Neden yerli ve milli yazılımlara ihtiyaç duyuluyor Lübnan’da gerçekleştirilen saldırıda bunu çok net gördük.
İsrail nüfus itibariyle Ortadoğu’da çok büyük nüfusa sahip değil ve varlığını devam ettirmek için Araplarla yaptığı savaşta gördü ki teknolojik başarıyla ancak üstünlük şağlayabilir
Gerek Hamas gerek Hizbullah ve gerekse de diğer hedeflerde sürekli bu teknolojik üstünlüğü kullandı. Pegasus sistemiyle İsrail’in girmediği Whatshap neredeyse yok
Türkiye gerek Kıbrıs Barış Harekatında gerek Mavi Marmara’nın vurulması sonrasında sürekli sıkıştığı zaman bir şeyler üretebildi.
Türkiye’de yaşayan insanlar en dar zamanda imkansızlıklar içerisinde imkan geliştirmeyi bildiler. Anadol arabasını da uçak fabrikasını da bu millet en zor zamanlar ortaya koymayı bildi ama gizli bir el sürekli bunları engelledi
Bugün Türk savunma sanayi şirketlerinin ortaya koyduğu tablo alkışlanacak haldedir.İHA ve SİHA üretiminde Baykar başta olmak üzere şirketlerin dünyadaki pazar payına gıptayla bakılıyor
Bugün bu çağrı cihazları üzerinden yapılan müdahalenin bir çok alanda yapılması muhtemeldir
Örneğin Çin’de bir sanayi makinası alıyorsunuz ve Çin istediği zaman yazılımla onu kitleyebiliyor. Savaş uçaklarına yüklenen yazılımların sizin elinizde olmadığı zaman ne bedel ödeneceği biliniyor. İletişim sizde olmadığı zaman mahrem hiç bir bilginin kalmayacağı biliniyor
O nedenle bazı meseleleri siyaset üstü Milli Güvenlik perspektifinden görmek gerekiyor. Yazılımı sizde olmayan, kontrolü sizde olmayan her şeyin size dönme olasılığı yüksektir
“Düşmanın silahıyla silahlanın” sözünden hareket etmek lazım
Bu gönderi altına #GazaStarving etiketi ile yorum yapan bir kardeşimize 5 cilt Riyazüs Salihin Şerhi hediye edeceğiz İnşallah.
Sonuç Cuma Günü açıklanacak
NEDEN CÜBBELİ HOCAYA KARŞI İHH'YI SAVUNUYORUZ?
Bazı kardeşlerin anlamadığı şey şu: İHH herhangi bir cemaati veya mezhebi temsil iddiasında değildir. iHH kozmopolit bir yapıya sahiptir. Hedefi mazlum coğrafyalara insani yardım ulaştırmaktır. Bunun için Erdoğan ile de görüşür, İmamoğlu ile de, Mustafa İslamoğlu ile de görüşür, Cübbeli Ahmet Hoca ile de, Şii ile de görüşür, Ehl-i Sünnet ile de, insani yardım süreci noksansız işlesin diye gavur ile dahi görüşür. İHH'nın gücü buradan geliyor zaten.
İHH, herhangi bir cemaatin Vakfı olsaydı eleştirilerinizde haklı idiniz. Kaldı ki İHH asla ümmetin ihtilaflı meselelerinde taraf olmuyor, olmaz. Herhangi bir cemaate etiketlediğiniz anda gücünü bitirir, yıpratırsınız. İHH bu stratejisiyle Bosna'dan Afganistan'a, Arakan'dan Filistine geniş bir coğrafyada hizmet görüyor. Devlet için de stratejik bir kurum. Mavi Marmara'da dünyanın her yerinden Müslim, Gayri Müslim harekete geçirdiler. Mavi Marmara gemisinde her camiadan bütün ihtilaflarına rağmen ümmet vardı. Bülent Yıldırım İsrailin hedefinde olan biri ve Mavi Marmara meselesinde İsrail'in başına açtığı iş yüzünden fırsat bulduklarında suikastle Mossad'ın yok etmek istediği biri. Bugün de sahada en aktif bir şekilde Filistin için mücadele eden, Gazze davasına omuz veren bir vakıf.
Geçen bir kardeşle görüştüğümde şunu ifade etti, şuanda Refah sınır kapısına kota konulmasa ve kapı tamamen açılsa Gazze'nin her karışına insani yardım tırı indirecek hazırlığımız var. İHH bu gücü bir cemaatin ya da grubun tekeline girmediği için başarıyor. Bu işi sahada ondan daha iyi yapan başka sivil toplum kuruluşu yok.
Deprem bölgesinde bütün sivil toplum kuruluşlarından daha çok yararlılık gösterip enkaz kurtarmadan, insani yardıma her alanda sahada aktif oldular. Hangimiz tekbir sesleri ile kurtardıkları canları görünce gurur duymadık. Dünyanın neresinde ihtiyaç olsa bütün kurumlardan daha fazla çalışıp hem devletin, hem ümmetin mazlum coğrafyalarının yükünü hafifletiyor. Tam da böyle bir süreçte şantaj dili ile İHH'yı yıpratıcı bir dille hedef almak kimin işine gelir? Bugün İHH çöktü diyelim yerini doldurabilecek çatı bir yardım kurumumuz daha var mı? Attığımız taşın kime fayda, kime zarar verdiğine dikkat edelim. Cübbeli Hocaya karşı paylaşımım tamamen bu saikledir.