Hulusi Akar, kızının yatay geçiş süreciyle ilgili iddialara net yanıt verdi:
“Bahsi geçen yatay geçiş işlemi, ilgili üniversitenin akademik ve bilimsel kurulları tarafından değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır..
Bu, yasal bir haktır ve benzer şekilde birçok öğrenci bu haktan yararlanmıştır.”
Akar, sürecin kişisel değil, mevzuata dayalı olduğunu vurgulayarak tartışmalara noktayı koydu..
ÖZGÜR ÖZEL’E MESAJIM…
BAK OĞLUM…
BEN FETO’YU ZAMANINDA HOCA BILDIRDIM VE SAYGI GÖSTERIRDIM…
SONRA FETO’NUN SİYASİ BIR FAHIŞE OLDUĞUNU ÖĞRENDIM VE ONA KARŞI EN BÜYÜK MÜCADELEYI VERDIM.
15 TEMMUZ’DA FETO’YA KARŞI EN BÜYÜK DIRENCI ERDOĞAN’DAN SONRA
AILE OLARAK BIZ KOYDUK…
BIZ FETO’YU HOCA BILDIĞIMIZ GÜNLERDE, SIZ TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLISI‘NDE FETO’NUN ALEYHINDE ÖNERGE VERDINIZ…
NE ZAMAN KI BIZ FETO‘NUN SIYASI FAHIŞE OLDUĞUNU ÖĞRENDIK VE ONLA MÜCADELEYE BAŞLADIK,
SIZ SIYASI FAHIŞEYE SAHIP ÇIKMAYA BAŞLADINIZ.
ŞIMDI KIM FETOCU?
BAK AŞAĞIDA SENIN SIYASI FAHIŞEYE SAHIP ÇIKTIĞIN GÜNLERI GÜNDEME GETİRDİM.🔻
🔴BANA FETOCU DIYECEK OLAN KIŞININ SURATINA TÜKÜRÜRÜM.
🔴İSPAT ETMEYEN KIŞININ SURATINA TÜKÜRÜRÜM…
🔴ONU BOK ÇUKURUNA SOKAR REZIL EDERIM.
ANLADIN MI FETO YARDAKÇISI ÖZGÜR ÖZEL?
HATIRLATMA
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 15 Temmuz darbe girişiminden 8 ay önce emniyetteki FETÖ’cüleri ziyaret ettikten sonra FETÖ’ye “inanç grubu ve hizmet hareketi” dedi.
Tüm ifadeyi şimdi bitirdim. Meraklısına kısa özet:
1-) Sadece gizli tanık ifadeleri var, somut bir şey yok diyen herkes bilmeli ki somut delille desteklenmeyen gizli tanık ifadeleri hükme esas alınamaz. Ancak somut delil emniyet ifadesinde değil, soruşturma tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak iddianamede yer alır.
2-) Böylesine gerilimi yüksek bir süreç yaşanırken gizli tanıkların kimliğini açıklamamak hukuka uygun bir süreç. Yasa gizli tanık sisteminin şartlarını net ortaya koyuyor. Bugün kimliği açıklanan bir tanığın toplumsal olarak nasıl bir baskı altında kalacağını ve can güvenliğini düşündüğümüzde, şu aşamada gizli tanık olarak kalmaları hukuksuz bir durum değil. Bunun üzerinden yürütülen hukuksuzluk tartışması doğru değil.
3-) Somut delil yok iddialar asılsız demek için erken. Yüzde yüz suçludur demek için de öyle. Bu savcılık iddianamesi değil, emniyet ifadesi ki, emniyet ifadesinde zaten şüpheliye iddialar sorulur. İddiaların somut delillerle ispatı bir süreçtir. Gizli tanık ifadelerinin ispat süreci, soruşturmanın tamamlanması, iddianameyle ortaya konması ve dava aşamasındaki savunmalarla tamamlanır. Bugünden her şeyin somut delille ispatını istemek, yüzde yüz suçlu demekle aynı yere çıkıyor.
