Eskişehir Cezaevindeki üç mahkumdan mektup geldi. Hepsinin sonu şöyle bitiyor:
“Ölmek istemiyoruz.”
LGBTİ mahpuslar darp edildiklerini, işkence gördüklerini, ölümle tehdit edildiklerini, intihara sürüklendiklerini anlatıyor.
“Sizi burada öldürürüz.”
“Sincan’dakiler gibi olursunuz.”
“Ya kendinizi öldürürsünüz ya da biz sizi her gün ölmekten beter ederiz.”
Bu videoyu lütfen sonuna kadar izleyin, paylaşın.
Anlatılanlar, cezasızlıkla büyüyen bir nefret düzeninin hikâyesi.
Sessizlik, zor bela ulaştırdıkları sesin duyulmaması da bu cezasızlığı, bu faşist uygulamaları derinleştiriyor.
Soruyoruz:
Cezaevlerinde insanlar varoluşları nedeniyle işkence görüyor, intihara sürükleniyor ve yardım çığlıkları zor bela "ölmek istemiyoruz" diye dışarı ulaşıyorsa, Adalet Bakanlığı ne işe yarıyor?
Şansı çok düşük ama denemek de lazım. 1.5 aylık civarı dişi. Kuru mamaya geçti, kum kullanıyor. Çok insancıl ve sosyal. İstanbul'da her yere teslim edilir. Kısırlaştırma zamanı gelince tarafımca yaptırılır istenirse. Mama-kum desteği verilir ihtiyaç olursa. Paylaşır mısınız
Ankara dinlesin, Doruk Maden işçileri geliyor!
Otobüslerimiz iptal ettirildi, şoförler tehdit edildi, yolumuz kesilmeye çalışıldı. Ama biz kararlıyız, korkmuyoruz.
Yurttaşlar olarak seyahat etme özgürlüğümüzü kullanacağız, Ankara’ya kendi araçlarımızla gideceğiz. Haklarımızı almadan bu yoldan dönüş yok.
Doruk Maden işçisi Kamil Tanrısever:
“3 sefer otobüs tutuldu. İlk otobüs Beypazarı Belediyesi’nden tutulmasına rağmen engellendi. 2 sefer de kendimiz otobüs tuttuk, onlar da iptal edildi. 3 bakanın verdiği sözler tutulmadı. Bayram öncesi bize ödeme yapılacaktı. Ödemeler yapılmadığı için 1 Haziran itibarıyla bu işçiler kararlı.”
#MadencilerAyakta
Devletin koca üç bakanlığı garantörüm deyip işçileri kandırdı. Talancı ve hırsız bir patrona laf geçiremeyen devletin bakanlıkları , arsız bir patron devletin ve ülkenin kaynaklarına çöktüğü gibi işçilerin haklarına da çöksün diye uğraşıyor.
Patronun arsızlığına, hırsızlığına göz yumanlar, işçiler Ankara’ya gelmesin, anayasal haklarını kullanmasın, patronu rahatsız etmesin diye uğraşıyor.
TOMA’nın üzerine çıkan ve polisin tekmelerle hedef aldığı eylemcinin burnu kırılmıştı
Kafa travması riskine rağmen ‘Gözaltında kalamaz' raporu verilmeyen eylemci, bugün mahkemeye çıkarılacak
Eylemciye dönük şiddetin izleri böyle görüntülendi
https://t.co/JLuaSNaJZM
Bir milletvekili koltuğu uğruna, bu ülkenin geleceğini yeniden aynı anlayışa teslim etmeye çalışıyorsunuz!
Milyonların değişim umudunu, halkın iradesini ve demokrasi mücadelesini kişisel hesaplara kurban ediyorsunuz.
Türkiye’nin yeniden karanlığa sürüklenmesine sessiz kalmayacağız.
Yazıklar olsun!
"18 yaşında küçük çocuklarla beraber oluyordu, tecavüz edecek bir karektere sahipti. Dönemin emniyet müdürü yılmaz delen görevin kızımızı korumaktı, korumadınız, üstüne cinayeti örtmeye ortak oldunuz ifadenizde bu tecavüzcüyü savundunuz. Yatacak yeriniz yok Adalet gelecek elbet
14 yaşındaki kızı Işıl Öykü için adalet arayan baba Yunus Dinç, cinayetin üzerinin nasıl örtüldüğünü anlattı:
“Kızım Pendik sahil yolunda, yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmeye çalışırken yüksek hızla gelen aracın kırmızı ışıkta geçmesi sonucu bütün kemikleri kırılarak, bütün iç organları parçalanarak, kafatası çatlayarak olay yerinde öldürüldü.
Tüm şahitler araç sürücüsü kadın demesine rağmen bir erkek teslim oldu. 15 mobese kamerası 1 buçuk saat boyunca arızalıymış.
Bu erkeğin tuttuğu avukat, 3 günde 3 savcı değiştirtiyor. Yeni savcı 1 günde iddianameyi tamamlıyor. Ne tanık ne sanık ifadesi, ne de delil toplama ihtiyacı hissediyor.
14 yaşındaki çocuğun öldürüldüğü bir olayda 1 günde iddianame yazılıyor.
Hakim de bu iddianameyi onaylayıp kızımın katilini 4. günün öğleninde dışarı çıkarıyor. Tutuksuz yargılanıyor.
Biz buna kaza değil, cinayet diyoruz.”
Soma Katliamı'nın 12. yılı.
Cezaevinde hiç sanık kalmadı.
En yüksek ceza alan sanıklar, ölen her madenci için sadece 6 gün hapis yattı.
Şu anda tek tutuklu, katledilen madencilerin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in annesi de Antep Adliyesi önünde
🗣️"Oğlumu almaya geldim. Boş gitmem. Oğlumu bırakmazlarsa Ankara'ya giderim. Bayramı orada geçiririm"
🗣️"Oğlum eli, kolu kopanların hakkını savunduğu için mi tutuklandı?"
https://t.co/qMMdCJCUtJ