Bir genç mahkeme huzurunda açık açık anlatıyor:
“Polis bana ‘Öldün mü, sakın ölme daha çok döveceğim’ dedi.
Başka bir polis ‘Sizin gibi okumuşları daha çok döveceğiz’ dedi.”
Bu beyan karşısında, mahkemenin derhal resen soruşturma açması, işkence ve kötü muamele suçlarını tespit edip sorumlular hakkında ceza sürecini başlatması gerekirken;
eğer susuluyorsa, göz yumuluyorsa, görmezden geliniyorsa;
bu sadece hukukun çöküşü değil, vicdanın iflasıdır!
Anayasa’nın 17. maddesi açık: İşkence ve kötü muamele yasaktır.
Ceza Kanunu’nun 94. maddesi açık: İşkence suçtur ve ağır cezayı gerektirir.
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu açık: Polis, hukuk içinde kalmak zorundadır, keyfi şiddet kullanamaz.
Buna rağmen bir mahkeme, gencin canhıraş beyanına rağmen tek bir adım atmıyorsa;
o mahkeme yalnızca adaleti geciktirmiyor, işkenceyi koruyor, suçu meşrulaştırıyor demektir!
Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır?
Bu nasıl bir mahkeme ciddiyetidir?
Bu nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık değeridir?
Bu nasıl bir düzendir?!
Adalet, dayakla değil hukukla sağlanır!
Adalet, işkenceyi aklamak için değil, işkenceyi yargılamak için vardır!
Devletin polisi hukuku değil, gençlerin canını ezmek için kullanılıyorsa;
Devletin mahkemesi işkenceyi değil, gençleri yargılıyorsa;
Bilin ki orada artık hukuk değil, zulüm hüküm sürmektedir!
Biz susmayacağız!
İşkenceyi örtbas eden değil, işkenceyi durduran bir hukuk düzeni için mücadele edeceğiz!
Gençlerin sesi, adaletin suskunluğunu yıkacaktır!
İktidarın zulmünden bıkanlar, traktörlerinin sesini dünyaya duyuranlar meydanları doldurdu taşırdı, ezberleri bozdu.
'Kalem' diye övündükleri Yozgat'tan bir kez daha söz veriyorum, çiftçi kazanacak, köylü kazanacak, millet kazanacak!
Konya’daki bir devlet hastanesinde görevli doktorların Whatsapp grubundaki mesajlarını bir başka doktor bana gönderdi.
Gelen kadın hastalarla ilgili sürekli sapıkça konuştuklarını bildirdiler.
Her alandan böyle çürümüşlük fışkırıyor. Sansürsüz halini ve isimleri bakanlık yetkililerine iletti.
Umarım bu sapkınlara gereği yapılır.
@fahrettinaltun İsrail petrolde dışa bağımlı.
Bombalayan o uçağın yakıtını Azerbaycan satıyor.
Erdoğan bu konuda hiç konuşmaz.
Çünkü;
Sevkiyatı Bakü-Ceyhan üzerinden biz yapıyoruz.
BOTAŞ bu sevkiyattan varil başına 1,27$ komisyon alıyor.
BOTAŞ'ın başında Erdoğan var.
Bu da bizim acı gerçeğimiz.