1989da başlayan Sermaye Piyasalari mesleki yolculuğumuz taçlandiran çok keyifli bir üretime daha imza atmak nasip oldu..
-İsletme ve Hukuk Fakülteleri lisans ve yüksek lisans derslerinde
-SPK Lisanslama Sınavları
-TÜRMOB SMMM Yeterlilik Sınavları
-KGK Bağımsız Denetçi Sınavlarına
hazırlık icin katkı sağlayacak yeni kitabımızı duyurmak isterim. #SPK #TURMOB #BDDK
Ümit Özdağ: (Heybeliada Ruhban Okulu hk.)
• Batı Trakya'da Türkler kendi müftülerini seçemiyorlar. Daha yeni Edirne Barosu Başkanının ve Zafer Partisi Edirne Teşkilatının katıldığı bir dava görüldü, iki celse halinde. Yunan hükûmeti tarafından atanan müftüyü camiye sokmayan soydaşlarımız Yunan mahkemelerinde yargılanıyorlar.
• Böyle bir ortamda Bartolomeos kendisini evrensel papaz ilan edip, şimdi 1971'de Türk yasalarına göre her yüksekokul bir üniversiteye bağlı olmalıdır ilkesine karşı çıkarak, 'Ben bir Türk üniversitesine bağlı olmam' deyip Heybeliada Ruhban Okulu'nu kapatanlar; yine Türk yasalarına karşı çıkarak bağımsız Heybeliada Ruhban Okulu'nu açacaklar, öyle mi?
• Erdoğan kısa bir süre önce Türk İstanbul'dan bahsetti. Doğru mu arkadaşlar? İstanbul'la ilgili planların yapıldığından bahsetti. Sayın Erdoğan, eğer bunda zerre kadar samimiyseniz, Türk İstanbul diyorsanız, Heybeliada Ruhban Okulu açılamaz. Çünkü Heybeliada Ruhban Okulu bu şekilde, herhangi bir Türk kurumuna bağlı olmadan açılma iddiasıyla İstanbul'un Türk kimliğine meydan okuma hareketidir. Bunu kabul etmek ağır bir kapitülasyon olur. Bunu kabul etmek egemenlik ihlali olur. Bunu kabul etmek anayasa ihlali olur ve burası, bakın altını çizerek söylüyorum, casus FETÖ okullarına döner. Bunu mu istiyorsunuz?
• Türkiye bir sömürge ülkesi değildir. Türk devletinin dışında İstanbul'u yeniden Konstantinopolis yapma çabası ve tarihi surlar içinde Vatikan modeli bir Ortodoks din devleti oluşturma girişimleri beyhude çabalardan ibarettir. Türk milleti böyle bir projeye izin vermeyecek, tarihe gömecektir. Ve Bartolomeos da kim olduğunu gayet açık bir şekilde artık anlamalıdır. Fatih Kaymakamına bağlı bir din görevlisidir. Bunun ötesinde bir şey değildir.”
💭 Ahmet Türk: “Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
🗣️ Cihat Yaycı da diyor ki: “Ahmet Türk kim mi?
— Devletin inkâr ettiği değil, devletin en üst makamlarına taşıdığı bir siyasetçi.
— Milletvekilliğinden belediye başkanlığına kadar devletin bütün demokratik imkânlarından yararlanmış, buna rağmen devleti ‘inkâr’ ile suçlayan bir siyaset figürü.
— Feodal düzenin içinden gelen, geniş toprak sahibi bir aileye mensup olmasına rağmen mağduriyet siyaseti yapan bir aktör.
— Cumhuriyet’in sağladığı siyasî imkânlarla yükselmiş, fakat Cumhuriyet’in kurucu kimliğiyle sürekli hesaplaşmış bir siyasetçi.
— Devletin dışladığı değil; devletin Meclis’te temsil ettirdiği, belediye yönetimini emanet ettiği bir isim.
— Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu imkânlardan azami ölçüde yararlanmış, fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin millî kimliğini tartışmaya açmayı sürdüren bir siyasetçi.
— Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ‘Kürdistan’ adında bir devlet, özerk bölge veya hukukî statü bulunmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti bölünmez bir bütündür.
— Bu ülkenin vatandaşlığının adı Türk vatandaşlığıdır. Türk vatandaşlığı; etnik kökeni ne olursa olsun herkesi eşit kabul eden anayasal bir aidiyettir.
