🟢 İNCİ TANESİ: DUA
1-
Alemlerin şahı Hz. Allah (cc)
O ki rahman, O ki rahim, O ki merhameti yaratan, O ki sevmeyi de yaratan, O ki şevkati de yaratan, O ki şefaati de yaratan, O ki günaha müsaade eden, O ki günahı sevapla nur denizlerinde yıkayan, temizleyen, arındıran
İbnü’l-Arabî Salı Günü Duasi
Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd, her şeyi kahreden, dilediğini dilediğine boyun eğdiren, izzet ve azamet sahibi Allah’a mahsustur. Allah’ım! Senden; Senin o ulu zatının nuru, Arş’ının direklerini sarsan heybetin ve mahlukatı kuşatan mutlak iraden hürmetine istiyorum.
Ey Melik, ey Kuddûs!
Ey mülkün gerçek sahibi! Bugünün (Salı) sırrını benim için bir fetih eyle. Kalbimdeki perdeleri kaldır ki, Senin sanatındaki incelikleri göreyim. Ey Aziz! Beni, Senden başkasının önünde eğilmekten muhafaza et. Beni izzetinle rızıklandır, zira izzet bütünüyle Sana aittir.
Allah’ım! Senin 'Ya Cebbâr, Ya Kahhâr, Ya Mütekebbir' isimlerine sığınıyorum. Nefsimin karanlık ordularını Senin nurunla dağıt. Kalbime öyle bir heybet ver ki, batıl olan her şey karşımda diz çöksün. Hakikat yolunda ayaklarımı sabit kıl. Senin gücün karşısında hiçbir güç duramaz; Senin takdirin karşısında hiçbir plan hüküm süremez.
Allah’ım! Beni 'Zü’l-Fadl’il Azîm' (Büyük lütuf sahibi) isminle kuşat. Hakkımda kötü düşünenlerin hilelerini kendi başlarına çevir. Dilimi yalandan, kalbimi riyadan, amelimi gösterişten temizle. Senden; sarsılmaz bir iman, keskin bir feraset ve sönmeyen bir aşk diliyorum.
Ey düğümleri çözen, ey kapıları açan! Kapalı kapılarımı lütfunla aç. Bana 'Hayy' isminle dirilik, 'Kayyûm' isminle istikamet ver. Salı gününün ağırlığını üzerimden kaldır, onu ruhum için bir yükseliş miracı eyle.
Sırlar denizinin dalgası, nurlar aleminin güneşi olan Efendimiz Hz. Muhammed’e, O’nun tertemiz aline ve ashabına; mülkün ve melekûtun zerreleri adedince salat ve selam olsun. Dualarımızı, 'Ol' emrinin sırrıyla kabul buyur.
Vel-hamdu lillâhi Rabbi’l-âlemîn."
Virdü’l-Esbû
💚İNCİ TANESİ:
2028-2030, 2036 MEHDİ (AS) MESİH (AS)
2076-2080 YECÜC MECÜC SÜREÇLERİ ve İNANANLARA BİLDİRİLECEKLER
(İki konuda uyarıları oldu)
➡️2028 ile 2030 -2036 mehdi (as) mesih (as) süreçleri ve geçişler var.
2076-2080 tarihleri Efendimizin ümmetinin son bulması ve yecüc mecüc çağının başlangıcıdır.
Önümüzdeki dönem iki rüzgar arasında kalacaksınız çünkü onlar kendi aralarında savaşacaklar.
Savrulmamanız, toparlanmanız için; müminler, müslümanlar, iyiler, kabul edenlerden kalp gözü açık olan herkese istisnasız olarak gök ehlinden bazı bilgiler gelecektir.
Sağ elde bir sancak ve yüzük olacaktır.
➡️Evlatlarınızda milli birlik duygusu olsun diyorsunuz lakin böyle önemli günlere getirmiyorsunuz. Evlatlarınızı öyle bir eğitin ki namazda saf durur gibi böyle günlerde birbirlerine ısınsınlar, alışsınlar.
TURSUN FAKIH HAZRETLERİ
14 Eylül 2025 Bilecik
🚨 NE ANLAMALIYIZ ?
"GÖKTEKİ ORDULAR YERYÜZÜNDEKİ ŞUBELERİNİ BULACAK VE BİRLİKTE HAREKET EDECEKLER"
Tursun Fakih Hazretleri hocamızın verdiği bilgi ve nasihatlerden ne anlamalıyız ?
( Analiz ve yorum içerir )
📌"Bazı söylenecekleri söyleme vakti geldi, anlatın"
➡️Bu ilim 200 yıldır unutturuldu, oysaki manevi ordunun her alanda inananlara yardımı vardır. Konu şimdi "ölülerle mi konuşuyorsunuz" edepsizliğine kadar geldi
➡️"2080 de Efendimiz asv' ın ümmeti bitecek" ne anlama geliyor ?
➡️Deccaliyet, mehdi ve Mesih as süreçleri ve geçişler ne anlama geliyor ?
➡️Şeytani ordunun iki taraflı saldırıları, birbirlerine yapılacak metafizik saldırılar bizleri de çok etkileyecek.
➡️Bu saldırılar insanları ve eşyaları nasıl etkileyecek? En çok elektronik cihazlar etkilenecek, bozulacak.
