SAYIN MEHMET ŞİMŞEK, 484 MİLYAR TL TASARRUF NEREDEN SAĞLANDI?
2024-2025 döneminde kamuda 484 milyar TL tasarruf sağlandığını söylüyorsunuz.
Peki nereden?
Hangi bakanlık ne kadar tasarruf etti?
Makam araçlarından ne kadar?
Kiralanan binalardan ne kadar?
Temsil ve ağırlama giderlerinden ne kadar?
Lüks ve gereksiz harcamalardan ne kadar?
Mal ve hizmet alımlarından ne kadar?
Yatırım harcamalarından ne kadar?
Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerden ne kadar?
Daha önemlisi; bu 484 milyar TL gerçekten israfın önlenmesiyle mi sağlandı, yoksa kullanılmayan ödenekler ve ertelenen yatırımlar da tasarruf hesabına mı dahil edildi?
Kamuda tasarruf, vatandaşın ihtiyacından kısmak değildir.
Tasarruf; israfı, lüksü ve gereksiz harcamaları ortadan kaldırmaktır.
O hâlde 484 milyar TL’nin hesabını kalem kalem açıklayın.
Milletimiz de görsün:
Gerçekten israftan mı tasarruf edildi, yoksa vatandaşın ihtiyaçları ve yatırımlar mı ertelendi?
Yarın saat 12.00'de genel merkezimizde düzenlenecek basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunacak ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayacağım.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı depremin yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum.
Depreme dayanıklı şehirler kurmak, afetlere hazırlıklı bir devlet ve toplum oluşturmak milletimize karşı sorumluluğumuzdur.
Sayın Şimşek;
Faiz dışı fazla 470 milyar liraya çıktı diye milletimize bir “başarı hikâyesi” anlatıyorsunuz.
Peki faize ödediğimiz para ne oldu?
Türkiye geçmişte yılda ortalama 20 milyar dolar civarında faiz ödüyordu.
Son beş yılda uyguladığınız yanlış politikaların ardından kamunun yıllık faiz yükü yaklaşık 60 milyar dolara çıktı.
Yani faiz yükünü azaltmadınız; üç katına çıkardınız.
Sadece 2026’nın ilk 7 ayında merkezi yönetimin faiz gideri 40 milyar doları aştı.
Daha vahimi var:
Sizin hükûmetleriniz döneminde faize ödenen toplam paranın bugünkü kurla karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolara ulaştı.
Şimdi çıkıp bütün bunların üzerine “mali disiplin” diyorsunuz.
Nerede bu disiplin?
Bir tarafta yüksek faizden kazanan finans çevreleri…
Carry trade ile Türkiye’ye gelip yüksek faizden parasına para katan sıcak para…
Diğer tarafta maaşı eriyen emekli, geçinemeyen asgari ücretli, ay sonunu getiremeyen memur, finansmana ulaşamayan esnaf, yatırım yapamayan sanayici…
Faizin kazananı belli, faturasını ödeyen belli!
Milletimiz vergisini ödüyor, siz faize ödüyorsunuz.
Milletimiz kemer sıkıyor, faiz giderleri büyüyor.
Milletimizin alım gücü düşüyor, siz buna “başarı” diyorsunuz.
Sayın Şimşek;
Faiz dışı fazla vermek tek başına marifet değildir.
Asıl marifet, milletin ödediği faizi azaltabilmektir.
Asıl başarı; borçlanma maliyetini düşürmek, üretimi artırmak, fabrikaları çalıştırmak, istihdam oluşturmak ve milletin refahını yükseltmektir.
Şimdi milletimiz adına soruyoruz:
Yıllık 20 milyar dolar civarındaki faiz yükünü nasıl 60 milyar dolara çıkardınız?
Bugünkü kurla yaklaşık 1 trilyon dolarlık bu faiz faturası nasıl oluştu?