4-) Gizli tanık ifadeleri öyle piyasaya düşen sayfaların bazıları gibi sadece “duydum, öyleymiş” gibi değil. Bazı meselelerde gayet net tarifler, anlatımlar var. İddiaları yüzde yüz her şeyiyle doğrudur diye kabul etmek bu aşamada haksızlık ancak gizli tanık ifadeleriyle tamamen senaryo yazılmış demek de baya haksızlık. Zaten birçok yerde isimler, bağlantılar, fatura kesen firmalar, telefon kayıtları ve bu firmaların ortaya koyduğu veya koymadığı işler belli. Yani gizli tanıkların ifadeleri somut belgelerle kolayca ispat edilebilir şeyler. Soruşturma aşamasında incelemeler sürdüğünde, tüm şüpheliler ifadelerini verdiğinde, raporlar her şeyiyle çıktığında tanık ifadelerinin doğruluğu belgelerle ispat edilebilir. Zaten somut delil olmazsa, sadece tanık ifadeleri üzerinden değil İmamoğlu gibi bir figüre hiçbir şahsa ceza verilemez.
5-) Ben, savcılığın somut delil olmadan sadece gizli tanık ifadeleri üzerinden giderek böyle kitlesel gerginlik eşiği yüksek bir dosyada bu çapta büyük bir gözaltı süreci başlatacağını düşünmüyorum. Mevcut anlatılar içinde çok net tarif ve detaylar var ve bunlar somut delille ispat edilemeyecek şeyler değil. Ama bunların emniyet ifadesinde olmaması gayet doğal. Esas mesele iddianamede ve yargılama esnasında ortaya çıkar. Ortada delillerle ispat edilmesi mümkün olmayan soyut iddialar yok. Savcılık bunları ortaya koyamazsa, zaten bu dosyada bir sonuç çıkmaz. O yüzden İmamoğlu’nu sevenler de itidalli olup, iddia makamının ortaya ne koyacağını görmeli.
@malikejder Pre-med biyoloji ile standart bir biyoloji bölümlerinin müfredatı farklıdır. Pre-med biyoloji adından belli olduğu gibi Tıp fakültesine giriş için gerekir.
Hulusi Akar'ın avukatı Samet Can Olgaç, Akar'ın kızının ABD'den Hacettepe tıp fakültesine geçişine ilişkin yapılan algı operasyonlarına cevap verdi.
Geçişle ilgili bir usulsüzlük yok. not ortalaması da 4.00
Bu yalanı İsmail Saymaz ilk yaymıştı!
Fatih Altaylı algı operasyonu yapıyor
1) Hulusi Akar'ın kızının ABD'de okuduğu DePaul Üniversitesi Pre-Medical Biyoloji programı TIP Fakültesi ile ilgili
Bizdeki Fen edebiyat biyoloji ile alakası yok. Altaylı İstese google yapıp öğrenebilirdi
2) Bu olay ile ilgili danıştay kararı yok
Ekrem İmamoğlu'nun diploması ile ilgili İstanbul Üniversitesi içindeki süreç neden ilerlemiyor?
1- Ekrem İmamoğlu'nun diplomasıyla ilgili Mayıs 2024'te haberler yayınlanmaya başlıyor. Kamuoyu baskısı ve konunun gündem olması sonrası İstanbul Üniversitesi üst yönetimi bir toplantı tertip ediyor.
2- Toplantıya Rektör Prof. Dr. Bülent Zülfikar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cemil Kaya, Rektör Başdanışmanı Prof. Dr. Haluk Zülfikar ve Rektörlük Genel Sekreter Yardımcısı Vekili Yusuf Yüceyaltırak katılıyor.
Toplantı sonucunda, mesele Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) havale ediliyor. Böylece diploma meselesi İstanbul Üniversitesi tarafından üniversite üstü bir otoriteye yönlendirilmiş oluyor.
3- YÖK, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını açıkça usulsüz buluyor ve iptalini istiyor.
4- İstanbul Üniversitesi bu talebe direniyor. Ekrem İmamoğlu ile aynı dönemde usulsüz yatay geçiş yapan başkalarının da olduğunu gerekçe gösterilerek bunun Ekrem İmamoğlu'na özel bir usulsüzlük değil de genel bir hata olduğu yönünde bir görüş oluşturmaya çalışıyor.
