Kimse Portekizce için "İspanyolcadan türemiş" demiyor. Kimse İngilizce için "Almancanın çakması" demiyor. Bu dillerin aynı aileden (Cermen veya Roman dilleri) gelen, yüzyıllar önce ayrışmış bağımsız kardeş diller olduğu kabul edilir.
Ama konu Kürtçe olunca, hayatında Türkçe dışında tek bir dil öğrenmemiş, iki kelime yabancı gramer görmemiş en zır cahil Türk bile bir gecede "Ord. Prof. Dr. Dilbilimci" oluveriyor. Hemen o meşhur ezber devreye giriyor. "Kürtçe dil değil, Farsçadan türemiş, biraz ondan biraz bundan karışmış..."
Dilbilimsel olarak Kürtçe ve Farsça, tıpkı İngilizce ile Almanca gibidir. Aynı kökten (Hint-Avrupa / İran dilleri) gelirler ama binlerce yıl önce ayrılmışlardır. Hatta Kürtçe, Farsçanın yüzyıllar önce kaybettiği eril/dişil (cinsiyet) kalıplarını ve ismin hallerini bugün bile korur. Yani grameri Farsçadan çok daha izole, köklü ve komplekstir.
Peki, dünyadaki binlerce akraba dil için geçerli olan bu "kardeş dil" gerçeği neden sadece Kürtçeye gelince çarpıtılıyor?
Çünkü mesele hiçbir zaman dilbilim olmadı. Amaç, bir halkın varlığını, tarihini ve özgünlüğünü doğrudan inkar edemeyince, bunu dil üzerinden "melez ve devşirme" ilan ederek kültürel olarak değersizleştirmek. Bir Kürdü ve onun kimliğini dolaylı yoldan inkar etmenin, "aslında siz yoktunuz, diliniz bile toplama" demenin entelektüel soslu kılıfıdır bu. Kürtçe, binlerce yıllık geçmişi, kendine has gramer yapısı ve zengin sözlü edebiyatıyla bağımsız bir dildir. Irkçılığınıza dilbilim kılıfı uydurmayı, haddinizi aşan uydurma teorilerinizi milyonlarca insanın anadiline dayatmanız tutmaz. Kürtçe vardır, dildir sizin onayınıza da ihtiyacı yoktur.
Cara yekem malpera nûçeyan a sporê ya bi Kurdî @cilotv bi xêr hat!
Rîya wî vekirî be 🌹💐
Ji kereme xwe re parve bikin û bișopînin🙏
https://t.co/RjITeU2wSU
Kürt meselesinin tümü şu cümlelerdir.
Kürtler bir millettir.
Devlet olma hakları ellerinden alınmıştır.
Ve dolayısıyla Kürt ulusu bölünüp parçalanıp işgal edilmiştir.
Kürtler de her millet gibi devlet olacak ve işgal altındaki ulusunu özgürleştirecektir.
Yüzyıllardır konuşulup yazılanlar, Şu dört cümleyi geçmiyor.
Tüm barbarlık ve hokkabazlıklar, eski bir elbiseyi yamalarla korumak gibi ve asla dikiş tutmayacak beyhude bir çabadır.
Kürtler devlet olmayana kadar bu bölgede hiç kimse kurduğu veya kuracağı devletin hayrını asla göremeyecektir.
Geçen yüzyılda olduğu gibi…
Kerkük ve Ṣengali Irak devletine bırakıyorum,Rojava’yı Suriye devletine entegre ediyorum, Rojhelat’ı İran’ın sınırlarını korumaya görevlendiriyorum,Bakur için kültüralist haklar bile lazım değil,ve ulusal birlik çağrısı yapıyorum.
Ve bazı aptallar buna inanıp bizi eleştiriyor.
A Message from President Barzani
In the name of God, the Most Gracious, the Most Merciful
As is widely known, under the agreement between the Coalition forces and the Federal Government of Iraq, today, September 30, 2026, marks the conclusion of the Coalition forces’ mission in Iraq and the Kurdistan Region.
Throughout the fight against terrorism and the efforts to restore and strengthen stability in Iraq, the Coalition forces supported both the Iraqi and Peshmerga forces. During their mission, they provided extensive assistance and made great sacrifices. Following the conclusion of this mission, the Federal Government of Iraq and the Kurdistan Regional Government may, as circumstances require, enter into bilateral agreements with Coalition countries to help preserve stability.
On this occasion, we express our profound gratitude for the dedication and efforts of the Coalition forces. Their vital role in defeating ISIS and restoring stability in Iraq deserves the highest appreciation and respect. We also honor the sacred memory of the martyrs among the Peshmerga, Iraqi, and Coalition forces. Their sacrifices will never be forgotten.
