📌"8’i öğrenci biri öğretmen 9 vefatımız var. 13 yaralımız var, 6’sı yoğun bakımda 3’ünün durumu kritik"
Tedbiri aldık mı demiştiniz?
#yusuftekini̇stifa
@CihanD26685@yemencankan Türkiye Geneli Derdimiz
Adamın Olmadığı Ülkede Eşeğin Abdurrahman Çelebi Olduğu Bir Devir Yaşıyor Olmamız. İstisnasız Hepsinden Kurtuluruz İnşallah…
Sakaların bile Türk olup olmadığı tartışılan dünyada Türklüğün derin hafızasına bir örnek: 1. Rusya İrkuts eyaleti Angara şehrinde bulunan 26 bin yıllık kolye, 2.Sakarya Pamukova'da bir türbe duvarında resim, 3. Turna uçarken... Türk tarihi hem yetim hem öksüzdür.
Resimde gördüğünüz minik tabutta yatan kişi kimdir biliyor musunuz? Gözükara bir subay, idealist bir memleket sevdalısı. Hayatı silahlarla geçmiş bir silahşör, Türk savunma sanayisinin temellerini atan, unutturulmuş bir kahraman: Enver Paşa'nın kardeşi,
Nuri Killigil Paşa... +++
BOP, “Büyük İsrail Projesi” demek değil midir? Erdoğan, bütün doğruları söyleyecekse eksik bırakmasın; bunu da resmen açıklasın bari! İsrail tehditse, 877 kilometrelik Türkiye-Suriye sınır boyunu neden 49 yıllığına İsrail şirketine vermek istediğini de...
https://t.co/y8McsSwlag
6 Ekim 2024 tarihinde Yunan Dışişleri Bakanı Gerapetritis EKathimerini gazetesine bir röportaj verdi. Çok şey öğrendik. Mavi Vatanın geleceğini etkileyecek çok ciddi gelişmeleri kendi Dışişlerimizden değil, Yunan Bakanın röportajından duyuyoruz. Yunan Bakan, iki liderin 15 ay önceki Atina buluşmasında kendilerine bakan düzeyinde çalışarak kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması için bir yol haritası kapsamında mutabakat muhtırası hazırlamaları görevini verdiklerini belirtiyor.
Bu çerçevede 2025 Ocak ayında Ankara’da yapılacak Yüksek Seviyeli İşbirliği Konseyinde iki ülkenin MEB ve Kıta Sahanlığı sınırlarının belirlenmesi için derinliğine bir çalışma sürecinin başlatılacağının hedeflendiğini ekliyor.
Röportajda mealen Türkiye’nin 18 Mart 2020’de BM’ye deklare ettiği Akdeniz kıta sahanlığı sınırlarını kesinlikle tanımayacaklarını anlıyoruz. Ayrıca karasuları genişliği konusunun egemenlik hakkı olduğu ve Ege’de 12 mil karasuyu genişletme haklarını gereken zamanda kullanmak üzere saklı tuttuklarını söylüyor.
Yunan Bakan iki ülke diplomatlarının 15 aydır sonuç odaklı çalışmalarını sürdürdüğünü adım adım güven ortamını oluşturduklarını vurguluyor. (Ne güven ama! Son beş ayda Bodrum ve Datça’da Yunan sahil güvenlik botlarının küstah ihlalleri olmamış, balıkçılarımıza ateş açılmamış, Kardak benzeri ada ve adacıklarda kışkırtma yapmamışlar gibi)
Röportajda Kardak benzeri ada, adacık ve kayalıklar sorunu gündeme gelmemiş. Gelse de bakanın vereceği standart cevap zaten belli. Egemenlik konularını tartışmayız! Bakan ayrıca kendilerinin uluslararası desteğe sahip olduğunu, iki savaş (Ukrayna ve Gazze) arasında kalan bölgede dünyanın yeni bir krize tahammülü olmayacağı ve Türk Yunan ilişkilerin düzelmesi için ortamın uygun olduğunu belirtiyor.
Röportajda diğer bir konu da Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusu. “Heybeliada ruhban okulunun açılması ikili bir sorun değil evrensel bir talep ve inanç hürriyetine saygı konusudur” diyor. Bu arada Batı Trakya’da Türkler kendi müftülerini bile seçemiyor.