📌Gökteki ordular yeryüzündeki şubelerini bulacak ve birlikte hareket edecekler
➡️2080 den sonra Çin tarafı ağırlıklı yecüc mecüc süreci başlayacak, 150 200 yıl kadar sürecektir.
Ibnul arabi'nin cuma gunu duasi
Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd, bizleri Müslüman kılan, Cuma gününü müminlere bayram ve vuslat vakti eyleyen Allah’a mahsustur. Allah’ım! Senden; zatının azameti, sıfatlarının mükemmelliği ve 'Câmi' isminin sırrı hürmetine istiyorum.
Ey Câmi, ey Allah!
Ey darmadağın olmuş her şeyi bir araya getiren! Kalbimi Senin sevgin etrafında topla. Zihnimi perişan eden, ruhumu yoran dünyevi düşünceleri benden uzaklaştır. Beni 'Ben' olmaktan çıkar, 'Sen' ile bakmayı, 'Sen' ile duymayı nasip eyle.
Allah’ım! Bugünün hürmetine; geçmişte işlediğim hataları, nefsimin noksanlarını ve kalbimin kirlerini 'Gaffâr' ve 'Affu' isimlerinle temizle. Beni, bugün güneşin üzerine doğduğu en hayırlı kullarından eyle. Senden; korku bilmez bir yürek, yorulmaz bir dil ve Seni müşahede eden bir göz dilerim.
Allah’ım! Senin 'Ya Nûr, Ya Hakk, Ya Vedûd' isimlerine sığınıyorum. Ruhumu marifet nurunla canlandır. Beni Senin hakikatine ulaştır. Muhabbetini kalbime öyle bir nakşet ki, Senin sevginden başka hiçbir sevgi gönlümde barınamasın. Bugünün bereketini, haftamın nuru; bugün yapacağım duaları, ahiretimin azığı eyle.
Allah’ım! Cuma gününün sahibi olan, yaratılmışların en şereflisi Efendimiz Muhammed’e (s.a.v) sonsuz salat ve selam olsun. O’nun şefaatine bizleri nail eyle. Kalplerimizi O’nun sünnetiyle dirilt, ahlakımızı O’nun ahlakıyla güzelleştir.
Ey yerin ve göğün sahibi! Senden; umulmadık hayırlar, sarsılmaz bir iman ve selamet dolu bir akıbet dilerim. Beni, sevdiklerimi ve bütün müminleri rahmetinle kuşat. Dualarımızı kabul, amellerimizi makbul eyle.
Zâtının nuru, esmalarının sırrı olan Efendimiz Muhammed’e, O’nun âline ve ashabına; Arş’ın ağırlığınca ve kelimelerinin sayısı kadar salat ve selam olsun.
Subhane Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmun ale’l-murselîn, vel-hamdu lillâhi Rabbi’l-âlemîn."
Virdü’l-Esbû
"Benim Peygamberim Aleyhisselatu vesselam peygamberlerin peygamberi ise;
🔹Nasıl olur da O'nun yolundan gitmem?
🔹Nasıl olur da O'na itaat etmem ?
🔹Nasıl olur da laf söyleyenlere karşı gövdemi, ilmimi bilgimi siper etmem?"
[ Hacı Kınalı ]
Allahümme salli ala Muhammed 🌹
Amel defteri
İnsanın Kendi Varlığı ve Azaları (Ayn-ı İnsan)
İbn Arabî’ye göre amel defteri, insanın dışarısında tutulan bir parşömen veya defterden ibaret değildir; insanın kendi bedenidir, ruhudur ve azalarıdır.Dünyada işlenen her bir fiil, niyet ve düşünce insanın latif (manevi) yapısında ve hücrelerinde bir iz, bir frekans bırakır. Kıyamet günü amel defterinin açılması veya azaların şahitlik etmesi, aslında insanın kendi üzerinde biriktirdiği bu manevi kayıtların ve hakikatin apaçık görünür hale gelmesidir. Yani insan, kendi amel defterini bizzat kendi varlığıyla yazar.
Hayal Âlemi ve Misal Âlemi (Âlem-i Misal)
İbn Arabî, amellerin sadece fiziksel dünyada kalmadığını, niyetlerle birlikte Misal Âlemi adı verilen manevi bir boyutta somut formlara (suretlere) büründüğünü söyler.
Dünyada yapılan güzel bir amel (örneğin bir sadaka veya zikir), o âlemde güzel bir koku, bir alan, enerji veya nurani bir suret olarak kaydedilir.
Kötü ameller ise karanlık, kasvetli veya acı veren formlar alır. İşte ahirette insana teslim edilecek olan "amel defteri", kişinin dünya hayatı boyunca Misal Âlemi'nde kendi elleriyle ve niyetleriyle inşa ettiği bu suretlerin butunudur.
Ameller Ruha ve Hücrelere Nasıl Kaydedilir?