Regarding the Kurdistan Region, some—whether out of genuine concern or driven by ill intent and misguided analysis—believe that the departure of the Coalition forces will leave the Region vulnerable and threaten its very existence. I wish to reassure the beloved people of Kurdistan that there is strong coordination with the Federal Government of Iraq to confront any threat or danger, whether it emerges under the name of ISIS or any other name.
Should any individual or group contemplate threatening the Kurdistan Region or undermining its stability, they must know that Kurdistan has more than enough Peshmerga, heroes, and patriots prepared to sacrifice their lives in defense of the people and land of Kurdistan and to defeat any threat or act of aggression.
The Kurdistan Peshmerga forces—deeply rooted in the history of Kurdistan’s liberation struggle and born of the blood of martyrs and the tears of their mothers—will endure. In full coordination with Iraq’s federal forces, the Peshmerga stand ready to defend the country, safeguard its stability, and eliminate every threat and danger.
Masoud Barzani
September 30, 2026
@masoud_barzani@KDPinfo
Entegrasyon = Asimîlasyon 1
Netewek li ser axa xwe, bi çi re tê entegrekirin?
Çima ji bo bi hev re jiyanê, divê em bibin wek wan?
#kurdish#kurdistan#kurdi#twitterkurds#Kurds
MAHKEMEDEKİ KONUŞMA
Devleti ve yargısını tanımıyorum, dediğim için hakkımda açılan davanın bugünkü duruşmasında yaptığım konuşma aşağıdadır.
Sesli olarak dinlemek isterseniz lütfen videoyu tıklayın.
DEVLETİ, TARİHİN ADALET DİVANI ÖNÜNDE SUÇLUYORUM
Hukuk ve demokrasi yalanını dilinden düşürmeyen devlet, zorla getirme kararı ile bu sabah bir defa daha kapıma dayandı ve beni polislerin nezaretinde mahkemenize getirdi. Şu an, şu dakika düşünce özgürlüğü sanık sandalyesindedir. Bu da T.C. devletine pek yakışıyor.
“Devleti ve mahkemelerini tanımıyorum,” dediğim için cezalandırılmak isteniyorum.
Devlet, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19/1. maddesine aykırı olarak, “Beni tanı, yoksa seni hapse atarım,” diyor.
Hani, “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır ya,” devletin yaptığı tam da budur.
Kargaları bile güldürecek bir komedya ile karşı karşıyayız. Birkaç gün önce açılan okullarda milyonlarca çocuk, bir asır önceki gibi yine kendi dillerini konuşamıyor, yazamıyor, okuyamıyorlar. Çocuklara dahi dillerini yasaklayan bir devletin, “Beni tanı ve meşruluğumu kabul et,” demesi tam bir yüzsüzlüktür.
Altmış sekiz yıl önceki ilkokul günlerim tüm dehşetiyle gözlerimin önündedir. Dilimiz o zaman da yasaktı. Altı yaşındaydım. Türkçeyi, üstümüzde kırılan cetveller ve sopalar altında öğreniyorduk. Kız ya da erkek bazı çocuklar, dayaktan ve kapıldıkları dehşetten altına işer, sonradan arkadaşları arasında alay konusu olurlardı.
“Ne mutlu Türk’üm diyene”, “Bir Türk dünyaya bedeldir”, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” gibi ırkçı sözler kafamıza çivi gibi çakılarak psikolojimizle oynanıyor, dilimizden ve ulusal kimliğimizden korkar hâle getiriliyorduk.
Okullar bir eğitim kurumu değil, fiziki ve psikolojik şiddetin her türünün uygulandığı esir kamplarıydı. Babalar öğretmenlere, “Eti senin kemiği benim,” diyerek çocuklarını okula götürürlerdi.
Bir insanlık suçu olan o asimilasyon mengenesi bugün de devam etmektedir.
Devlet, benim, bizim devletimiz olsaydı, bilmediğimiz bir dili kafa göz kırarak bize öğretmeye kalkışmazdı.
Çok basit bir örnekle empati kuracak olursak; devlet, bugün Türk çocuklara tek dil olarak Ermeniceyi dayakla zoruyla öğretecek olursa, acaba hangi Türk, “Bu devlet bizim devletimizdir,” der.
İşte bunun içindir ki, bu devlet bizim devletimiz değildir.
Devletin kanlı imzasıyla tarihte yerini alan Pontus, Koçgiri, Ağrı, Gelîyê Zîlan, Dersim ve yakın tarihte Kürdistan’da gerçekleştirilen katliamları burada tekrarlamaya gerek görmüyorum.
Açıktır ki devlet, sadece sömürge Kürdistan’da değil, Türkiye’de de yüz yıldır ÇAĞA UYGUN BİR BASTIRMA VE YILDIRMA siyaseti yürütmektedir.
Bu, çağa uyarlanmış yeni tip bir esirliktir.
