Maradona’nın Arjantin’i ezilen dünyanın isyankar sesiydi.
Messi’nin Arjantin’i ise siyonizmin gönüllü yardakçısı.
Maradona Filistin kefiyesiydi.
Messi ise Yahudi kipası…
İşte dünyanın ezici çoğunluğu bu yüzden sevindi İspanya’nın şampiyonluğuna…
kirlenip idraksizleşen dünyada iyilik ve güzellik filizlerinin yeşermeye çalışması insanlık adına umutlu şey.
ve bazen sadece iyilerin kazanmasını görmek yetmiyor,
kötülerin, renksizlerin ve sistem kirlerinin de üzülmelerini görmek istiyor insan.
tebrikler ispanya.
#DünyaKupası
HAKKINI TESLİM EDELİM
Dünyanın bir çok yerinde zirvelere katıldım. Türkiye’nin NATO zirvesi gerçekten çok başarılıydı.
Bu zirve için aylardan beri hazırlık yapılıyor, haklarını teslim edelim:
👉Hazırlığın ana kumandasında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ve ekibi vardı. Çok iyi planladılar.
👉57 bin güvenlik görevlisi İç İşleri Bakanlığı koordinesinde tek bir sorun bile yaşatmadı şehirde.
👉Dış İşleri Bakanlığı 32 devlet başkanını, 100 bakanı ve binlerce ekibini karşılarken diplomasinin en iyi örneğini verdi.
👉Kültür ve Turizm Bakanlığı onlarca oteli zirve misafirleri için başarıyla koordine etti.
👉Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ülkeye yeni bir havalimanı kazandırdı.
👉İletişim başkanlığı 3 Bin gazeteciye hayatlarının en rahat ve en lezzetli zirvesini yaşattı.
👉640 siber güvenli görevlisi görünmeden korsanlardan bizi korudu.
👉Telekom 600 kişiyle zirvenin iletişim alt yapısını kurdu, ücretsiz, güçlü, sorunsuz internet hizmeti verdi.
Hepsi alkışı hak etti 👏👏
(Unuttuklarım varsa bana hatırlatın)
@RTErdogan@NATO
NATO Liderler Zirvesi; yalnızca bir diplomasi buluşması değil, küresel güvenlik mimarisinin en önemli istişare zeminlerinden biridir.
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da böylesine büyük ve stratejik bir organizasyona ev sahipliği yaparken, alınan hiçbir tedbir keyfî değildir. Her uygulama; uluslararası güvenlik standartları, risk analizleri ve kurumlarımız arasındaki güçlü koordinasyonla planlanmıştır.
Amacımız; vatandaşlarımızın günlük hayatını en az düzeyde etkileyerek misafir heyetlerin, görevli personelimizin ve aziz milletimizin güvenliğini en üst seviyede sağlamaktır.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Congresium başta olmak üzere; heyetlerin konaklayacağı oteller, havalimanları, intikal güzergahları ve Ankara’nın giriş noktalarında güvenlik ve trafik tedbirleri titizlikle uygulanacak; güzergahlarımız yaya geçişlerine açık tutulacaktır.
Zirvede, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızdan toplam 56 bin 288 personelimiz ile 4 bin 405 ekip/timimiz görev yapacaktır.
Havalimanları, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, güzergahlar ve otellerde; muhtemel tüm güvenlik risklerine karşı personelimiz, araçlarımız, teknik ekipmanlarımız ve özel eğitimli köpeklerimiz 24 saat esasına göre görev başında olacaktır.
Alınan tüm tedbirler geçicidir; ortak güvenliğimiz, misafirlerimizin emniyeti ve ülkemize yakışan güçlü bir ev sahipliği içindir.
Ankaralı hemşehrilerimizin ve aziz milletimizin göstereceği sabır ve destek; Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek bu büyük organizasyonun başarıyla tamamlanmasına önemli katkı sağlayacaktır. Vatandaşlarımıza anlayışlarından dolayı şimdiden çok teşekkür ediyorum.
Detaylı bilgiye Bakanlığımızın resmî internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
🔗https://t.co/AMuy5HlZRV
Son dönemde özellikle stand-up kültürü etrafında oluşan atmosfer, Kur’an-ı Kerim gibi milyonlarca insanın varoluşunu anlamlandırdığı mukaddesleri mizahın konusu yapmayı neredeyse cesaretin ölçüsü haline getirdi. Sanki her değerin mutlaka dokunulabilir olması, her inancın mutlaka kara mizahın malzemesine dönüşmesi gerekiyormuş gibi bir anlayış dolaşıma sokuldu. Adına da “ifade özgürlüğü” denildi.