İbn Arabî’ye göre ruh ve beden birbirine tamamen yabancı iki ayrı yapı değildir; beden, ruhun bu dünyada yoğunlaşmış, katılaşmış bir uzantısıdır. O, bu kayıt sürecini "Teşekkül" (Biçimlenme) ve "Eser" (İz bırakma) kavramlarıyla açıklar:
Niyetlerin Nurani ve Zulmani Enerjisi: İbn Arabî'ye göre her düşünce, niyet ve eylem bir enerjidir. Güzel bir niyet (sevgi, adalet, cömertlik) "nurani" bir frekans üretirken; kötü bir niyet (haset, kibir, zulüm) "zulmani" karanlık bir yoğunluk oluşturur.
Ruhun Şekil Alması: Siz bir eylemde bulunduğunuzda, ruhunuz o eylemin niteliğine göre anlık olarak şekil alır. Örneğin, birine öfke ve nefretle yaklaştığınızda ruhunuz o dalga boyuna bükülür ve üzerinde leke/karartı oluşur. Sürekli tekrar eden ameller, ruhun kalıcı "kalış biçimi" haline gelir.
Hücrelere ve Azalara Sirayet: Ruh, bedeni yöneten latif bir güç olduğu için, ruhtaki bu nuraniyet veya zulmet (karanlık), sinir sistemi ve kan yoluyla bedenin en küçük yapı taşına, yani hücrelere kadar sirayet eder. İbn Arabî, bedendeki her organın kendine has bir bilinci olduğunu savunur. Siz elinizle bir hayır işlediğinizde, elin hücreleri o hayrın "nurunu" emer ve depolar.
Kıyametteki "Yansıma":Ölümle birlikte bu kaba et ve kemik bedeni dağılır ancak hücrelerin ve azaların ruhsal hafızası (enerji şablonu) baki kalır. Kıyamet günü insan yeniden diriltildiğinde, dünyada hücrelerine neyi kaydettiyse, yeni bedeni o kayıtlara göre şekillenir. Azaların şahitlik etmesi, dile gelip konuşması değildir, bu semboliktir; dünyadaki kayıtların o organda çıplak bir gözle görülebilecek şekilde "dışa vurması" demektir.
Defterin "Sağdan" veya "Soldan" Verilmesi Nedir?
Genel algiya gore gökten gelen bir defterin insanın sağ veya sol eline düşmesi canlandırılır. cunki metafor diliyle boyle anlatilir.İbnü'l-Arabî ise bunu mekânsal bir "sağ-sol" olarak değil, "Varlık Mertebeleri" ve "İlahi İsimlerin Tecellisi" olarak yorumlar.
Sağdan Verilme (Ashab-ı Yemin) > Varlığın nurani, yüce ve aktif tarafıdır. Kişinin amellerinin İlahi rahmet, lütuf ve güzellik ekranıyla eşleşmesidir > Tecelli Eden İlahi İsimler : Cemâl (Güzellik), Hâdî (Hidayet veren), Rahmân
Soldan Verilme (Ashab-ı Şimâl) > Varlığın karanlık, süfli (aşağı) ve pasif tarafıdır. Kişinin amellerinin İlahi celal, kahır ve adalet ekranıyla eşleşmesidir. > Tecelli Eden İlahi İsimler: Celâl (Azamet/Öfke), Mudill (Saptıran), Kahhâr
"Defteri Sağdan Almak" Ne Demektir?
İbn Arabî’ye göre amelleriniz dünyadayken ruhunuzda nurani bir yapı oluşturmuşsa, ahiret boyutuna geçtiğinizde bu nur sizi "Sağ" adı verilen Rahmet ve Lütuf frekansına otomatik olarak çeker. Defterin sağdan verilmesi; insanın kendi varlık aynasına baktığında orada sadece güzellik, iyilik ve İlahi yakınlık (kurbiyet) görmesidir. Kişi hakkındaki hükmü dışarıdan bir lütufla almaz; ruhunun sağ (nurani) tarafı zaten o hükmün kendisidir.
"Defteri Soldan veya Arkadan Almak" Ne Demektir?
Eğer insan dünyada nefsine zulmetmiş, karanlık ve ağır ameller biriktirmişse, ruhunun yapısı "Sol" yani Celal ve Kahır frekansıyla uyumlu hale gelir. Defterin arkadan veya soldan verilmesi, kişinin kendi hakikatine baktığında yüzleşmek istemediği, arkasına saklamaya çalıştığı çirkinliklerin ve kötülüklerin (zulmetin) onu kuşatmasıdır. Kişi kendi yarattığı karanlığın içine hapsolur.
İbnü’l-Arabî’ye gore sağın "iyi/nurani", solun ise "kötü/zulmani" olması "Varlık Ağacı" (Şeceretü’l-Evren) ve "İlahi İsimlerin Geometrisi" teorisine dayanır.
Şeyhül-Ekber’e göre evrendeki yönler, tamamen İlahi İsimlerin varoluşsal hiyerarşisinden ve insanın evrendeki konumundan doğar.
İbn Arabî’ye göre her şeyin aslı Allah’ın isim ve sıfatlarının tecelli etmesidir (görünür olmasıdır). En tepede, her şeyin kaynağı olan İlahi Zat bulunur. Bu zattan varlığa doğru bir açılım olduğunda doğal bir hiyerarşi, yani bir "sağ ve sol" dengesi doğar:
Sağ : Sağ taraf, Allah'ın "Vücud" ( varlik )sıfatını temsil eder. Var olmak, ışığa (nura) çıkmaktır. İlk yaratılan şey olan "İlk Akıl" (veya Hakikat-i Muhammediyye) varlığın sağ kanadıdır. Güç, lütuf, hayat ve var etme enerjisi sağ taraftan akar.
