SAÜ/İLAHİYAT
Muhakkak ki, Allah ve melekleri, peygambere hep salat ile ikramda bulunurlar Ey iman edenler haydi ona teslimiyetle salat ve selam getirin ahzap 56
Kur’an’da psikolojiye dair çok dikkat çekici ayetler var. İnsanın ruhunu, korkularını, umutlarını ve sabır sınavlarını öyle incelikle anlatıyor ki modern psikoloji kitaplarıyla kıyaslayınca insan hayrete düşüyor. Birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Mevlid-i Nebi haftasında sünnet muhasebesi
Bir Peygamber düşünün ki, sakal bırakırken sünnetine uyuluyor, suyu üç yudumda içerken sünnetine uyuluyor, sağ elle yemek yerken sünnetine uyuluyor ama aynı Peygamber’in sünneti siyasette yok, kanunlarda yok, hukukta yok, aile hayatında yok, nafakada, mirasta yok, ekonomide yok, eğitimde yok, ahlakta yok…
Eğer bir toplum Peygamberleri’nin (s.a.s.) emirlerinden ve sünnetinden canlarının istediği ve hoşlarına giden emirleri alıp, işlerine gelmeyen emirleri ve sünnetleri de terk ediyorlarsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Eğer bir toplum, Peygamberlerini (s.a.s.) kız isteme törenlerinde, düğünlerde ve nikâhlarda hatırlayıp, ismini anıp, salâvat getiriyor ama düğünden sonra o yeni kurulan yuvanın yönetiminde, eşlerin birbirlerine karşı davranışlarında, akraba ilişkilerinde, izlenilen dizilerde, mutfaktaki gıdaların ve eve giren kazancın helalliğinde kimse o düğünde hatırladığı Peygamber’in ne dediğine bakmıyorsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Eğer bir toplum, Peygamberlerini (s.a.s.) çocuklarının sünnet törenlerinde hatırlayıp, adına ilahiler okuyor ama sünnet töreninden sonra o çocuğun eğitimine, ahlakına, kılık kıyafetine, gelecek planlamasına, hayat tarzına, nasıl yetiştirileceğine az önce sünnet düğününde hatırladıkları Peygamber’i hiç karıştırmıyorlarsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Eğer bir toplum, Peygamberlerini (s.a.s.) sakal bırakırken hatırlayıp ama o bir karış sakalla yalan söylerken, iftira ederken, gıybet ederken, harama bakarken, kalp kırarken, merhametsizlik yaparken sakalda örnek aldıkları Peygamber’in tüm bu ahlaksızlıklara ne diyeceğini hiç hatırlamıyorlarsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Eğer bir toplum, Peygamberlerinin (s.a.s.) namazdaki sünnetlerini asla ihmal etmiyor ama o namazdan sonra kul hakkı yerken, haksızlık ve adaletsizlik yaparken, rüşvet alırken, torpil yaparken, iltimas geçerken, kulis yaparken, ayak kaydırırken namazda sünnetine uydukları Peygamber’i hiç hatırlarına getirmiyorlarsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Eğer bir toplum Peygamberlerinin (s.a.s.) yemekte hangi elini kullandığına, suyu nasıl içtiğine, yatarken hangi tarafa yattığına dair emirlerine harfiyen uyuyor ama nasıl cihat ettiğine, cahili sistemleri nasıl yıktığına, putları nasıl kırdığına, şirk düzenlerini nasıl yerle bir ettiğine, Allah’ın hükümlerini nasıl hayata hâkim kıldığına dair tek bir sünnetini bile uygulamıyorlarsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Eğer bir toplum, Peygamberlerinin (s.a.s.) boyunu, kilosunu, şemailini ve saçını nasıl taradığını merak ediyor ama faizi nasıl ayakları altına aldığını, sömürüyü nasıl durdurduğunu, ırkçılığı nasıl yasakladığını, israfı ve yolsuzluğu nasıl önlediğini hiç merak etmiyorlarsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Eğer bir toplum Peygamberlerini (s.a.s.) başkalarına anlatırken gece namazıyla, açlıktan karnına bağladığı taşla, üzerinde uyuduğu hasırın yüzüne çıkardığı izle, yaşadığı hurma dallarından ve kerpiçten yapılmış evle anlatıyor ama kendi hayatlarındaki serpme kahvaltılarda, kadife kumaştan cübbelerde, lüks villalarda, devre mülklerde, beş yıldızlı otellerde, ihale salonlarında, son model araçlarda hep başkalarına anlattıkları bu Peygamberi hiç akıllarına getirmiyorlarsa o toplum Peygamberi’ni anlayamamış demektir…
Biz elhamdülillah Müslüman’ız. Peygamberimizin (s.a.s.) sakalını, saçını, yemeği nasıl yedeğini, nasıl yürüdüğünü ve hatta hangi tarafa uyuduğunu bile örnek alırız. Ancak tüm bunlarla birlikte Peygamberimizin devleti nasıl yönettiğini, siyaseti nasıl yaptığını, ekonomiye nasıl baktığını, bürokraside hangi ilkeleri tavsiye ettiğini, hukukta ve yasalarda hangi direktifleri verdiğini, ailede ve ahlakta hangi talimatları verdiğini de hayatımıza harfiyen uygulamak ve tüm bunları da örnek almak zorundayız…
Eğer işin bu kısmını ihmal edersek fert, aile, toplum ve düzen olarak çöküntüden, çürümeden, zulümden, haksızlıktan, kriz ve buhranlardan kurtulamayız…
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
https://t.co/CVIsaYK6dQ
Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz
Allah bilir.
