+++ hergun rezillik cekmiyormusuz da , herşey çok güzelmiş. Yurtdışında maaşını DOLARLA Mİ ALİYORSUNUZ 'a evet diyen kimsenin hayatım üzeri de söz hakkının olmasını kabul etmiyorum.! Hepiniz gençliğin katilisiniz!
+sanki pandemi krizi çok iyi yönetilmiş , sürü psikolojisi uygulanmamış ve insan canı el üstünde tutulmuş , sanki bu ülkede hergun kadınlar ölmemiş , sanki eğitim kurumları uyuşturucu baronlarının ticaret alanı olmamış ++
17) Dekanlık ise 1416 s. Kanun kapsamında atandığımı belgeleyen yazıyı bile benden ve mahkemeden gizlemeye, mahkemeyi yanıltmaya çabalıyor; mahkeme kararlarını uygularken bile başka mağduriyetler yaratıyor. Neyse ki sadece kendime yaslandığım için açtığım bütün davaları kazandım.
15) Mahkeme, “denklik belgesinin sunulması için herhangi bir süre tanınmadığı, ilgili mevzuatımızda da bu konuyu düzenleyen yasa maddelerinde bir sürenin bulunmadığı"na dikkat çekerek son noktayı koyuyor.
14) Davanın açıldığı tarihte doktora denklik belgem üniversiteye zaten sunulmuş olduğu halde hiç sunulmamış gibi bir dil kullanılarak mahkeme yine yanıltılmaya çalışılıyor ancak davayı tabii ki yine ben kazanıyorum.
13) Aksi zaten mümkün olamazdı zira 1416 sayılı Kanun bursiyerlerin 3 ay içerisinde atanmalarını zorunlu kılıyor ve bu kısa süre içerisinde doktora/yüksek lisans denklik belgelerinin atama başvurularına yetiştirilmesi genellikle mümkün değildir.
12) 1416 sayılı Kanun kapsamında atanan MEB bursiyerlerini sık sık mağdur etmekle bilinen YÖK bile davamla ilgili mahkemeye sunduğu görüşünde:
“1416 SAYILI KANUN ÇERÇEVESİNDE DİPLOMA DENKLİĞİ ALINMADAN … DOKTOR ÖĞRETİM ÜYESİ KADROLARINA ATAMA YAPILABİLECEĞİ” görüşünü paylaşıyor
11) ve bunun davası ise asliye hukukta görülüyor. Bütün bu hukuksuzlukları başlatmadan önce YÖK’ten görüş istemeyi akıl edemeyen rektörlük ve avukatları bu davayı da kaybedeceklerini anlayınca son bir umutla mahkemeden YÖK’ün görüşüne başvurulmasını talep ediyor.
10) Son örnekte ise 1416 s. Kanun bünyesinde mecburi hizmet yerime atandığım bilinmesine rağmen atanırken doktora denklik belgesi sunmamış olmam gerekçe gösterilerek trajikomik ve mobbing mahiyetinde bir işlemle adıma bu defa kişi borcu çıkartılıyor. Tabii ki ödemeyi reddediyorum
9) Karşılaştığım hukuksuzluklarla ilgili paylaşım yaptığımda ise dekan yardımcısı fakülte Whatsapp grubunda paylaşımımı silmezsem soruşturma başlatılacağını beyan ederek beni bütün fakülte hocalarının şahitliğinde tehdit ediyor. Tercihimi soruşturmadan yana kullanıyorum tabii ki.
8) ve mahkeme tabii ki üniversitenin değil de benim hesapladığım tutarın tazminine karar veriyor. Üniversitenin mahkemeyi yanıltma çabalarına karşılık neredeyse her ay UYAP’a bir belge yüklemek zorunda kalıyorum.
7) İkinci örnek de burada başlıyor: üniversite bu defa maaş farklarını (uyarılarıma rağmen) eksik hesaplıyor. Ne hikmetse, üniversitenin yaptığı bütün “hata”lar aleyhime oluyor. Neyse ki maaş farklarını kendim hesaplayarak (muhasebecilik yaparak) mahkemeye delilleriyle sunuyorum
6) Maaş farklarım ödenmiyor ve tekrar mahkemeye başvuruyorum. Mahkemeye verilen cevapta benim maaş farklarını talep etmediğim iddia ediliyor J Dilekçelerimin fotoğraflarını mahkemeye sunuyorum ve mahkeme tabii ki üniversiteden maaş farklarının hemen hesaplanmasını istiyor.
5) ödenmesi için üniversitenin farklı birimlerine (dekanlık, rektörlük dahil) 4 (DÖRT) ayrı dilekçe sunuyorum. İleride “bize dilekçe vermedi ki” denileceğini tahmin ettiğim için dilekçeleri genel evrak birimine teslim ederken dilekçe numaralarıyla birlikte fotoğraflarını çekiyorm
4) akademik kurumların içinin ne kadar çürümüş ve yöneticilerinin (ezici çoğunluğunun) ne kadar basiretsiz olabileceğini bilmeyen genç akademisyenler ve yurttaşlar bir fikir edinmiş olsun. İlk örnekte, hukuksuz kadro değişikliği nedeniyle mahrum kaldığım maaş farklarının tarafıma
3) Dün gelen yeni bir tebligatla, kararın kesinleştiği tarafıma tebliğ edildi. Bu arada, biri maddi diğeri manevi olmak üzere iki tazminat davası daha kazandım. Bu süreçte tek başıma üstesinden geldiğim zorluk ve zorbalıkların anlaşılabilmesi birkaç örnek vereyim ki Türkiye’de
2) sonucunda eski kadromu geri aldığımı paylaşmıştım. Rektörlüğün itirazları istinaf mahkemesince de oy birliğiyle reddedilmiş; üniversitenin beni mağdur eden işleminin hukuksuzluğu bir kez daha tescillenmişti.
@sefaorkunn Özledim şaka yapıyorum ama asla kabul etmiyor musunnnn çok güzel olmuş 🔥 hayatını değiştirmek isteyen olursa iletişime geçin size özel fırsatlardan yararlanın çok iyi geceler 🌼