Bulundukları siyasi partiyi çetecilik anlayışıyla ele geçirip âdeta bir “haram çetesi”ne çevirenlerden biri olan Murat Emir, bugün çıkmış,
bulunduğu hale bakmadan iftira atıyor, hakaret ediyor.
Çünkü bunların siyaset anlayışı hizmet etmek değil, hedef göstermektedir.
Her olumsuz meselenin yanına ismimi yazmayı siyaset zannedenler;
Çetelerin dilini kendi siyasi dilleri hâline getirenler;
Kendi partilerini “çetecilik” yöntemleriyle ele geçirdikleri iddiasıyla mahkemelerde yargılananlar;
Yolsuzluk batağına saplanıp haram düzeninin parçası hâline gelenler;
Bütün bu çürümüşlüğü gördüğü hâlde susanlar, kabullenenler ve bu haram düzeninin içinde kalmayı tercih edenler…
Şunu iyi bilsinler:
İftira, hakikatin üzerini örtemez.
Allah bilir, işitir ve görür.
Allah doğrularla beraberdir.
Çetelerin diliyle siyaset yapanlar, milletin vicdanında mahkûm olmaktan kurtulamaz.
Murat Emir’in adının önünde “doktor” unvanı bulunabilir. Ancak mesele unvan değil, zihniyettir.
Ve bu zihniyet, siyaseten de ahlaken de hastalıklıdır.
Bir kerede doğru olmayı deneyin…
Asırlardır hür yaşamış asil milletimizin iradesini hesaba katmadan planlanan 15 Temmuz hain darbe girişimini bütün yönleriyle aktaran bu yapımı herkesin seyretmesini tavsiye ediyorum.
📺 Asırlık Gece, TRT 1 ve tabii’de...
I strongly recommend watching this series — it captures the vicious July 15 coup attempt, plotted disregarding the will of our noble nation which has lived in freedom for centuries, in all its detail.
📺 Asırlık Gece, on TRT 1 & tabii
Milletimizin iradesine ve devletimizin bekasına kasteden ihanet şebekesi FETÖ/PDY'ye karşı mücadelemiz ilk günkü kararlılık ve hassasiyetle devam etmektedir.
Emniyet ve Jandarma Teşkilatlarımız ile Cumhuriyet Başsavcılıklarımızın yürüttüğü ortak çalışmalar neticesinde; bu sabah, örgütün mahrem yapılanmasının deşifre edilmesi ve bağlantılı unsurlarının çökertilmesine yönelik 968 şüpheliyi kapsayan büyük bir operasyon başlattık.
Devletimizin tüm kurumlarıyla yürüttüğü bu büyük arınma seferberliğinde liderliğiyle kararlılığımıza güç katan Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bu haklı mücadelemizde, güçlü koordinasyonun oluşmasında vermiş oldukları destekten dolayı Adalet Bakanımız Sayın @abakingurlek’e teşekkür ediyorum.
Hiçbir terör örgütünün veya vesayet odağının devletimizin bekasına, hukuk düzenimize ve aziz milletimizin iradesine kastetmesine asla izin vermeyeceğiz! Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yürüdüğümüz bu yolda, güçlü Türkiye hedefine ulaşmamıza hiçbir güç engel olamayacaktır.
15 Temmuz hain darbe girişimini unutmadık. Bundan 10 yıl önce vatanımız, bayrağımız, demokrasimiz ve millî irademiz uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. Şehitlerimizin emanetine ve istiklal irademize sonuna kadar sahip çıkacağız.
#15Temmuz #TürkiyeYüzyılı
@EmniyetGM@jandarma
15’ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50’nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz.
Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar avro seviyesine ulaştı.
Önceki gün birisi çıkmış, kendi kötü siciline bakmadan sosyal medya hesabından bizi dış politikada şov yapmakla, tribünlere oynamakla, ülkemizi bölgesel krizlerin mezesi yapmakla itham ediyor.
İnanın insan, kurduğu cümlelerin neresini düzelteceğini bilemiyor.
Bir defa Türkiye, bölgesel krizlerin mezesi değil, işte en son İran savaşında olduğu gibi çözüm çabalarının baş aktörüdür.
İkincisi, dış politika şov alanı değil; tecrübe, birikim ve dirayet gerektiren bir uzmanlık alanıdır.
Üçüncüsü, biz ne içeride ne dışarıda hiçbir zaman tribünlere oynamadık; aksine hep gönüller yapmanın, gönüller kazanmanın derdinde olduk.
Siz birbirinizle koltuk kavgası verirken biz yürüttüğümüz ince diplomasiyle bölgemizdeki çatışmaları dindirmenin kavgasını verdik.
Siz birbirinizin kuyusunu kazarken biz elimizde iğneyle kuyu kazar gibi barışa giden yolun önündeki engelleri kazıdık.
Siz kimin hain, kimin iş birlikçi, kimin proje olduğunu tartışırken biz zorlu müzakere masalarında Türkiye’nin hak ve hukukunu savunduk.
Daha kavgasız gürültüsüz tek bir gününüz yok, bir de çıkıp bize diplomasi dersi vermeye kalkıyorsunuz.
Siz gidin kapasitenize, kalibrenize uygun işler kovalayın.
Becerebiliyorsanız önce şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın ortaya koyduğu hakikatlerden rahatsız olan soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin peş peşe yaptığı açıklamalar, aslında söylenen sözlerin ne kadar yerini bulduğunu göstermektedir.
Gazze’de çocukları, kadınları ve masum sivilleri katleden, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanan, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işleyen bir hükümetin ahlaktan, hukuktan ve insan haklarından söz etmesi tam anlamıyla ibretliktir.
Kudüs sevdasını işgalcilik olarak göstermeye çalışanlar önce kendi sicillerine baksınlar. İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gaspının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir. Gazze’deki katliamların, Batı Şeria’daki gasp politikalarının ve bölgeyi istikrarsızlaştıran saldırıların sorumlusu da yine aynı zihniyettir.
Kudüs, bizim inancımızın, tarihimizin ve vicdanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sevgiyi çarpıtmaya çalışanlar da, bundan işgalcilik ve yayılmacılık anlamı çıkarmaya çalışanlar da hakikati değiştiremeyecektir.
Türkiye, Muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya, Filistin davasını ve Kudüs emanetini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.