@catalserhat1@kursadbucak Trol sensin sizin gibi bir zihniyete bu ülke emanet edilmez yıllarca millete hakaret eden senin gibiler yüzünden CHP bu halde
@yavuz_invest Yavuz bey hırsızın hiç mi suçu yok demiş atalarımız CHP İmamoğlu bitirdi hırs ego para ile satın alınan delege ve sırtından vurulan kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin şu memlekete ne faydası var biraz daha objektif düşünmek lazım
Allah'ım bizleri affına affından Rahmetine kalan ömrümüzü geçen ömrümüzden daha hayırlı bereketli eyle bütün mazlumlara yardım eyle niyetlerimizi halis dualarımızı kabul eyle bu mübarek günlerin hürmetine bu ümmete bir uyanış nasip eyle(AMİN).#mirackandili
Hırsımı aldığıma göre bir konuda herkesin hakkını teslim edeyim...
Birçok konuda ayrışabiliriz siyaset dünya görüşü ıvır zıvır ama Türk milletinin gururuna Dokunursan adamın ağzına böyle tükürürler...
Hiçbir kesim ayırt etmeden toplumun her kesiminden insan ve onların tepkileri Bugün bir kez daha bana gurur verdi...
Herhangi konuda olursa olsun hangi görüşü benimserseniz benimseyin bu ülke kolay kolay üzerine oyun kurulabilecek bir ülke değil bugün bir kere daha gördük bunu ve değil Sayın Cumhurbaşkanı, en uç muhalifin terliğini bile Kimse gelip bu ülkeden alamaz...
Daha da bu şerefsize prim yaptırmanın gereği yok ama tekrar ediyorum Profilimdeki her görüşten insana bir kere daha teşekkür ederim Bu vatanın bir Ferdi olduğum için bir kere daha gururlandım...
Bol bol İsrailli hesapları paylaşmış bir yandan da, Yarın ben de Gazze'de İsrail'in burnunun dibinde şöyle güzel bir etli yemek yapayım bari onu paylaşayım da kudursun🤣
Ardeşenli hemşehrim olması gerekeni söyledi.
3 helikopterle gidip devlet başkanını alıyorlar.
50 tane helikopterle Ardeşen’e gelseler kaymakamın ayakkabısını alamazsın.
OKUMAZSAN PİŞMAN OLURSUN
BİR İLÇE MÜFTÜSÜNÜN HÂTIRASI
"Anadolu’da bir ilçede müftüydüm.
Günlerden cumartesi...
Kazanın pazarı da o gün kurulur.
Devlet daireleri kapalı.
"Evde oturacağıma müftülüğe gideyim" dedim.
Daireye vardım, bir çay demledim, camdan dışarı bakıyorum. Bahsettiğim pazaryeri, müftülüğün biraz ilerisinde kurulur. Kimi almaya, kimi satmaya, herkes pazara geliyor, çokta kalabalık!
Müftülüğün karşısında bir bakkal var.
Ben camdan ilçenin cumartesi günlerine mahsus bu hareketli vaziyetini seyrederken, lüks bir otomobil gelip, bakkalın önüne park etti.
Bakkal; "Beyefendi dükkânın önüne park etme başka yere çek arabanı!" diye hışımla bağırarak dışarı çıktı...
Kendi kendine de zaten "bugün pazarın kurulduğu gün, bakkala gelen yok, giden yok, birde sen engelleme" diye mırıldanırken, adamcağız iyice asabileşti.
Arabanın sahibi de haklı olarak: "Yahu burada park yasağı mı var? Niye park etmiyormuşum?" diye çıkıştı.
Baktım gereksiz bir münakaşa çıkacak. Hemen aşağı indim, arabanın sahibine: "Beyefendi! Bugün ilçenin pazarı var. Bakkal; ‘Belki satış yaparım’ diye dükkânın önü kapansın istemiyor. Burada arabana zarar gelmesin. Müftülüğün bahçesi müsait park edecek yer var. Ben kapısını açayım, arabanı oraya park edebilirsin" dedim.
"Olur…" dedi.
Arabayı park ettikten sonra: "Beyefendi müsaitseniz Yukarıda çay demledim tek başıma içiyorum, istersen buyur birlikte içelim" dedim.
"Olur, içelim" dedi teşekkür etti.
Müftülüğe çıktık...
Bir yandan çaylarımızı içiyor, bir yandan tanışıyor, konuşuyorduk ki o sırada müftülüğün kapısı açıldı.
İçeriye elleri titreyen yaşlı bir hanımefendi girdi.
Elinde içerisine incir doldurduğu küçük bir sepet ile
"Oğlum, müftülüğün kapısını açık gördüm de içeri girdim. Kusura bakmayın. Ben bu incirleri bizim bahçeden topladım. Pazara satmaya götürüyorum.
Parasını da size getireceğim, İlçemizde Kız Kur’ân Kursu yoktur, bizim zamanımızda da yasaktı biz cahil kaldık, çocuklarımızın, torunlarımızın okuması için
Bir kız Kur’ân Kursu yaptırırsınız diye…"
Küçük bir sepet içinde incir…
2-3 kilo ya gelir, ya gelmez.
Kur’ân Kursu yaptırmak için onu pazarda satacak parasını hayır olarak müftülüğe getirip verecek…
Duygulandırıcı bir samimiyet, niyet ve arzu…
Ben dondum kaldım. Misafirim de belli ki duygulandı.
Hanımefendiye dedi ki: "Anne sen bu incirleri kaç liraya satıyorsun."
Kadıncağızda mütevekkil şekilde; "Ne verirseniz yavrum?" dedi.
Adam da coştu: "Peki, bir Kur’ân kursu yaptırma karşılığında bu incirleri bana satar mısın?"
Allah-ü Ekber
Aman ya Rabbi!
Küçücük bir sepet içindeki bir kaç kilo incir ile bir Kur’ân Kursu.
"Adam bu güzel niyeti gerçekleştirmek için harekete geçti. O kadıncağızın arzusu gerçek oldu.”
Tanımadığımız ilçemize ilk defa gelen şahıs üst kısım cami alt kısımda tam teferruatlı bir Kız Kur’ân Kursu yaptırdı ve o ihtiyar ninenin adını yazdırdı.
Siz ne derseniz deyin, bunun adı samimiyetten başka bir şey değildir.
Samimiyetle, ihlâsla istersen; MEVLÂ’M karşılığını hemen fazlasıyla verir. O kadıncağız istemiş gönülden arzu etmiş.
"Benim ne imkânım var ki?"
diye düşünmemiş.
"Bir kaç kilo incirden ne olur…" dememiş.
Onu toplamış.
"Bana gülerler…" dememiş, yola koyulmuş.
Bunlar hep bereketin sırları!