Şule Aydın, Berna Laçin, Bedia Ceylan Güzelce ve Gamze Pamuk, Ramazan Gülten’in kaleme aldığı “Müjde Kuşu: İlk Buluşma” kitabını Maya için okudular…
Maya’nın beklediği o Müjde Kuşu için #sendeoku#müjdekuşu#mayaiçinokuyorum
Güzel Maya'mızın babasın Ramazan Gülten'den Maya'ya ve tüm çocuklarımıza güzel bir hediye: "Müjde Kuşu: İlk Buluşma"
Bugünleri sevgiyle, dayanışmayla, elele, birlikte aşacağız.
Tüm çiçekleri koparsalar da baharın gelişini kimse engelleyemez.
Ukrayna’nın tecrübesi, savaş zamanı sağlık hizmetlerinin sivil sağlık sistemiyle ikame edilemeyeceğini açıkça göstermektedir.
Türkiye için Askeri Sağlık Sisteminin yeniden tesisi bir tercih değil, milli güvenlik zorunluluğudur.
Askeri sağlık sistemi yalnızca yaralı tedavi eden bir yapı değildir; muharebe gücünü koruyan, personelin yeniden göreve dönmesini sağlayan ve ordunun savaşma azmini sürdüren stratejik bir kuvvet unsurudur.
“NATO 3.0”, Türkiye açısından hem fırsat hem de yük demek…
ABD’nin Avrupa’daki ağırlığını azaltması, Türkiye’nin NATO’nun güneydoğu kanadındaki stratejik değerini artıracaktır.
Bu süreçte, 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önemi daha da yükselecektir.
Ancak, her kazancın bir bedeli vardır.
Daha fazla sorumluluk, daha yüksek savunma harcaması ve daha yoğun jeopolitik baskı…
Ve en kritik konu:
Bu yeni denklem, Türkiye ile Rusya arasında kurulan hassas dengeyi zorlayabilir.
Ankara-Moskova hattında soğuk rüzgârların esmesine yol açabilir.
Alem kör, millet sersem değil.
Artık haberler ertesi gün okunmuyor.
Herkes herkesin fikrinden aynı anda yararlanıyor.
Ahaliyi aptal yerine koyup, kimseyi kandırmazsınız. Aksine sinirlendirirsiniz.
“Butlani hareketinin” bunu anlaması lazım.
Veya…
Boşverin, anlamasa da olur…
Bizim bu kareyi unutmamız imkansız.
Burası CHP Genel Başkanı’nın makam katı.
Buna sebep olan kimse bu partinin örgütü, tabanı, seçmeni veya aklı başında hiç bir yurttaş ona gün yüzü göstermez.
Şair, yazar Ataol Behramoğlu'ndan Kemal Kılıçdaroğlu'na:
"Son seçimde cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini bu sütunda birkaç kez yazdım.
Buna karşın yine tıpış tıpış gidip elbette lehinde oy kullandık ve yazık ki yine kaybettik.
Anketlerde açık ara önde görünen adaylardan biri seçime girse, bugün belki bambaşka bir Türkiye’de olurduk. Yazık ki olmadı.
Şimdi bulunduğumuz içler acısı durum Kılıçdaroğlu’nu üzmüyor mu?
Görünen o ki üzmüyor.
Dün adalet için yüzlerce kilometre yürüyen siyasetçi, bugün o günkünden daha açık olarak AKP yandaşı olduğu görülen bir yargıyı alkışlıyor.
Butlan kararını siyasi bulmadığını söylüyor. İBB davası denen zulüm süreci hakkında bir eleştirisi yok.
Hatta açıkça dile getirmese de bu adaletsizlikleri, yıllarca genel başkanlığını yaptığı partisine bu yıkıcı saldırıları, pek sevdiği “arınma”nın gereği olarak gördüğü anlaşılıyor...
Sözcü televizyonundaki tavrına ve söylediklerine yapılan eleştirileri tekrar etmeyeceğim.
Ben, yazının girişinde sözünü ettiğim TV programındakiyle taban tabana zıt bir Kılıçdaroğlu gördüm.
