ÇIRAK VE STAJ MAĞDURİYETİNDE AYNI KAYIP, FARKLI TUTUMLAR: BU SESSİZLİK NEDEN?
Çocuklukta çalıştılar, meslek öğrendiler, üretime katıldılar. Yıllar sonra o günlerin emeklilik hesabında karşılığını ararken aynı mağduriyet etrafında buluştular. Fakat aynı kaybı yaşayanların mücadeleye yaklaşımı aynı olmadı. Bir kısmı araştırıyor, toplantılara katılıyor, bilgi paylaşıyor, çalışmalara destek veriyor. Bir kısmı ise uzaktan izliyor; yalnızca “Bir gelişme var mı?” diye soruyor.
Peki, bu katılım eksikliğinin sebebi ne? Mağdurların kendi haklarına yeterince sahip çıkmaması mı? Yönetimlerin insanlara güven veren, anlaşılır ve sonuç odaklı bir yol gösterememesi mi? Yoksa kitle, bilgi ve birikimiyle kendisini çözüme taşıyabileceğine inandığı liderliği henüz bulamadı mı?
Bu soruların cevabı aranmadan, katılmayan herkesi ilgisizlikle suçlamak da bütün sorumluluğu yönetimlere yüklemek de meseleyi çözmez.
Kimi insan geçim derdiyle boğuşuyor, kimi yıllardır duyduğu sonuçsuz sözlerden yorulmuş olabilir. Kimi hangi çalışmanın neye hizmet ettiğini anlayamıyor, kimi de sesinin duyulacağına inanmıyor olabilir. Ancak “Nasıl olsa başkaları uğraşıyor” düşüncesiyle kenarda duranların da kendilerine sorması gereken bir soru var: Kendi geleceğini ilgilendiren bir mücadelede bütün yükü neden başkaları taşısın?
Yönetimler de düşük katılımı yalnızca kitlenin duyarsızlığıyla açıklayamaz. İnsanlar nereye çağrılıyor, hangi hedef etrafında toplanıyor? Yapılan görüşmelerin, hazırlanan dosyaların, verilen sözlerin sonucu kendilerine anlatılıyor mu? Sorularına cevap bulabiliyorlar mı? Görüş bildirdiklerinde dikkate alınıyorlar mı? Katılım isteniyorsa insanlara katkılarının nerede ve nasıl karşılık bulacağı gösterilmelidir.
Bir kitlenin önünde bulunmakla o kitleye yön verebilmek aynı şey değildir. Başkanlık sıfatı tek başına güven oluşturmaz. Konuyu bilmek, çözümün gereklerini açıklamak, yapılan işin hesabını vermek ve farklı görüşleri ortak hedefte buluşturmak gerekir. Beklenen liderlik buysa, yönetimlerin kendi yeterliliklerini de sorgulaması gerekir.
Öte yandan herkes kendisini harekete geçirecek kişiyi beklerse bekleyiş uzar. Her mağdurun aynı imkânı, zamanı ve gücü olmayabilir; fakat doğru bilgiyi paylaşmak, bir çalışmaya katkı sunmak, başka bir mağdura ulaşmak, toplantıya katılmak veya somut bir öneri getirmek de mücadeleyi büyütür. Küçük görülen katkılar, aynı birkaç kişinin omzunda biriken yükü hafifletir.
Zaman daralırken, çözüm beklentisinin yükseldiği ve atılacak adımların önem kazandığı bir dönemde bu sessizlik daha fazla sorgulanmalıdır. Çözümün yakın olduğuna inanılıyorsa, bunun karşılığı daha güçlü katılım olmalıdır. Beklentiyi sonuca dönüştürecek hazırlık ve takip yapılmadan yalnızca umut etmek yeterli değildir.
İnsan sormadan edemiyor: Yoksa herkes bulunduğu yerden, içinde bulunduğu durumdan memnun mu? Elbette sessiz kalan herkesin memnun olduğu söylenemez. Ama dile getirilmeyen itiraz, görünür olmayan katılım ve desteklenmeyen çalışma, mağduriyetin ağırlığını karar vericilere nasıl hissettirecek?
Yahya Kemal Beyatlı, Sessiz Gemi şiirinde “Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol” der. Çırak ve staj mağduriyetinde yıllardır verilen emek de böyle bir sessizliğin içinde yol almamalı. Birileri dosya hazırlarken, görüşme yaparken, zamanını ve bilgisini ortaya koyarken aynı sorunu yaşayanlar yalnızca kıyıdan, kenardan, uzaktan seyretmemeli.
