SURİYE’DE TÜRKMEN VARLIĞINA SAHİP ÇIKILMALIDIR
Kuzey Suriye’de Türkçe seçmeli derslerin kaldırılarak yerine Fransızca eğitimin getirilmesini şiddetle kınıyoruz.
Suriye Türkmenlerinin dil, kültür ve kimlik haklarının korunması büyük önem taşımaktadır. Türkmenlerin👇
Allah'a rızası için elinizi ayağınızı öpeyim yalvarıyorum kızımın tedavisi için imkanım yok gözlerine mercekler takılması gerekiyor iltihaplanma ve kanama oluşuyor sağlık sorunlarım olduğu için çalışamıyorum ağır diyabet hastasıyım iğne ilaç kullanıyorum 7 aydır kiramı ödeyemedim 2 kez hayatıma son vermek istedim kızım için ayakta durmaya çalışıyorum kimseye sesimi duyuramıyorum 50 abi kardeşime ihtiyacımız var (BİNTL) yardım ederse evladım kurtulacak elinizi ayağınızı öpeyim yalvarıyorum sadakanıza yardımınıza ihtiyacım var
TR64 0011 1000 0000 0119 2315 62
EMRAH ÖNAL
İşlerine geldi mi ülkeyi beraber kurduk zırvasına sığınmayı çok iyi bilirler ama toplu şekilde zafer bayramını es geçmeyi marifet bellemekten de geri durmazlar
Bunların yüzsüzlüğü bambaşka, dünyada örneği yok
@Tradekartal Kuranda en çok bahsedilen kavim , neden özellikle bunlardan altını çize çize bahsedilmiş sence.. Yahudilerin oyunlarını çok hafife alıyorsunuz, kendileri dışındaki tüm kültürlerin içini boşaltıp tahrip ettikten sonra kendileri en sıkı ve ciddi şekilde kültürlerine bağlılar
DUA EDİP HAREKET ETMİYORSAN, DUA ETMİYORSUN; TEMENNİ EDİYORSUN
Dualarınızın karşılığını görebilmek için yalnızca bir şeyi istemekten çok daha fazlasına ihtiyacınız var.
Dua, yaratıcının insana verdiği en özel imkânlardan biridir.
İnsanın hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan yaratıcısıyla konuşmasıdır.
İçini açmasıdır.
Acizliğini kabul etmesidir.
İstediğini söylemesi, korktuğunu anlatması ve yönünü yeniden bulmasıdır.
Fakat insanların büyük çoğunluğu dua etmeyi yalnızca aynı cümleyi tekrar tekrar söylemek zannediyor.
Bir şey istiyor fakat gün boyunca istemediği şeyin görüntüsünü zihninde yaşatıyor.
“Allah’ım şişman kalmayayım.”
“Allah’ım fakir olmayayım.”
“Allah’ım ceza almayayım.”
“Allah’ım sevgilim beni terk etmesin.”
“Allah’ım sınavım kötü geçmesin.”
Bunların hepsinde dikkat ettiğiniz şey ne?
Şişmanlık.
Fakirlik.
Ceza.
Terk edilmek.
Başarısızlık.
Beyin “değil” veya “olmasın” kelimesini anlayamıyor diye bir bilimsel kural yok.
Fakat zihninde sürekli kaçmak istediğin senaryoyu canlandırırsan dikkatin, duygun ve davranışın o korkunun etrafında dönmeye başlar.
“Fakir kalmayayım.”
derken bütün gün fakirliği düşünürsün.
“Beni terk etmesin.”
derken ilişkinin içinde sevgiyi değil, kaybetme korkusunu büyütürsün.
“Sınavım kötü geçmesin.”
derken öğrenmeye değil, sınav anında rezil olmaya odaklanırsın.
Duanın cümlesini değiştirmek tek başına kaderini sihirli biçimde değiştirmez.
Fakat dikkatinin yönünü değiştirir.
“Şişman kalmayayım.”
yerine:
“Allah’ım bedenime sahip çıkacak iradeyi ve sağlığı bana nasip et.”
“Fakir kalmayayım.”
yerine:
“Allah’ım bana helal, bereketli kazanç kapıları aç ve o kapılardan geçebilecek aklı, cesareti ve disiplini ver.”