5- Cumhuriyet Başsavcılığı’nın duruma el koymasıyla birlikte, İÜ üst yönetimi süreci yavaşlatmak için meseleyi yeniden YÖK’e devrediyor.
Savcılığın ısrarla talep ettiği rapor, bilinçli bir şekilde bekletiliyor ve bu gecikme, Ekrem İmamoğlu���na diploma üzerinden propaganda yapması için zaman kazandırıyor
6- Ekrem İmamoğlu lehine raporun ve sürecin geciktirilmesinin arkasında şu isimler bulunuyor:
➖Rektör - Osman Bülent Zülfikar
➖Başdanışman - Haluk Zülfikar
➖Rektör Yardımcısı - Cemil Kaya (Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi)
➖Genel Sekreter Vekili - Seyit Rasim Doru (Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi)
➖Genel Sekreter Yardımcısı Yusuf Yüceyaltırak
Bu ekip, bir soruşturma komisyonu kurmayarak, evrakları Yusuf Yüceyaltırak eliyle toplatıyor ve resmi bir komisyon olmaksızın geciktirme kararı alıyor.
Böylece sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi engelleniyor ve üniversite içinde süreçlere dair ciddi bir bilgi karartmasına sebebiyet veriliyor.
Yani bu isimler bilerek ve isteyerek süreci Ekrem İmamoğlu lehine olacak şekilde şekillendirmek için her şeyi yapıyor.
7- İşte bir yandan savcılığın başlattığı süreç geciktirilirken 4 Şubat 2025 tarihinde Ekrem İmamoğlu’nun avukatı İÜ Hukuk Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi hesabına (36 bin TL) para yatırarak ve doğrudan Doç. Dr. Cenk Yaşar Şahin'in adını vererek hukuki mütalaa talep ediyor.
Mütalaa İÜ Hukuk Fakültesi antetli evrakı ile uygun görülüyor.
8- İstanbul Üniversitesi üst yönetiminde 2 Hukuk Fakültesi öğretim üyesinin (Cemil Kaya, Seyit Rasim Doru) bulunması ve mütalaanın aynı kürsüdeki başka bir öğretim üyesi olan Doç. Dr. Cenk Yaşar Şahin tarafından yazılması sürecin organize bir şekilde yürütüldüğü yönünde intibaya sebep oluyor. Burası gerçekten ilginç.
Hatta Cemil Kaya, Seyit Rasim Doru ve Cenk Yaşar Şahin'in Hukuk Fakültesi'ne girişlerinde ve akademik yükselmelerinde önceki dekan olan Prof. Dr. Adem Sözüer'in oynadığı rolün de oldukça kritik olduğu belirtiliyor.
9- Peki bu üç ismin dekanı olan Prof. Dr. Adem Sözüer kim? Elbette Ekrem İmamoğlu'nun avukatı.
Aynı zamanda Ekrem İmamoğlu'nun diploması hakkındaki basın toplantılarını düzenleyen kişi.
Aynı zamanda Ekrem İmamoğlu'nun diploması hakkında hukuki mütalaa hazırlayacak olan Cenk Yaşar Şahin'in ve Cemil Kaya'nın da yakın arkadaşı.
Öyle yakın arkadaşlar ki, Adem Sözüer bundan 11 yıl önce bile kendi şahsi X hesabından Cenk Yaşar Şahin'in kitaplarını tanıtıyormuş.
Üstelik sürekli aynı panellere katılıp birlikte konferans vermeye devam ediyorlar.
Mesela geçen seneki Yüzyüze Hukuk Seminerleri'nde veya daha geçen ay düzenlenen Depreme Bağlı Olarak Ortaya ��ıkan Hukuki Sorunlar ve Çözüm Önerileri Sempozyumu'nda birlikte konuştular.
Yani Ekrem İmamoğlu'nun diploması hakkında mütalaa yazacak Cenk Yaşar Şahin aslında Ekrem İmamoğlu'nun avukatı olan Adem Sözüer'in yakın arkadaşı.