Oysa ifade özgürlüğü ile kutsalı itibarsızlaştırma arzusu aynı şey değil. Eleştiri başka bir şey, hürmet duygusunu sistematik biçimde aşındırmayı entelektüel cesaret gibi sunmak bambaşka bir şey.
Burada mesele herhangi bir gösteri ya da herhangi bir komedyen değil. Mesele, modern kültürün giderek görünmez hale getirdiği daha büyük bir sorun. Hiçbir şeye hürmet duymadan yaşayabilir miyiz gerçekten?
Kur’an-ı Kerim, milyonlarca insanın hayatını, ahlakını ve varoluşunu anlamlandırdığı ilahi hitap. Böyle bir metni kahkahanın nesnesine dönüştürmenin neresi “özgürlüğün sınırlarını genişletmek” olarak yorumlanabilir?
Bugün “hiçbir şey dokunulmaz değildir” diyenlere bir bakın, aslında hepsi kendi dokunulmazlıklarını üretmiş durumdalar. Kimlikler, ideolojiler, yaşam tarzları, politik hassasiyetler… Bunların herhangi biri mizahın konusu olduğunda aynı çevrelerin gösterdiği tepki meselenin özgürlük değil, hangi değerlere dokunulabileceğini belirleme projesi olduğunu açıkça gösteriyor. Halil Ergün’e, Atatürk’e yönelik eleştirileri nedeniyle dava açılmasını meşru görenlerin, Kur’an-ı Kerim’e yönelik alaycı ve tahkir edici söylemleri “ifade özgürlüğü” başlığı altında savunması mesela.
Özgürlük, her şeyin sıradanlaştığı yerde değil; bazı şeylerin neden sıradanlaştırılmaması gerektiğini anlayabildiğiniz yerde başlar. “Kelle koltuktaymış”. Keşke bazı değerleri koruyabilmek için hukuka ihtiyaç duymayacak kadar güçlü bir kültürel olgunluğa sahip olabilsek…
Sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.
Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.
Bu tür sözlerin bir "fıkra" veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Bir Adam Yaratmak, Kaldırımlar, Çile, Reis Bey...
Eşsiz eserleriyle gönüllerde derin izler bırakan, Türk edebiyatının müstesna kalemi ve fikir insanı #NecipFazılKısakürek aramızdan ayrılalı 43 yıl oldu.
👑 Belçika Kraliçesi ve maiyeti, 400 kişilik özel sektör temsilcisinden oluşan bir heyetle yarın Türkiye'ye geliyor.
🏬 5 gün sürecek ziyaret, Ekonomik Misyon ziyareti olarak tanımlanıyor.
🌁 AB ile ilişkilerimizin gelişmesi durumunda bizim Avrupa ülkelerine "akın edeceğimiz" varsayılıyor. Oysa tersinin de olası olduğu göz önüne alınmalı. Her ülkenin diğerlerine sunacağı alternatifleri mevcut.
🧩 İngiltere'de İspanyol gençleri yoğun görmenize şaşırırsınız çünkü İspanya çok güzel bir ülkedir. Fakat Latin ülkeleri ziyaret eden hatta oralara yerleşen İngiliz gençlerin sayısı da az değildir. 2025 yılının son çeyreği itibarıyla İspanya'da resmi oturma iznine sahip İngiliz vatandaşı sayısının 419.000'in üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bazı gayriresmi kaynaklar, geçici ikamet edenlerle birlikte bu sayının 800.000'e kadar çıkabileceğini belirtmektedir. Çünkü bu insanlar İspanya'da bulabilecekleri bazı şeyleri Britanya'da bulamazlar. Mesela güneşi 🌝
🏡Medyan servet verilerinde Türkiye AB ortalamasının gerisinde olsa da Türkiye'nin, taşınmazları olan ve belirli bir servet biriktirmiş nüfusunun oranı da az değildir.
🚅 Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı projesi son hızla devam etmekte.
Bu proje tamamlandığında Türkiye'yi Avrupa raylı sistem ağına (TEN-T) bağlayacak.
Bana göre bu çok olumlu olacak. Konforlu ve birleşik seyahat olanağıyla nüfuslar karşılıklı olarak seyahat edecek ve bazı korku eşikleri aşılacak.