🔴 Bakın… Bir otobüsün arkasındaki bir yazı, bir bölgeyi ayağa kaldırdı.
➡️ Daha birkaç hafta önce, Trabzon’dan Diyarbakır’a gelen gençler, kalabalığın içinde Trabzonspor atkılarıyla horon tepti.
➡️ Etraflarını saran Diyarbakır halkı ise onları alkışladı.
➡️ Çünkü futbolun da, dostluğun da, kardeşliğin de böyle olması gerekiyordu. Tam da Amedspor yönetimi, Trabzonspor’a dostluk maçı çağrısı yaparken…
➡️ Trabzon’un Akçaabat ilçesinde, üzerinde “Şampiyon Amedspor” yazan bir Van otobüsü hedef alındı. İddiaya göre bazı kişiler otobüsün önünü kesti ve yazının kaldırılmasını istedi.
➡️ Ama kimse şunu düşünmedi: Ya o otobüsün içinde çocuklar varsa? Ya aileler varsa? Ya sadece evine gitmeye çalışan insanlar varsa? Sonra beklenmeyen bir şey oldu. Doğu ve Güneydoğu’daki birçok otobüs firması, araçlarının arkasına aynı cümleyi yazdı: “Şampiyon Amedspor.”
We Kurds demand a Kurdish flag emoji. Sign it!
Em Kurd dixwazin emojiya ala Kurda. Îmze bikin!
Biz Kürtler Kürt bayrağı emojisi talep ediyoruz. İmzalayın!
https://t.co/kfKEs7owVp
Bir Kuşak Köprüsü
Bu düetler sadece iki sesin bir araya gelmesi değil; Serhat bölgesinin o kadim dengbêjlik mirasının, modern Kürt müziği aracılığıyla yeni nesillere aktarıldığı çok kıymetli bir köprüdür. Şakıro’nun o nefes kesen uzun hava performansının üzerine Rojda’nın kattığı o derin duygu, bu hayali milyonlar için unutulmaz bir müzik ziyafetine dönüştürdü.
@dailyzaferist Kürdistanın kurulacağını anlayıp götü tutuşan ve Kürtlerden tarih ve kültür çalan faşizmin devşirme eşekleri kolpa video hazırlamış ahahayyy :)) Çırpınışlarınız faşizan bi sanattır faşolar 😊
101 yıl önce idamdan sonra cesedleri dahi gasp edilmiş
29 zaza-kürdü + 15 kurmanc-kürdü diyarbekir de idam edilmişti.
[Kaynak Newepel gazetesi]
Dengbêj Şakiro o acıyı haykırıyor.....
Good morning Gerilla. Peshmerge. Good morning Kurdistan.
For the last two months we have blessed the eyes of the cultureless 3,500,000 times with our flag. They have gathered here.
Kendince devleti ve onu yönetenleri kutsamış Bülent Kuşoğlu.
Selahattin Demirtaş yıllar önce çok net ifade etmiş devletin kutsal olmadığını. Kutsal olan halktır, insandır.
Bu yıl 60 yaşına giriyorum.
Yaş almanın herkes için aynı şey olmadığını daha iyi anlıyorum artık.
Ben de iki kız çocuğu babasıyım.
Hayatın en büyük armağanlarından birinin, çocuklarının büyümesine tanıklık etmek olduğunu biliyorum. Onların değişen yüzlerini, büyüyen hayallerini, sevinçlerini ve kırgınlıklarını yaşayarak görmek���
Bu satırları yazarken, iki kız çocuğu babası Selahattin Demirtaş’ı düşünüyorum.
53 yaşında.
Hayatının yaklaşık son on yılını cezaevinde geçirdi.
Bir baba olarak bunun ne anlama geldiğini hissedebiliyorum. Çünkü zaman, en çok çocuklarımızın hayatında görünür. Kaçırılan her yıl, geri getirilemeyen bir hatıradır.
Ama mesele yalnızca bir babanın çocuklarından uzak kalması değildir.
Mesele aynı zamanda hukuk, adalet ve özgürlüktür.
Demokratik toplumların gerçek gücü, farklı düşünen insanların da kendilerini özgürce ifade edebilmesinden gelir. Hukuk, yalnızca sevdiğimiz ya da katıldığımız insanlar için değil; herkes için gerektiğinde anlamlıdır. Adalet de ancak herkes için işlediğinde adalettir.
Bugün dünyaya baktığımızda görüyoruz ki, hukukun zayıfladığı yerde kutuplaşma büyüyor, adalet duygusunun aşındığı yerde toplumsal barış yara alıyor.
Bir insanın özgürlüğünden mahrum bırakılması, yalnızca onun hayatını değil; ailesinin, çocuklarının ve yakınlarının hayatını da etkiler.
Bu nedenle Selahattin Demirtaş’ın durumuna yalnızca siyasi bir mesele olarak değil, aynı zamanda vicdani ve insani bir mesele olarak bakıyorum.
On koca yıl... Çok uzun bir zaman...
Bir insanın hayatından, bir babanın çocuklarından, bir ailenin birlikte yaşayabileceği yıllardan alınmış çok uzun bir zaman…
60 yaşıma girerken şuna inanıyorum:
Hukuk intikamın değil, adaletin aracıdır.
Özgürlük bir lütuf değil, temel bir haktır.
Ve adalet geciktiğinde, yalnızca bireyler değil, toplumlar da zarar görür.
Bu nedenle, hukukun evrensel ilkeleri ve adalet duygusu çerçevesinde, Selahattin Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması ve serbest bırakılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bazen bir insanı özgür bırakmak, yalnızca o insan için değil; hukuk devleti, toplumsal vicdan ve ortak geleceğimiz için de doğru olanı yapmaktır.
#SelahattinDemirtaşaÖzgürlük
Bernie Sanders:
“Yapay Zeka, milyonlarca yazar, sanatçı, müzisyen, gazeteci, öğretmen, bilim insanı ve sıradan insanın yaratıcı eserleri üzerine inşa edilmiştir.
Bu eserler, büyük teknoloji oligarkları tarafından çalınmıştır.
Şimdi, onu geri alma ve Yapay Zeka'nın herkes için, sadece birkaç kişi için değil, çalışmasını sağlama zamanı.”
Reha Muhtar ölmüş. Biz onu Ahmet Kaya’ya karşı lincin başını çekenlerden biri olarak bileceğiz. Her dönemde Kürde karşı olan düşmanlığını, devletin tetikçisi olarak hatırlayacağız. İyi bilmezdik yani…