Sol : Sol taraf ise "Adem" ( yokluk ) veya potansiyel olma durumunu temsil eder. Yokluk karanlıktır (zulmettir). Sol, varlığın sınırlandığı, katılaştığı ve ışıktan uzaklaştığı yerdir.
İbn Arabî’ye göre evren devasa bir insan (İnsan-ı Kebir), insan ise küçük bir evrendir (Âlem-i Sağîr). Yönler, İnsan-ı Kâmil’in (evrenin merkezindeki mükemmel bilincin) yüzünü İlahi Zat’a dönmesiyle anlam kazanır:
Yüzün Döndüğü Yer (Kıble): İnsan yüzünü Allah’ın Hayy (Diri), Alîm (Bilen), Mürîd (Dileyen) gibi ana sıfatlarına döndüğünde;
Sağ Taraf: Kudret (Güç) ve Kelam (Söz) sıfatlarına denk gelir. Bu yüzden sağ, "yapabilme, var etme, aktif olma, lütfetme" özelliğini kazanır. Kalpten çıkan ruhani enerji sağ ele ve sağ tarafa akar.
Sol Taraf: Semî (İşiten) ve Basîr (Gören) gibi daha pasif, algılayıcı sıfatlara denk gelir. Sol, alan ve etkilenen taraftır. Maddenin ağırlığı, nefsin istekleri ve dünya bağı sol tarafta yoğunlaşır.
Ona göre, insan kalbi göğsün solundadır çünkü kalp, sol taraftaki o karanlık/katı dünyayı (bedeni ve nefsi) sağ taraftan aldığı nurla (ruhla) aydınlatmak, orayı yönetmekle görevlidir.
ilgili kaynaklar
Fütûhât-ı Mekkiyye
Özellikle "Amellerin Suretleri", "Nefis ve Beden İlişkisi" ile "Berzah Âlemi" bölümleri.
Âlem-i Misal (Hayal Âlemi): İbn Arabî, amellerin ruha ve oradan evrene nasıl kaydedildiğini en çok bu kavramla açıklar. Ona göre dünya ile tamamen ruhani olan âlem arasında bir "köprü âlem" vardır. Yapılan her amel burada foton benzeri nurani veya zulmani birer surete (formata) dönüşür.
Ayn-ı Sabite (Değişmez Hakikatler): İnsanın potansiyel kodları Allah'ın ilminde zaten mevcuttur. Kul dünyada bir amel işlediğinde, o amel ruhundaki ve hücresindeki bu ilahi koda (hafızaya) işlenir.
Fusûsü'l-Hikem
Özellikle "İsmail Faslı" (Yönlerin ve Yolların Hakikati) ve "Muhammed Faslı" (Varlığın Daireselliği). Ayrıca Fütûhât'ın "Yönlerin Yaratılışı" ve "İlahi İsimler" bölümleri.
Hadis Referansı: İbn Arabî bu teoriyi kurarken sıklıkla Hz. Muhammed’in "Allah'ın iki eli de sağdır" (Küllâ yedeyhi yemîn) hadisine atıfta bulunur. Buradan hareketle "Sol" tarafın aslında bağımsız kötü bir güç olmadığını, sadece "Sağın (Nur ve Rahmetin) perdelenmiş/azalmış hali" olduğunu türetir.
İki El (Yedeyn) Teorisi: Sadreddin Konevî (İbn Arabî'nin en büyük talebesi) tarafından da detaylandırılan bu teoriye göre; Allah evreni iki eliyle ( el: semboliktir) (Kudret/Sağ ve Celal/Sol sıfatlarıyla) yaratmıştır. Sağ el tenzihi (saf ruhu), sol el teşbihi (maddeyi) var eder.
Kitâbu'l-İs fâr (Yolculuklar Kitabı) ve İnşâü'd-Devâir (Dairelerin İnşası).
İnsan-ı Kâmil Kuramı: Bu kuramın mucidi İbn Arabî'dir. Evrendeki yönlerin (sağ, sol, ön, arka) neden bu özelliklere sahip olduğunu "Evren büyük bir insandır" diyerek açıklar. İnsanın kalbinin solda, ruhunun sağda (aktif) olması, tamamen mikro-kozmos (insan) ile makro-kozmosun (evren) geometrik uyumundan kaynaklanır.
100 bin adem 100 bin tufan serisi olmasa bunlara cevap bulamaz ve "çarpıtılmış gerçekler" ile imanımızı sarsmaları karşısında susmak zorunda kalırdık.
Allah razı olsun Hacı Kınalı Komutanım @Mkayakendiyas
İbnü’l-Arabî Carsamba Günü Duasi
Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd, kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren ve hikmeti dilediğine veren Allah’a mahsustur. Allah’ım! Senden; varlığın sırlarını kuşatan ilmin, levh-i mahfuzda kaleminin yazdığı kaderin ve gizli-açık her şeyi bilen 'Alîm' ismin hürmetine istiyorum.
