Otizm bir salgın halini aldı. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün artıyor. Bir anne olarak otizmle mücadele sürecim doğumdan 2.5 yıl sonra başladı. Alerjik olduğundan minyon ve hassas olan evladımız neşeli ve sosyal bir varlıkken zamanla içine kapandı ve 11 aylıkken başladığı konuşma serüvenine veda etmeyi seçti. Eh tabii böyle hızla değişen bulgular bizde panik havası yarattı ve soluğu psikiyatrist, nörolog ve daha pek çok branş doktorunda aldık. Testlerde yapısal bir problem çıkmazken her şey otizmi işaret ediyordu. Çaresizlik ve yas havası eve hakim, geleceğe dair umutlar yerini endişeye bırakıyor…
https://t.co/nMALfwCpn9
Sarayın emriyle hukuksuzca tutuklanıp cezaevine konulan Enis Karakaş ve diğer tüm dostlarımız, kardeşlerimiz derhal serbest bırakılsın! Bu halk zulme boyun eğmeyecek.
Gezi’den yıllar sonra, uzun yıllara yayılan bir moral bozukluğu ve umutsuzluğun ardından, yüzbinler bütün öfke ve cesaretleriyle yine sokaktalar. Bu durum, hareketin İmamoğlu���na sahip çıkmanın ötesinde çok daha güçlü toplumsal dinamiklere sahip olduğunu göstermektedir. Protestolarda, uzun süren bir hareketsizliğin ardından kitlesel olarak harekete geçen üniversite gençliği başı çekmektedir. Ülkenin en tutucu ve iktidar yanlısı olarak bilinen şehirleri bile birer eylem alanı haline gelmiştir. Ortada elbette bu tür kitle seferberliklerinin belirli bir başarıya ulaşabilmesi için gerekli bir siyasi önderlik sorunu vardır, ancak unutulmaması gereken bütün devrimci değişimlerin “hammaddesinin” büyük halk kitlelerinin eylemi olduğudur. Bu gelişmelerin artan bir ivmeyle devamının doğrudan sınıf mücadelesi alanını da etkilemesi kaçınılmazdır.
Devamı için:
https://t.co/X1emAQr5MQ
ALO199 işçileri, Trabzon'da açılışı yapılan iş yerinin kapatılma kararı
üzerine işsiz kalma tehdidi ile karşı
karşıya.
Yaklaşık 390 kişiden oluşan çağrı merkezi çalışanları, yoğun bir mücadeleye girme kararlılığında.
Bu karar geri alınana kadar biz de mücadelelerini destekleyeceğiz.
#Alo199issizKaliyor
@dayiekonomi Egzama bu sampuana alısınca yeniden egzama cıkmaya baslar. Burda önemli olan bagırsaktir saglıklı beslenmedikce egzamalar 2 hafta kaybolup tekrar geri gelir
Arjantin seçimleri üzerine bir ilk değerlendirme...
Arjantin’de 53 yaşındaki aşırı sağcı Javier Milei, oyların %55,69'unu alarak %44,3 oy alan Peronist aday Sergio Massa'yı alt etti. Nereden bakılırsa bakılsın şok edici bir sonuç bu…
Zira seçimlerin galibi için, emekçilere yönelik bir ekonomik kesinti dalgası zaruri, iklim değişikliği bir yalan. Sağlık ve eğitim bakanlıkları kapatılması gereken fuzuli yerler, Kadın hareketinin büyük fedakarlıklarla kazandığı kürtaj hakkı kutsal aileyi tahrip eden bir çıban başı, ulusal para birimi Peso lağvedilmeli yerine Amerikan dolarına geçilmeli.
Egemen sınıfların ayaklarına dolanan demokratik kurumları işlevsizleştirmeyi vaat eden bir şakşakçı o. En kötüsü şu; 30 bini aşkın kadın ve erkek devrimciyi katleden insanlık düşmanı Arjantin darbecilerine şapka çıkartıyor,
Herkes Türkiye’de yaşananları andıran büyük bir şokta ve bunun nasıl mümkün olabildiğini tartışıyor. Yıllarca Macrism ve Kirchnerizm arasında kutuplaşan ve her biri kendi müttefiklerine sahip eski siyasi rejim bu seçimlerde oldukça ağır bir darbe yedi.
Aslında geliyorum diyen bir süreçti bu… Baş döndürücü bir şekilde, mevcut merkez sağın etrafından dolaşan bir aşırı sağ yükseldi ve Arjantin'in iki kutuplu yapısını sadece birkaç yıl içinde tarumar etti. Bu, son yıllarda uluslararası arenada yaşanan gelişmelerle paralellik içeren bir süreç.
Seçim sonuçlarını, ekonomik ve sosyal bir enkaza dönüşen Arjantin gerçekliğinden bağımsız ele almak olanaksız.
IMF'nin 2018'de Arjantin'e geri dönmesinden bu yana, yoksulluk dramatik bir şekilde yükseldi. - %27,3'ten %40,1’e-. Önce Macri ve Sergio Massa (Cristina Kirchner'in desteğiyle) tarafından uygulanan IMF politikaları bir yoksulluk üretme makinasından başka bir şey değildi. Tüm işçilerin ücretleri çöktü, özellikle de 2016'dan bu yana satın alma güçlerinin %46,7'sini kaybeden kayıt dışı çalışanlar için bu durum daha da ağırlaştı.
Ülkede katlanılmaz hale gelen kronik enflasyon emekçi yığınları zaten bir soygun girdabının içine çekmişti. Önceki 2 hükümet dönemi boyunca 101 Milyar Amerikan doları işçi sınıfının cebinden Arjantin finans baronlarının cebine utanmazca aktarıldı.
Javier Milei ve yardımcısı ve Askeri cunta şakşakçısı Victoria Villarruel'in geniş yığınların hoşnutsuzluğunu aşırı sağ demagojiyle başarıyla istismar etmeyi başardığını vurgulamamız gerekiyor.
Arjantin Devrimci Soluna özellikle Solun ve İşçilerin Cephesi FİT-U’ya önümüzdeki sarsıntılı dönem boyunca belirleyici bir rol düşeceği çok açık. Cephe, bir an önce parlamentarist, sendikalist eğilimlerden sıyrılarak, kendisini işçi sınıfının mücadele cephesinin inşasına hasretmelidir. Aşırı sağla savaşta kararlı işçi yığınları, onların aileleri, kadınlar, gençler ve demokratik mevziler için savaşmaya gönüllü geniş bir müttefik tabanı, harekete geçmeye hazır muazzam bir toplumsal güç olarak önderlik beklemektedir. Kaybedecek zaman yok.
Unutulmamalı ki, hiçbir şey Milei ve yandaşları için çantada keklik değil. Arjantin'in yeni aşırı sağcı kabinesi, ilk andan itibaren çok sayıda çelişki ve zayıflıkla karşı karşıya kalacak.
Seçim sonuçlarına göre Milei parlamentoda çoğunluğuna sahip olamayacak. Arjantin'in siyasi yapısı için hayati bir güç unsuru olarak herhangi bir eyalet valisine de sahip değil. Dahası, Arjantin'deki sosyal ve işçi hareketlerinin durumu ve mücadele geleneği, kazanılmış hakları tasfiye etmeye çalışan her türlü gerici saldırıya karşı güçlü bir direniş vaat ediyor. Arjantin'i barışçıl değil ama çok sarsıcı sonuçları olacak yeni bir mücadele dönemi bekliyor.
Kırmızı Gazete