Yıldırım Belediye Başkanımız,Hemşerimiz,sn, @oktayyilmaz16 Bey 15 Temmuz, vesilesiyle, Hanemize, ziyarette bulundu. Kıymetli Başkanımıza, Ailemiz adına Teşekkür ediyorum.
12 Eylül'de Bizim Çocuklar kazandı diyorlardı
Çok şükür 15 Temmuzda onların gayri meşru Çocukları kaybetti.
Şehadetin mübarek olsun yiğidim
#15Temmuz#ŞehitLokmanBiçinci.
15 Temmuz gecesi milletimiz yalnızca bir darbeyi durdurmamıştır.
Her biri vicdanının sesini dinlemiştir. Her biri millet olmanın şuuruyla davranmıştır. Her biri vatan söz konusu olduğunda gerisinin teferruat olduğunu göstermiştir.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Hürmüz’den yükselen gerilim, daha büyük bir felakete dönüşmeden durdurulmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da barıştan yana tavizsiz tavrını kararlılıkla sürdürecek ve bölgesel istikrarın korunması adına üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam etmelidir.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Zamanın akışını kim okuyacaktır?
Görünürdeki sükunetin altında kaynayan kazanların ateşini kim teşhis edecektir?
Müttefiklik sözlerinin arkasındaki samimiyet derecesini kim ölçecektir?
Dostluk beyanlarının satır aralarında saklanan menfaat hesaplarını kim fark edecektir?
Krizlerin gölgesinde kurulan yeni denklemleri, diplomatik tebessümlerin gerisindeki soğuk hesapları kim görecektir?
Kim sabretmeyi bildiği kadar set çekmeyi, müzakere etmeyi bildiği kadar hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir?
Cevap bellidir. O da Türkiye’dir.
Devlet BAHÇELİ
Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır.
Sorulması gereken sorular şunlardır:
Türkiye’nin dışlandığı yıllar Avrupa’ya ne kazandırmıştır?
Göç krizleri mi çözülmüştür?
Enerji güvenliği mi sağlanmıştır?
Savunma kapasitesi mi güçlenmiştir?
Jeopolitik kırılganlıklar mı ortadan kalkmıştır?
Bunların hiçbirisi gerçekleşmemiştir.
Aksine Avrupa, her geçen gün daha fazla stratejik belirsizlikle karşı karşıya kalmıştır.
Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci artık yalnızca üyelik müzakereleri başlığı altında ele alınabilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır.
Mesele, Avrupa’nın kendi geleceğini nasıl tasavvur ettiğidir.
Mesele, Avrupa’nın jeopolitik gerçeklerle yüzleşip yüzleşmeyeceğidir.
Mesele, Avrupa’nın stratejik aklı ile ideolojik önyargıları arasında hangi tercihi yapacağıdır.
Devlet BAHÇELİ
Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır.
Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır.
Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır.
Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir.
Devlet BAHÇELİ
Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir.
Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır.
Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır.
Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe,
Savunma kapasitesinden demografik daralmaya,
Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir.
Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır:
O hakikatin adı da Türkiye’dir!
Devlet BAHÇELİ
Barış kapısı kısa süre önce aralanmıştır.
Bu kapıyı yeniden kapatan gelişmelerin üzerine soğukkanlılıkla gidilmelidir.
Barışın önüne düşen gölgeyi kaldırma sorumluluğu, mutabakatın taraflarına aittir.
ABD, askeri müdahalenin müzakereyle bağdaşmayan sonuçlarını görmeli ve verdiği taahhütlerin gereğine dönmelidir.
İran da Hürmüz’deki geçişlerin yeniden emniyet içinde yürütülmesini sağlamalıdır.
Hürmüz’den yükselen gerilim, daha büyük bir felakete dönüşmeden durdurulmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da barıştan yana tavizsiz tavrını kararlılıkla sürdürecek ve bölgesel istikrarın korunması adına üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam etmelidir.
Devlet BAHÇELİ
Hürmüz; dünya ekonomisinin, enerji arzının, deniz ticaretinin ve milyonlarca insanın geçim şartlarının birbirine bağlandığı stratejik bir geçittir.
Burada yaşanan her kesinti, petrol ve doğal gaz taşıyan gemilerden başlayarak üretim maliyetlerine, ulaşım giderlerine, gıda fiyatlarına ve nihayet vatandaşların sofrasına kadar uzanacaktır.
Hürmüz’deki kilitlenmenin anahtarı da kaynağı da mutabakatın bozulduğu yerde aranmalıdır.
