Dün akşam yayında konuştuğumuz esnaf ahlaksızlıklarına bir örnek olması için paylaşıyorum.
Bugün yemek yediğiniz bir lokantada veya kahve içtiğinize Cafe’de size 40-50 TL’ye satılan suyun ŞOK marketteki fiyatı.
Şimdi mekan parası, konum parası, hizmet parası diyenler olacaktır. Memlekette saf çok sonuçta insanlar buna inanıyorlar.
Şunu asla unutmayın, o paraları zaten yediğiniz içtiğini ürünlerden alıyorlar bu sade su !!!
Bugün İstanbul’da su 40 TL’ye satılıyorsa, bunun enflasyon ile asgari ücret ile zamlar ile bir alakası yoktur.
Bu ahlaksızlıktır ve tek çözümü böyle işletmeleri BOYKOT etmektir.
#Ahlak #Boykot #Enflasyon
Ayşe Barım Edis isimli sanatçı oğlanı ve Mert adında popçuyu
F.Ş isimli İşadamına pazarlıyormuş.
Serenay da A.K adında meşhur bir İşadamının yeni gözdesiymiş. Hazal vs kim varsa bu menajer karı Erkek Kadın kim varsa SATIYORMUŞ.
Olay tek Gezi değil anladığınız resmen qavatmış...
Dönemin bütün kitaplarında malum şahıstan Tanrı olarak bahsedilir.
Ona tapınmak gerektiğinden, onun Zeus veya Jüpiter gibi olduğundan, onun her şeye hayat verdiğinden, onun en yüce ilah olduğundan bahseden kitaplar, gazeteler, dergiler ve hatta çocukların ders kitapları bile vardır.
Bütün sistem onun Tanrılığı etrafında kurgulanmış, bu ölçüde kusursuzlaştırılarak bütün bir milletin beyni bu yeni dinle yıkanmaya çalışılmıştır.
Kuran tahrif edilerek İslam düşmanları eliyle meal edilmeye çalışılmış, böylece ayetlerin anlamlarıyla dalga geçerek milletin gözünden düşmesi amaçlanmıştır.
Bu yazdıklarımın tamamı kaynaklı kanıtlıdır.
Gelin görün ki kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.
Tarihte hiçbir savaşta ülke topraklarının %80'i yerle bir edilmedi, nüfusun %100'ü yerinden edildi, ölümlerin %50'si çocuklardan oluştu...
O halde buna gerçek adını verelim... bu bir SOYKIRIM...
Teşkilât-ı Mahsusa’nın son Başkanı olan Hüsamettin Ertürk, Siyonistlerin Protokolleri’ni ele geçirmiş ve anılarında bunları açıklamıştı.
Bu protokollerin en başında, genç nesillerin ahlakının bozulması, aile hayatının yıkılması, sanatın şehevi bir hale sokulması ve insanların düşünceden alıkonulması gibi amaçlar yer alıyordu.
(Kaynak: Hüsamettin Ertürk’ün Hatıraları, Iki Devrin Perde Arkası, kaleme alan: Samih Nafiz Tansu, Sebil Yayınevi, Istanbul 1996, sayfa 48, 49.)
Sanatçı diye geçinen insanların toplumsal olaylardaki korkunç samimiyetsizliğine ve siyasi militanlığına somut bir örnek: Kızarmış piliç tırını CHP Belediyesi'nin gönderdiği ortaya çıkınca silinen şu kahkaha emojili paylaşım.
"Onları koşarken göreceksiniz, koşarken öldürün! ve tadını çıkarın."
—Bir İsrailli Albay, askerlere mümkün olduğunca çok çocuğu öldürmeleri çağrısında bulunuyor
Bu video 11 yıllık...
Hep böyleydiler
Bolu'daki facia gibi durumlarda ideoloji olmaz. Suçlu, sorumlu kimse cezalandırılmalı. Ancak konuyla alakalı okuduğum en haklı yorum bu. Buna cevabı olan bir muhalif var mı?
Suriye’deyiz. Devrimin ardından Halep’e geri dönen Muayyed’le konuştuk: “Türkiye'den Allah razı olsun, size büyük borcumuz var. İçimizde oluşan Türklük hissi var olsun. ‘Suriyeliler nankördür, Araplar düşmanımız’ diyenlere inanmayın! Osmanlı’nın torunlarıyız. Öyle de kalacağız.”
Beyaz yakalıların kurduğu bütün Kültür Endüstrisi çöküyor. Hemde ne çökme.
Yıllarca uğraş, didin, yırtın, milyonlar harca, şöhretler elde et, bütün dizi film sektörünü ele geçir, sonra 1 Gassal gelsin hepsini tepe taklak etsin.
İbret vesikası.