— ‘Kimliğim yok’ demek de, ‘dilim yok’ demek de gerçekle bağdaşmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nde milletvekilliği yapmış, belediye başkanlığı yapmış, siyaset üretmiş ve büyük servet sahibi olmuş bir kişinin ‘yok sayıldığını’ iddia etmesi inandırıcı değildir.
— Eğer bir insan devletin sunduğu tüm siyasî haklardan yararlanmış, en üst düzey görevlerde bulunmuş ve ekonomik varlık edinmişse, ortada inkâr edilen bir kimlik değil; demokratik sistemin sağladığı imkânlardan yararlanmış bir vatandaşlık gerçeği vardır.
— Eleştiri başka şeydir, devleti ve milletin birliğini tartışmaya açmak başka şeydir. Türkiye Cumhuriyeti, bütün vatandaşlarına eşit fırsatlar sunmuş; karşılığında ise sadakat ve ortak gelecek bilinci beklemiştir.
— Bu topraklarda hak iddia etmenin temeli etnik ayrılık değil; ortak vatan, ortak tarih ve ortak vatandaşlık şuurudur. Ayrıştıran değil, birleştiren bir dil milletimizin geleceği için esastır.
— Sorun kardeşlik eksikliği değildir. Bu şahıs ve bunun gibilerinin amacı; ortak vatandaşlık değil, etnik kimliğin siyasallaştırılarak ayrı bir siyasî statü ve egemenlik alanı talebine dönüştürülmesidir.
— Kardeşlik söylemi üzerinden yürütülen bu sinsi yaklaşımın hedefi; Türk Milleti ve Türk vatandaşı tanımının değiştirilmesi ve hemen akabinde de devletin üniter yapısının aşındırılması ve etnik temelde yeni bir siyasî düzen kurulmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin buna rıza göstermesi düşünülemez.
— Türkiye’nin ihtiyacı geçmişin ayrılıkçı söylemleri değil; güçlü devlet, güçlü millet ve millî birliktir.”
Tahliye edilen gazeteci İsmail Arı:
⭕Şimdi birincisi bence cemaat ve tarikatçılar, o karanlık yapılar çok sevindi benim hapse girmeme.
⭕Çünkü ben son yıllarda özellikle Menzil’in, o kaynağı belirsiz servetini yazıp çizip anlatıyordum.
⭕Menzil’in Kasası isimli kitabımda da aslında bunu anlattım.
⭕O miras kavgası 50 milyar dolarlık denilen o acayip bir servet var.
⭕İsmailağa'daki Bursa’da yaşanan istismarı vesaire onu takip ediyordum. Onlar sevindi.
⭕Süleymancılar cemaatinde yine benzer bir ticari büyüklük var. Orada da çok büyük bir kavga var malum. Onlar da çok sevindi.
⭕Yani mesela Kerem Kınık'ın çok sevindiğine eminim. Kızı bir kişinin ölümüne üç kişinin yaralanmasına neden olduğu halde cezaevinin önünden dahi geçmemişti.
Kaç yıl milletvekilliği yaptınız?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kürt yurttaşı değil mi? Mecliste, kaç Kürt vatandaşı milletvekili var? Kaç bakan var? Bu konuşma, Türkiye’yi bölme amaçlıdır. Hedefiniz, bölünmüş bir Türkiye. Tek derdiniz bu. Çünkü, Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve Lozan’a düşmansınız. Nankörlüğün zirvesi.
“Göbeklitepe’nin 4. katman kazılarında Göbeklitepe’nin Türk olduğu ortaya çıktı.”
👉 Tarihçi Ramazan Sevinç’in Göbeklitepe tezi yeniden gündem oldu:
“Hakkari’de 2 tane taş yazıt bulundu. Eski Arkaik Dönem’e ait.
Türkçe runik harfleriyle yazılmış.
Biz dedik ki Türkler 4500 sene önce burada yaşıyordu.
Yazıtın yaşı 4500.
4500 sene önce Hakkari, şimdi Hakkari denilen yerde Türkler yaşıyordu. Al sana kanıt dedik.
7 sene uğraştık.
Akademi dünyası 7. yılın sonunda kabul etti. O süreye kadar ‘Hayır, öyle bir şey yok, kanıt yok’ dediler.
E kanıt var. E kanıtı kabul etmiyorsun.
Çünkü senin ağababan, küresel akademi dünyası kabul etmemenizi söylüyor.
