Minab’da 168 çocuğun ABD-İsrail saldırılarında şehit edildiği noktada, anlamlı bir tören düzenlendi. Türkiye’den uzanan dostluk ve kardeşlik elinin ardından Minab’da Şecere-i Tayyibe Okulu için temel atma töreni gerçekleştirildi. Detaylar haberimizde;
🇺🇸 JD Vance — 🇮🇷 "İran, tüm dünyaya karşı ekonomik terörizm yaptı."
🇮🇷 İran — "Evet, en eski medeniyete tam 47 yıl boyunca yaptırım uygulamak ekonomik terörizm değildi."🔥🔥
İran yalancılarla nasıl başa çıkılacağını biliyor…😊
⚡️İsrail’i küplere bindiren kapak…
İtalyan dergisi L’Espresso‘nun son sayısı İSTİSMAR manşeti ile çıktı. Kapak görselindeki İsrail askerinin görüntüsü İsrail hükumetini rahatsız etti.
İsrail’in Roma büyükelçisi, dergiyi kınadı, fotoğrafın “kalıp yargıları beslediğini ve nefret suçu içerdiğini” iddia etti.
Derginin kapağında ayrıca şu ifadeler yazıyor:
“Batı Şeria'nın işgali, yerleşimcilerle işbirliği yapan askerlerle birlikte gerçekleşti. Gazze yok edildi. Lübnan'da ilerleme kaydedildi. Suriye'de sınır ihlal edildi. İran'a karşı savaş açıldı. Etnik temizlik ve katliamlar yapıldı. Siyonist sağ, Büyük İsrail'e işte böyle şekil veriyor.”
Sol tandanslı L’Espresso İtalya’nın en çok satan dergisi ve en itibarlı yayın organlarından biri olarak biliniyor.
Anlaşılan, Trump Hürmüz Bpğazı’nda boğulacak, Netanyahu da İstanbul Boğazı’nda…
Terör rejimi, mutlak şer ve kötülüktür; işi gücü bütün Müslümanlara ve İslam ülkelerine saldırmaktır…
Hürmüz, bir açık deniz yolu değildir; dar bir körfezdir, haliçtir, oradaki ülkenin kendi alanıdır, sınırı içidir. Dilerse geçiş ücreti alır, dilerse almaz; keyfine kalmış. Tıpkı bizim İstanbul’daki Haliç gibi bir yer. Canı isteyen her gemi elini kolunu sallayıp oraya giremez…
عاجل: خطوة بارعة من وزير الخارجية الإيراني عباس عراقجي للإيقاع بترامب 🔥
ترامب: "على إيران فتح مضيق هرمز مهما كلف الأمر، أنا متأكد تمامًا أنهم سيفعلون ذلك".
عراقجي: "لا نستطيع العثور على جميع الألغام المزروعة في مضيق هرمز، ولا نملك أي معدات للعثور عليها. لذا من المستحيل فتح المضيق حاليًا".
"زرعت الألغام بسرعة بواسطة زوارق صغيرة تابعة للحرس الثوري الإيراني، وقد انجرف بعضها من مواقعها الأصلية".
هذا الرجل يسبق الجميع بخطوات. كلنا نعرف ما يفعله هنا 🫡
The Iran–U.S. Ceasefire terms are clear and explicit: the U.S. must choose—ceasefire or continued war via Israel. It cannot have both.
The world sees the massacres in Lebanon. The ball is in the U.S. court, and the world is watching whether it will act on its commitments.
"Düşmana diz çöktüreceğiz!"
Şehid Ayetullah Hamaney
*
Evlatların 7 düvele karşı savaştı. Halkın sokakları bırakmadı. Direniş bombalara ve tehditlere boyun eğmedi.
Mütekebbir düşman diz çöktü!
Ruhun şâd olsun!
Savaşın 40. gününde Direniş’in zaferine en çok üzülen ve kinlerinden öfkelere boğulan iki güruh olacak:
1- Siyonist gasip rejim.
2- Mezhep fitnesi yayan Tekfirci Vahhabîler.
Şimdiden, Ümmet arası ihtilafı nasıl körüklerler diye kendilerini paralamaya başladılar bile yorumlarıyla.
Rejim değiştirme propagandası ile başlattığı savaşta kendi rejiminin değiştiğini fark eden Trump, böyle zillet içinde İran’a teslim oldu. Gerçi Siyonistlere pek güven olmaz.
Hıristiyan dünyasının Papası bile dile geldi, bizim İİT’ten ABD ve İsrail’e karşı bir ses çıkmadı… Mezhep fitnecileri hariç; haklarını yemeyelim, Siyonist babalarına fazlasıyla hizmet ettiler ve devam da ediyorlar…
“Vicdan bile duymaz, sesi çıkmazsa, bir âhı;
Sessiz kölelerdir, yaratan binbir ilâhı!”
