Geceye Notum:
“Sen nasıl olur da bu süreci desteklersin? Sen nasıl bir komutansın lan?” deyip küfür eden o.ç.’larına bir şeyler yazmak istiyorum.
E be o.ç., bizler daha “Biz Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz.” diyen Selahattin Demirtaş’ı eleştirirken, “Bunun da Apo’dan bir farkı yok.” derken sizler gidip Selahattin Başkan’a özgürlük isteyen Ekrem’e oy verdiniz.
Sizler gidip “Selahattin Başkan’ı serbest bırakma sözü veriyorum.” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verdiniz.
Sizler gidip Van’da bir mitingde bir vatandaşın Mansur Yavaş’a, “Selahattin Başkan da özgür kalacak mı?” sorusuna “İnşallah.” diyen Mansur Yavaş’a oy verdiniz.
Sizler gidip “Biz PKK’lıları cezaevinde ziyaret ediyoruz.” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’na yüzde 48 oy verdiniz.
Sizler gidip “Selahattin Başkan’a selam olsun.” diyen Özgür Özel’e oy verdiniz.
Sizler gidip şehit cenazesinde sırıtan Özgür’e oy verdiniz.
Sizler gidip şehide küfür eden parti ile ittifak yaptınız, gidip oy verdiniz.
Sizler, PKK’nın partisi HDP Meclis’e girdi diye şükür pilavı dağıtan partiye gidip oy verdiniz.
Sizler, “Her evden bir oy HDP’ye, bir oy CHP’ye.” kampanyasına katılıp gidip PKK’nın partisine oy verdiniz.
Sizin zihniyetinizi savunan gazeteciler Kandil’e gittiler, PKK elebaşlarıyla neredeyse kucaklarına oturacak kadar samimi pozlar verip röportaj yaptılar.
Sizler daha 2023 seçiminde PKK’nın temsilcisi parti ile ittifak yapıp seçime girdiniz, aldığınız yüzde 48’lik oyun kaynağını sormadınız.
Sizler Kandil’deki bütün PKK elebaşlarının, “Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli’yi devirmez iseniz bu bizim sonumuz olur.” videolarını izleyip gidip Tayyip Erdoğan’ı devirmek için oy verdiniz.
Sizler yurt dışına firar etmiş FETÖ’cü hainlerin alayına 15 Mayıs sabahına biletler aldırdınız, umut oldunuz. “Dönüyoruz, Tayyip devrilecek bu sefer.” dediniz.
Sizler var ya, sizler öyle böyle o.ç. değilsiniz; sizler şeddeli o.ç.’sınız.
Şimdi kalkmış bana, “Sen nasıl bir komutansın lan, bu sürece destek veriyorsun?” diye soruyorsunuz.
O.ç.’ları, ben baktım; sizler öyle iki yüzlüsünüz ki bir yandan Kürtlerin oyunu almak için onların neredeyse yaprağını yalamadığınız kalıyor, sonra kalkıp onlara sövüyorsunuz.
Sizin bu oyununuzu bozduk biz.
Bizim gözümüzde Selahattin Demirtaş da aynı değişmedi, Apo da aynı; apo bebek katili bir pçççtir. Bu gerçekler değişmez.
Ama ülkeyi Siyonistlerin uşakları ele geçirmesin diye böyle bir hamle lazımdı. Biz onu yaptık.
Bu durumda bize oy veren Müslüman Kürt kardeşlerimin oyu zaten sabittir. Bizim için değişen bir şey yok.
Ama ayrılıkçı Kürtler bugün kimin ne olduğunu iyi anladı.
Yeni Parti’nin genel başkanı, “Terörsüz Türkiye sürecine destek vereceğiz.” dedi. Partisinin yarısından fazlası hayır oyu kullandı. Bunu da görecektir.
DEM seçmeninin oyuna talip değilim. Fakat onlar da şunu iyi bilmeli ki CHP, Kürtlerin en büyük düşmanıdır. Kürtler 45 sene boyunca bu ülkde bu kadar çok zorluk çektiyse bunun birinci sebebi CHP zihniyetidir.
