ACİL HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI!
Daha önce belgeleriyle paylaştığım üzere 7 yaşındaki masum oğlum Litvanya’da annesi ve annesinin kocası tarafından şiddete uğramakta. Uzun zamandır bir baba olarak ona sarılamamak, sesini duyamamak, gözyaşlarını silememek benim için zor olsa da burda önemli olan ben değilim. Çünkü oğlum gözünü intikam ve nefret bürümüş ve kendisine şiddet uygulayan annesinin engellemesi nedeniyle buradaki hiçbir arkadaşı ve sevdiğiyle telefonla bile iletişim kuramıyor. Oradaki yetkililerse çocuğumun şiddete uğradığını defalarca belirtmesine rağmen kıllarını kıpırdatmayarak bu şiddetin giderek artmasına araç oluyor.
Şimdi öğrendim ki o küçük bedeni ve ruhu bu şiddet ortamının yaralarıyla baş edemez hale gelmiş ve kendisine oradaki psikiyatristler eliyle FLUOKSETİN isimli bir antidepresan ile TİAPRİD isimli ağır bir şizofreni ilacı başlanmış. Bu ağır ilaçların başlanmış olması da henüz 7 yaşında olan ve öğretmeninden psikologuna Türkiye’de kendisini tanıyan herkesin dünya tatlısı, mutlusu ve akıllısı dediği çocuğumun, Litvanya’daki şiddet ve ihmal nedeniyle psikolojisinin günden güne bozulmakta olduğunu ve artık o narin ruhu ile bedeninin de bunları taşıyamayarak alarm verdiğinin evrensel bir kanıtı aslında.
Buna rağmen oranın yetkilileri burada onu haksızca teslim eden bizim yetkililerin aksine kendi vatandaşlarını koruma güdüsüyle harekete geçmiyor. Bir çocuk psikiyatristi ve baba olarak evladımı koruyamamanın acısıyla yüreğim yanıyor, bu gidişatın artık onun hayatını tehdit ettiğini ve anne ile kocasının bu tutumlarını durdurmazsak oğlumun hayatını kaybedebileceği hususunda gerek Türk gerekse de Litvan yetkilileri uyarmak istiyor, sizleri de küçücük yavrumu korumak için sesinizi yükseltip harekete geçerek destek olmaya davet ediyorum!
Lütfen bu küçük çocuğun masum yüzü, ve yapayalnız kalmış kırılgan yüreğini düşünün ve onu bu karanlıktan kurtarmak için harekete geçin. Bu mecradaki birlik ve berberlik ruhunun nice haksızlıklarla acıları dindirdiğine çok şahit oldum ve gururla vesile olmuş biri olarak şimdi 7 yaşındaki oğlum için de kenetlenmenizi rica ediyorum. Ben 15 aydır haksız yere fiziksel temasım ve 6 aydır telefonla görüşmem bile engellenmiş bir baba olarak çocuğumun psikolojisinin bozulmasına engel olamadım. Ve çocuğumun psikolojik ve duygusal açıdan günden güne daha da kötüye gidişatını engelleyemiyorum.
Çocuk şiddete uğradığını söylüyor, davranış sorunları sergiliyor, yetmiyor kendisine iki tane psikiyatrik ilaç başlanıyor. Orada kötü bakıldığına ikna olmak için daha ne olması lazım. İllaki ölmesi mi lazım?
Ben de yavrum için adaleti, bugüne değin bu mecrada kendilerine ses olmaya çalıştığım değerli anne babalar Nizamettin Kabaiş, Bedriye Doku, Yasemin Minguzzi ve Şaban Vatansever gibi öldükten sonra aramak istemiyor ve onu buradaki cennetinden koparanların o ölmeden onu orada koruyup yeniden buradaki cennetine ulaştırmalarını talep ediyorum.
Çocuğun en temel hakkı olan sevgi, güvenlik ve huzur ortamına kavuşması için sesinizi onun yerine nolur yükseltin.
Oğlum için siz de bir abi, abla, teyze, amca olun; onu orda yalnız bırakmayın!
Şimdiden atacağınız en küçük adım ve ses için sonsuz teşekkürler
@RTErdogan@dbdevletbahceli@LithuanianGovt@GitanasNauseda@IRuginiene@HakanFidan@LithuaniaMJ@LithuaniaMFA@ABilotaite@IRuginiene@GitanasNauseda@UNICEF@save_children@LithuaniaME @vaikoteises
Güzel yavrumuz Ahmet'in acımasızca öldürülmesi sonrası mezarının da talan edilmesiyle organize kötülüğün en iğrenç haline tanık oluyoruz. Bu yavrumuzu öldürenleri savunan yaratıklarla aynı toplumda yaşamak istemiyoruz. #AhmetMinguzziEmsalOlsun
İster ayrımcılık deyin, ister etik, ister yemin.
Hekim ve o hekimi yetiştiren anne/babanın başımın üstünde yeri vardır, önceliklidir, ayrıcalıklıdır.
Hekime ve hekim anne babasına işlem için randevu bile vermem; randevu kendi istediği zamandır.
15 yıldır değişmedi, değişmez
Suriye'de savaş olur, Arap gençleri Türkiye'ye kaçar ,
Afganistan'da savaş olur, Afgan gençleri Türkiye'ye kaçar ,
Filistin'de Savaş olur ,Mehmetçik Gazze'ye hayırdır!
Arabı ,Afganı ana doğurdu da, Türk gençleri ağaç kovuğundan mı çıktı?
"Türk çocuğu, artık Arap çölleri için kanını dökmeyecektir."
Demiştir ülkenin kurucusu Atatürk.
İsteyen çocuğunu da alsın gitsin Gazze'ye. Mehmetçik kimsenin emir eri değildir. Mehmetçik ,Türkiye ve Türk Milletinin koruyucusudur.