Aynı Göbeklitepe’de olduğu gibi. Türk olduğu, dördüncü katmanda ortaya çıktı.
Bir de 17 bin yıla uzandığı ortaya çıkınca bütün siyasal tarih, bütün dinler tarihi çöp oldu.
Ve bütün fonlar kesildi. Yani o kazıları fonlayan uluslararası yapılar fonları kesti.”
Netanyahu ve soykırım suçuna ilişkin ne yaptiniz da üyeniz olmayan bir ülkenin bir bakanıni ya da herhangi vatandaşını AB değerlerine aykırılıktan yaptırım listesine almaktan bahsediyorsunuz yahu!
Sizin hangi değeriniz kaldı savunabileceginiz? Gazzede 70000 kişi katledilirken nerdeydi bu değerler sahi?:)
Sömürgeci kanlı geçmişinizde katlettiğiniz milletlerin zenginliklerine el koyarak oluşturduğunuz rahatlık alanınızda daha ne kadar çürümüşlüğün girdabında oluşunuzu idrak edemeyeceksiniz acaba?
#EC #AB #AKINGÜRLEK
🇹🇷 Turkish Defence Ministry:
“We reiterate the fact that any military alliance targeting the sensitive balances in the region and the rights and interests of Türkiye and the TRNC has no chance of success against Türkiye.”
Hükümet, ülkedeki onca sorunu bir kenara bırakıp, onca talebi duymayıp taksi plakası alım-satım işlemlerinden vergi alınmaması için Meclise teklif getiriyor.
Örneğin, elinde binlerce taksi plakası bulunan biri var. Bu kişi plakalarını satıp milyon milyon kazanç elde ettiğinde neden vergi ödemesin?
Bunun makul ve kamu yararına dayanan bir açıklaması gerçekten var mı?
Cihat Yaycı : EGAYDAAK’ların İsimleri Açıklanmalı!
🇹🇷 “Bir kaya parçası deyip sakın geçmeyin; mesele birkaç ada değil, Trakya’nın yarısı büyüklüğünde bir deniz alanıdır.”
🇹🇷 “EGAYDAAK’ların oluşturduğu karasuları toplam 11.770 km²’dir. Bu alan, Trakya Yarımadası’nın yaklaşık yarısına denk gelmektedir.”
🇹🇷 “Eğer bu bölgelerin karasularından geçmezseniz, fiilen Yunanistan’a ait olduğunu kabul ve tescil etmiş olursunuz.”
🇹🇷 “Türk gemileri, uçakları, balıkçıları ve denizcileri bu alanlarda serbestçe hareket edemiyorsa, bu durum egemenlik haklarımızdan vazgeçmek anlamına gelir.”
🇹🇷 “Bu nedenle EGAYDAAK’ların isimleri kamuoyuna açıklanmalı; gemi komutanlarımız, pilotlarımız, yat kaptanlarımız ve balıkçılarımız bu listeyi bilmeli ve haklarımızı kullanmalıdır.”
**Egemenlik hakları kullanılmadıkça zayıflar; kullanıldıkça güçlenir”
Yayının tümünü seyredin lütfen 👇
https://t.co/MaLF9J39GU
"KEMAL İNGİLTERE İLE ALAY EDİYOR."
1920 yılında İngiltere, Türk Ordusuna karşı Doğu Cehpesi'nde kullanılmak üzere Ermenistan'a 40 bin tüfek yollamıştır.
Kazım Karabekir komutasında 15. Kolordu, Ermenileri mağlup ettikten sonra 40 bin tüfekle mühimmata el koymuştur.
Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, İngiltere Başbakanı Lloyd George'a gönderdiği ironi dolu mektupta İngiltere'ye Türklere yaptığı tüfek desteği için teşekkürlerini iletmiştir.
Bu ironik mektup 6 Ocak 1921'de The New York Times gazetesinde şu başlıkla yer etmiştir:
''KEMAL İNGİLTERE İLE ALAY EDİYOR.''