10- Rektör Bülent Zülfikar, diploma ile ilgili sürece Cemil Kaya dışındaki diğer rektör yardımcılarını meseleye dahil etmiyor.
Böylece diğer Rektör Yardımcılarının sürecin ilerlemesi yönündeki aksiyonlarının önüne geçiliyor.
Peki Rektör Yardımcısı Cemil Kaya kim?
Yine Ekrem İmamoğlu'nun avukatı olan Adem Sözüer'in Yüz Yüze Hukuk Seminerleri'ne birlikte katıldığı diğer bir yakın arkadaşı.
Yani görüldüğü üzere İstanbul Üniversitesi'nde Ekrem İmamoğlu'nun diploma süreçlerini inceleyen kişilerin tamamı bir şekilde Ekrem İmamoğlu'nun avukatının yakın arkadaşı çıkıyor.
Peki böyle bir süreçten Ekrem İmamoğlu aleyhine bir karar çıkması mümkün mü? Elbette değil.
Bana göre bu sürecin daha fazla uzamaması için İstanbul Üniversitesi Rektörü'nün görevden alınması ve tarafsızlığına gölge düşmemiş başka bir hocamızın Rektör olarak atanması gerekiyor.
Elbette buna YÖK karar verecektir ama böyle açıkça taraflı bir üst yönetimin Ekrem İmamoğlu'nun diploması hakkında süreç yürütmesi kabul edilemez.
Seçime daha 3 yıl varken görevini bırakıp şehir şehir dolaşanlara, yolsuzluğa hırsızlığa kucak açanlara, şaibeyi bir parti standardı olarak belirleyenlere Recep Tayyip Erdoğan had bildiriyor..
| SON DAKİKA…|
İmamoğlu’nun sinsi planı…
“Kandil uzlaşması” soruşturmasının kendisine uzanacağını bilen İmamoğlu, kayyum atanır korkusuyla İBB Başkanlığından ayrılıp yerine yakın adamı Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ı getirmeyi, diplomasının iptali ile çok kısa süre içinde Kurultay’ı toplayarak CHP Genel Başkanı olmayı planlıyor. Bunun için aralarında CHP gençlik kollarından isimlerin bulunduğu kendisine bağlı Türkiye Gönüllüleri Topluluğu @gonulluTR ile zoom toplantısı yapmış.
Kılıçdaroğlu’ndan sonra Özgür Özel’in altından koltuğunu çekecek.
Böylece hem İBB hem CHP onun olacak.
Bu arada adaylığı önünde rakip çıkacak herkesi de hükümetin adayı ilan etti uyanık
Bir kamu yöneticisi olarak görev yaptığım süre içerisinde siyasi tartışmalara girmemeye azami özen gösterdim - göstermekteyim.
Ancak Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın “Devlet yetmiyor, kurumlar çöktü, izin versinler okulları temizleyeceğiz.” şeklindeki açıklamaları, siyasi polemikten ziyade devletimizi ve devletimizin kurumlarını acz içinde gösterme amacı taşıdığını değerlendirdiğim için bu açıklamayı yapma gereği hissettim.
İstanbul’umuzda toplam 3.963 ilk ve orta dereceli okul bulunuyor. Bu okullarımızda çeşitli statülerde toplam 18.465 temizlik personeli görev yapmaktadır. Bu personelin tüm özlük hakları, kamu kaynaklarından karşılanmaktadır.
Temizlik yapmak istiyorlarsa, pislikten geçilmeyen arka sokaklardan başlayabilirler.
Çok paraları varsa, yıllardır ödemedikleri borçlarını ödeyebilirler.
Kendi asli işlerini yaptıktan sonra diğer kamu hizmetlerine ya da öğrencilerimize destek vermek isterlerse bir protokol dahilinde tamamına destek de olabilirler.
Ama 3.963 okuldan 5 tanesine temizlik personeli desteği, 3 milyon öğrenciden 250 tanesine yemek desteği vererek sosyal medya belediyeciliğiyle laf cambazlığı yapmalarına ve binlerce emekçinin ortaya koyduğu hizmeti karalamalarına müsade etmeyeceğiz.