Sükûnetini yine korumaya çalışsa da zaman zaman patlamamak için kendini zor tuttuğu görülüyor, fırsat yakaladığını düşündüğü yerlerde sözü gereksizce uzatıyor, kendisine yöneltilen soruyu soruyla yanıtlamak gibi sıradan polemik yöntemlerini sıklıkla kullanıyor, genel merkeze polis saldırısının onun isteğiyle yapıldığını gösteren belgeli kanıtları görmezden gelmeye çalışıyor, zaman zaman (benzetme hoş görülsün) kükreyen fare örneğini anımsatırcasına sesini yükselterek sözüm ona Erdoğan’a yükleniyordu.
Selahattin Demirtaş’ın yıllarca hapiste kalmasına yol açan dokunulmazlığın kaldırılması kararından ötürü pişmanlık duymadığını söylemesi, onu hapishanede defalarca ziyaret ettiğini söyleyerek kendini aklamaya çalışması, ölümüne neden olduğu birinin mezarını ziyaret etmekle sorumluluktan kurtulmuş olunacağını sanmak kadar tuhaf ve duygusuzcaydı.
Sayın Kılıçdaroğlu! Önemli olan bugün, şu anda ne yapmakta olduğunuzdur.
Yükselen CHP ve halk muhalefeti karşısında paniğe kapılan iktidar ve destek aldığı dış güçler, bu yükselişi durdurmak için her türlü kötülüğü yapıyor.
Ülkenin kalbur üstü aydınlarından sokaktaki sıradan yurttaşa kadar milyonlarca insanımızın apaçık gördüğü bu gerçeği siz ve yandaşlarınız görmüyor musunuz?
Nasıl görmezsiniz?
Son TV programında, “Ülkeyi bu duruma kim getirdi, Erdoğan değil mi?” diye kükrüyordunuz.
Ülkeyi getirildiği bu durumdan, arındırma masalıyla CHP oylarını yüzde üçlere, beşlere düşürerek Erdoğan’a bir seçim daha kazandırarak mı kurtaracaksınız?
Yol henüz tükenmemişken CHP’nin seçilmiş genel başkanıyla el ele vererek partinizi ve muhalefeti daha da yükseltin ya da ısrarınızdan vazgeçerek ülkemizin demokrasi ve bağımsızlık tarihine adınızın kara harflerle yazılmasına engel olun.
Bilinçli bütün yurttaşlar, bütün vatanseverler sizden bunu bekliyor.
BATAN GEMİNİN MALLARI “ASKERİ ALANLAR” ‼️
🔻Son 15 yılda İstanbul’daki askeri alanların % 48’den fazlası imara açıldı, deprem sonrası toplanma ve barınma yerleri rant için kaybedildi.
🔻 Bugün, en az 10 bin adet futbol sahası büyüklüğündeki yeşil alan; lüks konut ve ticaret alanı projelerine dönüştürülmüş durumda.
🔻 Bu alanlar, mahkeme kararlarına rağmen rant uğruna imara açılmış olup kamu yararına tamamen sırt çevrilerek inşa edilmektedir.
🔻Rant maksatlı yapılanmanın yanı sıra, deprem için toplanma alanları kaybedilmekte kent suçu işlenmektedir.
🔻 Bu suçu engellemeye çalışanlar ise cezalandırılmaktadır !
Özgür Özel’im bakışları ve Ali Mahir Başarır’ın yumruğunu sıkışı her şeyi anlatıyor.
Basitleştirmeyin arkadaşlar; bu kayyum iktidar ile birlikte bir neslin gençliğini çaldı. Şimdi bir nefes alacakken, gençler değişime inanmışken yine Erdoğan’a seçim kazandırma görevini üstlendi. Öfkenizin dinmesine izin vermeyin! Sandık gelecek kayyum gidecek!
Genel Başkanımız Erkan Baş:
"Birkaç gün sonra dünyanın savaş baronları, masum insanların üzerine bomba yağdıran alçaklar, namussuzlar, haysiyetsizler, Epstein belgelerinde adı geçen sapıklar Türkiye'ye gelecekler diye duvarların önüne brandalar çekiyorlar. Harıl harıl boya yapıyorlar. Oraya buraya çiçek dikiyorlar, görüntüyü düzeltmeye çalışıyorlar.
