Güven dediğin şey, bir anda kurulmuyor. Ama bir kere yıkıldığında, ardında yalnızca yorgunluk bırakıyor. Ve insan zamanla öğreniyor; herkese içini açmak, bazen kendini parçalamaktan farksız.
“Sırf birisini kaybetmek istemediğin için daha fazla anlayışlı ve affedici olmaya çalıştıkça, karşındakine de hak vermeye, düzeltir sanarak konuyu kapatmaya çalıştıkça kimse seni kaybetmekten de incitmekten de korkmamaya başlıyormuş. Hayattan aldığım en büyük derslerden biri bu.”
İçim soğudu. Ne oldu tam olarak bilmiyorum ama bu hissi başka türlü anlatamıyorum. Sadece içim soğudu. Yani, içim şey oldu böyle, eksildi gibi oldu. Kendime dair umudum bir tık daha azaldı. Neden derseniz, ben de bilmiyorum. Üzüldüm, belli etmedim ama, çok üzüldüm.
''Elbette seni inciteceğim.
Elbette beni inciteceksin.
Elbette birbirimizi inciteceğiz.
Ama bu varoluşun mutlak koşuludur.
Bahar olmak, kışın riskini kabul etmek demektir.
Var olmak, var olmama riskini kabul etmektir."
az önce kitapta şöyle bir cümle okudum: “ susmanın bir ifade biçimi olduğunu savunmuyorum. ben sadece anlatmayı denemekten vazgeçtim ”. o kadar haklı bir kırgınlık ki bu, sadece yaşayan bilir.
uzun uzun mesajlar göndermeyi bıraktım, ısrar etmeyi bıraktım, insanlara bana nasıl davranacaklarını öğretmeyi bıraktım, değersiz hissettiğim yerden kendimi uzaklaştırmayı başardım hayatta yalnız kalmak, daha iyi.