#TarihKulübü
Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk matbaayı kuran Macar asıllı İbrahim Müteferrika, günümüzden 300 Yıl önce yazdığı “Usulû’ı Hikem fi Nizami Ûmem” adlı kitabında, İmparatorluğun gerilemesinin 8 nedenini bakın nasıl sıralamış…
1. Kanunları uygulamamak
2. Adaletsizlik
3. Devlet işlerinin ehliyetsiz ellere düşmesi
4. Bilim adamlarının fikirlerine tahammülsüzlük
5. Modern askeri teknolojide bilgisizlik
6. Orduda disiplinsizlik,
7. Devlet servetini kötüye kullanma ve rüşvet
8. Dış dünyadan habersizlik.
“3 tane maskeli ‘Hırt’ ve onların ateş ettiği Otokoç, yüzyıldır Türk milleti kalkınsın diye çalışıyor.”
“150 bin kişinin istihdam edildiği 500 milyar dolarlık bir ekonomik yapının şeref başkanı.”
👉 Yılmaz Özdil, Türkiye’nin ilk yerli otomobili Anadol’u üreten Koç ailesinin Türk ekonomisine katkılarını anlattı:
“Rahmi Koç’un özellikle sosyal medyada hedef haline getirilmesinden sonra İstanbul’daki Otokoç Genel Merkezi’ne maskeli kişiler tarafından ateş açıldı.
Hemen ardından Antalya’da yine Otokoç’un bir galerisine silahlı saldırı düzenlendi.
Daha sonra, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde gece geç saatlerde, banka kapalıyken Yapı Kredi şubesine ateş açıldı.
Sosyal medyadaki linç kampanyasını fırsat bilen bazı kişiler, kendilerine etnik bir şöhret yaratabilmek için durumdan vazife çıkarıyor.
Böylece Koç Holding topluluğunu hedef haline getiriyorlar.
Bunu yaparken de grubun bankasını ve otomotiv şirketini hedef seçiyorlar.
Otokoç’un ne olduğunu hiç düşündünüz mü?
Koç Topluluğu’nun kurucusu Vehbi Koç, Cumhuriyet’in ilanından beş yıl sonra, 1928’de Türkiye’nin ilk otomotiv sektörü yatırımlarından biri olan Otokoç’u kurdu.
Aynı zamanda Ford’un Türkiye bayisi oldu.
Türkiye’nin ilk otomobil fabrikalarından biri kuruldu.
Yaklaşık 500 işçiyle çalışmaya başladı; otomobil, kamyon ve traktör üretildi.
1928’de ayda 45 otomobil üretiliyor, hatta Rusya’ya ihracat yapılıyordu.
Cumhuriyet’ten sadece birkaç yıl önce at arabasıyla ulaşım sağlayan bir toplum, otomobil sahibi olmaya başlamıştı.
İstanbul ve İzmir’de trafik oluşmaya başlamıştı.
Bu ilk otomobil fabrikası 1944 yılında kapatıldı.
Ancak Vehbi Koç durmadı.
1959’da Otosan’ı kurdu.
Çalıştı, çabaladı ve 1966’da Otosan, Türkiye’nin ilk seri üretim yerli otomobili olan Anadol’u üretmeye başladı.
Elbette mühendislik açısından ilk Türk otomobili 1961’de geliştirilen Devrim’di ancak test aşamasında kalmıştı.
Anadol ise seri üretime geçen ilk Türk otomobili oldu.
Adını Anadolu’dan almıştı.
Amblemi ise stilize edilmiş bir geyik figürüydü.
Türk milletine unutturuldu ama geyik figürü tarihsel olarak bizim kültürümüzde son derece önemli sembollerden biridir.
95 yaşındaki Rahmi Koç bir fıkra anlattı.
Türk sanayisinin öncü ailesi olan Koç topluluğunun şeref başkanı, Tüpraş’tan Arçelik’e, Yapı Kredi’den Otosan’a 150 bin kişinin istihdam edildiği 500 milyar dolarlık bir ekonomik yapının şeref başkanı olan bir isim sadece bir fıkra anlattı diye, bu ülkedeki kara cehalet hemen hedef göstermeye başladı.
Ve gidip Otokoç’a saldırıldı.
Bu maskeli ve silahlı saldırılar, Türkiye’nin neden dünya ölçeğinde daha güçlü sanayi markaları çıkaramadığını gösteren ibretlik örneklerdir.
3 tane maskeli ‘HIRT’ ve onların ateş ettiği Otokoç, yüzyıldır Türk milleti kalkınsın diye çalışıyor.
Bir tarafta yüzyıla yaklaşan bir emek, üretim ve yatırım geçmişi var.
Diğer tarafta ise buna saldırmayı kendinde hak gören bir anlayış.