Şu yaşadığımızı dünyanın görmesinden utanıyorlar! Bizi dünyanın görmesinden utanıyorlar ama bunları bize yaşatmaya utanmıyorlar!"
NATO Zirvesi öncesi esen rüzgâr, fırtınaya dönüşür mü?
Eğer Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun eylül ayında açılacağı konuşuluyorsa…
Kıbrıs’ta, Türkiye ve KKTC’nin aleyhine gelişmelerin ayak sesleri duyuluyorsa…
Ulusal çıkarlar söz konusudur.
Çünkü Kıbrıs, herhangi bir ada değildir.
Kıbrıs; Doğu Akdeniz’de batmayan bir uçak gemisidir.
KKTC’nin varlığı ise, Mavi Vatan’ın garantisidir ve Mavi Vatan’ın ayrılmaz bir parçasıdır.
Vatandan, milletten başka sevgili bilmediler. Vatanın namus ve şerefini kurtardılar. Sevr’i çöpe attılar. Başımız dik gezelim diye vatanı kanlarıyla yeşerttiler.
İktidara yakın Şirkete yanlışlıkla KAYYIM atanmış.
Yukarıdan gelen tepkiyle karar iptal edilmiş.
Yanlışlıkla TUTSAK ettiğiniz insanların vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
Adaletiniz batsın.
YAZIKLAR OLSUN.
"Sabah kahvaltısı vermeden 'verildi' diye tutanak imzalattılar! Bu çağ dışı bir işkencedir!"
İBB DAVASINDA 55. GÜN! MAHMUT TANAL SİLİVRİ'DEN AKTARDI:
"Pazar günü öğlen ikide başlayan sorgu, ertesi sabah beşe kadar sürdü! İnsanları bilerek uykusuz, yorgun ve bitkin bıraktılar. Daha da acısı, bu insanlara sabah kahvaltısı verilmediği halde 'verilmiştir' diye zorla tutanak imzalattılar! Hukukta buna 'Yasak Sorgu Yöntemi' denir. İnsanları aç ve uykusuz bırakarak iradelerini sakatlamaya çalışmak çağ dışıdır, gayriinsanidir, suçtur!"
🇸🇦Suudi Arabistanlı şirketlere verilen imtiyazları onaylayan yasa geçen hafta Gazi Meclis’ten geçmemişti.
👉Çünkü Genel Kurul salonunda olmadıkları halde tam 76 iktidar vekili için sahte imzalı pusulalar verilmişti.
👉Biz de bunu tespit ederek tutanaklara geçirdik ve Meclis kapandı.
🇸🇦Suudi şirketlere verilecek kapitülasyonları onaylayan yasayı bugün tekrar getirdiler.
💡Bu kez iktidarın kalkan elleri ile "KAPİTÜLASYON Yasası" onaylandı.
👇Araplara verilen imtiyazların nelere mâl olacağını, Gazi Meclis’in çatısı altında, tarihe not düşmek için tek tek anlattık.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana farklı partilerden seçilen en az 76, bazı kaynaklara göre ise 79 belediye başkanı AK Parti’ye geçti.
Keçiören, Keşan ve Nevşehir belediye başkanlarının da önümüzdeki süreçte AK Parti’ye katılacağı iddia ediliyor.
Aynı dönemde belediyelere yönelik operasyonlarda yaklaşık 36 belediye başkanı hakkında işlem yapıldı; bunların yaklaşık 30’u tutuklandı.
Elbette yolsuzluk yapanın kim olduğuna bakılmaksızın hesabı sorulmalı, hukuk işletilmelidir.Ancak masumiyet karinesi yok sayılıyor .
Ne mutlu ki (!) AKP’li,MHP li tek bir Belediye Başkanı ve Belediye Başkanlığı yolsuzluğa bulaşmamış!
Sandıkta ortaya çıkan tercih, seçmenin iradesi ve yerel demokrasi nasıl korunacak?
Seçimlerin ne anlamı kaldı?