Sivil aktivistler açık denizlerde azgın bir barbarlıkla baş başa bırakıldı!
Gemilere el konulurken, insanlar kelepçelenirken yöneticiler bu zulmün neresinde? Bu eylemsizlik, bu derin sessizlik zalime cesaret veriyor!
#SumudFilosunaSaldırı
Birçok STK temsilcisiyle birlikte Ecir Kapısı Derneği Başkanı Rahim Mercan’ın da bulunduğu tekne, İsrail tarafından ele geçirildi.
İnsani yardım misyonuna yapılan bu hain saldırı, tüm insanlığa yapılmıştır.
#SumudFilosunaSaldırı
Toplumsal barış isteyen herkes için Allah Resûlü’nde güzel örneklik vardır.
Onun (sav) Medine Sözleşmesi, hem toplumun her kesimine inanç hürriyeti tanımakta hem de herkesi bir diğerinin zulmünden koruyan; toplumu dış saldırılara karşı birlik haline getiren bir sözleşmedir. Haydut emperyalist devletlerin istedikleri ülkeyi işgal edip, diledikleri lideri yatağından kaçırdığı bir dünyada Medine Sözleşmesi en selametli ve kestirme yoldur.
Toplumsal barış için on binlerce insanın katili serbest bırakılacaksa, önce toplum buna ikna edilmelidir. Toplumun buna ikna edilmesinin yolu; cezaevlerinde suçsuz yere yatan yüzlerce siyasi, binlerce adli mahkûm bulunmaktadır. Yeniden yargılanma hakkı verilse birçoğunun 28 Şubat, Laik-Kemalist yargı veya Gülenci hakimlerin gadrine uğradığı veya sahipsizlikten dolayı ceza aldığı anlaşılacaktır.
Şayet Abdullah Öcalan gibi on binlerce insanın katlinden direkt veya dolaylı sorumlu olan biri serbest kalacaksa, bundan maksat da toplumsal barışsa önce yukarıda sayılanların toplumsal statüsü netleştirilmelidir.
Her şeyden önce birçok terör örgütünden daha fazla insan katleden sokak köpekleri sorununa çare bulunmalıdır. Adaletsizlik toplumu içten içe çürütürken, yalnızca Öcalan'a yönelik hukuki statü, toplumsal barışa değil toplumsal çürümeye hizmet eder.
Toplum olarak Allah Resul’ün örnekliğine dönmeyene kadar her bir kaç yılda bir yeni kanunlara yeni öneri ve sunulacak kanunlara ihtiyaç duyarlar çünkü öyle bir sistem ki nereden tutsak elimizde kalacak bir sistem ile karşı karşıya kalınıyor
Toplumsal barış isteyen herkes için Allah Resûlü’nde güzel örneklik vardır.
Onun (sav) Medine Sözleşmesi, hem toplumun her kesimine inanç hürriyeti tanımakta hem de herkesi bir diğerinin zulmünden koruyan; toplumu dış saldırılara karşı birlik haline getiren bir sözleşmedir. Haydut emperyalist devletlerin istedikleri ülkeyi işgal edip, diledikleri lideri yatağından kaçırdığı bir dünyada Medine Sözleşmesi en selametli ve kestirme yoldur.
Toplumsal barış için on binlerce insanın katili serbest bırakılacaksa, önce toplum buna ikna edilmelidir. Toplumun buna ikna edilmesinin yolu; cezaevlerinde suçsuz yere yatan yüzlerce siyasi, binlerce adli mahkûm bulunmaktadır. Yeniden yargılanma hakkı verilse birçoğunun 28 Şubat, Laik-Kemalist yargı veya Gülenci hakimlerin gadrine uğradığı veya sahipsizlikten dolayı ceza aldığı anlaşılacaktır.
Şayet Abdullah Öcalan gibi on binlerce insanın katlinden direkt veya dolaylı sorumlu olan biri serbest kalacaksa, bundan maksat da toplumsal barışsa önce yukarıda sayılanların toplumsal statüsü netleştirilmelidir.
Her şeyden önce birçok terör örgütünden daha fazla insan katleden sokak köpekleri sorununa çare bulunmalıdır. Adaletsizlik toplumu içten içe çürütürken, yalnızca Öcalan'a yönelik hukuki statü, toplumsal barışa değil toplumsal çürümeye hizmet eder.
İsmailağa camiasına soruyoruz: Bu tweette konuşan kişi kendi adına mı, yoksa camianız adına mı konuşuyor? Şayet camia adına konuşuyorsa;
❗️ Maturidi-Hanefi ulemaya göre kâfir veya zalim bir sisteme "adil" demek veya meşrulaştırıcı ifadeler kullanmanın hükmü nedir?
❗️Maturidi ve Hanefi ulemaya göre şirk bayramlarına iştirak etmek ve onların şirk şiarlarını tazim etmenin hükmü nedir?
❗️Maturidi ve Hanefi ulemaya göre küfre bağlı kalınacağına dair yemin etmek ve taahhütte bulunmanın hükmü nedir?
❗️Ayrıca sizin ahlak ve tasavvuf anlayışınızda yalan söylemenin hükmü nedir? Zira bu arkadaş sadece yalan söylemiyor, birkaç doğru yanına -sistemi kışkırtmak için- birden fazla iftira ekliyor.
Camianız adına sadece Hanefi-Maturidi kitaplarını kaynak olarak kullanmak şartıyla; Kemalist-Laik sistemin hükmünü, bu sistem ilk açığa çıktığında Şeyhülislam'ın konuşan bu şahıs ve benzerleri hakkındaki fetvasını ve bu arkadaşın iftiralarını konuşacak ilim adamlarınız var mıdır? Varsa, buyurun.
Yoksa, bu Laik-Kemalist sistem sevici adamlarınızı susturun ki sizi daha fazla küçük düşürmesinler. Zira görünen o ki, hakkı gizleme safhasından batılı savunma safhasına geçiş yapıyorsunuz. İçinizdeki kripto Cübbeli’lere mâni olmazsanız, gelecek nesilleriniz Kemalist laik sistemle İslam arasını lafzen dahi ayıramayacaktır.
Çalışmaların Perde Arkası
Tevhid Medya Ofisi’nde yürütülen çalışmalar; yalnızca görünen yayınlardan ibaret değil, arka planda birçok kardeşimizin emeği, istişaresi ve gayretiyle şekilleniyor.
Tevhid Medya Ofisi’nde; stüdyo, animasyon, yazılım, basım, kaynak, yapay zeka, yayın, kurgu ve çocuk içerikleri üzerinde çalışan birimlerimizi yakından tanıyoruz.