Erdoğan’ın ilan ettiği “yeni nesil teşkilatlanma!”
Ruhunu satın alarak, bedeni ile zafer ilan etmek…
Hapisle, tutsaklıkla tehdit etmek…
Seçilmişi diz çöktürmek, boyun eğdirmek, el öptürmek!
Sonra da bu fotoğrafı kapalı salonlarda alkışlatmak!
Böylesi dönemi milletimiz hiç yaşamadı. Haysiyet, onur, namus hisleri hiç bu kadar aşağılanmadı. Milli iradeye hiç bir zaman bu kadar büyük zarar verilmedi.
Türk milletine, bile isteye, iktidarını korumak adına, sandıkta kazanamadığında, yargı kollarıyla devletin gücünü kullanarak, kazandım naraları atmak…
Bir iktidarın, saray rejiminin sonudur, bitişidir.
Bu eylemin bir parçası olmuş, yüzü gözü birbirine girmiş zavallıları ise nedamet gözyaşları da kurtaramayacak.
Bu millet onları hiç affetmeyecek!
Çünkü söz de makamlar da milletindir!
Senin olmayanı kime satıyorsun!
Ertuğrul Özkök’ün Kemal Kılıçdaroğlu analizine hayran kaldım...
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
Hayatım boyunca bu kadar sinsi bir siyasi konuşma görmedim.
Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
Ona 13 seçimde oy veren vatandaşlarına, onu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastladım.
İnsanlar iki türlü yaşlanırlarmış. Ya bilgeleşerek ya da habisleşerek...
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de; bu kadar hezimetten sonra, hâlâ, bu kadar habisleşen bir siyaset emeklisini hiç görmedim...
Sinsi; ama, niyetini saklayamayan bir konuşma...
Konuşmayı kim hazırladıysa, dünya sinsilik ve habislik tarihine bir baş eser k sarkıyor, sırıtıyor, akıyor…
Güya; CHP’li seçmene sesleniyor.
Yuttuk mu o bakışları ve belâgati?
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinde sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
Nasıl da kendinden emin!…Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hâl, bir tavır…
Ama; hiçbiri sahici değil, hepsi miş gibi…
Lime lime sarkıyor…
Güya; CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi?
Ama; bir dakika!…
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan; siz bizi geri zekâlı zannedebilirsiniz, ama; biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz!…
2017 referandumunda, daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
Artık yutmuyoruz o şehvetli belâgati.
Siyasetin s harfinden nasibini almış biri; asıl adresin kimler olduğunu anlar.
Çünkü sırıtıyor...
O nedenle; siyasetin s harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş, bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
Üstelik; asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki!…
Biri; CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri, öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, •İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız.
Ortada adaletsiz bir durum yok!
Sonuna kadar gidin!
diyor…
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
•Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…
Aynen böyle diyor, halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi...
Karşımızda inanılmaz bir karakter var...
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş...
Üstelik; toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
Sokağa bile çıkamıyor ama; bir YouTuber olarak, ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki; kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor.
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki; hukukun en basit ilkesi olan masumiyet karinesini bile unutmuş!...
İhtirası o kadar büyük ki; partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için, neredeyse, bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
Partili arkadaşları hakkında, henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden, o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
Kemal Bey; destekçilerinizle birlikte, o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama; bilin ki, CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
Özgür Özel; önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra, partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
Şimdi; halkın da desteği ile, siyasi dalavere meydanında, sizi bir kere daha yenecektir ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz...
2023’te, Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sandığında, sizi yenmişti.
Bu defa; hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecekler ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecekler.
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.
ERTUĞRUL ÖZKÖK
@samiltayyar27 Haklısın!!
Arap şalvarıyla binmeliydi bisiklete..
Allah sana akıl fikir versin diyecem de
Vermeyince mabut
Ne yapacak ki olmayınca tayyar...
Aha böyle saçmalayacak..
@sokakkedisitv Saban için çift öküz gerekli bulmuşlar birbirlerini..
Neye varmak istiyorlar
Ne yapmak istiyorlar
Hakkat merak ediyorum
Ha bu arada ne içiyorlar...
Darbe, olağanüstü hal ve sıkı yönetim dönemlerinde dahi çok az rastlanan bir durumla karşı karşıyayız.
Rejimin yeni tanımı: "Seçim Garantili Otokrasi."
Rakibinizi kendinizi belirleyeceksiniz, istemediğiniz aday olmayacak, sizi değiştirebilecek güçteki siyasi partinin yönetimini kendiniz belirleyeceksiniz; yetmeyecek, hapse atılan ve tüm anketlerde sizin önünüzde görünen rakibinize şimdiye kadar görülmemiş biçimde mahkemede savunma hakkı vermeyeceksiniz.
Yargısız infaz; yargı eliyle infaza dönüşmüştür.
Benim önerim; bu rezalete son verin. Duruşma, yargılama yapmayın; doğrudan hükmü açıklayın.
Yazıklar olsun!
#İBBDavası #Ekremİmamoğlu
Ülkemiz ekonomik buhranın pençesinde inliyor;
Emekliler açlıkla mücadele ediyor;
Esnaf yıkılıyor;
Sanayici iflas ediyor;
Çiftçi üretimden vazgeçiyor.
Dış politikada NATO zirvesinin sahte ışıkları altında tam bir geri çekilme yaşıyoruz.
Kıbrıs’ta yeni bir Annan planının hazırlığı yapılıyor;
Doğu Akdeniz’de geri çekilme yaşanıyor;
1 milyar dolar ödenerek alınan sondaj gemileri 4 yıldır limanlarda yatıyor.
Suriye’yi fethettik diyorlardı:
Yeni Suriye yönetimi Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum kesimi ile anlaşıyor;
Bütün bunlar yaşanırken PKK’ya ve Öcalan’a af geliyor;
PKK kendisini tasfiye etmedi silah bırakmadı yine de PKK önünde adeta diz çökülüyor!
Ve nihayet milyonlarca Suriyeli sığınmacının ülkelerine dönmeyeceğini Şam büyükelçimiz ilan etti!
Gayri Milli Eğitimsizlik bakanı İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını ders kitaplarında yasakladı!
Eşsiz vatanımızın güzel insanları, Büyük Türk Milleti,
Vatanına ve halkına yapılan bu saldırılara dur demek için seçimlere kadar sabret, öfkeni içinde büyüt ve sandığa taşı! @zaferpartisi@zpgencresmi
@AvOzlemZengin Evine gidip yatacan da yaptığınız zulümlerle nasıl uyuyonuz bu nasıl mide bu nasıl vicdan..
Bi de yatmadan dua ediyosundur
İnanaraksa sen bu dünyadan değilsin...
📍Kendisini Genel Başkan zanneden BBP’li Mustafa Destici, Deniz Göktaş’ı tehdit etti:
“— Sen bu milletin kutsallarına dil uzatamazsın. Benim kutsal kitabıma dil uzatırsan biz o dili koparırız!”
O halde şu soruları sormak isterim:
1– “Akrabaya yardım farzdır” diyen rektörün işlediği Kurana aykırı değil mi?
2– Bakara’ya makara diyene tek laf edebilir misin?
3– Kızını torpil ile işe sokmak Kurana aykırı değil mi?
Boş yapma Mustafa!