Çırak ve staj mağduriyetinin çözümünü bekleyen herkes, o çözüme kendi katkısının ne olduğunu da düşünmelidir. Yönetimler güveni ve katılımı büyütmeli; mağdurlar da kendi gelecekleri için yürütülen çalışmaları sahipsiz bırakmamalıdır.
ÇIRAK VE STAJ MAĞDURİYETİ: DOĞRU HAMLELERLE MAT EDİLMESİ GEREKEN BİR HAKSIZLIK
Satrançta bir taşı gelişigüzel oynatarak sonuca ulaşamazsınız. Hangi taşın nerede durduğunu, nasıl hareket ettiğini ve hamlenizin neyi değiştireceğini bilmeniz gerekir. Çırak ve staj mağduriyetinin çözümünde de bilgi, hazırlık ve doğru hamleler belirleyicidir.
Bu tahtanın her karesinde bir hayatın izi var. Çocuk yaşta giyilen iş önlüğü, işletmeye yapılan ilk giriş, verilen sigorta sicili, okul kayıtları, üretime katılan eller… Bir karede iş kazası, diğerinde eksik kalan primler; bir başkasında yıllardır beklenen emeklilik hakkı duruyor. Tahta üzerindeki kelimeler, insanların ömürlerinden geçen yılları anlatıyor.
BİRİNCİ HAMLE: EMEĞİ TANI
Çırak ve stajyerlerin hangi koşullarda bulunduğu, ne iş yaptığı, eğitimin ve üretimin çalışma içindeki yeri belgeleriyle ortaya konulmalıdır. Okul ve işletme kayıtları, işe giriş belgeleri ve fiilî çalışma birlikte değerlendirilmelidir. Bugün yetişkin olmaları, çocukluklarında verdikleri emeği görünmez kılmaz.
İKİNCİ HAMLE: BAŞLANGICI DÜZELT
İnsanlara verilen sigorta sicilinin ve yapılan ilk tescilin emeklilik bakımından nasıl karşılık bulacağı, açık ve kapsayıcı bir düzenlemeyle çözülmelidir. “Sigortan başladı” denilerek iş hayatına giren bir çocuğun, yıllar sonra başlangıcının emekliliğinde dikkate alınmadığını öğrenmesiyle doğan güven kaybı giderilmelidir.
ÜÇÜNCÜ HAMLE: HAKLARI TAMAMLA
Başlangıç tarihini konuşurken prim günlerini, geçmiş kayıpları ve telafinin mali yükünü dışarıda bırakamazsınız. Kamu ve işveren sorumluluğunu da hesaba katan, insanların ödeme gücünü gözeten, uygulanabilir bir telafi kurulmalıdır. Çözümün değeri, düzenlemenin ardından insanların haklarına gerçekten ulaşıp ulaşamadığıyla ölçülür.
Bu tahtada Maliye, Millî Eğitim, Çalışma Bakanlığı, SGK, TBMM, üniversiteler ve işverenler kendi sorumluluklarıyla yer alıyor. MESEM dâhil mesleki eğitim uygulamaları da bu bütünün içinde değerlendirilmelidir. Kurumların birbirine yönlendirdiği dosyalar arasında insanların ömrü geçiyor. Her kurumun kendi görevini yerine getirdiği ortak bir çözüm iradesi gerekiyor.
Görseldeki üç hamle, bu çözümün üç temel sorumluluğunu simgeliyor. Gerçek hayatta sonuç; kapsamı doğru belirlenmiş, hukuki ve mali hesabı yapılmış, uygulaması güvenceye alınmış bir düzenlemeyle alınabilir.
Mat edilmesi gereken, yıllardır süren mağduriyettir. Kazanması gereken ise çocuklukta verilen emeğin hakkıdır.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA
Konu: Staj ve Çıraklık Sigortası
Mağduriyetinin Giderilmesi, Uzun Vadeli Sigorta Başlangıcı Sayılması.
