Yolların, göçebelerin, arafta kalanların, ezilmişlerin hikayesini en iyi anlatan yönetmen Tony Gatlif hayatını kaybetti.
Filmleri zihnimizde hep dönmeye devam edecek.
Reha Erdem filmi A Ay’da (1988), Yekta’nın halasıyla birlikte İstanbul’a gidişinde, Eminönü ve Mahmutpaşa’nın boş sokaklarındaki yürüyüşü, terk edilmiş bir şehirde geziyormuş izlenimi uyandırır. Yekta’nın, halasıyla yaptığı bu yürüyüşte, kendilerini birkaç çalgıcı çocuk takip eder. Yekta, bu çocuklara hayret ve sevinç içinde bakar. Beyoğlu’ndaki Avrupa Pasajı da filmin İstanbul çekimlerinde kullanılan diğer mekanlar arasındadır.
- İstanbul'un 100 Filmi, Semra Kır
İzmir, Grev ve tavır üzerine...
İzmir'de greve giden işçiler için kullanılan dile, yapılan anti propagandalara, havada uçuşan hakaretlere, şaibe ve şüphe yayan söylemlere baktığınızda, aslında AKP'nin herkesin içine nasıl kaçtığını, yerleştiğini görürsünüz.
Kazandığınızda bile kaybetmiş oluyorsunuz bu yüzden. Çünkü belediye iktidar partisinde olmasa bile fikri orada oluyor...
Grevi kırmak ve halkı greve karşı seferber etmek için çöp toplama pozu veren belediye başkanının, bırakın az bucuk solculuğa bulaşmış olmamasını, sosyal demokratlığa bile hiç elinin değmediğini anlıyorsunuz.
Oysa, sosyal demokrat iddiası taşıyan bir belediye başkanından beklentiniz, tüm ülkeye, sosyal demokrat belediyeciliğinin işçilerle nasıl temas edip, sorun çözdüğünü göstermesi olur ama hayır tıpkı iktidarın grevlere dönük, sermayeden yana tavrına uygun şekilde bastırma yöntemi deneniyor ve iktidarla benzeşmenin örneği sunuluyor.
Grevin zamanı, yaratacağı etki ve sonuçlarından bağımsız olarak, emek mücadelesinin temel prensipleriyle haraket etmek, onları hatırlamak, sağcılığın içimize yerleşen, aklımıza, bilincimize hücum eden kötücül tavrından bizi korur.
Yani emek en büyük değerdir ve emek mücadelesine karşı tavır ve tutum almak gericiliktir. Tarihsel olarak da bu böyledir.
Bir grevin zamanlaması vb üzerinden karşı kampanya yaparak onu mahkum etmeye çalıştığınızda, aslında yaptığınız şey emek mücadelesini patronlara peşkeş çekmek olacaktır.
Kendinizi sol, sosyalist, emek savunucusu, demokrat, sosyal demokrat her ne olarak tanımlıyorsanız, yapmanız gereken grevi mahkum etmek değil, emek ve çözümü konusunda örnek tutumu geliştirecek yolu açmaktır.
Bugün İzmir'de işçilerin hak talebine ve grevine saldırarak, grevi mahkum etmeye çalışanlar, yarın ülkenin herhangi bir yerinde işçi grevi, hak mücadelesi baş gösterdiğinde ne diyecekler?
Bir şey söylemelerine gerek kalmayacak. Çünkü iktidar, patron zaten onların bugün İzmir'de kurdukları cümleleri kuracak.
Bugün emek mücadelesine dair aldığımız tavır, tutum, hepimizin karakterine turnusol oluyor ayrıca.
Başa dönersek,
Sosyal demokrat belediyecilik iddası taşıyan ve bunu tüm ülkeye örnek olarak göstermeye çalışan (bkz İstanbul) bir partinin yapması gereken şey çıkıp gece çöp taşıma pozu verip, halkı işçilerle karşı karşıya getirecek bir tavrı ortaya koymak değil, çözme yeteneği göstererek, işçilerle birlikte en makul yolu bulmak olmalıdır.
Ve bu yol, tüm ülke belediyeleri için de örnek olacaktır. Belediyecilik sadece hizmet taşımak değildir çünkü, o hizmeti taşıyıcısı olan işçisini de kazanan yapmaktır. Emeğinin, sosyal haklarının korunmasını sağlayabilmektir.
Geçmişte çeşitli hak mücadelelerin içinde olmuş, o mücadeleyi yapmış kimselerin, bugün bu grevin karşısında pozisyon alarak, parti çıkarları etrafında konumunu çakarlı kılmaya çalışması da ayıptır. Büyük ayıptır...
Yılmaz Özdil, Mine Kırakkanat vb gibi ulusalcılarla aynı, cümleleri farklı utangaç biçimlerle kurmak, gerçek anlamda, kendisine "demokratım", "solcuyum" diyenler için bir yüzleşme vesilesidir.
Ve umarım @eczozgurozel sosyal demokrat belediyeciliğin, emek mücadelesine yaklaşımını, tüm ülkeye örnek olabilecek şekilde nasıl çözülmesi gerektiği konusunda inisiyatif alarak, yol açıcı bir rol üstlenir ve kazanan sosyal demokrat tutum olur...
Bu ülkenin emek mücadelesini, tarihini yere çalan, yarattığı değerleri ayaklar altına alan, bilincinin içini boşaltan ve ödenen bedelleri mahkum eden dilin, tutumun, tavrın karşısında nasıl durulduğu, bu ülkenin emek mücadelesinin geleceğini de belirleyecek.
Ortada öyle "yandan geç" durumu yok. Vaziyet kötü...
İdeolojik dürtülerini, insani değerlerin önünde tutan bir kimseden, hayatın özgür iradesi ve yönetme gücü çıkmaz.
Dilemediği baş sağlığı siyasi hayatının vebali olacak... Mansur Yavaş, yeni dönemin siyasetinde kendine yer bulamayacak.
Yüreği, vicdanı Sırrı Süreyya ile atan milyonların hafızasının gücüyle yüzleşecek mutlaka.
Not edelim buraya...
@gonca_vuslateri Seni düşündürebileceğine inanmadığından sadece güldürmüş "keyifli ve gülmemek imkansızdı"sığlığın kadar değer biçmiş sana uğraşmamış, bildiği yanıldığına yetmez imkansızlığının ispatını da bu yazınla sen bizzat yapmışsın zaten
« On m’a imposé la civilisation… Et cela n’a pas ajouté de connaissance à mon amour incorruptible de la vérité, de l’honnêteté et de la générosité. »
Standing Bear
Kadın iradesine karşı işlenen kolektif bir suç: Sati
JIN FOCUS olarak 'Anlatma Sırası Bizde!' diyor ve Sati kültürü dosyamızı sizlerle paylaşıyoruz.
#SatiRitüeli#JinJiyanAzadî#AnlatmaSırasıBizde