Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum:
10 sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde.
Bugün dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor; Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor.
Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor.
Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız; tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız; birbirimizi Allah için sevecek; her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle, birlikle, dayanışmayla esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” hakikatini dillendiren herkese selam olsun.
Bu hakikatin görülmesi için gayret eden kardeşlerimiz varolsunlar.
Bu hakikat her zaman ve her yerde kalbimizin sancağıdır.
Bu hakikatin duyulmasını ve görülmesini engellemeye çalışanlar utansınlar.
Barbarca eylemlerde bulunanlar, sadece kendi alınlarına büyük bir utanç yazdılar.
#Emrolunduğungibidosdoğruol
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Vali olarak, yaklaşık 5 yıl görev yaptığım Çorum’da anılarımızı tazeledik, gönül dostlarımızla hasret giderdik.
Çorum programımız kapsamında aziz şehitlerimizi ebedi istirahatgâhlarında ziyaret ettik. Vatan için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Mekanları cennet olsun.
Çorum İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğini ziyaret ederek üreticilerimizle bir araya geldik, taleplerini ve beklentilerini dinledik. Üretimin, alın terinin ve kırsal kalkınmanın yanında olmaya devam edeceğiz.
Hitit Üniversitemizi de ziyaret ederek kıymetli akademisyenlerimiz ve üniversite yönetimimizle bir araya geldik. Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek gençlerimizin en iyi şartlarda yetişmesi için yükseköğretim alanındaki ��alışmalarımızı değerlendirdik.
Anılarımızı tazelediğimiz Çorum’da son olarak Veli Paşa Hanı’nda vatandaşlarımızla sohbet edip, hasret giderdik.
Çorum temaslarımızda, Arca Çorum Futbol Kulübümüzün Süper Lige yükselmesinin tüm şehirde oluşturduğu heyecan bizleri ziyadesiyle memnun etti.
Büyük bir başarıya imza atarak Süper Lige yükselen Arca Çorum Futbol Kulübümüzün başkan ve yöneticileri ile taraftarlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.
Cahit Zarifoğlu, kalemiyle inancın, fikrin ve medeniyet tasavvurumuzun güçlü seslerinden biri olmuş; Abdurrahim Karakoç ise milletimizin duygularını, sevdasını, hasretini ve memleket sevgisini mısralarına nakşetmiştir.
Biri “Yedi Güzel Adam”ın öncülerinden, diğeri “Mihriban”la milyonların gönlünde taht kuran bu iki kıymetli isim; eserleriyle nesiller boyunca yaşamaya devam edecektir.
Milletimizin kültür ve edebiyat hayatına silinmez izler bırakan Cahit Zarifoğlu ve Abdurrahim Karakoç’u hürmet ve dua ile yâd ediyorum.
Mekânları cennet, makamları âli olsun.
Biz geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz.
Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların darbelerle, vesayet girişimleriyle, sokak olaylarıyla nasıl ziyan edildiğini, nasıl talan edildiğini gayet iyi hatırlıyoruz.
Kahraman ecdadımızın asırlardır cenk meydanlarını coşturduğu mehter marşımızı protesto edecek kadar tarih şuurundan yoksun durumdalar.
Koca koca adamlar işi gücü bırakmışlar, çocuk bayramında çocuklardan oluşan mehteran takımına sırtlarını dönüyorlar.
Sultanlık diyerek, padişahlık diyerek mehter marşımızdan bile cumhuriyet karşıtlığı üretmeye çalışıyorlar.
Komik desen komik değil, mantıklı desen mantıklı değil.
Rahmetli Ahmet Kaya’nın o meşhur şarkısındaki gibi “nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça”…
Ana muhalefetin sapır sapır dökülen bu hallerini gördükçe “Allah bunlara akıl fikir versin” demekten başka inanın elimizden bir şey gelmiyor.
🗣️ İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Avustralya ziyaretinden bir anısını anlattı:
- "O gün Abdülhamit Han neyse, bugün de Cumhurbaşkanımız aynı şey. Böyle bir insanın değerini bilmemiz lazım."
Sarsılmaz iradesi, tavizsiz duruşu, vatanına, milletine olan derin bağlılığı ve gönüllere hitap eden üslubuyla Türk milletinin hafızasında müstesna bir yer edinen Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimi şehadetinin 17’nci yılında rahmetle yâd ediyorum. Rabb’im mekânını cennet eylesin.
Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı engellenemez.
Bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. İslam dünyasının buna en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifesidir.
Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir.