Deniz Göktaş'ın da kuyutipi cezaevinde olduğunu her gün hatırlayalım, her gün hatırlatalım.
Sahi, iş yerinde verdiğiniz sigara ya da yemek molalarında ne konuşuyorsunuz? Alın size konuşacak bir konu. Ülkemizde yaşanan hukuksuzlukları, güzelim insanlara yaşatılan zulmü konuşun. Sessiz kalmayın, unutturmayın. #DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Millet doğrulup yola koyulalı çok oldu.
Bu saatten sonra baskıyla, operasyonla yürüyüşümüzü durduracağını sananın aklına şaşarım.
Adana’dayız.
Milletin arasındayız.
Dimdik ayaktayız.
Bu da size dert olsun!
📍Eşinin sesini duyurmak için adeta tüm cihana haykıran vefalı eş Dilek İmamoğlu’nun kısılan sesini duyuralım:
“— Ekrem İmaloğlu’nun belirli bir süre içinde savunmasını bitirmesi istendi. İmamoğlu da bu sürede savunmamı yetiştiremem dedi.
— Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmak istendi! Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!
— Altını çizerek söylüyorum, Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!..”
Lütfen görüp geçmeyelim, ulaşabildiğimiz her yere bu sesi ulaştıralım.
Hukuk tarihimiz açısından facia olan Yassıada mahkemelerinde Menderes 9 ay 20 gün yargılandı.
İmamoğlu ve arkadaşları 11 ay sadece iddianame bekledi.
Menderes 9 ay 20 gün boyunca avukatları eliyle savunmaya katıldı. İmamoğlu'nun avukatı da tutuklandı.
Menderes'in duruşmalardaki ses ve görüntüsü paylaşıldı. İmamoğlu'na yasak geldi.
Geldiğimiz nokta bu.
This morning at 08:10, in my prison cell, I was notified of the court’s arbitrary decision: I am barred from attending my own trial.
The indictment bears my name. The case was built around me. Yet the court blocks me and restricts the defense of those facing the gravest charges, and their lawyers.
This is not a trial. It is a severe violation of the most basic right of defense, the pinnacle of what jurists call “enemy criminal law.”
A panel redesigned after the case was filed, in open defiance of the principle of the natural judge, can claim neither independence nor impartiality. As of today, it has abandoned even the appearance of judicial process. The “lawlessness of the century” has collapsed into a pile of extrajudicial execution.
And all this happens while Türkiye hosts the leaders of the democratic world in Ankara. The elected Mayor of Istanbul and the Presidential candidate of the democratic opposition is silenced in a courtroom he is not allowed to enter.
I am exposing this lawlessness.
Çankaya zaten saraya benzemediği için kıymetlidir. Çankaya, saltanatın ve kulluk düzeninin kuvvetli reddi; Cumhuriyet’in kurucu makamıdır. Asıl küf de Çankaya’da değil, yoksul halkın sırtına yüklenen debdebe ile kendi cılızlığını örtmeye çalışan avam zihniyetindedir.
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
An itibari ile bir sürü genç insanı Ankara'da tutukladılar.
@serakadigil canlı yayın yaptı her şey gözümüzün önünde oldu.
Trump karşıtı pankart açtıkları için,
İsrail karşıtı pankart açtıkları için,
Filistin'deki katliam için pankart açtıkları için.
Anayasal haklarını kullandıkları için öyle dümdüz duran insanları tutukladılar.
Küçük enişte üzülmesin diye bizim gençleri tutukladılar.
Neredesiniz cola döken Mc.Donalds basanlar,
neredesiniz?
Sizin gerçekten dini değerlere karşı bir hassasiyetiniz olsaydı "her cuma bir ayet sallıyorum, bakara makara" diyen kişiyi büyükelçi yapmazdınız.
Sizin sadece çıkarlarınız var ve buna dini alet etmekten çekinmiyorsunuz!
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
Deniz Göktaş gösteriyi yayınlayalı beri ne kadar düzgün bir insan olduğu her saat bir daha ortaya çıkıyor. Tertemiz çıktı adam onunla mücadele etmeleri zor.
Aklıma gelenleri yazıyorum, siz de eklersiniz:
*Yayının Youtube’a gelir modeli kapalı konulduğu ortaya çıktı. Kimse bir şeyden ekmek yediği iddiasıyla kirletemedi.
*Bakalım korkacak mı dediler gösterinin en can alıcı yerini kendisi ortaya attı.
*Mübalağası yok. Tatile 2 tişörtle çıktım döneceğim dedi sırt çantasıyla geldi.
*Kimseden çekincesi yok, milliyetçi damardan vururlar demedi, bedelli askerliğimi yatırdım dedi.
*Dayanışma etkinliklerine katıldığı yerler fotoğraf paylaşıyor; bağımsız sendikalar, öğrenci etkinlikleri, deprem bölgesi… Kamu hizmeti yapmış resmen
*Dönüşte alınacağını bilse de kendi gibi gelmiş şortuyla desenli gömleğiyle, iyi hal kravatına minneti
yok.
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!