Korkak bir kahpe gibi işkenceden vücudu tahrip edilmiş ama ruhuna ulaşamadıkları bir kahraman karşısında elleri ağır silahlı vampir ve kuduz köpeklerin arkasına saklanarak sahte kabadayılık yapan kuduz köpek …Hesaptan kaçışınız olmayacak ,tek tek hesap vereceksiniz ….
Meşhur hadisedir:
Hazreti Ömer’in halifeliği döneminde mescitte çok takva sahibi yabancı insanlar gördüklerini söyleyenlere Hz. Ömer(ra) üç soru sormuş:
“O mescidde gördüğünüz ve bana ‘takva insanlar’ diye şehâdette bulunduğunuz insanlarla alışveriş yaptınız mı?”
“Yapmadık” demişler.
“Onlarla yolculuk yaptınız mı?”
“Hayır, Yapmadık”…
“Peki, onlarla komşuluk/arkadaşlık yaptınız mı?” Diye sormuş.
“Hayır, yapmadık” diye cevap vermişler.
Bunun üzerine Hazreti Ömer, kişinin takvasının mescitteki halinden anlaşılmayacağını ifade etmiş.
Yine Hazret-i Ömer’in rivayetinde şöyle buyurulur:
“Bir kişinin namazı ve orucu sizi aldatmasın. Onun dirhemle ve dinarla olan ilişkisine bakın!” Günümüzün değerleriyle ifade edecek olursak, para ile, mal-mülk ile olan, dolarla, avroyla olan ilişkisine bakın diyebiliriz.
Hz. Ömer'in bu cümlelerinden namaz olmasa da olur sonucu çıkmaz elbette. Zira namazsız müslümanlık olmaz...
Ancak...
Nasıldır? Alım-satım yaparken dürüst davranıyor mu, borcuna sadık mı, kendisine güvenilir mi, fâizle ve kumarla iş yapıyor mu? Kul hakkına, devlet hakkına, kamu malına eli uzanıyor mu? “Devletin malı deniz, yemeyen keriz” gibi mi bakıyor ticârete, alım-satıma, hayattaki kazançlarına? Bütün bunlara bakmak icâb ediyor.
İyi insan olmadan, iyi Müslüman olunmaz. Önce ahlâkımız güzelleşmelidir. Kur’an’da ilk inen âyetlerden bir tanesi, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin ahlâkına vurgu yapar:
“Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin!” (Kalem, 68/4) buyurulur.
Bizler, öyle bir hayat yaşamalıyız ki, ibadetlerimiz üzerimizde bir yük gibi algılanmamalı, bizde bir fazlalık gibi görülmemeli. Öyle güzel insanlar olmalıyız ki, ibadetlerimiz o güzelliği taçlandırır bir nitelik arzetmelidir.
Yine Rabbimiz Mâûn Sûresinde;
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar kıldıkları namazdan gâfildirler!” (Mâûn Suresi,4.ayet) buyuruyor.
Demek ki namaz, oruç ve benzeri ibâdet ve davranışlar kişiyi gerçek Müslüman, şahsiyetli Müslüman, iyi Müslüman yapmaya yeterli olmuyor.Esas kulluk, muâmelede ortaya çıkıyor. Kulun karakteri ve şahsiyeti Müslümanlığının kalite ve kıvamını ortaya koyuyor.Rabbimiz ahlakımızı Efendimiz(as)ın ahlakına benzetsin.Öyle ki bizi görenler ,bizi böyle güzelleştiren esasa; Kur’an’a ,Hz Peygamber(as) a yönelip güzelleşsinler.
🗣️ Hamas'ın yeni lideri Halil el Hayya:
"Gazze’deki kan gölünü durdurmak için her türlü çabayı gösteren Mısır, Katar ve Türkiye’deki arabulucuların rolünü takdir ediyoruz
Bize destek veren ve kanlarıyla, silahlarıyla yanımızda yer alan Yemen, Lübnan, Irak ve İran’daki kardeşlerimize şükranlarımızı sunuyoruz."
@sarseven Serdar bey yakıştıramadım. Akıllı adamsın. Ayrıştırma, ötekilestirme kime fayda verir. Hem komşu, hem dost hem kardeş ülke. Ne zarar görmüştür ülkemiz bir söyleseniz bizde bilelim
Hala önemli bir vazifede bulunan bir hocamız anlatmıştı: "Genç yaşta hastalandım. Doktorlar başarı ihtimali düşük bir ameliyata karar verdiler. Ameliyata gireceğim ama beni ölüm korkusu sardı. Öyle ya hasta olarak yattığımız ameliyat masasından kalkamama ihtimali çok yüksek. Bir aile büyüğümüz benim telaşlı halimi fark edince bana: 'Korkma evlat! Hasta olan değil vadesi dolan ölüyor' dedi. Onun sözü beni kendime getirdi."
