Görüntüler Kırklareli'nden
Bir toplumun çöküşü büyük felaketlerle başlamaz. Önce bir çocuk ağacı kırar, kimse ses çıkarmaz. Sonra vicdan kırılır, kurallar kırılır, gelecek kırılır.
Bu çocuk evinde ne görüyor, ne yaşıyor, hangi değerlerle büyüyor?
Aile, eğitim ve toplum birlikte sorumludur. Çünkü doğaya saygı, önce evde başlar.
Genel Başkanımız Erkan Baş:
"Birkaç gün sonra dünyanın savaş baronları, masum insanların üzerine bomba yağdıran alçaklar, namussuzlar, haysiyetsizler, Epstein belgelerinde adı geçen sapıklar Türkiye'ye gelecekler diye duvarların önüne brandalar çekiyorlar. Harıl harıl boya yapıyorlar. Oraya buraya çiçek dikiyorlar, görüntüyü düzeltmeye çalışıyorlar.
Şu yaşadığımızı dünyanın görmesinden utanıyorlar! Bizi dünyanın görmesinden utanıyorlar ama bunları bize yaşatmaya utanmıyorlar!"
Sevgili Deniz Göktaş sayesinde uzun zamandır ilk kez bu kadar güldüm, onun için “endişelenerek” yazılan yorumlara bakınca da bir o kadar üzüldüm.
Kendi korkularını “inşallah şöyle olmaz, böyle olmaz” gibi içten ve fakat son derece faydasız biçimde yaygınlaştırarak, yani
içinde yaşadığımız rejimi ve yapabileceklerinin sınırsızlığını çoktan kabullendiğinizi itiraf ederek hayıflanmak sadece o korku duyduğunuz odağı beslemeye ve Anayasal haklarımıza karşı işlediği suçları normalleştirmeye yarar.
Ağzına, aklına, düzenle derdine sağlık, hayıflandığım tek şey canlı izleyememiş olmak.
@idgoktas 💜
@FUATUGUR O sandık önümüze geldikten sonra biz o kasa kasa kabakları ne yapacağımızı iyi biliyoruz. Siz şimdilik o güzelim sebzeyi aşağılayın bakalım. Sebzenin intikamı acı olacak.
— Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık; iki kez atlattığı Lösemi, cezaevi sürecinde ameliyat edilmesine neden olan boyun kitlesi, anjiyo gerektiren kalp rahatsızlığı ve ciddi kas/kilo kaybı gibi sağlık sorunları yaşamasına rağmen TUTUKLU.
— 6 yaşındaki kızının ist*smar edilmesine olanak sağlayan bu mahlukat, Yusuf Ziya Gümüşel sağlık sorunları sebebiyle SERBEST!
@ulsknn24@kilicdarogluk 13 yılda tek başarısı olmayan adamı alıp 2 milyon üyeli partinin başına kurtarıcı olarak getiren organizmaya hakaret bile çok. Başka adam mı yok, onlar kirliyse ötekini getirirsin ama umut olacak birini getirirsin 78 yaşında bir bunağı getiremezsin.
Evet şu anda pek kimse farkında değil ama yıllardır seçim kaybetmeyen, girdiği her seçimi kazanan muzaffer Erdoğan imajı CHP’ye karşı yürütülen bu mutlak butlan davası ile çok ama çok ağır bir darbe aldı...
Erdoğan’ın yıllar boyunca binbir emek ile yarattığı bu imaj Kılıçdaroğlu’nun yıllardır iktidar ile işbirliği içinde olduğunun, Erdoğan’ın kazandığı seçimlerin esasında bir danışıklı dövüş ya da tabiri caizse şikeli maç olduğunun anlaşılması ile bir anda yıkıldı...
Zaten bu güne kadar geniş muhalif kesimler düzenlenen bu seçimlerde hep bir şaibe olduğunu, sandıklarda oyun düzenlenip oyların çalındığına inanır ve bunu her fırsatta iddia ederlerdi.
Son yaşanan bu olaylar ise bize düzenlenen oyunun çok daha derin ve kompleks olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun her seçimde kazanması mümkün olmayan adayları sahaya sürerek seçimleri adeta Recep Bey’e hediye ettiğini gösteriyor.
Bu danışıklı dövüşün anlaşılması, şikeli maçların ortaya çıkması ne yazık ki çok uzun sürdü.
