Duyarlılık,farkındalık,çevre sorumluluğu
Canlılara karşı Saygı.Hayvanlar Kırmızı çizgimdir.Onlar Allah (CC)'ın emanetleridir.Onların da yaşama hakkı varsa🌹💗💞
İnegöl'de anne kedi ve 6 yavrusu ayakları kesilip parçalanmış olarak bulundu.
Medya hedef gösteriyor, katiller öldürüyor, siyasiler sessiz...
#HayvanHaklarıAnayasaya
Hangi köpek mi saldırgan olur, işte bunun gibi sürekli şiddet gören köpek gören. En ufak şeyde köpeğe şiddet uygulayan bu şahıs kim bilir evde bu köpeğe neler yapıyordur. Boşuna demiyoruz köpek sahiplerine test yapılmalı, eğitim verilmeli diye! Olay #ibrahimkeloğlantutuklansın
Van Hooijdonk, Alex ve Dzeko… Bu üç özel isim Fenerbahçe'nin hem gol hem de oyun pratiği."
✍ Önder Özen, Edin Dzeko'nun bu sezonki performansını Fenerbahçe tarihinin en çok gol atan yabancıları ile kıyaslayarak analiz etti.
Dünyanın her yerinde seller var yine.
Ahir zamandayız.
____
bombacı mülayim tanju özcan alex erhan afyoncu banyo iran yeliz uğur dündar barcelona - psg teşekkürler eczacıbaşı büyükçekmece şakkadanak acun ılıcalı nedim ümit simeone aziz yıldırım hakan şükür edin dzeko erden timur
Videoyu sonuna kadar izleyin
Uğur Dündar kimdir?
Vefa Küçük anlatıyor: “Cesur Uğur Dündar, kahraman Uğur Dündar Fenerbahçe’yi birleştirmeye geldiğini iddia eden Uğur Dündar,
Fenerbahçeyi karıştırmayı bırak, mikserliği bırak, çık karşıma HESAPLAŞALIM..!”
Köy Enstitülerinin Mimarı
Bulgaristan’ın Silistre kentinin Tatar Atmaca köyünde (bugünkü adı:Sokol) doğar.
Sekiz kardeşin en büyüğü olduğu için bütün yük omuzlarındadır.
Aç karınlarını doyurmak için harman altında sapların arasında tek tek buğday tanelerini toplar.
Evde herkes onun yolunu gözlemektedir.
Bazen bir avuç, bazen bir tas buğdayla evine döner.
Bir avuçla eve döndüğünde, sanki suç işlemiş gibi annesinin gözlerine utancından bakamaz, o gün bir bahane bulur, evden ayrılır.
Annesi bir avuç buğdayla çorba yapıp, kardeşlerini doyurana kadar da eve dönmez, aç uyur.
Yeter ki kardeşleri ‘açım’ demesin!..
Baraka gibi bir evde yaşarlardı, evin üstünü bulabildiği tenekelerle kapatabildiği kadar kapatmıştı.
Bir sabah kalktığında, yağan yağmur, küçük kardeşinin beşiğini doldurmuştu.
O kardeşini kaybetti…
1914’de öğrenimine devam etmek üzere tek başına İstanbul’a geldi.
Maarif Nazırı Şükrü bey tarafından parasız yatılı öğrenci olarak Kastamonu Muaallim Mektebine gönderildi.
Sabah olduğunda okulun kahvaltısına kalktı, ‘karnımı ilk defa 21 yaşında doyurabildim’ dedi.
Birinci Dünya Savaşının zor yılları…
Önce öğretmenlik yaptı, sonra 1935’de ‘İlköğretim Genel Müdürü’ oldu…
Çatısı olmayan evde kardeşini kaybetmişti.
Onu hiç unutmadı.
Sık sık at’a biner, köy okullarını ziyaret ederdi.
Bir gün yağmur yağarken bir köy okuluna gitti, içeri girdi.
Kim olduğunu söylemedi.
Öğretmen çocukları çatının akmayan yerine toplamış yumak olmuşlardı.
‘Eyvah’ dedi, ‘bu öğretmen, yürekli bir öğretmen ama belli ki köy enstitüsü mezunu değil.’
‘Çocuklar’ dedi, ‘bana bir merdiven bulabilirmisiniz?’
Birisi, ‘ben bulurum’ dedi.
Merdiven geldi, çatıyı bir yağmur damlası akmayacak hale getirdi.
Oradan ayrılırken, öğretmenin cebine kartını bıraktı.
Atına bindi, şiddetle yağan yağmura aldırmadan yoluna devam etti.
Öğretmen elini cebine attı, kartı çıkardı, okudu.
Şöyle yazıyordu:
İsmail HakkıTonguç- İlk Öğretim Genel Müdürü
Kartın arkasındaki yazı da şöyleydi:
‘Çatı yeniden yağmur akıtırsa, bana mektupla yazabilirsin.’
İşte bir öğretmen, bir idealist, bir eğitim devrimcisi…
Köy Enstitülerinin mimarı…
Çocuklarımızı akıl ve bilimin aydınlık ışığına yönlendiren, onların insana, doğaya, tüm öteki canlılara duyarlı, merhametli, sevgi dolu, özgüvenli, kişilikli, erdemli bireyler olmaları için emek veren, onları yüksek insanlık değerleri ile donatan tüm öğretmenlerimize saygıyla..
Prof.Dr. Enver Ziya Karal, Tarihçi