Bakanın söyledikleri çok ciddi talepler.
Soralım:
Bakan mealen Akdeniz’de 4 yıl önce ilan ettiğimiz kıta sahanlığı sınırlarından vaz geçin diyor. Bu konuda taviz verilecek mi?
Tek sorun kıta sahanlığı ve MEB sınırlanması diyor. Peki Kardak statüsündeki egemenliği anlaşmalarla Yunanistan ‘a verilmemiş 153 ada adacık ve kayalığın aidiyeti belirlenmeden sınırlandırma nasıl yapılacaktır?
Ege’de 12 mil hakkımızı saklı tutuyoruz diyen bir taraf nasıl güven verebilir?
Yunan bakan Türk savaş uçaklarının hava sahası ihlallerine son verdiğini söylüyor. Bu durumda Türkiye dünyada örneği olmayan on millik hava sahası uygulamasını kabul mü etmiştir?
Ege’de bunca kışkırtma, ihlal yaşanırken, Yunan Deniz Kuvvetleri daha geçen haftalarda Türkiye karşıtı Özel Kuvvetler Tatbikatı yaparken, ya da NATO Tatbikatına hava sınırları sorunu nedeniyle katılmaktan vaz geçtiğimiz ortamda nasıl olur da bakan yumuşama ve güven ortamı sağlanmıştır diyebiliyor?
Kısacası görünen o ki ABD ve AB baskısı ile denizlerden geri çekiliyoruz. 2020’den bu yana Akdeniz’de yaprak kıpırdamıyor. Ne sismik ne de sondaj çalışması var. Şaka gibi iç ve dış savaş sarmalındaki Somali’ye iki firkateyn korumasında Sismik araştırma gemisi yolluyoruz. Sanki görünmez bir el “Akdeniz petrol ve gazından uzak durun. Somali’ye gidin” demiş gibi.
En ilginci sütten çıkmış ak kaşık rolündeki Yunanistan ile sanki bir savaş yaşanmış ve kaybetmişiz gibi tavizlere zorlanmış durumdayız. Mavi Vatanda somutlaşan deniz çıkarlarından gelecek kuşaklar adına taviz verme yetkisi sadece halka aittir. Jeopolitik kayıpların hesabını kimse veremez. Yunan Bakan’ın gazeteye söyledikleri tabii ki kendini bağlar ancak belli ki gizli kalması diplomatik teamül olan çok hassas bir konuda konuşarak yeni bir süreç başlatmıştır. Bu söylediklerine en azından Dışişleri Bakanlığımızın bir yorum yapması ve kamuoyunu aydınlatması gerekir. Bu beklentiyi vurgulamak vatandaşlık görevidir.
⭕️KAYITDIŞI SIĞINMACILAR
Gazeteci Tolga Şardan’ın bugün yazdığı “Kayıtdışı Yabancı” vakası çok önemlidir.
❗️Yazıda ifade edildiğine göre devletin bakanının evinde bile kayıtlı gözüken ama orada yaşamayan yabancılar var.
Adres sahiplerinin bundan haberi olmasa bile böyle bir kayıtlama sistemi neden ve nasıl ortaya çıkmaktadır❓
📌Tabi bu durum “Hayali Seçmen” iddiasını da hatırlatmaktadır. Bu konunun üzerine gidip soru önergesi vermiştim. Cevap Yüksek Seçim Kurulu’ndan gelmişti: Denizli, Ağrı, Şırnak, Batman, Şanlıurfa, Kars, Bitlis, Hakkari, Elazığ ve Mardin’de yapılan hayali seçmen itirazlarının tümü farklı sebeplere reddedilmiş...
📢Şimdi Göç İdaresi Başkanlığı “Kayıtdışı Yabancılar” meselesiyle ilgili bir açıklama yapmalıdır!
📍Bu amaçla İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya’ya şu sorularımın cevaplandırılması için soru önergesi verdim.👇
1️⃣Ülkemizde yaşayan ve ikamet izni almış yabancıların yaşadıkları illere göre dağılımları nedir?
2️⃣Ülkemizde yaşayan yabancıların adreslerine yönelik bir denetim çalışması yapılmakta mıdır?
3️⃣Ocak 2024’ten bu yana kaç adreste bu yönde bir denetim yapılmıştır?