Evet, çok uzun sürdü çünkü iyi insanların aklı havsalası bu kadar iğrenç bir danışıklı dövüşü algılayamadı.
Ne Ekmelettin İhsanoğlu tepeden inme aday yapıldığında, ne Muharrem İnce “gel bakayım Muharrem” cümlesi ile sahaya sürüldüğünde ve ne de herkes “kazanamazsın” dediği halde altılı masada kavga çıkarma pahasına Kılıçdaroğlu kendi adaylığını dayattığında insanlar uyanmadı.
Amma ve lakin son yaşananlar neticesinde insanların gözü açıldı ve bu danışıklı dövüş ifşa oldu...
Bu danışıklı dövüşün ifşa olmasıyla doğal olarak Kılıçdaroğlu nam kifayetsiz muhterisin imajı çok ağır bir darbe aldı, tüm itibar ve saygınlığını yitirdi, insan içine çıkacak hali kalmadı ama onun bunu çok dert etmediği anlaşılıyor...
Elbette bu danışıklı dövüşün ifşa olması sadece kayyum Kemal’in imajına zarar vermedi. Aslında çok ama çok daha büyük bir zararı reyizin imajına verdi. Hiç seçim kaybetmeyen, girdiği her seçimden zafer ile çıkan muzaffer komutan imajı da yerle yeksan oldu. Neticede azdan az çoktan çok gider değil mi?
Sonuçta danışıklı dövüşte kazanmak kime ne ifade eder ki?
Bileğinin hakkı ile kazanılmayan bir seçim zafer olabilir mi?
Ben Erdoğan’ın kendi imajının bu şekilde zarar görmesinden çok daha fazla endişelendiğini görüyorum, bu yüzden de kendisini hep bu işlerin dışında göstermeye çalışıyor ama elbette inanan pek kimse yok..
Bu arada kimse fark etmiyor, fark eden varsa da pek konuşmuyor ama Erdoğan bunca yıldır “dava” dediği, “Menderes, Bayar çizgisi” olarak bilinen rotadan da çıkmış bulunmaktadır.
Hoca bunu da nereden çıkardın? Diye sorarsanız:
Cumhuriyet Halk Partisinden istifa edip Demokrat Partiyi kuran Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan özünde temel hak ve hürriyetlerin genişletilmesini, devlet yönetiminin demokratikleştirilmesini talep ediyordu.
Bu grubun ana talepleri şunlardı:
Türkiye'nin çok partili demokratik sisteme geçmesi.
Kanunların ve uygulamaların Anayasa'nın ruhuna ve demokrasi ilkelerine uygun hale getirilmesi.
Cumhurbaşkanlığı ve parti genel başkanlığı makamlarının birbirinden ayrılması.
Seçimlerin tek dereceli ve serbest yapılması.
Vatandaşların siyasi hak ve hürriyetlerinin önündeki engellerin kaldırılması.
Üniversitelere idari ve bilimsel özerklik tanınması.
Bugün yapılan operasyonlar yukarıdaki taleplerin hepsine de aykırı değil midir?
Peki, bu Menderes, Bayar ve DP rotasından çıkmak olmuyor mu?
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL
Yeni çağ
KAÇAK YAPI YIKIMINDA
SALDIRIYA UĞRADIM
LİNÇ EDİLMEK İSTENDİM
SALDIRANLAR SERBEST
BEN TUTUKLUYUM
Ramazan Gülten, Üsküdar Salacak Sahili'ndeki yıkımlardan bahsederek, *Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gece 2'de kaçak yapının yıkımını engellemek için yazı gönderildi. Tüm engellemelere rağmen bu yapı yıkıldı. 10. yapının yıkımı sırasında gerekli önmeler alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım. Linç edilmek istendim. Bu saldırıya ilişkin yargılama 3 yıldır sürüyo. Buna rağmen kimse 1 haftadan fazla tutuklu kalmadı. Ama ben soyut iddialarla 14 aydır tutukluyum. Bu çelişkiyi mahkemenin dikkatine sunuyorum" dedi.
"Kimi zaman kendilerini devlet yerine koyan kişilerin tepkilerini göze alarak görev yaptım" #İBBDavası
https://t.co/wPEF6qRgqe
Çalışanlara ve emeklilere yıllardır anlatılan, çoğu vatandaşın da ne yazık ki bıkmadan dinlediği ve gerçek olduğunu sandığı bir masal var:
"Vatandaşın enflasyona ezdirilmediği masalı."