Ey Alîm, ey Hakîm!Ey her şeyi hikmetle yerli yerine koyan! Çarşamba gününü benim için bir marifet ve keşif günü eyle. Kalbimi cehaletin karanlıklarından çıkar, ilminin nuruyla aydınlat. Bana öyle bir anlayış ver ki, kâinattaki her zerrede Senin birliğini ve kudretini müşahede edeyim.Allah’ım! Senin 'Ya Fettâh, Ya Habîr, Ya Raşîd' isimlerine sığınıyorum. Gönül kapılarımı hayırlara aç. Dilimdeki düğümü çöz ki sözlerim tesirli, özüm pak olsun. Beni ilmiyle amel eden, hikmeti dert edinen ve rızanı her şeyin üstünde tutan kullarından eyle. Zihnimi karıştıran boş kuruntulardan ve faydasız bilgilerden Sana sığınırım.
Allah’ım! Senden eşyanın hakikatini olduğu gibi görmeyi diliyorum. Beni zahirin aldatıcılığından kurtar, batının hakikatine ulaştır. Ey Latif! Kalbime ilhamını akıt; öyle ki, her bakışım ibret, her susuşum tefekkür, her konuşmam zikir olsun.Ey göklerin ve yerin nuru olan Allah’ım! Bu günde Senden; nefsim için istikamet, rızkın için bereket ve son nefesim için selamet dilerim. Kalbimi Seni tanımaktan alıkoyan her türlü dünyevi meşgalenin ağırlığından temizle. Beni, Senin 'Nûr' isminle nurlandır ki, hiçbir karanlık beni yolumdan çeviremesin.
Hikmet şehrinin kapısı, risalet semasının güneşi Efendimiz Hz. Muhammed’e, O’nun âline ve ashabına; mahlukatın nefesleri adedince, kelimelerin bereketiyle salat ve selam olsun. Dualarımı Kerem’inle kabul buyur.
Subhane Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmun ale’l-murselîn, vel-hamdu lillâhi Rabbi’l-âlemîn."
Virdü’l-Esbû
Geçenlerde hidrofobik bileşenlerle ilgili bir video görmüştüm. Hidrofobik, "sudan korkan" anlamına geliyor. Bu bileşeni bazı yapay gıdalara eklediklerini öğrenmiştim, fiziksel zarara odaklanmıştım ama metafizik boyutu hiç aklıma gelmemişti.
Önce Mustafa Hocamın açıklamalarına bakalım:
1- İstiharelerde, eğer vücudumuzda su eksikse bilgi akışı en aza iner. Su temizler ve frekansı yükseltir. İstiharede vücutta yeteri kadar su varsa görüntü, ses, anlama ve algılama olarak çok farklı olur.
2- Su, fiziki ve metafizik rahatsızlıklara şifa olur.
3- Öfkeyi dindirir.
Şimdi hidrofobik bileşenlere bakalım:
Yapay gıdalardaki hidrofobik (su itici) bileşenler, hem sürekli bir susuzluk hissi yaratıyor hem de içtiğimiz suyun hücrelerimize ulaşmasını engelleyerek etki etmemesine yol açıyor. Litrelerce su içsek bile, su kan damarlarımız ve dokular arasında dolaşıyor ama hücrenin içine sızamıyor. Hücrelerimiz susuz kalmaya devam ettiği için içtiğimiz su vücuda etki etmemiş oluyor..
Hidrofobik (yağda çözünen) bileşenlerin en büyük tehlikesi, kan-beyin bariyerini çok daha kolay aşabilmeleri. Hidrofobik maddeler beyin sapına ulaşırsa hayati fonksiyonları bozabiliyor, kronik tansiyon ve kalp ritm bozuklarına, sinir hücrelerinin erken ölümüne, beyin sisine, beyin iltihabına, uyku bozukluklarına (insomnia), yapay gıdalara karşı bağımlılıklara kadar pekçok sağlık sorunlarına neden olabiliyor.
Peki hidrofobik bileşenler hangi yapay gıdalarda var?
- Margarinler,
- Hazır soslar, mayonezler, salata sosları
- Cips, kraker, bisküvi vb. atıştırmalıklar
- Hazır çorbalar, bulyonlar
- Sosis, salam, hazır nugget
- Yapay renklendirilmiş şekerler, sakızlar
Peki bir gıdanın ambalajına bakıp hidrofobik madde olup olmadığını nasıl anlayacağız?
Emülgatör, kıvam artırıcı, topaklanma önleyici, parlatıcı ve mum içeren ürünler hidrofobik içeriyor. Bazılarını ekleyim:
E471 (Mono- ve digliseritler): Margarin, hazır kek ve cipslerde yoğun bulunur.
E491 - E495 (Sorbitan Esterleri): Tamamen yapay ve hidrofobik karakterli yağ asidi bileşikleridir.
E903 (Karnauba Mumu): Uluslararası Gıda Kodları listesinde yer alan, doğadaki en güçlü hidrofobik mumlardan biridir. Jelibon ve drajelerin dış kaplamasında kullanılır.