Tayyip Erdoğan her zaman onlara, kime oy verirlerse versinler, her türlü hizmeti götürdü. Ona rağmen ona düşman olan varsa onlar zaten Kürt değildir; Ermeni’dir, Siyonist İsrail’in uşaklarıdır.
Uyanan Kürt kardeşlerime selam olsun.
Bir daha bu ülkede hiçbir ana terörden dolayı ağlamayacak.
Bu yasa ülkemize hayırlı uğurlu olsun.
Siyasette zihin fukarası sözde milliyetçi ve yeniden refahlılar;
İspanya ETA terör örgütü,
İngiltere IRA terör örgütü ile anlaşırken referandum mu yaptı. Halk ve kitleler hissi düşünür.
Devlet ise akli ve istikbali düşünür. Milletin acıları üzerinden siyaset yapmayı bırakın artık ilk seçimde alayınız biteceksiniz ..
#BirlikteTürkiyeyiz Terörsüz Türkiye
ABD Başkanı Trump:
➖"Arkadaşım Erdoğan bana bu muhteşem tabancayı verdi. Çok güzel bir tabanca, değil mi Peter? Hatta bazı Avrupalı liderler bile bunu ülkelerine sokamadı. İnanabiliyor musun? Belki de onlara su tabancası vermeliydi! Avrupa'yı nasıl savunacaklar acaba..."
😀
İstifa eden Erdoğan’ın yakın koruması sebebini şöyle anlatıyor:
Bir cuma namazında Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ndeydik. Polis Mehmet’le karşılaştık. Hoş beşten sonra “Hayırdır, burada ne yapıyorsun?” dedik.
O da “Başkan Erdoğan burada, namazı burada kıldık; onu bekliyorum.” dedi.
Erdoğan’ın yakın korumasıydı Mehmet. Hem çok sağlam bir delikanlı hem de kardeşimiz olduğu için sevinmiştik; önemli bir konumda diye. Ama o gün bize görevini bırakacağını söyledi.
Necip de ben de “Yahu sen ne yapıyorsun, ne güzel başkanın yanı başındasın; hayır dua kazanırsın. Milyonlarca insan bu görev için yanıp tutuşuyor, bırakma bu görevi.” dedik.
25–27 yaşlarındaki cıva gibi sportmen, güçlü kuvvetli delikanlı aynen şunları söyledi:
“Abi, ben insanlıktan çıktım. Artık dayanamıyorum. Bu adam günde 2 ya da 3 saat bazen uyuyor, bazen uyumuyor. Gecesi gündüzü yok. Bir günde 2 ülkeye gidiyoruz, yurt içinde bir günde 3 ile gidiyoruz. Sürekli planlar, projeler; devlet liderleri geliyor, gidiyor. Ara sıra evine 3 saat uyumaya gidiyor, orada bile ya Genelkurmay Başkanı ya da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la telefonla görüşüyor. Gecenin bir yarısı hiçbir devlet görevlisini uyutmuyor, görüntülü telekonferans yapıyor. Öyle bir tempo ki sürekli bir koşuşturma; hiç yerinde durmuyor. Onun mesaisine benim bedenim dayanmıyor. Ailemin, çocuğumun yüzünü göremez oldum. Hiçbir özel hayatım kalmadı. Bu koşuşturmaya normal bir insan dayanamaz abi. Erdoğan ise belki 30 yıldır hep aynı tempoda koşturup duruyor. Hangi can dayanır bu mesaiye? Onun temposunda koşturan ikinci bir şahsı tanıyanınız var mı? Dünyanın neresinde bu tempoda çalışan bir lider, iş adamı, bürokrat, memur, işçi, esnaf, ziraatçı var? İkinci bir şahsı tanıyanınız var mı?”
(Alıntı)
Seninleyiz Reis Yüzyılın Konut Projesi YANINDAYIZ ERDOĞAN
Filistinli konuştu bütün salon buz kesti...
Filistin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcısı Majed Bamya:
“Belki bazılarına göre yanlış milliyete, yanlış inanca ve yanlış ten rengine sahibiz; ama biz insanız.
İsrail’in öldürmeye hakkı mı var,
ve bizim sahip olduğumuz tek hak ölmek mi?”
Dünyada kaç ülke aynı anda 50 savaş gemisi inşa edebiliyor?