Adı üstünde bu bir masal!
Gerçek olmadığı da aşağıdaki verilerle somut olarak ortada.
KORKUNÇ
Türkiye'de bir kadın, kendisine tecavüz eden adamla evlenmeye zorlandı. Adam daha sonra kadının 4 yaşındaki kızına da tecavüz etti ve mahkeme davayı düşürdü. Kadın, adalet talebiyle sokaklarda protesto gösterilerine başladı. Daha sonra kendisi ve kızı ölü bulundu!
tutuklu ibb imar müdürü ramazan gülten savunma yapıyor:
"kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla 10 gün boyunca 2 toma ve 8 otobüs çevik kuvvet bölgede nöbet tuttu. tüm bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde yıkıldı. 9. yapının yıkımı sırasında, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım. linç edilmek istendim ve ciddi şekilde yaralandım.
kalan 2 kaçak yapıya ilişkin yıkım süreci ise halen danıştay'da devam etmektedir. kamu düzenini ve kamusal alanları korumaya çalışırken bana yönelik gerçekleştirilen bu fiili saldırıya ilişkin yargılama 3 yıldır sürüyor.
bugüne kadar hiç kimse 1 haftadan fazla tutuklu kalmamıştır. buna karşılık bugün ben, ismimin dahi açıkça zikredilmediği, soyut beyanlara dayalı isnatlar nedeniyle 14 aydır özgürlüğümden yoksun bırakılmış bulunuyorum"
İzmit Körfezi'ni temizlemek için Çevre Bakanlığı tarafından çıkarılan ağır metallerle kirlenmiş tonlarca çamur yine Kocaeli'nde dere yatağına dökülmüş.
Ancak #TürkiyedeOlur dediğiniz ve buna benzer bir olay var mı hatırladığınız acaba?
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
Murat Taylan :Ekrem İmamoğlu ile avukat görüşüyor, görüşme yapıyor. O avukat daha sonra Özgür Özel ile görüşüyor.
Birileri de cezaevi içerisindeki bu görüşmeyi sosyal medyada paylaşarak, "Avukat şu saatte girdi, önce Ekrem İmamoğlu ile, ardından da şu kişiyle görüştü" diyerek avukatın adını ve görüşme saatlerini veriyor. Ardından da "Bilmem nereye gitti" diyerek İmamoğlu ile yapılan avukat görüşmelerinin saatlerinin ve sonrasındaki hareketlerin takip edildiğini ilan ediyor.
Müthiş bir rahatlık. Çok rahatlar. Kanunsuzluk, hukuksuzluk, kişisel hakların ihlali falan hak getire. Umurlarında değil. Hiç hesap vermeyeceklerini düşünüyorlar.
Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack da “Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir. 1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Bu sistem çok kültürlü toplulukları bir arada tutmak için dünyada ve Orta Doğu'da uygulanması gereken bir model.” dememiş miydi?
Ve not…
Türkiye; üniter, laik ve demokratik bir ulus devlettir.
Sorun; CHP içi sorun değil miydi?
Bu açıklamanın CHP içindeki sorunla ilgisi ne?
İBB Davası'nın 47. günü son buldu.
Yaşatılanlar, anlatılanlar bütün salonu ağlattı. Biz gazeteciler gözlerimiz dolarak yazdık bu yaşatılanları.
O kadar zor ki her yönüyle şu dava. Bütün zorluklara rağmen emek veren gazetecileri takip edin ki her şey ama her şey duyulsun.
Bugün öne çıkanlar:
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
- Savcı çocuklarımla tehdit etii.
-Çıplak aramaya maruz kaldım.
-Evime gelenler cinayet polisiydi. Çocuklarıma su vermeme bile izin vermediler.
Eski Medya AŞ Genel Müdürü Elif Atayman:
-8 saat kelepçeli yolculuk yaptım, ellerim mosmor oldu.
Ekrem İmamoğlu:
-Ekrem İmamoğlu aranın ardından aşağı inerken "Tam yol ileri" diye seslendi. Bu esnada jandarma personeli müdahalesi ile yalpaladı ve düşecek gibi oldu. #İBBDavası