“Sevgilim beni terk etmesin.”
yerine:
“Allah’ım hakkımda hayırlıysa aramızdaki bağı güçlendir; değilse gerçeği görecek ve ayrılığı taşıyacak kuvvet ver.”
“Sınavım kötü geçmesin.”
yerine:
“Allah’ım çalışmayı, öğrendiklerimi hatırlamayı ve emeğimin karşılığını almayı nasip et.”
diyebilirsin.
Çünkü dua yalnızca korktuğun şeyden kaçmak değildir.
Gitmek istediğin yönü de bilmektir.
Fakat asıl mesele cümleleri pozitif hâle getirmek değildir.
Allah’ı kelime oyunuyla ikna edemezsin.
Evreni kandırmak için şifre girmiyorsun.
Dua bir sihir formülü değildir.
Asıl mesele:
KALP, ZİHİN, DİL VE EYLEM TUTARLILIĞIDIR.
Zihnin:
“Sağlıklı olmak istiyorum.”
derken her gece kontrolsüzce yiyorsan eylemin başka bir dua ediyor.
Dilin:
“Zengin olmak istiyorum.”
derken bir gün motive olup üç gün yatıyorsan davranışın fakirliği seçiyor.
“Bu sınavı kazanmak istiyorum.”
deyip masanın başına oturmuyorsan duanla hayat biçimin birbirini yalanlıyor.
“İyi bir ilişki istiyorum.”
deyip insanlara yalan söylüyor, sadakatsizlik yapıyor ve kendi yaralarını iyileştirmiyorsan istediğin insan olmadan istediğin insanı bekliyorsun.
İnsan ağzıyla bir şey isterken alışkanlıklarıyla tam tersine oy verebilir.
Sonra:
“Ben dua ettim fakat neden olmadı?”
der.
Çünkü bazen senin eylemlerin, ettiğin duanın karşısında çalışıyordur.
Allah’tan kilo vermeyi isteyip mutfağın karşısında mucize beklemek komiktir.
İsterseniz size cennetten arsa da satabilirim.
Allah’tan para isteyip hiçbir beceri geliştirmemek,
İnsanlarla görüşmemek,
İş aramamak,
Satış yapmamak,
Risk almamak,
Parayı yönetmeyi öğrenmemek ve sonra gökten para yağmasını beklemek de aynı derecede komiktir.
Dua edeceksin.
Sonra sebeplere sarılacaksın.
İslam’ın anlattığı yol yalnızca sebeplere tapmak da değildir, sebepleri tamamen bırakıp mucize beklemek de değildir.
Tohumu atacaksın.
Toprağı sulayacaksın.
Tarlanı koruyacaksın.
Sonra yağmur için dua edeceksin.
Çünkü yağmuru sen yağdıramazsın.
Fakat tohumu atmak senin işindir.
Kur’an’da:
“İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder.”
denir.
Başka bir ayette:
“Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez.”
buyrulur.
Yani değişimi isterken değişimin gerektirdiği sorumluluğu da alacaksın.
Dua edip yatmayacaksın.
Dua edip yola çıkacaksın.
Dua edip çalışacaksın.
Dua edip öğreneceksin.
Dua edip kapıyı çalacaksın.
Dua edip gerektiğinde o kapının önünde sabredeceksin.
Kalpten dua etmek de yalnızca kendini duygusal olarak yükseltmek değildir.
Buradaki kalp, göğsünden evrene sipariş gönderen sihirli bir anten değildir.
Kalpten istemek:
İstediğin şeyin sorumluluğunu kabul etmektir.
Bedelini göze almaktır.
Sonucu zorla Allah’a dayatmadan, samimiyetle yönelmektir.
İçeride istediğin şeyle dışarıda yaşadığın hayatın aynı yöne bakmasıdır.
Kalbin:
“İstiyorum.”
Zihnin:
“Mümkün.”
Dilin:
“Allah’ım bana yol aç.”
Eylemin:
“Ben de üzerime düşeni yapacağım.”
diyecek.
İşte tutarlılık budur.
Fakat burada başka bir tuzak daha var:
“Yüzde yüz inanırsam istediğim şey kesinlikle olur.”
Hayır.
Dua, Allah’a verdiğin bir sipariş değildir.
Allah senin memurun değildir.