Kendini dünyanın sahibi zanneden, hukukla, hakla ve adaletle en ufak bir bağı olmayan; uluslararası kurumları ve kuralları hiçe sayan, kibirli ve zorba bir Zamane Firavunu demiş ki:
“Bu gece bir medeniyet ölecek; bir daha asla geri getirilmemek üzere.”
DİKKAT!…
Tehdit edilen sadece İran Medeniyeti değil, tüm insanlıktır.
Biten, sona eren medeniyet; İslam medeniyeti değil, bunu söyleyenlerin medeniyetidir.
Bu açıklamalarla kendi medeniyetlerinin bittiğini itiraf etmişlerdir.
Dünya, kendini “rambo” zannedenlerin ne yapacağını beklemek yerine tepkilerini ortaya koymalıdır.
250 yıllık geçmişiyle koskoca bir medeniyeti tehdit eden, “bu gece sona erdireceğim” diyen akıl tutulması geçiren bir zihniyet, dünya için ciddi bir tehdittir.
Böyle sözler yalnızca bir tehditle sınırlı da değildir; insanlık vicdanına yönelmiş ağır bir hakarettir. Şehirleri yerle bir etmek, çocukları katletmeyi, köprüleri, yolları, hastaneleri, okulları, elektrik santrallerini, barajları ve kısacası tüm yaşam kaynaklarını yok etmeyi bir güç gösterisi sanmak, kendi ahlaki çöküşünü ilan etmektir. Bu eylem bir ülkeyi değil; insan olmanın, medeniyetin, adaletin ve onurun tamamını hedef alır.
Tarihin gördüğü en zalim ve lanetli topluluk olan; bir halkın topraklarını zorla elinden alan, direnenleri katleden ve soykırıma uğratan işgalci Siyonistleri savunmak için, dünyayı ateşe vermeyi göze alan emperyalist anlayışa karşı durmak için illa Müslüman olmak gerekmez. Bu barbarlığa, bu zulme karşı durmak için onurlu ve özgür bir insan olmak yeter de artar bile. Coğrafyası, ırkı, rengi, dini, dili veya mezhebi ne olursa olsun, her insanın yapması gereken bir sorumluluktur.
Yeryüzü, zorbalığın keyfine göre şekillenecek bir alan değildir. Hakikatin ölçüsü güç değil, adalettir. Adalet yoksa, medeniyetin ayakta kalması mümkün değildir. Tarih defalarca göstermiştir: Firavunları firavun yapan kendi güçleri değil, halinden memnun kölelerdir; zincirlerine aşık zihinlerdir. Zulüm, sadece zalimin eliyle değil, sessiz kalanların suskunluğuyla büyür.
Bugün mesele yalnızca bir coğrafya, bir devlet ya da bir halk meselesi değildir; mesele insan kalabilme meselesidir. Hiçbir vicdan, masumların hedef alındığı bir dünyayı kabullenemez. Hiçbir akıl, yeryüzünün böylesine hoyratça, planlı ve sistematik bir şekilde ateşe verilmesini meşru göremez. Gücü yetmeyen sözüyle, sözü yetmeyen kalbiyle karşı durur; çünkü zulme rıza göstermek, zulmün kendisidir.
Ve unutulmamalıdır:
Bir medeniyet, bombalarla değil; adaletle ayakta kalır.
Adalet yoksa, asıl çöküş orada başlamıştır.
Hakikati gören, adaleti savunan ve susmayan herkes, zulmün karşısında gerçek kahramandır. Ne yıkılan köprüler, ne yok edilen okullar, ne katledilen çocuklar, ne yok edilen yaşam kaynakları, insanlığın direncini ve vicdanını asla yok edemez; edemeyecektir.
Medeniyeti olmayan Batı vahşileri, köklü medeniyete sahip insanları öldürmekle medeniyetlerini yok edeceğini mi sanıyorlar?! Telaviv’in lağım fareleri bu gece, sahibi olmadıkları topraklardan kaçarken, bu insanlar medeniyetlerine sahip çıkıyorlar. Batıl elbette yok olacaktır…
Tarih İRAN Devrim Muhafızları Ordusu hakkında şunu yazacak;
Amerika ve israil'i rüsva edecek kadar çetin,
Küçük bir kızı kırmayacak kadar da latif bir orduydu.
Aşura günü "zillete boyun eğmeyiz" diyenlerin sayısı 72 kişiydi. 1400 yıl sonra bugün milyonlar.
Dün de sessiz çoğunluk herkesten fazlaydı, bugün de fazla.
1400 yıl önce 72 kişiyle zillete boyun eğmeyiz diyen şehitler kazandı. Onların mirası sayesinde bugün de zillete boyun eğmeyiz diyerek meydanlarda şehadeti selamlayan milyonlar kazanacak.