Allah razı olsun, aydınlandık vesilenizle yine.
https://t.co/9qJxhpM5mJ
Dua ve Munacat hakkinda
(Ibnul arabi yorumu)
En güçlü ve geri çevrilmeyen dua, dilin değil, özün ve halin duasıdır. Evrendeki her varlık, yaratılışındaki potansiyelle (istidat) Allah’tan bir şey talep eder. Kul, neye layıksa ve neye hazırlanmışsa, fiilen onu istemiş olur.
Yanlış/Yüzeysel Tarz: Bir insanın tembelce koltukta oturup, "Allah’ım bana ilim ver, beni bilge bir insan yap" demesi sadece dilde kalır.
İbnü'l-Arabî anlatimi: Gerçek dua, o insanın diz çöküp kitap okuması, araştırması, zihnini fuzuli şeylerden temizlemesidir. Bu eylem, Allah’a "Ben ilme hazırım, kabımı temizledim, tecellini bekliyorum" demektir.
Örnek: Bir tohum toprağın altında "Allah'ım beni ağaç yap" diye ses çıkarmaz. O, karanlığa gömülüp, çürümeyi göze alarak hal diliyle dua eder. Kul da manevi temizlik istiyorsa, önce nefsini eğitmeli, fedakarlık yapmalıdır; bu onun fiili duasıdır.
"Fakr" (Mutlak Muhtaçlık) ve Hiçlik Bilinciyle Dua
İbnü'l-Arabî'ye göre duada en büyük engel "benlik" iddiasıdır. Kul, Allah'ın huzuruna bir "özne" gibi çıkıp pazarlık yapmamalıdır. Dua ederken kendi varlığının aslen O'na ait olduğunu bilmelidir.
Pratik Örnek: Ağır bir hastalık veya maddi kriz anındasınız.
Sıradan dua: "Allah'ım bu derdi benden al, beni kurtar." (Burada gizli bir "Beni rahat ettir" egosu vardır).
İbnü'l-Arabî teorisine gore dua: "Allah'ım, bu beden de bu can da zaten senin. Bende bana ait hiçbir şey yok. Ben senin kapında bir hiçim. Bu hastalık/kriz benim acziyetimi görmem için bir ayna oldu. Senden yine seni istiyorum, beni benden kurtar." Kul, dua ederken adeta erimeli, aradan çekilmelidir.
Esma-i Hüsna ile Hedefe Yönelik Dua
İbnü'l-Arabî, kulun Allah'ın isimlerinin bir tecelli mahalli (aynası) olduğunu söyler. Dua ederken, ihtiyacınız olan ilahi ismin ahlakına bürünerek istemelisiniz.
Örnek (Affetmek): Birine karşı içinizde büyük bir öfke ve kırgınlık var ama siz Allah’tan af diliyorsunuz. İbnü'l-Arabî ye gore dua etmek için önce siz o kişiyi affetmeli ve duada şöyle demelisiniz: "Allah'ım, senin yâ Gafûr (Affeden) isminin tecellisini istiyorum, ben de senin bir kulunu affederek bu isme ayna olmaya çalışıyorum. Sen benim affımı kabul et ve beni sonsuz affınla sar."
( merhamet etmeyene merhamet edilmez)
Örnek (Rızık): Maddi darlıkta "yâ Rezzâk" derken, elinizdeki tek bir lokmayı bile bir kuşla veya yoksulla paylaşarak o rızkın akışına (ilahi isme) fiilen dahil olmalısınız.
Duanın Kabulünü Müşahede Etmek (Zaten Kabul Edildiğini Bilmek)
İbnü'l-Arabî’nin en sarsıcı öğretilerinden biri şudur: Sana o duayı ettiren, duanın kabul edileceğinin en büyük delilidir. Allah istemeseydi, senin kalbine o duayı etme arzusunu koymazdı.
Örnek: Kalbinize aniden "Allah'ım beni temizle, bana hidayet ver" diye bir sızı düştü ve ağlayarak dua ettiniz. İbnü'l-Arabî der ki: O an duanın kabul edildiği andır. Çünkü o hissi senin kalbine veren Allah'tır. Kul, dua ederken "Acaba kabul olur mu?" şüphesine düşmemeli, duayı edebiliyor oluşunu zaten ilahi bir lütuf ve kabul olarak görmelidir.
Rıza ve Teslimiyet Duası
Şeyhü'l-Ekber'e göre en olgun dua, kulun kendi cüzi iradesini Allah’ın külli iradesinde eritmesidir.
Gündelik Hayattan Örnek: Çok istediğiniz bir iş başvurusu yaptınız veya bir evlilik kararı aşamasındasınız.
Klasik Dua: "Allah'ım ne olur bu iş/bu kişi olsun, çok istiyorum."
İbnü'l-Arabî ye gore Dua: "Allah'ım, benim bu şeye olan isim ve suret ilmim sınırlıdır. Sen ise her şeyin hakikatini ve sonunu bilensin. Eğer bu istek benim seninle olan bağıma zarar verecekse, kalbimi ondan soğut. Eğer senin katında hayırlıysa, irademi senin iradene ram eyle. Beni, senin takdirine aşık et."
Kul ellerini açtığında Allah'tan dünyalık bir meta istemekten ziyade, "Allah'ım, bendeki perdeleri kaldır ki, senin bende tecelli eden isimlerini ve güzelliğini görebileyim" idrakiyle yalvarmalıdır.
