Biz ergen falan da olmadık. Bizim ergenliğimiz anamızın bir terliğine bakardı. Anında fabrika ayarlarımıza dönerdik😁. Anamızdan dayak yedik 😂. Aramızda ara sıra anasından dayak yiyip bu gün psikopat olan var mı?🥳 Hijyen kelimesi ile 30 yaşında tanıştım.++
#çocukolmak#Flood
Harvard Üniversitesi, 11 alanda ücretsiz 138 adet online kurs açtı ve kurs bitimi sertifika alabiliyorsunuz. Alanlar:
Programlama
Bilim
Sosyal Bilimler
Matematik
Sanat tasarımı
İşletme
Bilgisayar Bilimi
Veri Bilimi
Eğitim ve Öğretim
Sağlık ve Tıp
Beşeri bilimler
Kurslar ücretsiz fakat sertifika ücretli. Lakin kurs bittikten sonra mail atıp bu sertifikayı almak için durumunuzun olmadığını anlattığınızda %90 sertifikayı size gönderiyorlar.
Ders/Kurs/Sertifika programlarına göz atmak isterseniz; https://t.co/DnDqECZVBs
Aaaaa Siz Oy Kullanabiliyor Musunuz…
“Tabi ki, hatta Allah seni inandırsın para karşılığında satın almadığım bir TC Kimlik Numaram Bile Var…”
Nerelisin…
“İstanbul…”
Nereden Geldin…
“Ben hep buradaydım…”
Baban Nereli…
“İstanbul…”
Onun Babası Nereli…
“İstanbul…”
15. Kuşak Deden Nereli…
“İSTANBUL…”
Yabancı Mısınız……
“Emin ol bu topraklara senden çok daha az yabancıyım kardeşim…”
Rahmetli Stefo dedemin sağlığı bozulduktan sonra, bir daha yurtdışına çıkmamıştı...
Hatta İstanbul’dan bile adımını dışarı atmazdı...
Bir gün sormuşlar, “yahu Stefo baba, durumun müsait, bütün ailen Atina’da, neden çocuklarını, torunlarını görmeye gitmiyorsun” diye...
Aynen şu satırlar dökülmüş ağzından...
“beni görmek isteyen, arasın, ben buradan biletini göndereyim, masraflarını karşılayayım, gelsin, istediği kadar kalsın, görsün... oldu da gittim, başıma bir şey geldi, öldüm oralarda... ya beni oraya gömerlerse... ne ben toprağı kabul ederim, ne toprak beni... benim huzur bulacağım tek toprak, büyükada’nın kırmızı toprağıdır...”
Rahmet eylesin, hem dedeme, nam-ı diğer STEFO BABA’ya...
Hem de bu mezar taşının sahibi, Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’ye...
Bu taş, 57. Alay Şehitliğinin içerisinde Türk ordusunda görev yapan ve burada yatan, Rum asıllı Dimitroyati’nin mezar taşıdır...
“Anlatılan” hikâyesi şöyledir:
Alaya ölümüne taarruz emri verilmiştir...
Tüm subay ve erler ölüme, şehadete hazırlanmaktadırlar...
Yüzbaşı Dimitroyati, yanında Kur’an okuyan çavuşa seslenerek;
– Çavuş şu Kur’an-ı bana versene..!
– Hayırdır komutanım, Müslüman mı oldun..?
– Yok, be çavuş... Az sonra taarruza kalkacağız ve belki de hepimiz öleceğiz... Biz öldükten sonra cesetlerimizi gömmeye gelenler, benim künyemi görünce gâvur zannedip beni düşmanın yanına gömmesinler.... Ben bu ülke için yaşadım, bu ülke için vuruştum ve bu ülke için öleceğim.... Vasiyetimdir beni Mehmetçikten ayırıp başka bir yere gömmeyin...
“Ver şunu” der, ve Kur’an-ı alır, göğsüne koyar...
Artık o da burada Mehmetçik ile yan yana yatmaktadır....
“KENDİ VATANININ” topraklarında...
NUR İÇİNDE UYUYUN...
VATAN SİZE MİNNETTAR..!
BİR BAŞARI HİKAYESİ...
--KOLSUZ AGOP DİYE BİRİ !!!...
Agop’un babası Kirkor Kotoğyan, 1911 doğumlu. 1915 yılında, henüz dört yaşındayken babasını kaybetmiş.
Kirkor Bey, 25 yaşındayken Yozgat’ın İğdere Köyü’nde yaşayan Makruhi Hanım’la evlenmiş.
We would like to express our deepest gratitude to all first responders and volunteers at the Türkiye Earthquake for their unwavering commitment and dedication. We cannot thank you enough for your tireless efforts, day and night, in providing aid and comfort to those in need. ++