Bu bir suç duyurusudur. Cumhuriyet savcılarını ve Sağlık Bakanını göreve çağırıyorum. “Ben doktor X. Estetik plastik cerrahi uzmanıyım. Can güvenliğim olmadığı için ismimi yazamıyorum. 31.05.2022 tarihinde Sultangazi Gaziosmanpaşa'da özel bir tıp merkezinde çalışmaya başladım.A….. isimli bir firmanın yurt dışından getirdiği hastaları bu tıp merkezinde ameliyat etmek için sözleşme imzaladım. Burada cerrahi tıp merkezinde yapılabilecek estetik ameliyatları yapıyordum. Zaman içinde benim ameliyat etmediğim hastaların da bu tıp merkezinde yatmakta olduğunu gördüm. Ben saat 17.00 de mesaimi bitirip gidiyordum. Oysaki burada birileri ameliyat yapıyordu ve sabah geldiğimde yatan hastalar olduğunu görüyordum. Bu hastaları kim ameliyat ediyor diye sorduğumda bana dış doktor ameliyat ediyor deniyordu. Oysa ki hasta dosyalarına baktığımda evrakların adıma düzenlendiğini görüyordum. Bu yasa dışı durumu Sultangazi İlçe Sağlık Müdürlüğü'ne ihbar ettim. İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri bu tıp merkezi içinde Apeks adlı taşeron şirketin faaliyet göstermesinin yasalara aykırı olduğunu ifade ettiler. Kendilerinin ancak para cezası kesebildiklerini, bunun da çok caydırıcı olmadığını söylediler. Benim adıma kim ameliyat yapıyor diye sorduğumda kendilerinin kamera kayıtlarına ulaşamadıklarını beyan ettiler. Tıp merkezinin baskın şeklinde denetlenmesi sonrası işveren bana mobbing uygulamaya ve tehdit etmeye başladı. Poliklinik defterlerimi benden alındı. Ameliyat defterini görmem engellendi. Son olarak da bana noter ihbarı yapılmadan işten atıldığımı İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden öğrendim. Bana bir gün tıp merkezine yakın bir hastaneden telefon geldi. BuradaN. M. adlı Norveç'li bir hastanın yoğun bakım şartlarında yatırıldığı, kan nakillerinin yapıldığı ve durumunun ciddi olduğu söylendi. Ben hastane yetkilisine bu hastayı benim ameliyat etmedigimi söyledim. Hastaya aynı anda kan değerleri çok düşük olmasına rağmen bu tıp merkezinde 6-7 estetik ameliyat tek seansta yapılmış. Ve hasta ameliyat sonrası fenalaşmış. Ambulans ile sevk edilmiş. Bu hastanın da bu tıp merkezinde temizlik görevlisi olarak istihdam edilen Türk ismi almış bir Suriyeli tarafından ameliyat edildiğini, evrakların ise adıma tanzim edildiğini öğrendim. Bu hasta ölse idi ameliyat eden ben olmadığım halde hapse ben girecektim. Adıma sahte evrak tanzim edilmiş, tıp merkezi adıma hazırlattığı kaşeyi kullanmış ve imzalarım taklit edilmiş. Bu olay sadece yurt dışından getirilen hastaların kim olduğu belli olmayan kişilere ameliyat ettirilmesi olayı değildir. Bir kişiye hele ki anemisi / kansızlığı olan bir kişiye sırf para için aynı anda tek seansta 6-7 estetik işlemin yapılması tıbbi literatüre aykırıdır. Hukuk uzmanlarının tabiri ile insan sağlığı ile oynamak hatta cinayete teşebbüstür. Ben 1 yıldır bu hususta resmi makamlara başvuruda bulunuyorum. Bu tıp merkezi veA…. firmasi yetkilileri tarafından şikayetimi geri çekmem yoksa öldürüleceğim şeklinde tehditler alıyorum.” @drfahrettinkoca
1- Seçimlerde ilk tur geride kaldı. Rezervler tarihi dipte. Döviz alımında kısıtlamalar mevcut. Ancak Kapalıçarşı ve bankalararası piyasa arasındaki döviz kur farkı da azaldı. Dolar kuru resmi olarak sadece 19,80.
Öyleyse neler oluyor? Herkesin anlayacağı şekilde açıklayalım.
Yapılan bir araştırmada yaşamın ilk yılında annedeki stresin çocuktaki 139 DNA bölgesini etkilediği (metilasyon) görülürken, o dönemde babadaki stresin çocuğun 30 DNA bölgesini etkilediği gösterilmiş.
“Annenin ilk yılki rahatlığı çocuk için babanınkinden 4 kat daha önemli”
Soldaki Değerli Dr. Refik Saydam
Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü kurdu. Aşı üretti. İhraç etti. 15 yıl Kızılay Başkanlığı yaptı.
Ankara’daki tek evini Kızılay’a bağışladı.
Sağdaki Kerem
Hani depremde çatır satan ve bunu hala savunan Kızılay Başkanı.
Kerem Kınık istifa!
Erdoğan da Kızılay'ın durumundan memnun olmadığına göre hala istifa etmeyen Kerem Kınık Türkiye'nin en dokunulmaz, en güçlü, 'en yarışmayan ve yenilmeyen insanı' diyebiliriz!
Gücümüz yetmedi.
Türkiye Kerem Kınık'tan küçükmüş!
Hatay’da kıyım oldu. İnsanlar sevdikleri için inşallah hemen ölmüştür de işkence çekmemiştir diye dua ediyor. Gündem en az 1 sene Deprem olmalı.
Hayatta kalan insanlara uygun yaşam koşulları oluşturulmadan gündem değişmemeli!!
Biz öldük duyun sesimizi!