Ortam öyle bir noktaya gelmiş ki, üç kara cahil çıkıp bunu yapabilecek cesareti kendinde bulabiliyor.
Ve yüzyıllık emeğe böylesine kolay nankörlük edilebiliyor.”
İshal oldukları için mi savaşı kaybeden Yunanistan, üç başbakanını, Küçük Asya Ordusu Başkomutanı’nı ve iki bakanını kurşuna dizdi ?Başbakan David Lloyd George başkanlığındaki İngiliz hükümeti istifa etti...
Kurtuluş Savaşı şehitlerimizden utanmadan Türk'ün zaferlerini küçük görerek yok saydı. Keşke Yunan galip gelseydi sözü de bunun yansımasıdır.
Samsun Terme'de Atatürk ve Atatürkçülere hakaret eden zihniyet gibi buna inanarak yetişen kindar cahil nesiller bugün Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapıyor.
Türk Milletinin yakın tarihine paralel tarih palavralarıyla soykırım yaptığı için İngiliz,Yunan, ABD ve İsrail 'e çok hizmeti var...
📌İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Bir günlük bile olsa Kudüs Valisi olmayı hayal eder bunun için Allah'a dua ederdim" demiş.
Devlet Adamları, özellikle Osmanlı Torunu olduğunu iddia edenler, Osmanlı Tarihini iyi bilmeli gaf yapmamalıdır.
‼️Osmanlı'da Kudüs Valisi yoktu. Kudüs Valilik değildi. Sancak'tı ve en yüksek mülki amiri Mutasarrıf'tı.
👉Ne yazık ki Osmanlı'nın Son Kudüs Mutasarrıfı olan İzzet Bey, Kudüs'ü tek kurşun atmadan "Efendim" diyerek İngilizlere teslim etmişti.
Mutasarrıf İzzet Bey, Kudüs'ü teslim etme vazifesini de Belediye Başkan Vekili olan Filistinli Arap Hüseyin Efendi'ye vermişti. Hüseyin Efendi, Abdülhamid Döneminde Araplardan arazi toplayıp el altından Yahudilere satarak büyük bir servet edinmişti. Servetini de İngilizlerin garantörlüğü altında korumak için Kudüs'ü güle oynaya Allenby'e teslim etmişti.
İzzet ve Hüseyin Efendilerin İngilizlere teslim ettiği Kudüs'te Edmund Allenby; "El Nebi" olarak karşılanmıştı.
NOT: Sevgili arkadaşlar sizlerden ricam elden ele yayarak bu bilgileri kıymetli devlet büyüklerimize ulaştıralım ki bu tip basit konularda Osmanlıcılık oynarken komik durumlara düşmesinler...
#tarih #pazar #Kudüs
Yıl 2011...
Ortada henüz ne sığınmacı krizi var, ne bugünkü sınır operasyonları, ne de yeni anayasa dayatmaları...
Banu Avar 15 yıl önce çıktı ve bugün yaşadığımız her şeyi, kelimesi kelimesine televizyonda anlattı. O günden sonra da ulusal kanallara çıkması yasaklandı..!!!
Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu: Ben Giremezken Bu Silahlar Nasıl Girdi!?
— Hüseyin Kıvrıkoğlu: "Üniformamı çıkarsam, sivil elbise giysem ve belime bir tabanca taksam sizin ülkenize girebilir miyim?"
— Yabancı Heyet: "Hayır, kesinlikle giremezsiniz. Sınırlarımızda çok sıkı güvenlik önlemleri var."
— Hüseyin Kıvrıkoğlu: "Peki, benim sivil kıyafetle ve tek bir tabancayla giremediğim ülkenizden, binlerce kilometre uzaktaki bu dağlara on binlerce ağır silah, roketatar, mayın ve mühimmat nasıl gelebiliyor?
— Bizim elimizde şu anda terör örgütünden ele geçirilmiş 35 bin civarında silah var.
— Bunların yaklaşık yüzde 45’inin seri numaralarını inceledik ve hangi ülkeler tarafından üretilip buraya gönderildiğini tek tek tespit ettik.
— Sizin sınırlarınızdan tek bir tabanca geçemiyorken, bu fabrikasyon silahların buraya nasıl ulaştığını ve kimlerin göz yumduğunu bize açıklamak zorundasınız."