Ben de bu YENİ TİP (MODERN) ESİRLİK STATÜSÜNDE tutulan bir esirim.
Devletle aramdaki “vatandaşlık” bağı da iradi – gönüllü – bir bağ değildir. Zora dayanmaktadır. Tarihte dedelerimiz iradeleri yok sayılarak vatandaş yapıldılar. Zora dayalı o ilişki şimdi bizimle devam ediyor.
İmkân olsa devletin vatandaşlık kimliğini bir saniye bile taşımam. Ama tilkilere bile papucunu ters giydirecek öyle cin bir sistem kurulmuş ki, kimlik olmadan bir adım dahi atılamıyor.
Buradan dünyaya bir kez daha ilân ediyorum: Biz siviller, Kürdistan ve Türkiye’de yeni tip (modern) esirleriz. Devlet bizim devletimiz değil; elitlerin, yüksek bürokrasinin ve büyük burjuvaların devletidir.
Bu nedenle devletin yargısı ve kanunları bir esir olarak, benim için geçersizdir, yok hükmündedir.
Esir statüsünde olduğum için konulacağım hapishane de esir kampı statüsünde olacaktır. Örneğin Kars Esir Kampı, Şırnak Esir Kampı gibi.
Suçlamaya karşı savunma yapmıyorum. Bu sözlerim gelecek kuşaklara bir mesaj ve selamdır.
➡️ Kürtler neden zamanın dışına düştü?
➡️ Modern devletin kurucu ilkesi olan Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı (Selfdeterminasyon) neden Rojava'da bayraklaştırılmadı?
🔹 Lozan Kürt Enstitüsü'nün 27 Eylül 2026 tarihli Lozan Bağımsızlık Konferansı'ndaki konuşmamdan bir bölüm.
Lozan Kürt Enstitüsü'nün düzenlediği Bağımsızlık Konferansı'nda (27.09.2026) 2007 tarihli BM Yerli Halkların Hakları Bildirgesi'ne ilişkin yaptığım değerlendirmeden kısa bir kesit.
Kürtler neden "ulusal haklar için" uluslararası hukuk olanaklarını kullanmıyor?
Türkiye’de X hesabıma @aricnizamettin erişim engeli getirildi.
Sanatın görevi susmak değil; görmek, göstermek, soru sormak ve gerektiğinde rahatsız etmektir.
İletişimimizin herhangi bir nedenle kesilmemesi için artık Bluesky’da da olacağım.
Bu akşam yeni bir eserimi orada paylaşacağım. Gelin, sanatı kullanalım ve mevcut sistemi biraz daha ‘sarsalım’.
Beni Bluesky’dan da @aricnizamettin.bsky.social takip edin; müziğimin, resimlerimin ve anlatmaya çalıştıklarımın sanatseverlere, halkımıza ve daha geniş kitlelere ulaşmasına yardımcı olursanız sevinirim.
Selam ve sevgiler
In der Türkei wurde der Zugang zu meinem X-Account @aricnizamettin gesperrt.
Die Aufgabe der Kunst ist nicht zu schweigen, sondern zu sehen, sichtbar zu machen, Fragen zu stellen und, wenn es nötig ist, auch zu stören.
Damit unsere Verbindung nicht aus irgendeinem Grund unterbrochen wird, werde ich von nun an auch auf Bluesky zu finden sein.
Heute Abend werde ich dort ein neues Werk von mir veröffentlichen. Lasst uns gemeinsam mit der Kunst das bestehende System noch ein wenig mehr „erschrecken“. 😊
Folgt mir bitte auch auf Bluesky @aricnizamettin.bsky.social. Ich würde mich freuen, wenn ihr mir dabei helft, dass meine Musik, meine Bilder und das, was ich damit zum Ausdruck bringen möchte, Kunstinteressierte, unsere Mitmenschen und ein noch breiteres Publikum erreichen.
Herzliche Grüße
#kurdish #kurdistan #kurdi
#twitterkurds
#Kurds
#KurdsOnAlert
Şekerim, videoya Türkçe altyazı ekleyemiyorum. Ama Netanyahu’nun ilgili kısmının çevirisi şöyle:
Erdoğan bir tiran, Hamas terör şeflerine de ev sahipliği yapıyor. Binlerce Kürt sivili katletti. Ermeni Soykırımı’nı inkâr ediyor. Gazetecileri ve muhalefet liderlerini hapsediyor. Bence bu konuda dünya rekoru onda. Kuzey Kıbrıs’ı yasadışı işgal ediyor, Yunanistan’a sürekli ihlal yapıyor. Şimdi Suriye’yi ele geçirmek istiyor. Her gün İsrail’in yıkılmasını çağırıyor. Kudüs’ün hükümdarı olacağını söylüyor. Hayır efendim, olmayacaksın. Bu bizim ülkemiz, şehrimiz, ebedi başkentimiz.