@engintezcan Gerçek başarı, alıcı ve satıcı arasında adil denge kurabilen platformların olacak.
E-ticaretin geleceğini müşteri değil, müşteriye ürün sağlayan satıcı belirler.
@engintezcan E-ticarette müşterinin baktığı en önemli iki şey var:
1️⃣ Ürün çeşitliliği
2️⃣ Fiyat
Bunları sağlayan kişi pazaryeri değil, satıcıdır.
Satıcı ise şuna bakar:
Bu pazaryerinde para kazanabiliyor muyum?
Pazaryeri bana gerçekten destek oluyor mu?
@engintezcan Şu an satıcılar yeni bir çıkış yolu arıyor:
✔️ Uygun komisyon oranları ✔️ Adil kurallar ✔️ Satıcıyı dinleyen bir sistem Satıcısının arkasında duran bir pazaryeri
Pazaryerleri şunu anlamalı:
Müşteri her zaman önemli. Ama “müşteri her zaman haklıdır” anlayışı sürdürülebilir değil.
@engintezcan Sonuç olarak ürün çeşitliliği rakiplerine göre daha sınırlı kaldı.
Trendyol: Düşük komisyonlarla satıcıları çekti ve bugün lider konumda.
Ama aynı sinyaller burada da var: Artan maliyetler ve mutsuz satıcılar.
@engintezcan Sonra aynı hataya düştü: Komisyonlar arttı, satıcı memnuniyeti düştü. Bugün hâlâ bunun etkilerini yaşıyor.
Amazon Türkiye: Beklenen büyümeyi yakalayamadı.
Çünkü birçok Türk satıcı için entegrasyon süreçleri zor, ürün yükleme süreçleri karmaşık ve sistem daha katı.
@engintezcan Sonra aynı hatayı yaptı:
Komisyonları artırdı, satıcı desteğini zayıflattı.
İade, sahte ürün ve dolandırıcılık vakalarında çoğu zaman otomatik olarak müşteriyi haklı gördü.
Satıcılar uzaklaştı.
Ve sonunda kapandı.
N11:
Düşük komisyonlarla büyüdü.
Hem Hepsiburada’yı hem GG geçt
@engintezcan Örnekler:
Hepsiburada: Eskiden satıcı olmak zordu. Her başvuruyu kabul etmiyordu. Sonra pazaryeri modeline geçerek büyüdü ve ayakta kaldı.
GittiGidiyor: “Herkes satış yapabilir” dedi. Makul komisyonlarla satıcıları çekti ve Hepsiburada’yı geçti.
@engintezcan Sorun şu: Bir pazaryeri biraz trafik ve satış yakalayınca, hemen satıcının sırtına yük biniyor.
Komisyon oranları artıyor, reklam zorunlu hale geliyor, ek masraflar çıkıyor… Tüm yük satıcının üzerine bırakılıyor.
Sonuç? Satıcı başka pazaryerlerine kaçıyor.
Dün eşimle pazara gittik. Kızım Mina muz çok sevdiği için muz almak istedik.
Tezgâha yaklaştık, istediğimiz muzu gösterdik. Pazarcı aldı, tarttı, poşete koydu.
Sonra bizim istediğimiz muzdan daha fazlasını poşete ekledi,
“Bu da benden olsun” dedi.
Eşim hemen itiraz etti:
“Abi olmaz öyle şey, ikramını olmayanlara yap” dedi.
Ama adam ısrarcıydı:
“Herkese veriyorum, lütfen kabul edin” dedi.
Eşim şaşkın, “duanın bini bin para” havasında.
Ben o anda şüphelendim.
Araya girdim, “Borcumuz ne kadar?” dedim.
“150 lira” dedi.
İşte o an anladım.
Çünkü aldığımız muz en fazla 1 kilo gelir.
Muzun kilosu 70 lira.
“İkram” dediği şeyin de bedelini bize ödettiği çok belliydi.
Pazardaki orta yere kurulan tartıya gittim.
Bizim aldığımız muz 1 kilo çıktı.
“İkram” dediği muz 1,2 kilo geldi.
Hesap birebir tutuyor.
Zabıtaya gittim, yaşananı anlattım.
Daha cümlemi bitirmeden,
zabıtanın yüzünden bu senaryoyu daha önce çok gördüğünü anladım.
Muzları tarttı, kaç para verdiğimi sordu,
sonra birlikte tezgâha gittik.
Ben bir yaptırım beklerken,
zabıta pazarcıya sadece:
“83 lira verir misin?” dedi.
Pazarcı verdi.
Zabıta parayı bize uzattı ve gitti.
İşte orada asıl şaşkınlığı yaşadım.
Çünkü ortada bir dolandırıcılık var.
Ama esnafı denetlemesi gereken kişi,
hırsıza sadece “çalınanı geri ver” dedi.
Hırsız yaptığı hırsızlığı iade edince,
adalet sağlanmış sayıldı.
Biraz uzaktan izledim.
Aynı pazarcı, hiçbir şey olmamış gibi,
aynı taktikle insanları dolandırmaya devam etti.
Yanına gitmek istedim.
Eşim durdurdu:
“Yapma… Zabıtadan bile çekinmiyor. Başımıza bela olur” dedi.
İnsanlığın geldiği nokta bu.
Olay Etimesgut Ahi Mesut Perşembe Pazarında gerçekleşiyor.
Bilginize Sayın @erdalbeskcioglu