Üç, beş…
Türkiye, bu ülkelerden biri artık.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu:
“Halihazırda 37’si Deniz Kuvvetlerine, 4’ü de Sahil Güvenlik Komutanlığına ait 41 askeri geminin inşası aynı anda devam ediyor. 9 gemimizin inşasına da çok kısa zaman sonra başlayacağız. Böylece aynı anda 50 askeri gemiyi inşa eder durumda olacağız.”
Bu kapasite, küresel ölçekte sınırlı sayıda ülkede bulunuyor.
Yalnız Filistin topraklarını değil, Lübnan'ı da işgal ediyor haydut İsrail.
Hem işgal hem de imha ediyor. Bir mahalleyi havaya uçurarak.
Hala İsrail'i tehlike olarak görmeyen saflar iyi baksın.
Türkiye'yi;
Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolünü Ortadoğu uzmanı olan Müslüman bir siyasetçi ve ekonomist Abdullah Es Sahem'den dinleyelim:
Bir Müslüman olarak, olayları yakından takip eden biri olarak Türkiye'yi takip ediyorum ve ne zaman doğru ile yanlış arasında bir çatışma görsem, şu soru tekrarlıyorum:
-"Müslümanlar nerede?
Kim gerçeği destekleyecek?
Kim doğru tarafta yer alacak?
Kim harekete geçecek?
Ve neredeyse her seferinde...
Cevap tekti:
Türkler.
Azerbaycan'da...
Şunu merak ettik:
Onları kim destekliyor?
Türkiye'yi bulduk.
Sudan'da..
Suçlar patlak verdiğinde ve herkesi meraktan ürpertecek şeyler gördüğümüzde, Türkiye'nin El Fasher'deki katliamı durdurmaya çalışanların yanında olduğunu ve mübarek yürüyüşlere şahit olduk.
Dün Somali'de Türkiye.
Etiyopya Cumhurbaşkanı'nın;
-"Türkler orada olduğu için Somali'yi işgal etmeyeceğiz!" demesine kadar Etiyopya'ya karşı durdu.
Suriye'de...
Ülke dağılırken, Türkiye'nin ülkeyi istikrara kavuşturmak, meşru hükümeti desteklemek ve ülkenin birleşmesini kolaylaştırmak için harekete geçtiğini, hatta yoksul Suriye'ye gelişmiş silahları kredili olarak sattığını gördük.
Daha önce Mısır'da Türkiye, İslamcılar arasından meşru ve seçilmiş olarak gördüğü kişilerin yanında yer almış ve iktidardan düştükleri ve hapse girdikleri dönemlerde bile yıllarca onların yanında kalmıştır.
Bunlar sıradan olaylar değil...
Geçici durumlar da değiller.
Bu, tekrar eden bir örüntü.
Şimdi de bugüne bakın...
Gece gündüz, sürekli hareket, iletişim, tavırlar, safları birleştirme girişimleri;
Ta ki örneğin Hakan Fidan'ın adı, Araplardan bahsedildiğinde her Arap sahnesinde tekrarlanana kadar...
Onu arıyoruz, ne dedi?
Nerede durdu?
Bu, bazıların düşünebileceği gibi boş bir duygu değil...
Aksine Türkiye'nin yükselen etkisine ve eşsiz siyasi centilmenliğine dair keskin bir gözlem...
Bu nedenle...
Allah gerçeğin sözünü sever...
Bir Müslüman,Türkiye'yi sevdiği için suçlanamaz.
Ona karşı bir ilgi duyması hiç de şaşırtıcı değil.
Çünkü insanlar boş sloganlardan hoşlanmazlar..
Aksine, sürekli tekrarlandığını gördüğü şeylere inanırlar..
Anlıyor musunuz?
Ünlü gazeteci Tucker Carlson, konuk aldığı The Economist Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes ile girdiği tartışmada, modern siyasetin en köklü kavramlarından birini sorguladı. Carlson, Batı medyasının sıkça kullandığı "İsrail'in var olma hakkı" (right to exist) ifadesinin tam olarak ne anlama geldiğini tanımlamasını istedi.
Amerika'da yaşayan ünlü Türk yorumcu Cenk Uygur:
"Hayatım boyunca TV'lerde canlı yayınlanan böyle büyük bir katliam görmedim.