@mehmedmus@ifarukaksu@oerdem42@Nilgun_OK@sadullahkisacik@ayyuceturkestas@resulkurt34@haltinsoy68@orhanyegin@Mv_CavitAri@ahmetkilic16@GulizarBicer@AdaletKaya_@ejderacikkapi@OzgurKarabat34@yasarkirkpinarr@UmitOzlale@cevdetakaychp@NecmettinErkan_@MKalayci42@AVBakirlioglu@kamurantanhan47@GulsoySeydi@tahsinocakli@ertugkocacik@AvukatErsanAksu@55erhanusta@ismailgunes64@suleymansahan66@bakiersoymhp@SaruhanOluc@isikhanvedat@memetsimsek
Çalışma hayatına erken yaşlarda, üretimin tam merkezinde başlayan stajyer ve çıraklar olarak Sosyal Güvenlik Sisteminde ciddi bir eşitsizlikle karşı karşıyayız. İşyerlerine ilk adımı attığımız gün tarafımıza SGK tescil numarası verilmiş ve sigortamızın başlatıldığı beyan edilmiştir. Ancak bu sigorta yalnızca "kısa vadeli" sigorta kollarına prim yatırılmasıyla sınırlı kalmış, uzun vadeli yaşlılık ve emeklilik primleri kapsam dışında bırakılmıştır. Bu durum, çocuk yaşta ter döken milyonlarca vatandaşı emeklilikte ciddi bir mağduriyetle baş başa bırakmıştır.
Sosyal güvenlik mevzuatındaki mevcut uygulamalar ve Anayasa’nın eşitlik ilkesi çerçevesinde bakıldığında durum şu çelişkileri ortaya koymaktadır:
Avukatlık Stajı Borçlanması: 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca avukatlara staj dönemleri için borçlanma imkânı tanınmış ve bu hak borçlanılan süreleri sigortalılık başlangıcına çekme imkânı sağlamıştır.
Yurt Dışı Borçlanması: Yurt dışından gelen vatandaşların bulundukları ülkelerdeki ilk işe giriş veya staj tarihleri Türkiye'de de sigorta başlangıcı olarak kabul edilmektedir.
Adaletsiz Ayrışma: Avukatlara tanınan ve yurt dışı borçlanmasında geçerli olan bu hakların, bu ülkenin üretimine çocuk yaşta bedenen katılan stajyer ve çıraklara tanınmaması Anayasa’nın "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Yargıtay İçtihatları ve Üretime Katılım Gerçeği
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin ve iş mahkemelerinin son dönemde verdiği emsal kararlar, stajyer ve çırakların sanılanın aksine sadece "öğrenim" görmediğini, doğrudan üretimin ve çalışma hayatının bir parçası olduğunu tescillemiştir. Yüksek yargı, fiilen üretime katılan ve beden gücüyle çalışan kişilerin hakiki anlamda sigortalı sayılması gerektiğini vurgulayarak bu mağduriyetin hukuki zeminini netleştirmiştir.
Taleplerimiz
Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmekte olan bütçe ve kanun teklifi süreçlerinde bu sesin duyulmasını istiyoruz:
Staj ve çıraklık dönemindeki ilk tescil tarihlerinin uzun vadeli sigorta kolları başlangıcı olarak kabul edilmesini,
Yargı kararlarının gösterdiği "fiili üretim" gerçeğinin yasama organı tarafından görmezden gelinmeyip yasal düzenlemeyle çözüme kavuşturulmasını arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla,
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
4A Tescil Yok Görüldü
#StajyerçıraklarıKandırıyorsunuz
İŞE GİRİŞ TARİHİMİZ ÇALIŞARAK KAZANILMIŞ HAKKIMIZ
👉 Tescil tarihimiz başlangıç sayılmalı
👉Kısa kol prim yatmasa dahi kanundan
yararlanmalı
👉İsteğe bağlı borçlanma hakkı verilmelidir
Gündeminiz Mağduriyet Değil Çözüm Olsun
#StajyerVeÇıraklar#Adaletİstiyor
Bursa staj ve Çıraklık sigortası mağdurları Dernek yönetimi olarak
İyi Parti faaliyet programına katılım sağladık
@iyiparti@YS_Turkoglu@HasanToktasTR@ComezTurhan@iyipartibursail@CirakStajFED@bursastajder@AHMET_ORHAN_16@Kadriye80409740@Sinaninan1655@tanertunay1@VefaBayrak3@Ycelzme43552618
Iyi Parti Genel Başkan Yardımcısı
Bursa Milletvekilimiz
Sayın Yüksel Selçuk Türkoğlu ile bir araya gelerek 21 Ekim Çarşamba günü staj ve Çıraklık sigortası mağdurları olarak katılım sağlayacağımız iyi Parti grup toplantısı hakkında ve genel anlamda Staj ve Çıraklık sigortası mağduriyeti hakkında istişarelerde bulunduk
Yapıcı konuşmalarından ve çözüm odaklı yaklaşımlarından dolayı
Iyi Parti Genel Başkan Yardımcısı
Bursa Milletvekilimiz
Sayın Yüksel Selçuk Türkoğlu'na teşekkürlerimizi sunuyoruz
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu Yönetimi
4A Tescil Yok Görüldü
#StajyerçıraklarıKandırıyorsunuz