Kız erkek kalan eve çıkıyorum gibi. %100 diyemiyorum çünkü kız "eşyaları devralacağın kişiyle konuştuktan sonra bi kez daha bi konuşalım" dedi. Daha ne konuşucaz hiçbir fikrim yok. Kız beni sevmedi mi acaba düşünüyorum. Çocuk vejeteryan ve bence gay. O yüzden iyi anlaştık baya+
Bu arada eşyaları satan kızla da anlaştık fiyatta. O yüzden kızın da eve çıkmam konusunda olumlu bakacağına inanıyorum. Ev işi kesinleştikten sonra bi cluba gidip eğlenelim diyorum. Bence hak ettim bi eğlenmeyi
@Berv40let Bizim okuldan son sınıf ama 1 hafta önce görüştüğüm başka bir evden bugün cevap geldi. Kızla tanışmıştım çocukla tanışmamıştım. Kız okay olmuş taşınmama yarın da çocukla tanışıcam. Formaliteden görüşücez gibi. Bir anda ev bolluğu yaşadım. Her şey çok garip şu anda
Doğru düzgün tanımadığım bir erkekle eve çıkıcam gibi duruyor. İyi birine benziyor bu arada. Daha bugün tanıştık. Biraz hızlı ilerliyoruz galiba ama olsun kedisi var. Maddi imkansızlıklarımız bizi birleştirdi
Biraz daha bütçeme uygun ev bulamazsam seneye kütüphanede yaşayacağım, koltukları da rahat. Duş almak için de ibb'nin spor salonuna giderim, zorunluluktan haftada en az 2-3 gün spor yapmış olurum misss
Emlakçıyla sorun yaşamayacaksak eve çıkma konusunda sıkıntı duymuyorum. Bu arada 4 kart çektim bu durum için ve o kadar temiz çıktı ki. O yüzden kartlar hemen karar verme dese de karar vericem. Yarın kıza eve çıkmak istediğimi söylicem çünkü bu kadar ucuza başka ev bulmam çok zor
Arkadaşıma şu anda çıkmayı düşündüğüm ev için tarot baktırdım.Emlakçıyla hiçbir sorun yaşamayacakmışız.Yani korktuğum şey başıma gelmeyecekmiş ama şu ara içime daha çok sinecek başka ev bulabilirmişim.Kartlar hemen karar verme ve ağustos sonuna kadar netleşecek durumun diyormuş+
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Annem 54 yaşında gitar kursuna başladı. Bugün ilk dersine girmiş, bana heyecanlı heyecanlı anlattı. Annemin 45inden sonra kendisi için anca bi şeyler yapmaya başlaması beni üzse de artık kendisi için bi şeyler yapabilmesi beni çok mutlu ediyor. Annem altın çağını şu an yaşıyor
Yarın ev için görüşmeye gidicem bakalım umarım kızı da erkeği de severim. Bir erkekle yaşama düşüncesi hoşuma gitmiyor ama umarım düzgün insanlardır ve yerleşirim. Bu ev mevzusu da biter artık ve muradıma ererim. Artık iyi bi şeylerin olmasına ihtiyacım var
@iposv2@sanzsll Genelde desteklemiyorum diyenler "evlerinde ne yapıyorlarsa yapsınlar, ben görmek zorunda değilim" diyenler oluyor. Dışarıda gay bir çift gördükleri zaman rahatsız oluyorlar. Sadece fiziksel bir şiddet göstermedikleri için kendilerini homofobik olarak görmüyorlar
Sese uyandığım için sorun bendeymiş yurt ortamında ses olurmuş. İnsanların fısır fısır konuşmasına uyanıyorsam veya fısır fısır konuşuluyorken uykuya dalamıyorsam bu benim problemimmiş. Kulak tıkacı kullanabilirmişim. Bir tek ben rahatsızmışım. Benim uyku problemim varmış
Ya sporda soğuma egzersizleri yaparken bir anda Ahmet Kaya'dan Acılara Tutunmak çalmaya başladı. Değiştirmek de içimden gelmedi. Şarkı beni tribe soktu. "Sevmek diye bir şey vardı, sevmek diye bir şey yokmuş"
Bugün akşam işim çıktığı için 19.30'ta bir eve bakmaya gidicem. Konuştuğum adamın sesi sapık gibiydi. O yüzden dostlarıma canlı konum atıcam. Bakalım. Yani adamın söylediği herhangi bir yanlış bi şey yoktu ama ses tonu beni rahatsız etti. Bilmiyorum yine de gidicem