Millet daha fazla vergi ödeyecek, daha az hizmet alacak, daha az tüketecek; siz topladığınız parayı faize verecek ve adına da “mali disiplin” diyeceksiniz.
Bu nasıl bir mali disiplin?
Bu nasıl bir başarı hikâyesi?
Türk siyasetinde öncelikle yapmamız gereken şey, milletin sandığa olan inancını ve umudunu muhafaza etmektir.
Eğer Türk milleti, sandık yoluyla bir şeylerin değişmeyeceği duygusuna kapılırsa demokrasinin imkânları kapandığında ülkemiz geri dönülemez bir noktaya sürüklenir.
Birinci önceliğimiz, demokrasi ve sandık yoluyla geleceğimizi inşa edebileceğimiz ümidini korumaktır.
Bu çerçeve yasaya ve terörle mücadelede tavizkâr olduğunu düşündüğümüz bu anlayışa karşı tavrımız amasız, fakatsız HAYIR’dır.
Biz Terörsüz Türkiye’ye EVET diyoruz.
Ancak teröristle, katille, terör örgütüyle ve onun uzantılarıyla yol yürünmesine HAYIR
Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Mehmet Şimşek;
Milletimize 2023 yılında, “2026 sonunda enflasyonu yeniden tek haneye indireceğiz.” dediniz.
2024 yılında da, “Nasıl daha önce enflasyonu tek haneye düşürdüysek, aynı başarıyı tekrarlayacağız.” diye söz verdiniz.
Bugün geldiğimiz noktada Merkez Bankası’nın Ağustos 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi önümüzde:
12 ay sonrası enflasyon beklentisi %23,69.
24 ay sonrası enflasyon beklentisi %18,03.
Yani bırakın 2026 sonunda tek haneyi, piyasa iki yıl sonrasında bile tek haneli enflasyona inanmıyor.
Meselemiz yalnızca hedeflerinizin tutmaması da değildir.
Siz şimdi vatandaşımızın maaşını, ücretini hedeflediğiniz enflasyona göre artırıyorsunuz. Fakat çarşıdaki, pazardaki, marketteki, kiradaki fiyatlar sizin hedeflerinize göre artmıyor.
Hedef tutmuyor ama vatandaşın maaşı o tutmayan hedefe göre belirleniyor.
Aradaki farkı kim ödüyor?
İşçimiz ödüyor.
Memurumuz ödüyor.
Emeklimiz ödüyor.
Sabit gelirli milyonlarca vatandaşımız ödüyor.
Enflasyonla mücadele edeceğiz diye milletimizin alım gücüyle mücadele edilmez.
Ekonomi yönetimine soruyoruz:
Madem yıllardır koyduğunuz enflasyon hedeflerini tutturamıyorsunuz, hangi hakla milletimizin ücretini tutturamadığınız hedeflere mahkûm ediyorsunuz?
Hedef sizin, hata sizin, hesabı neden millet ödüyor?
Ben tek tek hiç birinizi unutmayacağım ve affetmeyeceğim…
Yolum,yolunuzla kesişmesin.
Şırnak’ta Şehit düşen Esma’yı mezara indiren kız kardeşlerini ve babasını unutamadığım için sizi hiç unutmayacağım…
Pkk terör örgütünün hain saldırısında şehit olan babasının tabutuna bakarken, o küçücük yüreği ile gözlerinden akan cesur gözyaşlarına hakim olmaya çalışan Süleyman’ı unutamadığım için sizi unutmayacağım…
Baba olmasına birkaç ay kala şehit olan Emre’nin hamile eşinin feryadını unutamadığım için sizi unutmayacağım ve affetmeyeceğim…
33 askerimizi vahşice her birine 40 kurşun sıkarak şehit edenleri mutlu edeceğiniz için sizi unutmayacağım ve affetmeyeceğim…
Daha geçen hafta orada kurşuna dizilen 33 evlattan biri olan ve arkadaşının naaşı üzerinde olduğu için sadece omuriliğine inebilen kurşunlarla 33 yıl felçli bir gazi olarak yaşayıp özlük hakları için parklarda Devletine seslenen fakat kalbi dayanamayıp hayatını kaybeden Erdal’ı unutamayacağım için sizi unutmayacak ve affetmeyeceğim…
Milletin “Vatanın bölünmez bütünlüğünü” koruyun diye tayin ettiği vekiller, o partiden bu partiye, şirazesi kaymış bir şekilde geçen vekiller, yıllarca vatan, millet, sakarya naraları atan vekiller;
bugün 10 Ağustos ve siz Sevr dayatmasının yıl dönümünde ne yaptığınızın,
ülkeyi nereye sürükleyeceğinizin farkındasınız…
Sizi unutmayacak ve affetmeyeceğim…
Buraya bunları yazmaktan başka elimden bir şey gelemediği için kendimi de affetmeyeceğim..