Sen her şeyi doğru yaptın diye hayat sana tam istediğin şeyi, tam istediğin zamanda vermek zorunda değildir.
Bazen istediğin şey olmaz.
Bazen gecikir.
Bazen senin için hayırlı olmadığı için senden uzaklaşır.
Bazen istediğin kapı kapanır fakat o kapının kapanması seni çok daha doğru bir yola çıkarır.
Bazen de dua dışarıdaki şartlardan önce seni değiştirir.
İstediğin şey hemen gelmez fakat onu taşıyabilecek insana dönüşmeye başlarsın.
Bu yüzden duada inanç kadar TEVEKKÜL de vardır.
Tevekkül hiçbir şey yapmadan beklemek değildir.
Elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabilmektir.
Şüphe hiç gelmeyecek mi?
Gelecek.
Korkmayacak mısın?
Korkacaksın.
İnsan olduğun için bazen yorulacak, bazen inancın düşecek ve bazen:
“Acaba olacak mı?”
diyeceksin.
Mesele zihninde yüzde sıfır şüphe olması değildir.
Mesele şüphe geldiğinde yolunu terk etmemektir.
Sabır, hiç zorlanmamak değildir.
Zorlanırken sadakatini korumaktır.
Duanın karşılığını hemen görmediğinde küsmemektir.
Bir hafta çalışıp:
“Olmadı.”
dememektir.
Bir ay spor yapıp aynanın karşısında mucize beklememektir.
İki iş görüşmesinden reddedilip:
“Benim nasibim kapalı.”
diye yatmamak gerekir.
Her şeyin bir anda değişmesini bekleyen insan, Allah’tan yardım istemiyordur.
Yalnızca sihirli değnek bekliyordur.
Hayır.
Hayat dinamiktir.
Hareket ister.
Gayret ister.
Sabır ister.
Tekrar ister.
Bazen düşüp yeniden ayağa kalkmanı ister.
Allah’ın hazinesi sınırsızdır.
Fakat bu, herkesin hiçbir bedel ödemeden zengin olacağı anlamına gelmez.
Rızık yalnızca para da değildir.
Sağlık rızıktır.
Akıl rızıktır.
Doğru insan rızıktır.
Bir kapının kapanması bazen rızıktır.
Bir gerçeği erkenden görmek rızıktır.
Beladan korunmak rızıktır.
Elindekini fark edecek şuur rızıktır.
Dua ederken yalnız ne istediğinizi değil, istediğiniz şeyin sizi nasıl bir insana dönüştüreceğini de düşünün.
Para istiyorsun.
O parayı taşıyacak karakterin var mı?
Evlilik istiyorsun.
Bir insanın sorumluluğunu taşıyabilecek olgunluğun var mı?
Başarı istiyorsun.
Başarının getireceği baskıya ve yalnızlığa hazır mısın?
Güç istiyorsun.
Güç eline geçtiğinde bozulmayacak mısın?
Bazen istediğimiz şey gelmiyor çünkü istediğimiz şeyi taşıyacak kabı henüz inşa etmedik.
Önce kabı büyütmen gerekir.
Duanın dilini değiştir.
Korkundan değil, yönünden konuş.
Kalbinle zihnini aynı yere getir.
Dilinden çıkanla yaptığın birbirini yalanlamasın.
Sebeplere sarıl.
Eylemlerinle destekle.
Sabret.
Sonucu zorla dayatmadan tevekkül et.
Ve kabulün yalnızca senin kafanda yazdığın senaryo biçiminde geleceğini sanma.
Duan kabul olabilir fakat cevabı senin istediğin şey değil, ihtiyacın olan şey olabilir.
DUA ET.
AYAĞA KALK.
SEBEPLERE SARIL.
ÇALIŞ.
SABRET.
SONUCU ALLAH’A BIRAK.
Çünkü kader gayrete âşıktır.
Fakat gayret de Rabbini unuttuğunda kibir olur.
Sen hem çalışacaksın hem dua edeceksin.
Ne yalnızca kendi gücüne tapacaksın ne de kendi sorumluluğunu Allah’a yükleyip yatacaksın.
DUA YÖNÜNÜ BELİRLER.
GAYRET YOLU AÇAR.
TEVEKKÜL İSE SONUCU TAŞIMANI SAĞLAR.