Müzakere masasının hükmü korunup askerî yöntemlere müracaat edilmeseydi bugün Hürmüz Boğazı’nın kapanmasını değil, nihai anlaşmanın hangi esaslar üzerinde yükseleceğini konuşuyor olacaktık.
Bu nedenle öncelikle saldırılar durdurulmalı, mutabakatın ihlal edilen hükümleri yeniden işler hale getirilmeli, taraflar karşılıklı yükümlülüklerine riayet etmelidir.
Devlet BAHÇELİ
NATO’nun caydırıcılığı yalnız askeri envanterinin büyüklüğüne, savunma harcamalarının miktarına veya harekât kabiliyetinin genişliğine dayanmaz.
İttifakın gerçek kuvveti, üyelerinin sözüne duyulan güven, alınan kararların öngörülebilirliği ve müttefiklik hukukunun muhafazasıdır.
Uluslararası bir mutabakatın süratle terk edildiği, askeri müdahalenin müzakerenin önüne geçtiği bir vasatta; aynı anda ittifak hukukundan, karşılıklı güvenceden ve müşterek güvenlikten söz etmek ciddi bir çelişki doğuracaktır.
Bir taraftan müttefiklere uzun vadeli taahhütler verilirken, diğer taraftan birkaç hafta önce imzalanan bir mutabakatın sona erdiğinin açıklanması, kaçınılmaz olarak güvenilirlik meselesini gündeme taşıyacaktır.
Devlet BAHÇELİ
Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, günlük hesaplara kurban edilemeyecek büyük bir emanettir.
Dün olduğu gibi bugün de aynı yerdeyiz; vatanımız için buradayız, milletimizin yanındayız, cumhuriyetimizin zırhıyız, demokrasimizin kalkanıyız, Türk bayrağının sancaktarıyız ve Allah’ın izniyle yarın da aynı yerde olmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi şehadet mertebesine ulaşan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyorum. Terörle mücadelede hayatlarını feda eden bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
Gazilerimize sağlık, afiyet ve uzun ömürler niyaz ediyorum.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
ABD’nin İran’ın nükleer programı, bölgedeki askeri faaliyetleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerin emniyetiyle ilgili kaygılarının olması da elbette tabiidir.
Bu kaygıların müzakere masasında ele alınması, denetlenebilir hükümlere bağlanması ve karşılıklı güvencelerle giderilmesi mümkündür.
Nitekim varılan mutabakatın maksadı da budur.
Ancak güvenlik kaygısı, bölgemizde daha büyük bir kriz ve kaos meydana getirmenin gerekçesi yapılamaz.
Devletler arası münasebetler, bir gün geçerli sayılıp ertesi gün keyfe keder gerekçelerle hükümsüz ilan edilen şahsi tasarruflarla değil; ahde vefa ilkesiyle yürütülür.
ABD Başkanı’nın “mutabakat benim için bitti” açıklaması bu nedenle sorunludur.
Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür.
Devlet BAHÇELİ
İran, mutabakatın tarafıyken saldırıya uğramıştır.
İran şehirleri bombalanmış, İran vatandaşları hayatlarını kaybetmiş, ülkenin egemenlik sahası askeri müdahalenin hedefi olmuştur.
Bu gerçek görmezden gelinerek Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazını kapatma yönünde daha sonra aldığı kararları, öncesinde hiçbir gelişme yaşanmamış gibi müstakil bir saldırganlık başlığı altında değerlendirmek doğru, hakkaniyetli ve vicdanlı bir yaklaşım olmayacaktır.
Sebebi sonuç, sonucu sebep gibi göstermek; hakikati baş aşağı çevirmekten başka bir anlama gelmeyecektir.
İran’ın ülkesine yönelen saldırılar karşısında güvenliğini koruma, egemenlik haklarını müdafaa etme ve milletinin can emniyetini sağlama hakkı vardır.
Devlet BAHÇELİ
Zamanın akışını kim okuyacaktır?
Görünürdeki sükûnetin altında kaynayan kazanların ateşini kim teşhis edecektir?
Müttefiklik sözlerinin arkasındaki samimiyet derecesini kim ölçecektir?
Dostluk beyanlarının satır aralarında saklanan menfaat hesaplarını kim fark edecektir?
Krizlerin gölgesinde kurulan yeni denklemleri, diplomatik tebessümlerin ardındaki soğuk hesapları kim görecektir; kim sabretmeyi bildiği kadar set çekmeyi, müzakere etmeyi bildiği kadar hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir?
Cevap bellidir. O da Türkiye'dir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin Özel Kalem Müdür Yardımcısı Özgür Alp Özer'in muhterem anneannesi Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.
Merhumeye Cenab-ı Allah’tan rahmet ailesine, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı diliyorum.
Mekanı Cennet Olsun.