Ya referandum ya erken seçim!
İki senedir konuştuğumuz her kürsüde, milletimizle temas ettiğimiz her mecrada aynı şeyi tekrarladık:
Terörsüz Türkiye’ye evet; teröristle, katille yol yürümeye hayır.
Terörü bitirmek devletin vazifesidir. Ama terörü bitireceğiz diye teröristi muhatap almak, devlete irtifa kaybettirir.
Bu tutumun milletimizin birliğine ve beraberliğine hiçbir faydası olmayacağı gibi, devlete kaybettirdiğiniz her irtifa terör örgütüne kazandırdığınız mesafeye dönüşür.
Bugün çözüm diye tarif ettiğiniz bu yolun, yarın Türkiye için yeni ve daha ağır bir beka meselesine dönüşmesi kaçınılmazdır.
Biz bunu en başından beri söyledik, bugün de aynı yerde duruyoruz.
Siz milletimizden yönetme yetkisini isterken, seçim propagandanızın merkezine terörle mücadeleyi koydunuz. Muhalefeti terör örgütleriyle yan yana olmakla suçladınız. “Bize yetki vermezseniz teröristleri serbest bırakacaklar.” dediniz.
Milletimizin teröre karşı hassasiyetini, şehitlerimizin hatırasını, analarımızın acısını seçim meydanlarında bir irade talebine dönüştürdünüz.
Milletimiz ekonomik sıkıntısına, geçim derdine, yaşadığı bütün zorluklara rağmen terörle mücadelede ortaya koyduğunuzu söylediğiniz bu iradeye itimat etti. “Devletim terör karşısında taviz vermesin.” dedi ve size bir kez daha yönetme yetkisi verdi.
Şimdi ise milletimizden aldığınız bu yetkinin tam aksi istikametinde bir irade ortaya koyuyorsunuz.
Dün meydanlarda karşısında durduğunuz terör örgütünün elebaşını bugün cezaevinden çıkarmanın; terör örgütü mensuplarını hangi düzenlemelerle affedebileceğinizin, nasıl cezasız bırakabileceğinizin yollarını arıyorsunuz.
Yaptığınızı doğru bulabilirsiniz. Bunun devlet için gerekli olduğunu da sanabilirsiniz. Ancak değiştiremeyeceğiniz bir hakikat vardır:
Milletimiz size bu yetkiyi, bugün yaptıklarınızı yapmanız için vermedi. Seçim sırasında teröre karşı söylemleriniz ve taahhütleriniz için verdi.
Terörle mücadele konusunda ortaya koyduğunuz bu köklü tavır değişikliği, milletin iradesine yeniden müracaat etmeyi zorunlu hâle getirmiştir.
Ya erken seçime gider, “Biz iki yıl önce sizden bu iradeyle yetki aldık ama şimdi politikamızı değiştirdik.” der ve yetkinizi yenilersiniz;
Ya da hazırladığınız düzenlemeyi referandumla milletimizin önüne koyar, milletimizin onayını alırsınız.
Ama milletimize sormadan, milletimizden aldığınız yetkinin tam tersini yapamazsınız.