Dua, kulun Allah'ı ikna etme çabası değil, kulun Allah'ın muradına ikna olma makamıdır.
Cunki :
Sana o duayı ettiren, duanın kabul edileceğinin en büyük delilidir. Allah istemeseydi, senin kalbine o duayı etme arzusunu koymazdı.
Ilgili kaynaklar:
Fütûhât-ı Mekkiyye (Özellikle "Vasiyetler" ve "Manevi Menziller" Bölümleri)
Bu devasa eserin özellikle "Vasiyetler" (Vesâyâ) başlığı altındaki bölümleri, bir müridin günlük hayatında nasıl dua etmesi, nasıl yemek yemesi, insanlarla münasebetlerinde nasıl bir ahlak gözetmesi gerektiğini pratik örneklerle anlatır. Duanın aslında kulun istidadının (kabiliyetinin) Allah'ın isimlerine cevabı olduğu tezi bu eserde genişçe işlenir.
Kitâbü'l-Fenâ fi'l-Müşâhede (Müşâhede Yolunda Fenâ)
Dua ederken "benlikten geçmek", duaların kabulünü müşahede etmek ve kulun kendi iradesini Allah’ın iradesinde eritmesi (fenâ) konularını derinlemesine ele alan, duanın arka planını anlamak için en önemli risalelerinden biridir.
İlahî Aşk (Kitâbü'l-Muhabbet)
Kulun Allah ile olan ilişkisini "isteme-verme" ilişkisinden çıkarıp bir "aşk ve rıza" ilişkisine nasıl dönüştüreceğini anlatır.
Şeytani sistem, Hristiyanlığı 300 yılda örgütlü bir şekilde paganizme dönüştürdü. Bunu çok planlı ve sinsice yaptı
Siz şimdi "ben Noel kutlamıyorum yeni yılı kutluyorum ne var bunda" diyebilirsiniz ama öyle değil !
İşte pagan tanrısı Mithra nın doğumu ve yıl dönümü kutladığınız
İMÂM-I ÂZAM (R.A.)’İN RÜYASI
İsmail Hakkı Hazretleri
İmâm-ı Âzam (r.a.) ilim ve amel konusunda, herkesin âciz kaldığı yüksek derecelere çıktığından dolayı avam ve havas tarafından hüsn-i kabûl görüp yüceltildi. Bu arada hasetçilerin ve düşmanlarının sayısı da çoğaldı. Büyükler hakkında câri olan İlâhî bir âdet vardır: "Sen Allâh’ın açtığı yolu (sünneti, kanunu) değiştirecek değilsin." Buna rağmen ders okutma ve fetva konusunda kendisine asla yılgınlık gelmedi. Tam aksine kendisi hakkında verilen müjdelerin iyiye yorumlanması buna eklenince çalışma ve ikballeri arttı. Bu cümleden olarak, bir gece rüyada Ravza-i Mutahhara’yı kazıp Hazret-i Peygamber (s.a.v.)’in mübarek kemiklerini çıkarıp toplayarak göğsünün üzerine koyduğunu gördü.
Bu durumdan çok rahatsız oldu, çok sarsıldı. Kendisinde ortaya çıkan ıztırap ve şiddetli korku sebebiyle arkadaşları ziyaretine geldi. Muhammed b. Sîrîn (rh.a.)’e rüyanın yorumunu sordurmaya mecbur oldu. İbn Sîrîn (rh.a.) rüyayı anlatan kişiye hemen şu cevabı verdi: "Bu rüyanın sahibi bulunan kişi Hazret-i Peygamber (s.a.v.)’in sünnetini tefsir etmede kimsenin ulaşamayacağı bir mertebede insanlara incelik ve gizlilikleri açıklayıp onları aydınlığa kavuşturacaktır." Bu yorum İmâm-ı Âzam (r.a.)’e ulaştırılınca çok ferahladı. Gerçekten de akılları hayrete düşürecek derecedeki dinî meseleleri inceleyip çözüme kavuşturmayı başarmıştır.
(İsmail Hakkı, İmâm-ı Azam (r.a.) Hayatından Râbbânî Esintiler, s. 142-143)
Pazartesi duasi ( Ibnul arabi)
Bismillahirrahmanirrahim
"Allah’ım! Ben Senin isminle başlıyorum ki O, yer ve gök ehli için bir emandır. Senin adınla sığınıyorum ki O, her türlü karanlığı aydınlatan bir nurdur.Hamd, mülkün sahibi, her şeyi yoktan var eden, dilediğini dilediği gibi yöneten Allah’a mahsustur. O Allah ki; 'Kün' (Ol) emriyle kâinatı yaratmış, her zerreye kendi lütfundan bir pay ayırmıştır. Göklerdeki meleklerin tesbihiyle, yerdeki ağaçların secdesiyle Seni tesbih ederim.
Ey Hayy! Ey Kayyûm! Ey Celal ve İkram Sahibi!
Bu Pazartesi sabahında, Senin ulu dergahına boyun bükerek geldim. Senden, Hz. Muhammed’in (s.a.v) kalbine indirdiğin sekîneti, benim kalbime de indirmeni dilerim. Beni, Senin rızandan başka bir şeyi gaye edinmeyenlerden eyle.