Tarih neler gördü neler…
İngilizlere yaranmak için Padişah Vahdettin ve Sadrazamı Damat Ferit, düzmece mahkemeyle idam ettirdiği Boğazlıyan Kaymakam Mehmet Kemal Bey’in asılmadan önceki son sözleri:
“Sizlere yemin ederim ki ben masumum!.. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun böyle adalet!”
Her kim ki Kuvayi Milliye ve Mustafa Kemal Atatürk aleyhine fetva verip,düşmanlık yapar......
Bilin ki onların damarında kafir kanı akar...
Sütçü İmam Ali
Partizanlığı bir kenara bırakın ve sadece beş dakika şunu düşünün.
İktidar da Zafer Partisi olsa ;
1. Ülkemizde bir tane bile sığınmacı kaçak olmayacak!
2. Başıboş Hırt sorunu kökünden çözülecek!
3. Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanlarına asla Taviz verilmeyecek!
4. Harp Okulları gerçekten harp okulu kimliğine kavuşturalacak!
5. Askeri hastahaneler tekrar açılacak!
6. GATA yine askeri sağlık sisteminin akademik merkezi yapılacak!
7. Askeri mahkemeler tekrar açılacak!
8. Köy okulları ve askeri liseler yeniden açılacak!
9. Milli eğitim sistemi sil baştan ele alınacak!
10. Eğitim Müfredatı 21. Yüzyılın gerekleriyle uyumlu olacak!
11. Çocuklarımız yeniden okullarda Andımızı okuyacak!
12. Sokaklarda, Türk devleti bütün gücü ile olacak!
Çeteler ise ait oldukları yerde; hapiste ve mezarda olacaklar.
14. Türk milletinin suyunu, toprağını kurutup, geleceğini karartan iklim mühendisliği oyunlarına boyun eğilmeyecek, izin verilmeyecek!
15. Türkiye Atatürk'ün yönettiği gibi yönetilecek ve Son Uluğ Başbuğumuz kuralları geçerli olacak!
16. Sınır güvenliği sağlanacak!
17. Türk vatandaşlığı yeniden kıymetli olacak!
18. Hukuk ve adalet herkes için eşit işleyecek!
19. Terörle tavizsiz mücadele edilecek!
20. Liyakat esas alınacak, torpil bitecek!
21. Türk gençliği kendi vatanında geleceğini güven içinde kurabilecek!
22. Her üniversiteye, aldığı öğrenci kadar yurt kapasitesi oluşturma zorunluluğu getirilecek!
23. Belediyelere, sınırlarındaki öğrenci ve kamu personeli için yurt yapma yükümlülüğü getirilecek!
24. Bütçeden ayrılan kaynakla (örneğin 3,7 trilyon TL ile 14 bin yurt yapılabilir) acil inşaatlar başlatılacak. Çiftçi desteği gibi, öğrencilere de barınma yardımı desteği verilecek!
25. Yurtlara, fiyat üst sınırı getirilecek ve zorunlu güvenlik standartları oluşturulacak. Cemaat yurtlarından uzaklaşmayı teşvik için devlet yurtları çoğaltılacak!
26. Üretici, aracı ve tüketici zincirini sıkı bir biçimde denetleyecek!
27. Bütün çağdaş dünyada olduğu gibi fahiş fiyat uygulamasına ağır müeyyideler uygulayacak!
28. Akkaya Sınır Kapısı’nın adının “Talat Paşa Sınır Kapısı” olarak değiştirilecek!
29. Silivri siyasetçilerin, belediye başkanlarının, fikir suçlularının atıldığı yer olmayacak. Uyuşturucu tacirlerinin katillerin, çete mensuplarının atıldığı yer olacak!
30. Devlet Planlama Teşkilatını yeniden çalışır hale getirilecek!
—Özetle Türkiye Cumhuriyet ayarlarına dönecek ve Atatürk'ün yönettiği gibi yönetilecek!
—"Bütün bunları nasıl yapacaksınız?" Diyorsanız Zafer Partisi projelerini incelediğinizde yapılabilirliğini göreceksiniz.
—Yazdıklarım yapacaklarımızın özetidir. Daha fazlasının yapılacağından emin olabilirsiniz.
—Şimdi sizlere bir sorum var.
Yapmak istediğimiz bunca güzel /olumlu şeylerin yapılmasını, huzur, güven, refah içinde yaşamak istemez misiniz?
#Zaferpartisi #TürkünZaferi