Kaderimizin bize ne hazırladığını bilmediğimizden elimizden geldiğince, olabildiğince tedbirlere, sebeplere sarılacağız elbette. Ama hasta olmanın ölmek anlamına gelmediğini de bileceğiz.
Korku tabiidir ve aynı zamanda insanidir. Utanılacak bir tarafı da yoktur. Ancak unutulmaması gereken; "Allah, eceli gelince hiç kimsenin ölümünü ertelemez" (Münafıkun,11) hakikatidir. Uhud’da savaşın seyri Müslümanların aleyhine dönünce bir grup münafık "Bizim sözümüze itibar edilseydi bu hale gelmezdik"; "Yanımızda olsalardı ölmezlerdi’’ gibi cümlelerle fesat çıkarmaya çalışıyorlardı. Rabbimiz "Evlerinizde dahi olsaydınız, yine haklarında ölüm yazılmış olanlar ölüp düşecekleri yere geleceklerdi." (Al-i İmran,154) buyurmak suretiyle takdir edilenin değişmeyeceğini anlatmıştı.
Hayatın kalitesi büyük oranda bize bağlıdır. Vücut emanetini nasıl kullandığımız hem sorumluluk hem de saadetimizle ilgilidir. Maddi ve manevi açıdan hesabı verilebilir bir hayat yaşadıktan sonrası bizim irademizin dışındadır.
Korkularımız kabusumuz olmamalı… Ölüm korkusu cennete daha çok hazırlanmaya vesile olmalı… Dünya hayatımız bir akşam ya da kuşluk vakti kadarken, ahiretimiz sonsuz ve sınırsızdır.
Ahiretin tarlası olan dünyadan ayrılma zamanımızı tayin eden Allah’tır. Evet, "Hasta olan değil, eceli gelen ölüyor." Rabbim sağlıklı, huzurlu ve rızasını kazandığımız bir hayat nasip eylesin…(28.9.2020)
#ölüm #hesabıverilebilirhayat
Bazı okuyucular ve takipçiler, yazılarımı eleştirerek, "İran ne zaferi kazandı ki?" diye soruyorlar.
1) İran'ın bölünmeden, parçalanmadan, sınırlarını koruyup, ayakta kalarak bu savaştan çıkmış olması bile tek başına bir zafer değil midir?
2) 40 gün boyunca ve sonrasında, en ağır saldırılarda sinmeyip, karşılık vermesi, zafer değil de nedir?
3) Trump, "İran'ı yendik, bitirdik.Ordusunu yok ettik" dediğinde, yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması, zafer değil de nedir?
4) Trump'ın tehdit dilini büyütmesine karşılık ABD helikopterini düşürmesi, zafer değil de nedir?
5) Anlaşma tamamlanırken İsrail'in, Lübnan'ı vurmasına anında yanıt verip, İsrail'i füze yağmuruna tutması, zafer değil de nedir?
6) Trump'ın o çok övündüğü uçak gemilerini, savaş gemilerini, maliyeti en fazla 100 bin dolarlık SİHA'larla durdurmak, zafer değil de nedir?
7) Körfez Arap ülkelerindeki ABD üslerini her defasında aynı karalılıkla vurmak, zafer değil de nedir?
8) Topraklarını İsrail askerlerine açan Birleşik Arap Emirlikleri'nin ekonomisini perişan etmek, "Bizi artık vurmayın, karşılığında para verelim" diyen bu ülkeden 2 ayrı uçakla gönderilen 10 milyar doları almak, zafer değil de nedir?
9) ABD her vuracağım dediğinde, İranlıların ellerinde bayraklarla meydanları doldurması, hedef gösterilen tesislerin çevresinde insan zinciri oluşturması, vatanına sahip çıkması zafer değil de nedir?
10) ABD ve İsrail saldırganlığına karşı dünya genelindeki sessiz çoğunluğun desteğini alması, zafer değil de nedir?
Sıraladığım diğer maddeleri kenara bırakın, sadece 1. Madde bile İran'ın kazandığı zaferi anlatmaya yeter de artar bile.
Ülkenin Kara Delikleri
..
Uzaydaki kara delikler, insan iradesinin dışında olduğu için onları incelemek fantastik bir merak ve cazip keşifler kapsamında görülebilir.