Rotamız millet: Durağımız Sinop…
Genel Başkan Yardımcımız ve Aile ve Sosyal Politikalar Başkanımız Sayın Av. Merve Kır Müftüoğlu, “Rotamız Millet” programı kapsamında Sinop’ta temaslarda bulundu.
İl ve ilçe teşkilatlarımız, Kadın Kollarımız ve Gençlik Kollarımızla bir araya gelen Müftüoğlu, teşkilat çalışmalarımızı ve saha faaliyetlerimizi değerlendirdi.
Sinop esnafını ziyaret ederek talep ve beklentilerini dinledik; sivil toplum kuruluşlarıyla da bir araya gelerek şehrin sosyal gündemine ilişkin istişarelerde bulunduk.
Rotamız millet: Durağımız Sinop…
Genel Başkan Yardımcımız ve Aile ve Sosyal Politikalar Başkanımız Sayın Av. Merve Kır Müftüoğlu, “Rotamız Millet” programı kapsamında Sinop’ta temaslarda bulundu.
İl ve ilçe teşkilatlarımız, Kadın Kollarımız ve Gençlik Kollarımızla bir araya gelen Müftüoğlu, teşkilat çalışmalarımızı ve saha faaliyetlerimizi değerlendirdi.
Sinop esnafını ziyaret ederek talep ve beklentilerini dinledik; sivil toplum kuruluşlarıyla da bir araya gelerek şehrin sosyal gündemine ilişkin istişarelerde bulunduk.
Anahtar Parti yükselişini devam ettirecek; önümüzdeki dönem Anahtar Parti; Türk milletinin, 86 milyonun umudunun öznesi haline gelecek.
Partimiz parmak sallamaya gelmiyor, sarıp sarmalamaya geliyor; benden, senden demeye gelmiyor, ‘hepimiz beraberiz’ demeye geliyor, ‘biz aileyiz’ demeye geliyor.
Göreceksiniz ki Anahtar Parti; bir bölgenin, coğrafyanın değil, Türk milletinin parçasıdır, 86 milyonun parçasıdır. Şırnak’ın da parçasıdır, Hakkâri’nin de parçasıdır, İzmir’in de parçasıdır, Artvin’in de parçasıdır, Rize’nin de parçasıdır, Yozgat’ın da parçasıdır, Tekirdağ’ın da parçasıdır; kalbi bu topraklara bağlı herkesin parçasıdır.
Rotamız millet: Durağımız Şırnak…
Anahtar Parti Tarım ve Gıda Güvenliği Politikaları Başkanımız Sayın Hasan Hüseyin Demiröz, “Rotamız Millet” programı kapsamında Şırnak’ta temaslarda bulundu.
Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ile İl Teşkilatımızı ziyaret eden parti heyetimiz; yayla, mera ve köylerde Şırnaklı hemşehrilerimizle bir araya geldi.
Tarım ve hayvancılığın sahadaki sorunlarını üreticilerimizden dinledik, Anahtar Parti’nin çözüm önerilerini paylaştık.
Rotamız millet: Durağımız Kilis…
AR-GE Başkanımız Sayın Prof. Dr. Özcan Güngör, “Rotamız Millet” programı kapsamında Kilis’te teşkilat ve saha çalışmaları gerçekleştirdi.
Çocuklarımızdan gençlerimize, kadınlarımızdan büyüklerimize, şehit yakınlarımızdan gazilerimize, esnafımızdan iş insanlarımıza kadar Kilis’in farklı kesimleriyle bir araya geldik. Şehrin meselelerini yerinde dinledik, çözüm önerileri üzerine istişarelerde bulunduk.
Sivil toplum kuruluşlarımızı ziyaret ederek Kilis’in gündemini değerlendirdik, teşkilatımızla partimizin Kilis yol haritasını yeniden ele aldık.
Bizim meselemiz yalnızca anlatmak değil; dinlemek, anlamak ve çözüm üretmek.