Rabbim Gazzede Askerî Cihat edebilme lütfunu Ümmeti Muhammede Nasip eylesin.
#Ebu_Ubeyde
Ebu Ubeyde:
İslam ve Arap âleminin liderlerine, âlimlerine ve tüm etkili kişilerine diyoruz ki:
Sizler, halkımızın açlığa mahkûm edilmesi karşısındaki sessizliğiniz ve kayıtsızlığınızla bizim Allah katındaki hasımlarımızsınız, hiçbirinizi istisna etmiyoruz.
🗓️ Tarih: 1 Temmuz 2025
⏰ Saat: 11:00
📍 Yer: Çağlayan Adliyesi
Leman Dergisi Hakkında
Suç Duyurusuna Davet
Müdafaa-i İslam Derneği olarak,
Leman dergisinin son sayısında yayınlanan ve İslam inancına alenen
hakaret teşkil eden, Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Musa (a.s)’yı tasvir eden karikatüre karşı sessiz kalmamız asla mümkün değildir.
Peygamber tasvirleri, sadece İslam dini açısından değil, diğer semavi dinlerin de temel saygı sınırlarının ihlalidir. İfade özgürlüğü kisvesi altında, toplumun inanç değerlerine saldırmak, toplum barışını hedef almakta; nefret ve ayrıştırmayı körüklemektedir.
Bu sebeple:
📌 Leman dergisi ve ilgili sorumlular hakkında TCK 216. Madde (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama) ve TCK 125. Madde (Haksız fiil ve manevi kişilik haklarına saldırı) kapsamında suç duyurusunda bulunulacaktır.
📌 Tüm basın mensuplarını, hukukçuları, sivil toplum kuruluşlarını ve inanç sahibi her bireyi bu ahlaksızlığa karşı durmaya, hukuki ve toplumsal tepki vermeye çağırıyoruz.
📌 İslam’a ve kutsallarımıza yapılan bu açık saldırıyı şiddetle kınıyor, adli sürecin takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.
Bizler, bu topraklarda milyonlarca insanın en derin kutsallarına yapılan bu saygısızlığın cezasız kalmaması için, hukuk zemininde mücadele etmeye devam edeceğiz ⚠️
@MudafaaHareketi 🇹🇷
Dünya’da İslam’a karşı nefret oluşturmaya çalışanların projeleri çöktü. Bugün bizimle birlikte Refah’a doğru yürüyen gayrimüslim yüzlerce insan “özgür filistin” diye haykırıyor. Etrafımız kuşatılsa, yollar kapatılsa da elbette Rabbim birgün GAZZEYE giden yolumuzu açacaktır.
İbn Haldun der ki: “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer.” bu sözde olduğu gibi, aynı asrı saadetteki zulüm gören müslümanların hâli de nasıl sa gazzenin halide öyledir, Gazzedeki şehitler büyük zaferin Habercisidir.
Osman Nuri Topbaş Hz
Bu ne gafillik ki, üzerimizde sanki her şey bitmiş gibi bir hal var. Rabbim bizleri ümmeti Muhammedi ıslah eylesin.
Evet, Allah Erbakan ra rahmet etsin ki o sadece eleştirmeyip
Açık açık bir kaşık suda boğalım derdi.
#غزة_تحت_القصف
Rasulullah sav min tabiatında asla kabalık yoktu. O hiçbir zaman kaba ve kırıcı davranmazdı. Çarşı ve pazarda insanlarla çekişip yüksek sesle konuşmazdı. Kötülüğe kötülükle
Karşılık vermeyip, kötülük yapanı bağışlardı.
Şemailişerif 347
Ebû Hüreyre r.a Resûlullah sav min şöyle buyurduğunu söyledi: Erkeklerin kullanacağı güzel koku, rengi görülmeyen, ancak kendisi hissedilen cinsten olmalıdır. Kadınların sürüneceği güzel koku ise, kokusu başkalarınca hissedilmeyen, ama rengi görülen cinsten olmalıdır.
Şemail 219
Sevindiği zaman bakışlarını yere indirirdi./ gözlerini kısardı Gülmesinin çoğu tebessüm şeklindeydi, dişleri dolu tanesi gibi gözükürdü.
Tirmizi eş-Şemailü'n Nebeviyye: 225
Dayım Hind b. Ebi Hâle ye Allah Rasulu sav konuşma tarzını sordum. Dedi ki;
Allah Rasulu sav sürekli hüzünlüydü. ve daima tefekkür halindeydi.
Ona dünyada rahat yoktu, sessizliği uzun sürerdi, gerekmedikçe konuşmazdı
Kelamının başında ve sonunda besmele vardı.
Bir yere işaret edeceği zaman (parmağıyla değil) avucuyla işaret ederdi
Bir şeye kızdığında ondan yüz çevirirdi.
Şaşırdığı zaman avucunu çevirirdi.
Konuşurken sözüyle uyumlu olarak ellerini hareket ettirirdi. Bir şeye kızdığında ondan yüz çevirir ve uzaklaşırdı.