Fakat dünyadaki kara deliklerin hepsi, insan iradesiyle kapatılması, düzeltilmesi, halledilmesi, en azından kaçınılması imkân dahilinde arızalar olduğuna göre öğrenilmiş çaresizlik, ümitsizlik ve yanlış kadercilik ile geçiştirilemez, ihmal edilemez, teslim olunamaz, normal görülemez, alıştık diye yadsınamaz.
Savunma sanayinde hızlı bir ivme yakalarsınız ama kendi insanınızı sokaktaki itlere yem ederseniz, koca rakamları sıfırla çarpmaya başlamışsınız demektir.
Bölgesel bir aktör olma yolunda ciddi mesafe alırsınız ama neslinizin bağıra bağıra tükenme alarmı verdiğini gördüğünüz halde çözüm olarak kadınlara tır şoförlüğü, köpeklere annelik, boşanan kadına ömür boyu nafaka, otuz yaşına kadar zorunlu eğitim ve devamlı kariyer diye kara delikleri inci gibi dizmekte ısrar ederseniz, istediğiniz kadar aile yılı değil, aile asrı, aile çağı, aile saniyesi deyin bütün sayıları sıfırla bölmeye kararlısınız demektir.
İmam Hatip Liseleri, Kuran Kursları, binlerce hafız, dindarlaştırma adımları diye güzel işlere imza atarsanız ama ahlaksızlığın daniskası olan kimi konserleri, festivalleri, magazin programlarını, çıplak reklamcılığı, zinayı, sıfır kontrollü sosyal medyayı, sanal kumarı veya vergilendirilen kumarı alabildiğine teşvik ederseniz, hangi kara deliğin neyi ne kadar yutacağını da umursamıyorsunuz demektir.
Makamlardaki çıkar ve rant kara delikleri.
Hiçbir şekilde ciddiye alınmayan kamudaki savurganlık kara delikleri.
Ve daha niceleri.
Bu ülke bu kadar kara deliğin arasından geçerek yoluna devam ediyor.
Hiç biri bizi yutamaz diye efelenmek beyhude.
Yutmamalı, yutturmamalı ya Hu.
Yazının tamamı şurada: https://t.co/o9Dl3vzW1U
Ölçü bozulursa hak batıl;batıl hak gibi görülür!
Uzunca bir hadis-i şerifte; “Ne olacak haliniz, marufu münker; münkeri maruf görmeye başladığınız zaman..?” buyurulur.
İzahı mümkün değil!
Şehirlerde köpekler körpe çocukları parçalıyor ve biz bir şey yapamıyoruz!
Köpeklere karşı çocukları korumaya çalışan sesler cılız kalıyor.
Merhamet,evet.
Şefkat,evet.
Ama ölçüyü bozmadan; insanın saygınlığına zarar vermeden!
“O, semayı yükseltti ve bir ölçü koydu. Sakın ölçüyü bozmayın!”(Rahman,7-8)
#çocuklarölmesin
Yeşilli İlçe temsilciğimiz Tarafından ilçe gençlik merkezinde eğitim gören miniklerimize İlçe temsilcimiz Muhammed Arasan tarafından yaşlarına uygun olarak Yeşilay hakkında bilgi verdi.
Para her şey değil ve tek şey değil.
Nüfus da her şey değil ve tek şey değil.
Ancak körfez ülkelerinin acınası hali bir daha hatırlattı ki, nüfusunuz yoksa, nüfuzunuz da yoktur.
Paranız varsa ilk artırmanız gereken şey nüfus.
Paranız yoksa ilk artırmanız gereken şey nüfus.
Nüfusunuz azalıyorsa, yaşlanıyorsa, birilerinin sizi fena mağlup ettiğini anlamak size ağır geliyor demektir.
Büyük şeytan dize geldi. Hürmüz boğazı zaten açıktı. İran boğazı kapatınca sarı kovboy dengesini kaybedip küfür etmeye başladı. Boğaz açılırsa sadece eski hale dönülmüş olacak.
Allah lanetli kavim İsrail'in ve uşaklarının belasını versin!
Allah Müslümanlara güç ve birlik versin!
-Trump, “Bu gece bir medeniyet yok olacak” demişti.
-Gerçekten de öyle oldu: Yok olan, ABD ve İsrail’in yenilmezlik efsanesi oldu.
-Bu algının yıkılması, ABD ve İsrail’in temsil ettiği medeniyet iddiasının yok oluş sürecinin ilk ve tarihî adımı oldu.