4️⃣Bu denetimler sonucu belirtilen adreste gözüktüğü halde yaşamadığı tespit edilen kaç kişi bulunmaktadır?
5️⃣Bu kişilerle ilgili herhangi bir işlem yapılmış mıdır?
Yağlı güreşlerin en önemli ritüellerinden biri PEŞREVdir ve birde “yalancı peşrev”vardır.İran İsrail hava sahasına saatlerce uçuştan sonra ulaşacakİHAlar ile”saldırmış”.Acem palavrası ile şov yapılıyor.İsrail dalgasında.Siz ABD ne yapacak ona bakın.
Cihat Yaycı ;
‼️ BU BİR CAMBAZA BAK SAVAŞIDIR!
Günler öncesinden tantanası yapılıyor..
İran davul zurna ile şimdi İHA’lar kaldırıyor…
ABD ve İsrail de. “bakın işte İran bize saldırıyor, şimdi biz de Ortadoğu’daki İran destekli gruplara saldırmayıp da ne yapalım?” diyor..
DİKKATE ALINMALI MI ?
“Yanan ormanlara çam yerine zeytin dikin”Sizce doğru mu söylüyor?
Prof. Dr. Osman Demircan yangınlardan sonra bu alanlara zeytin ağacı dikelim önerisinde bulundu Demircan, “1950’lerde ABD’nin başlattığı Marshall yardımı anlaşma sonucuydu.Köy enstitüleri
Türkiye'nin yurt dışından %50 ile döviz borçlanacağını söyleyen adam ekonominin başındaysa...
Un, su, şeker ve yağı kısık ateşte kavurmaya başla...
Helva yapacağız...
Ayvalık’tayım. Türkler izdiham şeklinde Yunanistan’ın Midilli adasına geçmeye çalışıyor.
Yunanlılar da Ayvalık çarşıdan Türklere Midilli’de satacak sebze meyve bilimum gıda ve diğer malzemeleri almak için gelip geri dönüyor.
Bir garip döngü.
Cunda adamızdaki restoran ve mağazalar ise Yunan şarkıları çalarak Türk müşterilere daha şirin, daha “Yunansı” görünmeye çalışıyor.
Oysa adanın resmi ismi Alibey Adası’dır.
Adanın ismi Yarbay Ali Çetinkaya'dan geliyor.
Çetinkaya'nın Kurtuluş Savaşı'nda yaptığı kahramanlıklar ve Ayvalık’ta istilacı düşmana karşı ilk asker kurşununu attırmış olmasının unutulmaması için adı, adanın ismiyle yaşatılıyor.
Bizde ise bu bilinç maalesef hiç yok. Eski Rum evlerine hayranlık, Yunan şarkısı, Yunan mezesi.. kültür erozyonu son sürat. Burada bunları anlatmaya kalksan dayak yersin.
Yunan fırkateyni ile Türk fırkateyni İstanbul Sarayburnu’nda NATO Daimi Deniz Görev Grubu SNMGII kapsamında liman ziyaretindeler. Yunan firkateynine Türk misafirperverliği nedeniyle rıhtım tarafı verilmiş. Yunan gemi komutanı bu durumu fazlasıyla propaganda fırsatına dönüştürmüş. Geminin her yerine büyük boyutlu Yunan bayrağı toka etmiş. Normal şartlarda savaş gemileri liman durumunda sadece kıç göndere milli bayrak toka eder. Baş tarafa da ya bizdeki gibi milli bayrak ya da bazı ülkelerde uygulanan donanma flaması toka edilir. Yunanlı komutan denizcilik adetlerini yok sayarak eldeki tüm Yunan bayraklarını kullanmış. Bu durum kendilerinin ne kadar Yunan olduğunu değil aksine ne kadar deniz görgüsünden uzak olduklarını gösterir. Yunanistanla ABD/AB baskılı bahar yaşanması belli ki bayram günü Sarayburnu’nda komşumuza bu fırsatı sunmuş. NATO dayanışması ucuz Yunan propagandasına fırsat vermiş.
Muharrem ince'nin sığınmacı sorununu kimse konuşmazken sınır bölgelerine gidip Türkiye'ye ilk Suriyeli geçişlerini inceleyerek Dışişleri Bakanlığı'na soru önergesi verdiği ortaya çıktı. (2012)