Anthony Taylor :
Agbadou pozisyonu :
Devam kararı doğru ✅
Vlahovic pozisyonu :
Kırmızı kart 🟥
Nübel pozisyonu :
Devam kararı doğru ✅
Biz ise nelere maruz kaldık bu süreçte ?
-Agbadou ve Nübel pozisyonlarında rakip medya mensuplarının bağıra bağıra kırmızı kart verilmeliydi dediğini , Vlahovic pozisyonunu ise “Evet yüze bir müdahale var ama öncesinde Agbadou’nun 5. Dakikada kırmızı görmesi gerekiyordu “ dediklerini duyduk onlarca programda , saatlerce…
Örneğin :
Agbadou pozisyonunda en hızlı paylaşımlarından birini yaparak neredeyse 5 dk. İçinde video çekip paylaşan, kesinlikle kırmızı kart olması gerektiğini söyleyen @dabitnel ve “hakem maçı katletti , Kasımpaşa’yı doğradı” gibi cümleler kuran @ahmetcakar1 gibilerden.
Mesela bu kişiler dördüncü videoda futbol ahlakı dışında hareketleri gördüğümüz kasti dirsekleri , rakibi çekerek atılan gollerle 1-0 gelen galibiyetleri gündemde tutmazlar.
Bunlar için 5 dk. içinde video çekip paylaştıklarına da şahit olamayız.
Karşılığında başka bir argüman geliştirerek , üstünkörü bahsederler.
Medya algısına kapılmayıp , hemen kabullenmememiz gerektiğini bir kez daha gördük.
Beşiktaş taraftarları , sosyal medyada , KANITLARLA , bir arada tepkilerini çok net bir şekilde verdi bu süreçte.
Böyle devam.
Rakiplere verilmeyen kırmızı kartlar , kendilerini yere atmalarına verilen faullere kesilen ataklar , aleyhlerine verilmeyen penaltılar.
Paylaşacağımız videolar, görseller bunlar.
Gündemi biz belirleyelim.
Kendimizi savunmakla zaman harcamadan önce , sosyal medyada gündemi belirleyen ve dikkatleri asıl yere çekmesi gereken bizleriz.
Böyle devam.
Bu sezon Süper Lig'de kasım ayına kadar Beşiktaş;
✅️ 6 Galibiyet
⭕️ 1 Beraberlik
❌️ 3 Mağlubiyet
🏆 UEFA Avrupa Ligi Lig aşamasında yer alıyor.
🦅 Lig'de ve Avrupa'da evinde namağlup.
Geçen sezon Süper Lig'de kasım ayına kadar Beşiktaş;
✅️ 5 Galibiyet
⭕️ 2 Beraberlik
❌️ 4 Mağlubiyet
🏆 UEFA Avrupa Ligi Lig aşamasında yer almıyor.
🦅 İç sahada 2 Mağlubiyet.
Öncelikle şu gerçeğin altı çizilmelidir: Vincenzo Italiano, önceki teknik direktörlere kıyasla ne oynatmak istediği çok daha net olan, oyununu sürekli geliştirme çabasında olan ve geldiğinden beri verimliliği artırarak Beşiktaş’ın oyununu gerçekleştirebildiği seviyenin üstüne taşıyan bir isimdir. Malumunuz, herkes de buna şahitlik etmiştir. Tabii ki takımın oyununda gelişmesi gereken yönler vardır ve bu konuda fikir beyan edilebilir. Öte yandan, performans dalgalanmaları ve saha içi tercihlerin istenildiği gibi yansımaması, en büyük kulüplerin teknik direktörlerinin, en kritik maçlarda dahi zaman zaman yaşadığı durumlardır. Bu nedenle yaklaşım, anlık skorlardan ziyade sürecin kendisine odaklanmalıdır. Gelişim süreci durmuşsa bunun sebepleri elbette sorgulanmalıdır; ancak bu durumu irdeleyen herkesin fikri de mutlak doğru değildir, zira farklı bakış açıları ve tercihler de pekala başarıyı doğurabilir. Asıl odaklanılması gereken nokta, takımın oynanan oyunu ne kadar ileri taşıyabildiği ve çeşitleyebildiğidir.
Dolayısıyla, oyun üzerine konuşulurken ve oyuncu eleştirileri yapılırken bu yapıcı perspektifin savunulması gerektiğini düşünüyorum.
Günümüz futbolunda hem çok para harcayıp yüksek kaliteyi hemen transfer etmek hem de piyasadaki rakiplere rağmen bu süreci anında sonuçlandırmak istenmektedir. Ancak bu beklenti karşılanırken, kulübümüzün bütçeyi en verimli şekilde kullanması gerektiği gerçeği ve sürdürülebilir mali yapı gereksinimi tamamen göz ardı edilmektedir. Yine futbolun bir takım oyunu olduğu gerçeği, oyuncu bazında doğru profil seçimi ve en önemlisi mali disiplin hiçe sayılmaktadır. Bu da kulübün kaliteyi tespit edip doğru maliyetle kulübe kazandırma refleksini köreltmektedir. Göz önüne alınması gereken pek çok değişken varken, hatalı yenen bir golün oyuncu odaklı bakış açısıyla, yapılan günlük analizlerle değerlendirilmesi ve buna dayanarak alelacele akla gelen ilk oyuncunun talep edilmesi, sadece basit günü kurtarma çabasından ibarettir.