Netanyahu yüzde 100 teröristtir. İsrail ordusu da dünyanın en büyük terör örgütü."
İmran Khan bu çağın gerçek Müslüman liderlerinden biriydi hapishanede işkenceden gözlerinden birini kaybetti.
Pakistanlılar askeri istibdat yönetimi karşısında hiç bir şey yapamadılar. Biz de Menderes’i asan darbeci zihniyet şuan Pakistan da hüküm sürüyor.
İmran Han’a diğer Müslüman liderler de sahip çıkmadı
Yazık oldu.
Pakistan kaybetti ümmet kaybetti
Bu arada Pakistan ‘ı boydan boya gezdim. Açlık sefaletten İmran Khan’ı düşünecek halleri yoktu ayrıca Filistin bayrağı bile görmedim!
“Solun Namusu” diye bir kitap çıkmış. Adamın biri kitapçıya girip sormuş:
— Solun Namusu var mı?
Tezgahtar kız, “Yok,” demiş. Kitapçı kıza kızmış:
— Bir daha “yok” deme, “kalmadı” de… diye tembihlemiş.
Yine bir müşteri gelip sormuş:
— Solun Namusu var mı?
— Kalmadı, demiş tezgahtar.
Kitapçı bakmış, kitap çok soruluyor. Kitaptan bir miktar getirtip vitrine koymuş. Hemen bir müşteri gelip sormuş:
— Solun Namusu’nu kaça satıyorsunuz?😎
Not: Rauf Tamer’e rahmetle.
Zafer Şahin @zafersahin06, jetonla çalışan tarafsız (!) gazetecileri muhteşem özetlemiş.
-"Gözaltına alınan ve tutuklanan belediyeciler Ak Parti ve MHP'den olunca kaleminizden kan damlıyor.
Ama iş CHP'ye gelince, İstanbul'daki milyarlık yolsuzluğa gelince ne İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın taraflı davrandığı kalıyor,ne siyasî operasyon iddiaları eksik kalıyor.."
Kılıcı parlamayanın, yere akan kanını parlatırlar!
Venezuela’da yaşananlar bir "demokrasi operasyonu" mu, yoksa tarihin en büyük yağmalarından biri mi? ABD jetleri askeri noktaları vururken dünya, Trump'ın "Venezuela Devlet Başkanı ve eşi yakalandı, ülkeden çıkarıldı" açıklamasını izledi. Ne mahkeme, ne hukuk, ne de meşruiyet... Sadece saf güç!
Uluslararası Hukuk: Bir "Çöp Torbası" mı?
Bize yıllarca anlatılan o "insan hakları", "sanat", "felsefe" ve "demokrasi" kavramları; aslında orman kanunlarının geçerli olduğu bu dünyada sadece güçlünün sopasına verilen isimler mi? İsrail içeride muhalefeti dizayn ederken, ABD dışarıda bombalayıp yağmalıyor.
Yağmanın Bilançosu:
Neden Venezuela? Çünkü mesele hiçbir zaman "özgürlük" olmadı. Mesele:
170 ton altın
303 milyar varil petrol
6 trilyon metreküp doğalgaz
Demir, boksit, elmas ve koltan yatakları...
Toplamda 25 trilyon dolarlık devasa bir ekonomi!
"Ucuz iPhone" ve "Lazer Kesim Don" Meselesi
Peki, halk neden direnmedi? Birileri daha ucuza iPhone alabilmek, Amazon’dan, Temu’dan alışveriş yapabilmek için vatanını, liderini ve geleceğini teslim etti. İçerideki "işbirlikçiler" ise bu yağmayı alkışlarla kutladı.
Aynı senaryo 15 Temmuz’da Türkiye’de de denendi, ancak bu aziz millet "ucuz alışveriş" için değil, tam bağımsızlık için canını ortaya koydu.
Bugün Venezuela’da yaşananlar, 1948’den beri kurulan bu adaletsiz dünya düzeninin en çıplak halidir. Unutmayın; savunma sanayi, yerli ve milli siyaset sadece bir tercih değil, hayatta kalma meselesidir.
#Venezuela #ABD #Maduro