Ya Allah: Beni Senden başkasına kul etme.
Ya Rahman: Rahmetinle günahlarımı ve noksanlarımı ört.
Ya Rahim: Nefsimin karanlıklarından beni merhametinle çıkar.
Ya Latif: İşlerimi lütfunla kolaylaştır, hissetmediğim yerden bana rızık ve selamet gönder.
Allah’ım! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, üstümden ve altımdan gelecek her türlü beladan Sana sığınırım. Senin kudret kalen, benim sığınağımdır. Nefsimin şerrinden, insanların hasedinden ve şeytanın tuzaklarından beni 'Hafîz' isminle koru.Allah’ım! Bugünümü; hayırların fethi, şerlerin def’i eyle. Dilime zikrini, kalbime şükrünü, ruhuma senin sevgini nakşet. Beni, ilminden nasiplenen, hikmetinden nasiplenen ve senin cemalini görmeye müştak olan kullarından eyle.
Varlığın özü, yaratılmışların en şereflisi olan Efendimiz Hz. Muhammed’e, O’nun tertemiz aline ve ashabına; mülkün devam ettiği sürece salat ve selam olsun.
Subhane Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmun ale’l-murselîn, vel-hamdu lillâhi Rabbi’l-âlemîn."
Virdü’l-Esbû
Baba, sadece belli günlerde anılacak bir figür değil, evin ocağın direğidir. Aile ağacının köküdür.
Ebedi aleme geçmeden önce her fırsatta elini öpün duasını alın.
Efendimiz aleyhisselam kendisine soran bir sahabiye "sen de malın da babana aitsin" dedi
unutmayalım...
Ibnul arabi'nin cumartesi gunu duasi
Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd, azametiyle her şeyi kuşatan, varlığı zeval bulmayan ve her şeyi bir ölçü ile takdir eden Allah’a mahsustur. Allah’ım! Senden; Arş’ını taşıyanların tesbihi, Kürsî’nin genişliği ve 'Azîm' isminin yüceliği hürmetine istiyorum.
Ey Kibriya ve Azamet Sahibi!
Ey mülkünde dilediği gibi tasarruf eden! Cumartesi gününü benim için bir sebat ve vakar günü eyle. Kalbimi geçici olanın sevgisinden arındır, baki olanın aşkıyla doldur. Ey her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten! Dağınıklığımı gider, beni Senin sarsılmaz huzurunda sabit kıl.
Allah’ım! Senin 'Ya Azîm, Ya Kadîr, Ya Mütekebbir' isimlerine sığınıyorum. Nefsimin cüretinden ve kibrinden Sana sığınırım. Bana Senin büyüklüğünü hissettir ki, Senden başka kimseden korkmayayım. Ruhuma öyle bir heybet ve vakar ver ki, dünya ve içindekiler gözümde küçülsün, sadece Senin rızan büyüsün.
Allah’ım! Hayatın iniş çıkışlarında kalbime bir sükûnet ver. Beni, başladığı hayırlı işi tamamlayan, vaadinde duran ve doğruluktan ayrılmayan kullarından eyle. Ey 'Selâm' olan Allah’ım! Beni her türlü sarsıntıdan, şüpheden ve fitneden selametle çıkar. Adımlarımı Senin dosdoğru yolun olan 'Sırat-ı Müstakim' üzere sabit kıl.
Ey varlığıyla her şeyi var eden! Bu mübarek günde Senden; bitmeyen bir huzur, sarsılmayan bir güven ve son nefeste kâmil bir iman dilerim. Beni, Senin azametini zikreden meleklerin arasına kat. Gönlümü 'Samâd' isminle doyur, beni Senden başkasına muhtaç etme.
Kemalatın zirvesi, hidayetin rehberi Efendimiz Hz. Muhammed’e, O’nun şerefli aline ve ashabına; mahlukatın zerreleri ve kâinatın nefesleri adedince salat ve selam olsun. Dualarımı azametinle kabul buyur.
Subhane Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmun ale’l-murselîn, vel-hamdu lillâhi Rabbi’l-âlemîn."
Virdü’l-Esbû
💚İNCİ TANESİ
[ Elinde büyük, sarı dosyalar vardı, okudu yardımcısına verdi. Elinde büyük bir kılıç vardı, taşa koydu. Çıkar bunu dedi ]
"Namazınız ve kaleminiz !
Sizin kılıcınız kaleminiz. O zaman kılıç vardı şimdi kalem var. Samimi olun yeter "
Halid Bin Velid [ RA ]
Kum tanesi boyutunda 500bin sensör ile, suyun içinde ses dalgaları vererek, 60 saniyede insan vücudunu milimetrenin onda biri hassasiyetle tarayacak ve 3 boyutlu haritasını çıkaracak bir teknoloji. Hedef ayda 1 milyar insan
Düşünelim;
Sağlıkta bir devrim mi, Pandoranın kutusu mu?
Nükleer enerji ile atom bombası temelde aynıdır.
Bu teknolojinin de aydınlık ve karanlık taraflarını tefekkür edelim mi?
Suda verilen ses dalgası ile ayda bir milyar insandan alınan veri, uygulamanın fizik ve metafizik hedef ve sonuçları neler olabilir ?