Aslına bakarsanız, doğru transfer politikasının özü, "en uygun maliyetle en iyiyi bulmak" adına oyuncu portföyünü geniş, şartlara bağlı olarak sürekli güncel tutmak ve bu temel prensiplerden asla taviz vermemektir. Örneğin, yalnızca geçmişteki kariyerlerine ve saf kalite odaklı yüksek harcamalarla sadece iki, üç futbolcuya bağlanan astronomik rakamlar yerine; bu stratejik prensip ışığında hareket edilerek hem daha fazla eksik kapatılabilir hem de sahada çok daha fazla etki ve verimlilik sağlanabilirdi.
Eğer bu akılcı ve sürdürülebilir yaklaşım hayata geçirilebilirse; hem oyun istikrarı yakalanır, hem saha içi tercih hataları ile performans dalgalanmaları minimuma iner, hem de kulübün mali yapısı korunur. Yeterli derinliğe ve verimliliğe sahip bir kadro mühendisliğiyle, takımın gelişimi çok daha kısa zaman diliminde ve katlanarak sağlanabilir.
İşte tam da bu yüzden şunu savunuyorum: Bu işin % 70-80'i doğrudan kadro mühendisliğine dayanır. Doğru sorulara verilen doğru yanıtlarla kurgulanan; sürekli irdeleyerek dominant oyuna yaklaşabilecek, bu dominant yapıyı sürdürülebilir kılacak çok yönlü ve iyi yapabilirliklere sahip oyuncu profillerine yatırım yapılarak kurulmuş bir kadro, başarıya giden tek yoldur.
Yönetimlerin siyasi saiklerle veya sosyal medyadaki geçici tepkilerle hareket etmek yerine; eksikleri olsa dahi işini emeğiyle, akılla ve profesyonelce yapmaya çalışan isimlerle, somut ve net veriler üzerinden yürüp yürümeyeceklerine karar vermeleri gerekmektedir.
Bana kalırsa zaten aksi filmi başa sarar ve işi tesadüflere bırakır.
Son karar pasları zamanlama ve şiddeti ile kalitesi önemli ama ilerideki birkaç oyuncu bunu yapamadı. Hem hücum organizasyonu engellendi hem de savunma zaafiyeti oluşturdu kendimize. Olaitan,Cerny,Oh,Poku zaman zaman bu hataları yaptılar maalesef.
Olaitan’dan kimse Manuel Fernandes olmasını beklemiyor. Orkun’un yokluğunda biraz o kafaya girmeye başladığını düşünüyorum. Beşiktaş kanatları üretken olmadığı için her oyuncu topu ayağından hızlı çıkarmak zorunda. Dün takımın temposunu düşürdüğü en az 5 pozisyon var.
Gözümüzün önünde İspanya’nın pas oyunu varken, yalnızca deli dana gibi koşup pres yaparak ve rakipten top kaparak başarıya ulaşılamayacağını, bunun insanı yormaktan başka bir işe yaramayacağını ve pas oyununu da bu sisteme katmanın şart olduğunu acaba ne zaman anlayacağız?
Hocanın hatalarını hepimiz eleştiriyoruz.
Avrupa’da ilk mağlubiyetimizi aldık kendi hatalarımızla.
Ama Marsilya-Hoffenheim-Palace-Celtic fikstüründen Beşiktaş’ın 7 puan ile çıkacağını bize söyleselerdi herkes düşünmeden kabul ederdi.
Bardağın dolu tarafına bakıyorum.
Takımın frikikcisi, penaltıcısı, korner kullananı belli değil, en panik, en tekniği düşük adamlardan biri kafasına göre gelip penaltı atıyor.
Çeki düzen şart buralara.
İtaliano ile 20 resmi maça çıktık, sonuçlar ;
13 Galibiyet 🟢
2 Beraberlik 🟠
5 Mağlubiyet 🔴
Mağlubiyetlerin 1 tanesi formalite Zalgiris maçı, 1 tanesi Alanya'da ki hakem katliami, 1 tanesi penaltı ve kırmızı kartımızın verilmediği Amed, Diğerleri Ts Palace ve Celtic maçları.+
Beşiktaş hakkında konuşanlar 3'e ayrılır
1) Makul taraftar: Sevinir, üzülür, över, eleştirir ancak 3 maç kötü gidince istifa çığırtkanlığı yapmaz, gerektiği kadar sabretmeyi bilir, gelişimin sancılarının farkındadır, sürecin tadını çıkarmayı bilir.
Çocuğu önce “Kendisi gitmek istiyor” diyerek takımdan gönderdin, şimdi de milli formayı üzerinden aldın. Peki, şimdi ne diyeceksin? “Çağırdık da gelmedi” mi diyeceksin?
Biz hocamızı eleştirir, kendimizce yanlışını söyleriz.
Ama bu durum, Avrupa’da köy takımlarına karşı bile galibiyeti olmayan kumarbazların fanboylarının fırsatçı söylemlerine kıçımızla güldüğümüz gerçeğini değiştirmez.
🚨 Anthony Taylor:
K4, açık eliyle B28’in yüzüne temas ediyor. Bu hareket topa yönelik bir mücadele sırasında gerçekleşmiyor ve K4 rakibinin baş bölgesine vuruyor. Temasın minimal veya hafif düzeyin üzerinde bir kuvvetle gerçekleştiği değerlendirilerek hareket, şiddetli hareket olarak kabul ediliyor.
Bu durumda VAR hakeminin, orta hakemi sahada incelemeye (OFR) davet etmesi beklenmektedir.
Beklenen karar: Kırmızı kart olmalı.