Günlük hatırlatıcı: Bir oturuşta 300.000 dolar batırma lüksü olanların, ayda 300 dolar kenara koyma lüksü olmayanlara başarı hikâyesi pazarladığı düzenden yeterince nefret etmiyoruz.
Daha fazla regülasyon, daha fazla polis, her okula polis, her eve polis, her odaya kamera - çözüm bu değil. Yapacak adam polisi öldürür yine yapar, nitekim yapıyor.
Suçu normalleştirmeyi keseceksin. Tweet atanı dünyanın en büyük teröristi gibi görüp, teröristi kanaat önderi görmeyi bırakacaksın. Bendendir diyerek fahişeyi, müptelayı, mafyayı, çeteyi korumayı bırakacaksın. İnsanlar "normal" yaşamanın mümkün olduğuna yeniden ikna olacaklar. O zaman suç azalır.
Bu işten bizi daha fazla gözetleyip daha fazla baskı kurmaya bahane yaratmalarına izin vermeyin. İyi niyetli bile olsanız daha fazla "tedbir" talep etmeyin. Türkiye'de sorun sosyal çözülme ve suçun normalleşmesidir. Gaza gelip bundan başka bir noktaya odaklanırsanız sonuçta yine suç işlenecek sadece sizin özgürlüğünüz kısıtlanacak.
Özgür Özel:
"Yıl 2009. O zaman 'hoca efendi' sonra ‘CIA beslemesi’ dedikleri FETÖ’nün savcısı Mustafa Bilgili Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’nın kozmik odasına girmek ister. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ kozmik odaya girilmesine izin veremeyeceğini durumu Başbakan Erdoğan’a ileteceğini söyler
Erdoğan’la görüşmeye gider. Görüşmenin ardından kozmik odaya girilmesine izin vermek zorunda kalır. Cumhuriyet tarihinin gördüğü en büyük casusluk faaliyetidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kozmik odası, TSK’nın namahrem odası artık FETÖ’cüler eliyle ABD istihbaratındadır
Şimdi kozmik odaya giren savcı Mustafa Bilgili mi casus yoksa onun önünü açan Recep Tayyip Erdoğan mı casus? Kararı millet versin
Fetullah Gülen mi casus Recep Tayyip Erdoğan mı casus? İlker Başbuğ’u terörist iftirasıyla tutuklayan Zekeriya Öz mü casus onun altına zırhlı arabasını yollayan Recep Tayyip Erdoğan mı casus? Hulusi Akar mı casus, Hulusi Akar’ı bakan yapan Recep Tayyip Erdoğan mı casus?
Dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan, Basri Aktepe’yi Elektronik ve İstihbarat Daire Başkanı olarak atadı. Bu FETÖ ajanı çıktı ve bütün bilgileri CIA’ye aktardığı ortaya çıktı. Şimdi Aktepe mi casus, onu buraya atayan Hakan Fidan mı casus, Hakan Fidan’ı MİT Başkanı yapan Erdoğan mı casus?”
Yerel seçimde hezimete uğruyorsun.
Sonra bir anda kaybettiğin belediyelerin başkanları sana transfer olmaya başlıyor.
Olmayanlar tutuklanıyor, yerlerine kayyum atanıyor ya da meclis üyesi transferleriyle makamları el değiştiriyor.
Seçimi kazanan partinin yönetimi mahkemeyle düşürülmek isteniyor.
En yüksek oy oranına sahip siyasetçinin aday olamaması için gereken tek şey oluyor ve 30 sene önce aldığı diploma bir anda iptal ediliyor.
Bu kadar açıktan yürütülen bir süreç. Ve hala yaşananları siyasetle ya da hukukla açıklamaya çalışan üçkağıtçılar...
Gerçekten yazık bu ülkeye, geleceğimize, bugünümüze.
Sırf sokaktan geçen adam "Bilmem kaç sene önce şöyle yapmıştı" dediği için milyonları temsil eden başkanları bir kalemde hapse atan iradenin demokrasi ve barış getireceğine inanmamız bekleniyor.
Meğer bugüne kadarki CHP'den ne kadar memnunlarmış. İktidarı sandıkta zorlayan sağlam bir CHP bugün ülkede "sandık demokrasisinden" bile geriye düştüğümüzü gösterdi, bütün o "milli irade, vesayetle savaş, demokratik muhafazakarlık" pullarını teker teker döktü.
"Hayır ben bu makama paraşütle değil, bileğimin hakkıyla gelmek isterim" gibi temel bir ahlaki duruşunuz olmadıktan sonra belediye başkanı olsanız, rektör olsanız, tüm unvanları tek tek toplasanız neye yarar?
AKP-MHP hükumetinin, Erdoğan ve Bahçeli'nin verdiği gaz sayesinde PKK kendisini Türkiye Cumhuriyeti ile eşit görmüş. Lozan'ı hedef alması "ben kendimi feshediyorum, TC de feshetsin" demek.
Midesi kaldıran desteklesin.
6 Mayıs 2019’da İstanbul seçimlerini iptal ederek milletin iradesini yok sayanlar, aynı hukuksuzluğu 35 yıllık diplomamı iptal ederek sürdürme gayretindedir.
İstanbul’da iradesine sahip çıkıp iktidara sandıkta dersini veren bu aziz millet, bugün de diploma kumpasını kuranlara tarih ve hukuk önünde hesap soracaktır.
Avukatlarım, bu hukuksuzluğa karşı milletin hafızasında önemli bir yeri olan 6 Mayıs’ın anlamını bilerek, bu günün yıldönümünde İstanbul İdare Mahkemesi’nde davamızı açtılar.
Tüm vatandaşlarımızı hak, hukuk ve adalet mücadelemize destek olmaya çağırıyorum. Bu mücadele hukukun ve demokrasinin mücadelesidir. Asla şüphe duymayın, mutlaka milletçe kazanacağız.