin en büyük rezaletini yaşatanlar haklarında suç duyurusunda bulundum ve bulunmaya devam edeceğim.
Bir avuç muhterisin ülkemize ödettiği bedelin, yedikleri kul hakkının tarifi yok. Bu bedeli; emekli, işçi, dar gelirli, işsiz, öğrencilerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte ödüyoruz.
Milletimize tam bir sefalet yaşatan bu bir avuç muhterise soruyorum;
Usulsüz yargılama ve operasyonlar, tutuklamalar, ben dâhil birçok insanının pislik içindeki nezarette günlerce bekletildiği gözaltı süreçleri, kayyumlar vs ile siz neye hizmet ediyorsunuz?
Yalancı şahitler ve tanıklar üretmeyi, itirafçı ve iftiracı oluşturmayı, masumları tutuklamayı ya da tutuklamakla korkutmayı, "hapisten çıkamazsınız" diyerek tehdit etmeyi yüce Türk yargısına nasıl yakıştırıyorsunuz?
Şimdi de avukatları gözaltına almanın, korkutmanın ve insanların görevlerini yapmalarını engelleme çabasındasınız.
Yeter artık!
Kimsiniz siz, kime ve neye hizmet ediyorsunuz? Kimden öğrendiniz bu usulleri? İnsanların namusuna ve haysiyetine saldırmaktan hicap duymuyor musunuz?
Milletime sesleniyorum:
Bu bir avuç muhteris, hem millete hem de devlete büyük zarar veriyorlar. Şikayetçi olun, susmayın ve sesinizi yükseltin.