Bir Türk baba, üç aylık çocuğunu elinden alan ve velayetini vermeyen Jugendamt adlı kuruluşun 6 görevlisini öldürdü.
Bu korkunç toplu cinayet Almanya’da Jugendamt adlı, çocukları koruma altına almakla görevli kurumun alçakça, göçmen çocuklarını asimile edip Almanlaştırmaya yönelik uygulamalarının beklenen sonucuydu.
1-Uyduruk nedenlerle Türk ve göçmen ailelerin elimden çocuklarını almak
2-Zorla alınan çocukların akrabalara ya da Türk ailelere verilmek yerine Alman ve eşcinsel çiftlere verilmesi insanları artık çıldırtma noktasına getirdi
3-Bu şekilde alınan çocuklar dillerinden kültürlerinden ve dinlerinden uzaklaştırılıyorlar; yani Almanlaştırılıyorlar.
4-Almanya Jugendamt ile 1970’li yıllardan itibaren 100.000’e yakın Türk çocuğunu asimile etti, almanlaştırdı. Almanya demografik sorunu için tehlike olarak gördüğü göçmenleri bu şekilde asimile ediyor.
5-Jugendamt Türk aileler üzerine adeta bir kabus gibi çöküyor. Bir çocuğun ailesinden koparılması için, örneğin öğretmeninin suratını asık gördüğü çocuğu biraz zorlayıp onun ağzından “Babam beni arkadaşlarıma göndermedi” türünden bir şikayet alması yeterli. Jugendamt-Öğretmen-Polis-Savcı dörtlü saç ayağı bir Çete gibi çalışıyor.
https://t.co/uH2smctm2I
https://t.co/Usp0Z5RuKx
💢Osmanlı, 1912 yazında aldığı ani bir kararla, Balkanlar'da savaş çıkmayacağını düşünüp Balkanlar'dan 120 tabur(70–75 bin asker) terhis etti. Nazım Paşa'nın "Balkanlardan imanım kadar eminim" dediği bu karardan 40 gün sonra başlayan savaşta Trakya hariç tüm Balkanlar kaybedildi.
@mustafaciftcitr Halbuki vatansever Türklere silah dağıtmanız lazımdı, bebek katillerini taviz vererek uslanmaya ikna edemezsiniz. Fırsatını bulduklarında daha çok kan dökmek için onlar hazır olacak..
Hesap gününde duymadık bilmiyorduk denilmesin diye yazıyorum yoksa bir şeylerin değişeceğinden değil.. Gazze'de askeri soykırım azaldı bitmedi ama başka bir aşamaya geçti. Gazze'de her çadırda her ailede hasta var, yetersiz beslenme, hijyenden yoksun barınma yerleri ve haşerat.. Bombalalarla füzelerle ölmeyip bir şekilde hayatta kalanlar sistematik olarak ölüme sürükleniyor, Gazze'de bağışıklık sistemi sağlam belkide tek bir insan bile yok.. Çadırlar böcek içinde, banyo imkanı yok, kanalizasyon sistemi çökmüş, bırakın yıkanmaya içmeye bile su yok. Gazze deyince hep Resullah'ın şu sözü gelir; Bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız.. Mazlum coğrafyaları müstesna tutuyorum ama develere yüklesen dünyayı bilmem kaç kez tur atacak zenginliğin içinde Gazze'ye 1 şişe su sokmayan Ümmetin bu en zelil çağına denk düştüm sadece ona yanarım..
İsrail, Han Yunus'ta sivillerle dolu çadırlara bomba yağdırıyor —insanlar uykudayken gecenin tam ortasında!
Gazze'de sığınacak yer kalmadı!
Bu bombalar durdurulamayacak mı?
Bu nasıl barbar, canavar bir dünya öyle!
İnsanlık öldü!
Ölen insanlık!
Sosyal medyada 12 masum insanın katili bir adamın "kardeşlik hukukundan" söz ettiği konuşmasına rastladım.
Ben susuyorum, NAZIM HİKMET konuşsun...
Ateşi ve ihaneti gördük
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.
İstanbul 918 Teşrinlerinde,
İzmir 919 Mayısında
ve Manisa, Menemen, Aydın, Akhisar :
Mayıs ortalarından
Haziran ortalarına kadar
yani tütün kırma mevsimi,
yani, arpalar biçilip
buğdaya başlanırken
yuvarlandılar…
Adana,
Antep,
Urfa,
Maraş :
düşmüş
dövüşüyordu…
Ateşi ve ihaneti gördük.
Ve kanlı bankerler pazarında
memleketi Alaman’a satanlar,
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler.
Yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için.
Ateşi ve ihaneti gördük.
Murat nehri, Canik dağları ve Fırat,
Yeşilırmak, Kızılırmak,
Gültepe, Tilbeşar Ovası,
gördü uzun dişli İngiliz’i.
Ve Aksu’yla Köpsu,
Karagöl’le Söğüt Gölü
ve gümüş basamaklı türbesinde yatan
büyük, âşık ölü,
şapkası horoz tüylü İtalyan’ı gördü.
Ve Çukurova,
kıyasıya düzlük,
uçurumlar, yamaçlar, dağlar kıyasıya
ve Seyhan ve Ceyhan
ve kara gözlü Yürük kızı,
gördü mavi üniformalı Fransız’ı.
Ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte.
Eşraf ve âyân ve mütehayyizânın çoğu
ve ağalar :
Bağdasar Ağa’dan
Kellesi Büyük Mehmet Ağa’ya kadar,
düşmanla birlik oldular.
Ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp,
gelinlerin ırzına geçip,
çocukları öldürüp
ve
istiklâli yakıp yıktıkça düşman,
dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan
ve çığ gibi çoğaldı çeteler
ve köylülerden paşalar görüldü,
⚠️Komutanlık görevi yapmadan Tümgeneralliğe terfi ettirilen NATO’nun Türk Generali, Türkiye’de kurulması planlanan NATO Kolordusunun başına mı getirilecek?
Emekli Albay Orkun Özeller, Adana’da kurulması planlanan NATO Kolordusu’nun başına getirileceği iddia edilen Tümgeneral Eray Üngüder hakkında çarpıcı iddialarda bulundu:
‘Ordumuzda böyle mümtaz Hulusiler hiç bitmiyor.’
•NATO’da böylesi önemli bir pozisyonda bulunup ülkemizin içine adeta bomba yerleştiren NATO Kolordusu projesini onaylayan Tuğgeneral Eray Üngüder’in safahatını merak edip araştırdım.
•Açık kaynaklardan gördüm ki NATO tarihinde ilk kez IMS’de direktör seviyesinde göreve getirilen Üngüder, çok başarılı bir subaylık hayatının ilk görevi hariç Ankara doğuşuna hiç atanmamış, ABD’de 2 yıllık yüksek lisans eğitimi yapmış veABD Silahlı Kuvvetler Akademisinde bir yıl eğitim görmüş olması.
•Amerikan ordusu ve sistemiyle oldukça iç içe olduğunu görmekteyiz.
•NATO’ya bildirdiği biyografisinde de hiç komutanlık görevi görünmüyor. Ben de sorduğum kişilerden komutanlık görevi yaptığını bilen birisine rastlamadım.
•Hiç komutanlık yapmadan Tümgeneral olmak çok istisnai bir durum. Boncuklu...
•Ankara’da görev yaptığı dönemde 2020-2022 yıllarında tüm kritik atamaları terfileri ve emeklilik kararların planlandığı MSB atama koordinasyon daire başkanı olduğunu da açık kaynaktan öğreniyoruz.
•Bu görev Eray Üngüder için, o dönemde albay olmam sebebiyle tüm subaylar gibi benim de şahsi dosyama bakarak sicilimi görme imkanı tanıyan bir görevdi. Hani şu binlerce albayın bir anda TSK’dan tasfiye edilerek kadroların tüyü yolunmuş kuşa döndüğü dönem.
•2023 yılından itibaren de NATO’daki göreviyle ABD ile yakın ilişkisini sürdürmeye devam etmektedir. NATO IMS birimine atanan ilk Türk olması da büyük bir başarıyla basınımızda yer almıştır.
•Fakat Eray Üngüder hakkında öğrendiğim bazı bilgilerin doğru olup olmadığına da Milli Savunma Bakanlığı cevap vermesi gerekir.
Kendisinin NATO biyografisinde yer alan bir cümle ilgimi çekti.
•Orta doğu bölgesinde eğitmenlik görevi yapmış. 2 yıl süreyle Orta doğu görev yaptığı yerin İsrail olduğu ve iyi düzeyde İbranice bildiği doğru mudur?
•Amerika’daki Silahlı Kuvvetler Kursuna gideceklerin belirlendiği komutanlıkça tespit edilen adayların girdiği sınava girmemiş olmasına rağmen, sonradan adeta kişiye özel bir sınav yapılarak Amerika’ya gitmesinin önü açıldığı doğru mudur? Bu esnada Ankara’da hangi görevi yürütmekteydi?
•Personel azlığı ve görev yoğunluğu nedeniyle subayların normalde 4 defa (en az 3 olur) şark görevine gitmesi söz konusu olurken, bu generalimiz acaba kaç şark görevi yapmıştır? Bir mi?
•Akıllarda soru işaretleri uyandıran bu başarılı generalimizin müteakip görevi Adana’da kurulacak NATO kolordusu komutanlığı olabileceğini değerlendiriyorum?
•Ayrıca kendisinin iyi seviyede İbranice öğrenmiş olmasının nedenini bilemiyorum ama Tevrat’ı daha iyi anlamak için değildir herhalde. Bu arada TSK’da İbranice bilen başka general olmuş mudur acaba diye merak ettim.
•Bugüne kadar hakkında en ufak bilgi sahibi olmadığım Tümgeneral Eray Üngüder’in bu etkileyici safhatini öğrenmiş olduktan sonra da ben Adana’da konuşlanacak NATO kolodusunu ülkemizin içine yerleştirilecek bir bomba olarak görmeye devam ediyorum.
Ordumuzda böyle mümtaz Hulusiler hiç bitmiyor.”
Ama basına, takım kaptanları Hakan Çalhanoğlu ve Merih Demiral’ın organizasyonuyla kişi başı 20 bin dolar toplayarak çalışanlara (aşçı, şoför, personel, antrenörler) dağıttıkları anlatıldı.
16 milyon dolar alıp, 20 bin doları dağıtıp bunun da reklamını yapmışlar.
16 milyon dolar yaklaşık 750 milyon TL yapıyor.
Futbolcuların bu paraya ihtiyacı yok.
İhtiyaç sahiplerine 1’er milyon TL dağıtılsa 750 aileye ilaç gibi gelirdi.
500 bin TL dağıtılsa 1.500 aile...
Ya da bambaşka tesisler, işler yapılabilirdi.
Bu paralar futbolculara neye göre, hangi başarıdan dolayı veriliyor?